, ,

Nisan Gürbüz | Her Kadın, Haklarını Bilmeli

O bizim ekibimizin en küçük üyelerinden biri. Yaşı küçük ama aklı ve kalbi büyük bir arkadaşım. Twitter üzerinden yapılan paylaşımlarda da birlikte çalıştığımız için kendisinin tam bir ekip elemanı olduğunu söylemem abes olmaz. Daha çok yazdığı haberlerden tanıdığınız, sevgi pıtırcığı, sevimli kişilik Nisan Gürbüz’le kendisi ve hayat görüşleri üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Kahvenizi de alın ve sohbetimize siz de dahil olun.

Nisan selam, öncelikle herkese sorduğum klasik soruyla başlayıp kendini tanıtmanı istiyorum. Bu soruyla ben de sizleri baştan tanıyorum çünkü. Nisan Gürbüz’ü anlatır mısın bana?

Öncelikle 20 yaşındayım ve Bursalıyım. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okuyorum. Onun dışında müzik dinleyerek, oyun oynayarak ve dizi-film izleyerek geçiriyorum zamanımın çoğunu. Diğer insanlardan farklı olan kendimi tanıtabileceğim bir şey kalmadı sanırım.

Bilgisayar mühendisliği hala revaçta bir meslek. Kaçıncı sınıftasın ve mezun olunca ne yapmayı düşünüyorsun?

Evet, benim de tercih etme sebebim bu aslında. Vaktimin de çoğunu bilgisayarda geçirince daha doğru bir meslek olamayacağına karar verdim. Ben şuan üçüncü sınıftayım mezun olunca yüksek lisansa devam edip daha sonra da yazılım üzerine çalışmak istiyorum.

Akademik kariyer yapmayı düşünmüyor musun?

Okulda kalmayı çok düşünmüyorum açıkçası. Çünkü ders çalışmaktan ciddi anlamda sıkıldım (Gülüyor) Özellikle okulda asistanların neler çektiğini gördükçe bu fikirden soğudum. Artık ders çalışarak değil de sevdiğim şeylerde ilerlemek istiyorum.

Yazılım üretip satmayı düşünüyorum ve bunu da dizi ve filmler üzerinden yapmak istiyorum. Dizihaber ekibinde olmam da bu fikrin bir parçası bir yandan.

15696419_10210518865024059_2085707102_o

Peki hayatına Bursa’da mı devam edeceksin, yoksa İstanbul, Ankara gibi daha büyük şehirlerde yaşama hayallerin var mı?

Açıkçası benim hayalim de çoğu insan gibi yurt dışı. Özellikle Kanada. Ama bu çok zor bir ihtimal. Daha gerçekçi bir hedeften bahsedecek olursam Bursa’yı çok sevsem de İstanbul’daki iş imkanları sebebiyle orada yaşayabilirim.

Kanada neden zor ihtimal sana göre? Nitelikli kişilere en çok yaşam fırsatı veren ülkelerden biri Kanada.

Evet öyle dediğin gibi ama nitelikli kısmından dolayı zor (Gülüyor) Oraya giderken not ortalaması, dil sınavları vs. bir çok sınav geçmek gerek. Açıkçası kendime o kadar güvenemiyorum.

Kendine güvenmesini söylüyorum da, aynı mütevazı tavırla “Mezun olduktan sonra o güveni bulabilirim umarım.” diyor.

Ne zamandır dizihaberdesin? Sen nasıl dahil oldun ailemize? Anlatsana.

Ben dizihabere katılalı 1 yıl 2 ay olmuş. Uzun süredir ve çok severek birdizihaberin twitter hesabını takip ediyordum. Daha sonra canımın sıkıldığı bir yaz günü yazar alımı olacağını söyleyen bir tweet atmışlardı. Ben de başvurdum. Ama umudum yoktu. 1-2 ay sonra maille olumlu şekilde geri döndüler. Daha sonra Ayça Özbay’la telefon görüşmesi yapıp başlamış oldum. Başlarda haftalık dizi yorumu tarzı yazılar yazıyordum ve her yazımda o kadar çok hata oluyordu ki Ayça benden sıkılmıştır artık diye düşünüyordum. O yüzden benim Türkçemin ve başka özelliklerimin de gelişmesinde Ayça’nın rolü çok büyüktür. Buradan ona çok teşekkür ediyorum. Daha sonra derslerim çok ağırlaşınca eskisi kadar dizi izleyemez oldum. Ama dizihaberden de kopmak istemiyordum. Dizilerle ilgili haberleri çok yakından takip ederdim. O yüzden haber yazarsam daha iyi olacağına karar verdik ve bir süredir daha çok haber yazıyorum.

