Shagrathian Hakkında Her Şey | Röportaj

    Altyazılar her daim dizi hayatımızın bir parçası oldu ve olmaya da devam edecek.. Biz de sitemizde çevirmen arkadaşlarımıza elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz. Bu bağlamda bir röportajla daha karşınızdayız.


Röportaj serimizde daha önce Nazo82, Pınar Batum & Begüm Özdemir ve Eşekherif ile güzel sohbetler gerçekleştirmiştik. Şimdi de karşınızda: Shagrathian.





Bir diziye başlayacağımızda artık neredeyse oyuncularından önce altyazı çevirmenine bakar hale geldik. Shagrathian nickini görünce de eminim çoğunuzun öncelik verdiği diziler olmuştur. Kendisini bir çok dizi ve filmden tanıyoruz, True Blood’ın 5. sezonu da başlamışken ilk aklımıza gelen çevirmenlerinden Buse ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Hayranı olduğu dizilerden, Formula 1e kadar bir çok konuyu konuştuk. Biz soruları hazırlarken çok keyif aldık, umarız sizler de beğenirsiniz


Öncelikle vaktini ayırıp bizlerle bu keyifli sohbeti gerçekleştirdiği için Buse’ye teşekkür ediyoruz ve direk soru cevap kısmına geçiyoruz.


– Birçok dizi ve filmin altında imzan var. Seni biraz daha yakından tanıyalım. Shagrathian kimdir, neler yapar?
Buse ben. İstanbullu’yum. 89 doğumluyum. 1 sene önce üniversiteden mezun oldum, işsizler kervanında kendime maalesef sağlam bir yer edinmiş bulunuyorum. Günümün büyük bir kısmı bilgisayar başında geçiyor.

-Özel hayatla başlamak gerekirse. Reel hayatta neler yapıyorsun? Altyazı senin özel hayatından ne kadar yer kaplıyor. (Son zamanlarda çeviriyi bıraksan da)
İlk başladığımda fazlaca yer kaplıyordu. Grup hâlinde çeviri yapan site için derslerimi ekmişliğim bile olmuştur. Ha değdi mi? Tabii ki hayır. Bu da bana ders oldu. Sanal işleri özel hayata fazla dahil etmemek ve kendini fazla harap etmemek gerek.

– Altyazı çevirmenliğine ne zaman, nasıl başladın?
2008’de başladım. O dönem-az önce bahsettiğim- grup hâlinde çeviri yapan bir site vardı, onlara dahildim. Acemilik dönemimi orada geçirdim, çeviri programlarına hakimiyetimi geliştirdim. O siteye bayağı emek verdim. Sonra bazı anlaşmazlıklar oldu, tek devam etmeye karar verdim. DivxPlanet, DivxForever, YedinciGemi, TürkçeAltyazı sitelerinde hesap açtım ve uzun bir süre hepsine altyazılarımı özellikle aynı anda yüklemeye çalıştım. Gel zaman git zaman çeviri ortaklıklarının da etkisiyle DP’de daha aktif oldum.


– Shagrathian nicki nereden geliyor? Dimmu Borgir elemanı Stian Thoresen (Shagrath) ile bir alakası var mı? (Bulabildiğim en yakın sonuç bu oldu :))
Haha, aynen öyle! Nickimi Shagrath’la bağdaştıran beni hâlâ metalci falan sanıyor, yok aslında öyle bir şey. Lise dönemlerinde uydurduğum bir nickti. (Opeth’çiler kendilerine Opethian falan der, o hesap.) Hem unisex olması hem de benzerinin olmaması sitelere ve forumlara kayıt aşamasında işimi kolaylaştırdı, öyle de kaldı üstümde. Özel bir anlamı yok, pek sevdiğim de söylenemez aslında.


