3 Kadın 1 Adam.Aşk Çekilir Mi Aradan?|Güzelleme

 
 
 
Gözden kaçan balık kimi zaman büyükolur.
Hele ki dizi çeşitliliğinin savannah çöllerinden bile fazla olduğu bir sektörde.
Kimi zaman en “farklılar” dikkat çekmeyebilir, gözden kaçabilir.
Ama biz neden burdayız? Gözden kaçanları takip edin, yakalayın ıskalamayın diye.
Bu kadar gaz bir açılıştan sonra Game Of  Thrones’a selam ederek yoluma devam ediyorum.
 
Atv ekranlarında ( belki bilen bilir ) “Huzur Sokağı” diye bir dizi yayınlamakta. Derlendiği kitabın ünü kimilerine göre “çok iyi” , kimilerine göre “bölücü ve çok kötü”. Bana sorarsanız başı açık diye bir kadının “teşhir malı” diye nitelendirildiği bir edebiyat eserinden bir “cacık” olmaz ama yine de saygımızı duyalım. Her neyse, dizimiz yani Huzur Sokağı ( hem de kutsi’li filan ) reytinlerde de birinci, tartışmalarda da. “Burası yabancı dizi sitesi, Kutsi ne alaka?” demeyin hemen. Söz konusu dizimiz “Big Love” her ne kadar uyarlama olmasa da Amerika’da çok büyük tartışmalara neden oldu. Neden mi? Huzur Sokağı ile “aşağı yukarı” aynı sebeplerden.
 
Çok eşlilik üstü çok kapatılan ama inanılmaz yaygın bir mevzu. Eskiden sadece “erkeklerin” tek elinde görünen bu durum son 20 yıldır “kadınların” da üstüne ihtisas yaptığı bir konu oldu.  Bir de bu çok eşlilik vaziyeti içerisine “dini” hassasiyetler girince, haydi gençlik herkes ayağa! Mormonlar, poligamik evlilikler filan derken işler epey karıştı ve Amerika’nın pek de göz ardı edilemeyecek bir kısmı diziyi “oldukça gerçekçi ve fazla iyi” buldu! Ve imdb notu da fena sayılmaz ; 7.6 . Başroller arasında yeni dönemde American Horror Story ile bir kez daha hayran olacağımız Chloë Sevigny var.
Dizinin “sloganların”dan biri şu ; ” 3 kadınla evli olmak bir rüya gibi mi geliyor? Bir daha düşünün.” Şimdi ilk etapta karanlık tarafımız ya da iyi tarafımız özellikle sevgili erkekler “nesi kötü lan ehe ehe” diye düşünebilir. Ancak dizinin “dallasvari” tarafını bir kenara bırakırsak, hakikaten aşkın neden “2 kişilik hatta 3 kişilik” olamayacağını dizinin özellikle ilk iki sezonunda güzel güzel anlatıyorlar. Üçüncü sezondan sonra ( ben her bölümünü izlememe rağmen ) yavaşladığı ve birazcık “Gossip Girl” havasına girdiği de doğrudur.Ancak bir yandan da bir adamın ya da kadının birden fazla kişiyi sevebilmesini de “cazip” hale getiren bir yanı var hikayenin. Bu biraz nereden baktığımızla, birazda “alışkanlıklar” ve belki de “inançlarla” alakalı. Ama durum şundan ibaret ki, 5 sezon boyunca dizinin takipçileri diziyi çok sevdi.
Dizinin tanıtımları da çok ses getiriyordu yayınlandığında. Çok beğenilenlerden bir kaç örnek verelim ki hani izlemek isteyen olursa fikir sahibi olması açısından…
 
 
İkinci sezondan;
Beşinci sezondan ( son sezon )
Bu da dizinin “opening”i ( açılış jeneriği desek de olur hani )
 
 
Aşk hikayesi izlemeyi sevenlere, “çelişkilerle dolu ” aşk hikayeleri izlemeyi sevenlere, “sansasyonel” bir hikaye izlemeyi sevenlere diziyi kesinlikle öneriyorum. İçinde kesinlikle “doğaüstü” efendime söyleyeyim “korku” öğeleri filan barındırmıyor. Öylece izleyip gidiyorsunuz yani. Ay öylesi benim işime gelmez, hiç almayayım daha iyi diyenlere de sadece ve sadece 1-2 bölüm şans verin diyebilirim. Farklı bir kültürü bu kadar “basit” bir anlatımla tanımak keyifli çünkü.
 
İyi pazarlar.
 
Dilerim ki aşklarınız “tek porsiyondan iki kişilik” olsun.
Fazlası zarar.
 
:)
 
 

Nida Fin

Önceki Yazı

Televizyon Dünyasından Haberler – 7 Ekim 2012

Sonraki Yazı

Dr. Who 705 – Analiz | Yakın Takip