Ayça hepimizle ayrı ayrı uğraşıyor desene. “O -de’ler -da’lar ayrı yazılacak.”  (Gülüyoruz)

Evet, bağlaçlar ve anlam hataları konusunda çok başarılı. Gözünden kaçmıyor hiç bir ayrıntı.

Şu okuduğunuz yazıda gözünüze herhangi bir yazım hatası çarpmıyorsa Ayça gerekli düzeltmeleri yaptırdığı içindir sevgili okur. Ben de kendisine ayrıca teşekkür ederim. 

Yazar kadrosuna kabul edildiğinde ne hissettin?

Aslında küçüklüğümden beri sürekli yazardım ama kimse görmemiştir yazı yazabildiğimi. İnsanlar ilk kez yazdığım şeyleri okuyacağı için çok heyecanlıydım başlarda. Hatta şimdi arkadaşlarım “Okuyabilir miyiz?” dediğinde bile benim yanımda okumamalarını istiyorum. Başkaları tarafından yazılarımın okunması zor bir şeydi benim için yani.

Aynı durum bende de var hala biliyor musun? Tanıdık birileri okuduğunda niyeyse utanıyorum hala. Küçüklükten beri yazdığını söyledin. Başka neler yazıyorsun?

Yalnız olmadığıma sevindim. (Gülüyor) Yazmayı öğrendiğim günden bu yaşıma kadar günlük tuttum. Yazı yazmayla ilk tanışmam bu oldu diyebilirim daha sonra küçüklüğümde hep fantastik hikayeler yazardım. Öyle çok profesyonel şeyler yazmadım hiç bir zaman ama buradan günlük tutmayı ilerde yazarlık ya da o tarz bir şeyler yapmak isteyenlere tavsiye ediyorum.

 Hala günlük tutuyor musun?

Evet, eskisi kadar sık olmasa da vakit buldukça yazıyorum.

Hikayelerini profesyonel anlamda düzenlemeyi düşünüyor musun? Bilgisayardan anlıyorsun, bir blog yazarlığı yapabilirsin.

İlerde blog açmak istiyorum ama dediğim gibi hikayelerim hiç profesyonel değildi. Düşününce blogun bir kısmını ona ayırmak mantıklı olabilir. Fikir için çok teşekkür edeyim sana hatta. Bir gün blog açtığımda fikri senden aldığımı da belirteceğim.

15697151_10210517716315342_1923486668_o

Ne zamandır yabancı dizi izliyorsun?

Aslında bu soru için sana kendi yazımın reklamını da yapmış olayım. Hatırlarsan dizihaber yazarlarının izlediği ilk yabancı diziler diye bir yazı yazmıştım. Benim tanışma hikayem, 10 yaşlarında televizyondaki uzun Türk dizilerini izlerken aşırı sıkılıp Cnbc-e’yi keşfetmemle başladı. Daha sonra da internetle tanışıp bir daha televizyon kumandasını elime almamış olabilirim. Yabancı dizilerin kısa ama güzel senaryolarını gördükçe kopamaz oldum, her diziyi izlediğimde o dizinin dünyasında yaşar oldum ve bu şekilde hayatımın bir parçası oldular.

Eh, sen bayağı eski bir izleyicisin o zaman. Madem öyle sana izlediğin en etkileyici yabancı diziyi sormak farz oldu.

Çok zor bir soru sordun bana. (Gülüyor) Çünkü ‘en’lerim olmadı hiç bir zaman ama ilk izlediğim dizi Lost olduğu için bende yeri ayrıdır. Onun dışında kitaplarını okuyup hayran olduğum Game of Thrones var. Biliyorum dizi çok mükemmel değil ama dediğim gibi kitaplarına da hayran olduğum için objektif bakamıyorum olaya.

Lost, döneminin efsanesiydi gerçekten. Finalini saymazsak tabi. Şu sıralar dizi izleyebiliyor musun? İzliyorsan hangi dizileri izliyorsun?

Bu aralar cidden çok fırsat bulamıyorum ama Hafize’nin önerisiyle Black Mirror’a başladım ve çok sevdim. Onun dışında The Walking Dead, Westworld, The Flash, Gotham, Once Upon a Time, Blindspot ve güncel devam eden bir kaç dizinin yeni çıkan bölümlerini takip etmeye çalışıyorum. Bir de Sherlock’un yeni sezonu 1 Ocak’ta başlayacağı için tekrardan izlemeye başladım. Dipnot olarak sevdiğim dizileri tekrar tekrar izlerim.