– Çevirdiğin dizilerden en favorin hangisi? Keşke ben çevirseydim dediğin diziler var mı?
Elbette Dexter! True Blood ve United States of Tara’nın çoğu bölümünü çevirdiğimden onların da yeri ayrıdır. USOT ilk solo dizi çevirimdir hatta. İstediğim bütün dizileri 1-2 bölüm de olsa çevirdim. Bu uğraşa erken başlasaydım kesinlikle Six Feet Under’ı çevirmek isterdim.


Bir çevirmen masken olmasının yanında bir izleyici olarak takip ettiğin dizi ne kadar? 
Ohooo, çok! Reality show’larla birlikte kış takviminde haftada 17-18 civarı program takip ediyorum. Kısır döneme girdik şu an maalesef, 4 dizim kaldı. Eskilere dönüş yaptım ben de. Şu sıralar OZ’u izliyorum.


-Yine aynı şekilde izleyici olarak en beğendin diziler hangileridir.
Klişe olacak belki ama Six Feet Under bir yana, diğerleri bir yana. İkinci sırada Dexter gelir. Üçüncü sırada The Walking Dead geliyor. Mükemmel bir iş yapıyorlar gerçekten. Tüm çizgi romanlarını okudum ama yine de o sürpriz öğesini muhafaza etmeyi çok iyi başarıyorlar. Sanırım bunda çizgi roman yaratıcısı Robert Kirkman’ın ikinci sezonda senarist kadrosuna dahil olmasının etkisi büyük. Lost’un bende de yeri ayrı. Tüm bölümlerini izlediğim ilk yabancı diziydi. Ve elbette True Blood…

– Formula 1 tutkunu olduğunu biliyoruz ve yakından takip ediyoruz. Bu hobi ne zaman başladı ve senin için ne ifade ediyor?
Haha, Twitter’dan başınızın şiştiğinin farkındayım! Çok önemli benim için F1. Ağır bir fandom durumu söz konusu. Günlük işlerimi de F1 takvimine göre ayarlarım. Yaklaşık 8 senedir devam ediyor ama 2007’den beri had safhada!



-Sosyal medya ve internet kullanman sayesinde altyazı ve dizi film sektörüyle tanıştığını düşünürsek senin için internetin yeri ne kadar önemli?
İnternet doğru kullanıldığı takdirde kocaman bir okul. Sınırsız bilgi elinin altında. 15 senelik internet kullanıcısıyım. İngilizcemin gelişmesinde ve daha çeşitli birçok bilgi edinmemde en büyük etken kesinlikle internet.


Yine sosyal medyada tanınır olmak senin için ne kadar önemli? En azından twitter’da binlercesine ulaşmaya çalışmadığını biliyoruz. Altyazılarında neden kişisel adreslerini paylaşmıyorsun? Yani aynı kapıya çıkıyoruz. Tanınırlık senin için ne kadar önemli?
Hiç umurumda değil desem yeridir. Sanal kahraman olma peşinde asla koşmadım. Twitter hesabımı 2009 yılında Formula 1’i daha yakından takip etmek için açmıştım. “Bakın sizin için bu kadar uğraşıyoruz, bir teşekkürü çok görmeyin” saçmalığına deliriyorum. Bu işi yapan herkes kendi için yapıyor. Kimisi bilinir olmak istiyor kimisi kendini geliştirmek. Benim gibi sıkılan ve artık kendisine getirisi olmadığını düşünen de bırakıyor ve alttan yeniler geliyor. Bu düzen böyle devam edecek. Para karşılığı başka sitelere çeviri yapanların ve gönüllü olarak uğraş veren siteleri ikinci plana atanların tepki çektiğini görüyorum ve çok şaşırıyorum. Çeviri işi basit bir iş değil. Yeri geliyor gününün büyük bir bölümünü bu işe ayırıyorsun, karşılığında neden maddi gelir elde etmek istemeyesin ki?


