,

Peki ya Sonra? | Black Mirror 3. Sezon 4. Bölüm İnceleme

Üçüncü sezonunun Netflix kanatları altında olacağını öğrendiğimiz andan itibaren heyecanla bekleniyordu Black Mirror. Aynı heyecanla da tüm bölümlere aynı anda kavuştuk. Netflix’in bu politikası benim gibi dizilerini maraton şeklinde izlemeyi sevenler için bulunmaz fırsat. Fakat dizi Black Mirror olunca pek maraton yapılamıyor. Zira dizi izlemesi zor olduğu gibi (alınan keyif üst düzey ama o ayrı bir konu) sindirmesi de oldukça zor aslında.

Öyle ya da böyle dördüncü bölüme gelebildim Black Mirror’un yeni sezonunda. Ve bu bölüm için ütopik bölümüydü diyebilirim. Öyle ki izlerken insana böyle bir şeyin olabilirliğini sorgulamaktan ziyade, “olursa nasıl olur”u düşündürüyordu bana. Diğer Black Mirror bölümlerinin içinden izlemesinin kolaylığıyla da sıyrılıyor bölüm. Sevgi pıtırcığı anlatımının altı aslında oldukça derin. Ne var ki bu derinliğe pek inmemişler de sadece bizi o derin çukurun başına koymuşlar gibiydi bölüm. Hani o çukura düşsek daha fazla etkilenirdik sanki. Neyse efendim sözü uzatmadan incelemeye geçiyorum;

black-mirror-san-junipero-1

Giriş; Geçmişe Özlem

Oldukça ilginç ve pek düşünmediğimiz bir alternatif ütopya üzerine kurulmuş bu bölüm. Öyle ki hep korktuğumuz ölüm artık bir mutlak son değil, bir tercih meselesi olmuş. Sonsuz yaşamın mümkün olduğu bir dünyadayız ama bunu başlangıçta bilmiyoruz.

Yorkie’yi görüyoruz ekranda oldukça çekingen duruyor ve yılın 90’lar olduğunu anladığımız müzikler eşliğinde insanları süzüyor. Sonra tesadüfen Kelly ile tanışıyor ama Yorkie ne istediğinden emin değil. Bölümün yarısına kadar evren hakkında pek bir şey anlamıyoruz ama sonra öğreniyoruz ki burası belli aralıklarla gelebildiğin bir “dönem”.

Nasıl gelinip gidildiğini çözmemişken Yorkie burada “daimi” kalmak isteyebileceğini söylüyor. Sally ise “geçici” olduğunu. Başlarda pek anlam ifade etmiyor tabi bu durum. Yorkie’nin çekingenliğinin nedenini de anlamıyoruz, Kelly’nin geçiçiliğinin nedenini de. Ama güzel vakit geçiriyorlar. Sonra Yorkie Kelly’i bulamıyor, arayışlarını başka “dönem”lerle de genişletiyor. Yorkie Kelly’i ararken biz de 60’lardan 80’lere, 70’lerden 2000’lere dönemlerin eğlence yerlerine göz atıyoruz bu arada kısaca.

black-mirror-san-junipero-2

Gelişme; Ölümün Olmadığı Yer

Bölümün sonuna doğru bu “dönem”lerin sanal bir gerçeklik olduğunu ama kişinin bilincinin tamamen burada olduğunu ve yaşlılar için geliştirilmiş bir sistem olduğunu anlıyoruz. Yorkie’nin ve Kelly’nin gerçek bedenlerini görüyor arka plandaki hikayelerini duyuyoruz.

Meğer Yorkie’nin bu kadar utangaç olmasının nedeni hayatını neredeyse hiç yaşamamış olmasıymış. 20’li yaşlarında ailesine gay olduğunu söyledikten hemen sonra bir trafik kazasında tamamen felçli kalmış. Kelly ise tam tersi bir şekilde evli ve çocuğuyla hayatı dolu dolu yaşamış. Fakat çocuğunu ve bir süre sonra da eşini kaybetmiş, bu yüzden de burada kalıcı olmak istemediğini öğreniyoruz.

Her iki karakterimiz için de içinde bulundukları “san junipiero”nun çok farklı anlamları var. Zaten hayatı dolu dolu yaşamış birisi ile hayatı neredeyse hiç yaşamamış birisinin aynı anlamı çıkarmasını beklemek hayalperestlik olurdu. Yorkie öldükten sonra ölümün olmadığı bu tarafa geçmeyi kesin olarak istiyor ama Kelly buna kesinlikle karşı. Çünkü çocuğu ve kocasının olmadığı, olmayı seçmediği bir yerde olmak ona doğru gelmiyor. Kelly’nin çıkmazı ise tüm bu kalmak istememe duygularına karşı olarak Yorkie’ye hissettikleri oluyor.

Ölümün olmadığı bu yer ise insanı oldukça fazla düşünmeye itiyor. Hayatımızın değerli olmasının bir nedeni de bir gün ölecek oluşumuzun bilinci olduğunda hemfikiriz sanırım. Tıpkı dünyada kalıcı izler, eserler bırakmak istemek, hatırlanmak istemek gibi şeylerin arkasında da bir gün ölecek olmamızın bilincinin yattığı gibi… Ne var ki tüm bu gerçeklikten ölümü çıkardığımızda sanki elimde pek bir şey kalmıyor gibi geliyor bana. Ölüm olmayan bir dünyada eğlenmek ne kadar, nereye kadar tatmin edebilir ki insanı?

black-mirror-san-junipero-3

Sonuç; Sonsuzluk Denilen Şey

Kelly ikilemlerde kalsa da, Yorkie’nin evlilik teklifini kabul ediyor ve biraz bocalasa da bu dünyada kalmayı kabul ediyor. Ve bu bölümle sanırım Black Mirror tarihinin ilk ve tek sevgi pıtırcığı hikayesini de izlemiş oluyoruz.

Bölümün distopik ağırlığının farkında olmakla birlikte, daha fazla yer kaplamaması, izleyici olarak sadece Yorkie ve Kelly’nin “mutlu son”unu görmüş olmamız bölüm içinde biraz eksik kaldığını itiraf etmeliyiz. Çünkü asıl hikayede biraz da Yorkie ve Kelly’nin burada kaldıktan sonra yaşadıklarını da görmeliydik bence. İçine düşebilecekleri çıkmazlar tüm bu kurgunun distopik tarafını ve varoluşsal bunalımını daha net gösterebilirdi bence. Zira sonsuzlukta mutluluk nereye kadar ve nasıl yakalanır diye düşünmeden edemiyor insan. San Junipera’da da böyle durumlarla karşılaşıldığını ve çıkmaza düşen insanlar olduğunu da görüyoruz az da olsa. “Bataklık” dedikleri ekstrem eğlence mekanı aslında yukarıda bahsetmek istediğim şeye çok güzel bir örnek oluşturuyor. Yine de tam istediği distopyayı bulamadım ben sanki…

Her şeye rağmen Black Mirror bu bölümüyle de uzun zamandır düşünmediğimiz bazı şeyleri düşündürüyor bizlere. O zaman gelsin bir sonraki bölüm.

bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Bir Cevap Yazın

Loading…

Kuyu | Westworld 1. Sezon 9. Bölüm – SoruYorum

Bir İntikam Hikayesi | 91 Days