Bu yoğunlukta oldukça fazla ama iyi diziler izliyorsun. Black Mirror bu sezon adından çok fazla söz ettirdi. Ne oldu da bu sezon bu kadar konuşuldu?

Aynen, güncel dizileri 2-3 hafta kaçırsam da takip etmeye çalışıyorum. Black Mirror’a gelecek olursak bence bu sezon bölüm sayısını arttırdığı için daha fazla konuşuluyor olabilir. Onun dışında Netflix’te olması çok büyük bir etken. Bir başka etken de konu olarak diğer dizilerden çok farklı olması ve işleniş şekliyle insanları düşündüren bir dizi olması bence.

Netflix yayınladığı dizilerle yabancı dizi severlerin gözdesi haline geldi. Özgün içerikler sunması bunda etken oldu mu sence?

Kesinlikle etkili oldu bence. Ayça’nın ‘Televizyon yeni sinema mı?’ yazısından hatırladığım kadarıyla da Netflix için ‘film tadında diziler’ gibi bir alıntı vardı. Bize sunduğu diziler cidden farklı ve özgün içerikler. Netflix’te herhangi bir dizi gördüysem ve araştırmak için boş vaktim olsa da internetten araştırmadan başlarım. Aynı zamanda son zamanlarda telif hakkı nedeniyle insanlar en popüler dizilere bile ulaşamaz oldu. Netflix’in bize hazır altyazılı şekilde diziyi sunması ve bizim tek tuşla diziyi izlememiz büyük kolaylık.

Şu telif meselesine de değinelim. Bazı diziler ya yayınlanamıyor ya da yayınlansa dahi siteden siliniyor. Evet, hak önemli ama bununla ilgili bir düzenleme gerekli bana göre. Sen ne diyorsun bu konuda?

Kesinlikle katılıyorum. İnsanları kaçak yollarla dizi indirmeye sürüklüyorlar (Gülüyor) Dediğin gibi bir düzenleme gelebilirse izleyenler de mağdur olmaz dizi yayıncıları da. Nasıl bir düzenleme olur kimin ne hakkı var çok bilmiyorum ama izleyenlerin mağdur olduğu kesin.

15725816_10210517716075336_1210531377_o

Türk dizilerini izleyebiliyor musun?

Ben şu an izleyemiyorum ama önceden izliyordum. Avrupa Yakası’nı çok izlerdim. Onun dışında Kuzey Güney izlemiştim biraz. Suskunlar’ı izledim on bölüm kadar. Güncel olarak, annem televizyon izlerken onunla İçerde’ye bakmıştım bir bölüm. Onun dışında dediğim gibi dizi sürelerinden dolayı ve yavaş senaryodan izleyemiyorum ama az süreli orijinal senaryolu bir dizi önerin olursa izlerim tabii.

Dizi süreleri maalesef yine aynı ama geçen senelere göre daha başarılı işler var ekranda bu sene. Bizim yazar grubunda aslında Türk dizilerine karşı bir önyargı yok ama bu süreler yüzünden izleyemiyor kimse. Peki bu süreler kısaldı diyelim, ülke dizilerine döner misin?

Kesin bir dönüş yapacağımı sanmıyorum tabii. Yani yabancı dizileri bırakmam ama mesela senaryosu, oyunculukları güzelse Türk dizisi izlemeye de başlarım. Açıkçası şu anki dizilerin Türk insanının tümüne hitap ettiğini sanmıyorum. Çünkü Türk aile yapısıyla bağdaşan konu drama ve aşk genelde ve bu konuların dışına çok çıkılmıyor. Yani senaristler de haklı bir yerde, para kazanmak istiyorlarsa hep aynı şeyler üzerinde yoğunlaşıyorlar. Sonuç olarak dediğim gibi bir dizi olursa ben onu da internetten izlerim çünkü uzun reklamlar da canımı cok sıkıyor.

Nisan bu konuda inatçı çıktı ama şimdi vereceğim haberlere ne diyecek bakalım.

O zaman sana güzel bir haber vereyim. BluTv’yi daha önce duydun mu bilmiyorum. Yeni yılda Masum adında 8 bölümlük ve 60 dakikalık bir dizi yayınlayacaklar. Haluk Bilginer, Ali Atay gibi isimler var kadroda.

Bir de PuHu’nun Fi Çi Pi projesi var, Ozan Güven, Serenay Sarıkaya, Mehmet Günsür ve Berrak Tüzünataç’la oluşturulmuş kadroyla. Ne diyorsun bu gelişmelere?