-Çeviri yaparken ne gibi etmenler çevireceğin yapımı seçmene sebep oluyor. Mesela bir diziyi çevirmeye nasıl karar veriyorsun.
Yayınlanacağı kanal ve kadro önemli. Ama en önemlisi sevmek. Popüler olmayan ama sevdiğim için çevirdiğim çok yapım oldu, hiç de pişman değilim. Aktif çeviri yaparken bıraktığım tek dizi oldu; Parenthood. Nedense o dizi sarmadı beni bir türlü. Çeviriler angarya geliyordu.


-Nazo82 ile olan yakınlığını biliyoruz. Nazlı ile nasıl tanıştın ve senin için önemi nedir?
Divxplanet vasıtasıyla tanıştık. Yaklaşık bir senedir ortak çeviri yapıyorduk, sonra dedik ki “neden bu ilişkimizi sanal alemle sınırlıyoruz?” ve güzel bir dostluk başladı. Nazo’nun internette seveni çok ama gerçek hayatta tanımanızı isterdim. Çok özel birisi.


Daha önce tüm çevirmen arkadaşlarımıza sorduğumuz gibi senin için çevirede argo nasıl çevrilmeli? Orijinalinde küfürler açık seçik söylenirken altyazıda sansür uygulanması hakkında ne düşünüyorsun.
Bence bu tamamen dizinin yayınlandığı kanala bağlı. Dizi müdavimleri bilir, kablolu kanallarda yayınlanan diziler daha rahattır. Bunlara sansür uygulanmamalı. Normal kanallarda yayınlanan dizilerde zaten “fuck, shit” gibi en basitinden küfürleri bile kullanmıyorlar. En doğrusunun orjinale sadık kalmak olduğunu düşünüyorum. Filmlerde de iş çevirmenin insiyatifine kalıyor. Ben sansür yanlısı değilim. Zaten yabancı dizi/film kültürüne sahip insanların çoğu bizler gibi üniversite çağında kişiler.


-Dizi ve Film kültürün olduğunu çevirdiğin ve izlediğin dizilerden net bir şekilde görebildik. Peki ne zaman başladı bu olay? Ne zaman dizi izlemeye başladın?
Lisede pek sık olmasa da Cnbc-e izlerdim. Üniversitede “korsan” olayına giriş yaptım. :)


-Ve bir sıralama istesek senden. Şimdiye kadar izlediğin dizilerden ilk 3 yapmanı istesek?
1- Six Feet Under
2- Dexter
3- The Walking Dead


– Bir özel soru olarak True Blood’a gelecek olursak? En sevdiğin karakterler kimlerdir? Sence Sookie kiminle birlikte olmalı? :) 5. sezondan neler bekliyorsun?
Mighty vikingimiz Eric’in de beşinci sezon ilk bölümünde söylediği gibi “Fuck Sookie!”. Peri aleminden niye geri döndü ki hem o? :) Hikâyesiyle pek ilgilenmiyorum. Pam’ciyim ben. Beşinci sezonda otorite konusu işlenecek gibi duruyor. İkinci sezon favorimdi, sanırım onunla benzerlikler gösterecek bir sezon bizi bekliyor.


– Son olarak Dizi Haber’i tanıyorsun diye biliyorum. Son 1,5 senedir var olan ekibi ne kadar iyi tanıyor ve hakkında neler düşünüyorsun? Sizin tarafınızdan nasıl göründüğümüz sormak bir röportaj geleneğimiz oldu artık.
Editörlerin bir kısmını Twitter’dan tanıyorum. Oradaki paylaşımlarınız da sitenizdeki yazılarınız da eğlenceli. Güzel bir iş yapıyorsunuz, devam etmesini diliyorum. Benimle ilgili bir yazıya sitenizde yer vermek istediğiniz için de teşekkür ederim. :).

Sedef Uslu

Önceki Yazı

Smash’in İki Marliyn’i | Katharine McPhee & Megan Hilty Röportaj

Sonraki Yazı

Zach Braff | Profil