Bence çok iyi. Yeni bir şeyler deneniyor, umarım başarılı da olur. Kadroyu sağlam yapmaları da iyi olmuş. Zaten yeni bir fikir olduğu için kadroyu sağlam tutarak başarılı olacağını düşünmüşlerdir. Yabancı dizi ve yayın formatına yaklaşıyoruz bence bu çok iyi bir haber.

Peki Nisan, aslında bizim platformda siyasete yer yok biliyorsun ama ülkenin genel durumunu bir gencin gözünden özetler misin bana?

Siyaset konuşmadan zor ama özetlemeye çalışayım. Etrafımdaki herkes yurt dışına gitmek istiyor, ben de öyle tabii. Etrafımdakiler dedim ama aslında bir o kadar gencin umurunda değil. Birileri mi ölmüş, ülke mi yanmış, satılmış mı onlara bir şey olmadığı için çok umurunda olmayan da var. Bence insanların umurunda olmayışı, kılını kıpırdatmayışı, yaşanan felaketlerin normalleşmesi halihazırda kötü olan durumun çok daha kötüye gittiğini gösteriyor. Yakın zamanda düzeleceğini sanmıyorum ama inşallah Atatürk zamanı gibi dönemlere döneriz.

Ülkeden umudunu kestin mi yani? Bu yüzden mi gitmek istiyorsun?

Evet aslında, ülke gelişmiyor ve genç beyinler ölüyor bence. Ülkemizde çoğu şeye değer verilmiyor. Belli başlı değerler var elbet ama bilim ve eğitim konusunda yeterli kaynağın ayırıldığını düşünmüyorum. Onun dışında demin söylediğim gibi yarın ölme ihtimalimiz, ölmezsek sürünme ihtimalimiz gün geçtikçe artıyor maalesef.

Bu soruyu Nisan’a özellikle sordum. Çünkü otuzlu yaşlarda bir birey olarak söyleyeyim ki Nisan’ın yaşlarında ben de yurtdışında yaşama hayalleri kuruyordum ama bunun sebebi tamamen macera arayışında olmamdı. Şimdi gençler malesef bunu bir kaçış, daha iyi bir yaşam şansı olarak görüyor. Bu çok acı veriyor bana gerçekten. 

15726024_10210517708435145_116919710_o

İstanbul da yaşama ihtimalinden bahsettin. Daha önce yaşadın mı İstanbul’da? İstanbul’da doğup, büyümüş biri olarak konuşuyorum. Orada iş imkanı daha fazla tabi ama yaşamak da bir o kadar zor. Var mı aklında bir plan?

Aslında İstanbul her ne kadar güzel ve iş imkanı olarak iyi bir şehir olsa da trafik ve insan çokluğu yoruyor. Daha önce yaşamadım ama bir çok kez gittim. Bana kalsa ve iş bulabilirsem Bursa’da yaşarım tabii. Yazılım şirketi İstanbul’da daha çok olduğu için onlara başvurmayı düşünüyorum ama Bursa’da bulabilirsem burada kalmayı da istiyorum. Dediğim gibi mezun olduktan sonra nerede iş bulabilirsem orada yaşarım gibi.

Nisan kendini eleştirsene biraz. Hangi huylarını sevmiyorsun? Ya da fiziksel olarak şöyle bir kusurum var dediğin bir şey var mı?

(Heyecanlanıyor) Böyle sorunca bilemedim, çok var tabii. Ben biraz özgüvensiz bir insanım en kötü özelliğim bu bence. Tek başıma kantine bile gidemem hatta (Gülüyor) Utangaçlık ve özgüven eksikliği dışında çok panik ve stresli bir insanım,  en küçük bir şeye bile aşırı stres olurum. YGS-LYS gibi sınavlarda titremekten kalem tutamadığımı bilirim. Fiziksel olarak bir kusur söyleyemedim şimdi ama çok sevmediğim huyum.

Bu özgüven eksikliği nereden geliyor? Çocukluğuna mı insek?

Soruyla birlikte uzun süre gülüyoruz. Bana bir uzanma koltuğu şart oldu.

Ya, olabilir tabii ama bence Türk toplumunda kız çocuğunun konumlandırıldığı yerle ilgili bir durum bu. Kız çocuklarının çoğu kendine güvenmesi engellenen, erkeklerin sürekli öne sürüldüğü bir ortamda yetişip büyüyor. Bu nedenle daha çocukken kendilerine olan güveni zedeleniyor. Bu arada feministliğime de değinmiş olduk. “Sen mühendis olamazsın, sen şu ağırlığı kaldıramazsın, sen araba süremezsin.” Sürekli bu ve bu tarz cümleler duyuyoruz ve özgüvenli olan çok az kız oluyor haliyle.

Feminist misin?

Tam anlamıyla diyemem. Feminizm dendiğinde ‘erkek düşmanlığı’ gibi bir algılanıyor. Ama her kadın biraz feminist olmalı bence. Haklarını bilmeli ve erkeklerle eşit olduğunun farkında yaşamalı. O zaman her kadının olması gerektiği kadar feministim diyebilirim.

Kadın-erkek eşitliğini çok yanlış anlayan insanlar var dünya genelinde. Sen ne diyorsun kadın-erkek eşitliği konusunda?

Yaratılış olarak, kemik yapısı olarak kadınlara göre nispeten daha güçlü yaratılmış olabilirler. Fakat gerçek hayatta kadınlara karşı herhangi bir üstünlük doğurduğunu sanmıyorum bu kas ve kemik yapısının. Olimpiyat gibi kas gücünün ve hızın yarıştığı bir şekilde yarışsak tamam, kas yapısı olarak farklı oldukları için eşit olmuyoruz ama onun dışındaki hiç bir konuda eşitsizlik olduğunu düşünmüyorum.

Hak veriyorum bu konuda sana, ki yaptığı işlerle bir çok erkeğe taş çıkaran kadınlar var. Kadınlara değer vermeyen bir toplumuz ama son zamanlarda birçok erkek de katılıyor eşitlik temalı projelere. Nasıl görüyorsun bu durumu?

Tabii ki sevindirici. Mantıklı düşünen erkek sayısının arttığını görmek beni sevindiriyor. Kendi öğretmenlerimden bile “Ev hanımı olsaydınız, ne işiniz var burada?” diyenlerin olduğu bir dünyada bu tarz projeleri görünce geleceğe daha umutlu bakabiliyorum en azından.

Sanki nesilden nesile daha bilinçli çocuklar yetiştiriyoruz. Belki 20 yıl sonra çok daha iyi yerlerde oluruz kim bilir?

Biraz başa döneyim. Kendinde gördüğün kusurları sordum. Peki karşındaki insanlarda tahammül edemediğin neler var?

Bunu hiç düşünmeden söyleyebilirim. Kesinlikle yalan ve bencillik. Ne yazık ki benim yaşımdaysanız ve üniversite okuyorsanız etrafınızda bu özelliklere sahip insan bulmak çok kolay. Yani bu iki özellik dışında diğerlerini görmezden gelebiliyorum ama bencillik ve yalan dayanamadıklarım.

Bu tip insanlar hayatın her döneminde çıkacak karşına ne yazık ki. Sen hiç yalan söylemez misin?

Yani çok büyük yalan söylemem hiç. Onun dışında anı kurtaran, küçük, zararsız yalanlar söylediğim olmuştur tabii.

Yahu, sizce de çok içten değil mi bu kız? 

Nisan bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim sana. Önümüz yılbaşı. Yeni yıla dair okuyucularımız ve dünya için dileklerini öğrenelim ve sonlandiralim sohbetimizi.

Asıl ben çok teşekkür ederim sana. Her konuda konuştuk sohbetin başını unuttum. Buraya kadar okuyanlara da çok teşekkürler. Yeni yılda barış dolu bir Türkiye ve dünyaya doğru adım atarız umarım. Herkese mutlu huzurlu ve bol dizili bir yıl diliyorum.

2016’nın okuyacağınız son röportajını bitirirken, ben de hem kendim hem de tüm ekip arkadaşlarım adına 2017’nin acısız bir yıl olmasını diliyorum. Tüm dünyanın lanetlenmiş gibi geçirdiği şu günleri hep birlikte aştığı, inanamayacağımız kadar güzellikle dolu bir sene, hatta nice senelerimiz olsun. Bu yıl da bizlerle olduğunuz için her bir okurumuza ayrıca teşekkür ederiz. Mutlu olun ve öyle kalın. Sizi seviyoruz.

86 model. Türk dizilerine aşina, yabancı dizilere hasta bir adam. Vakti olsa izlenmedik yabancı dizi bırakmayacak ama bir gün çok zengin olduğunda evine duvardan duvara led ekran döşetip cips kola eşliğinde bu günlerin acısını çıkaracak. Onun da izlediği ilk dizi tabi ki Alf!

Bir Cevap Yazın

Loading…

Meleklerin Işığında Nefretle Savaş | Tales of Zestiria the X

Nefret ve Sonuçları | Black Mirror 3. Sezon 6. Bölüm İnceleme