Danny Desai : Yeni Karanlık Prens’le Tanışın! | Güzelleme

Gençlik sürprizlerle dolu ve ucu keskin gerçeklere hazırlandığımız bir dönem. Yaşadıklarımızı ömür boyu unutmayacak kadar derin izler bırakan olayları da beraberinde getiren, argo dahilinde “ergenlik” olarak adlandırdığımız yankılarıyla ömür boyu yaşadığımız bir süreç. Bu yüzdendir ki 55 yaşında bir insan bile ( cinsiyeti önemsiz ) içinde kendinden bir şeyler bulabileceği her türlü gençlik dizisine ya da kitabına gözü kapalı balıklama dalabilir. Twisted her hafta yükselen reytingleri ve merak edilen hikayesi ile bunun böyle olduğunu kanıtladı.

tw10

Çocukluk arkadaşlarınızı hatırlayın. Belki de ilk gençlik döneminde nefret ettiniz onlardan ama yeri gelince bir arada olmaktan daha fazla hiçbir şey keyif vermedi size. Bir anlığına da olsa. Danny, halasını öldürmekle suçlanan (?) ve “sosyopat” lakabı ile liseye dönen baş “kahramanımız.” İşin komik tarafı aynı kasabaya, aynı ortama ve aynı insanların arasına dönmesi çok büyük trajedi yaratacak diye düşünseniz de, o bunlarla şahane bir şekilde başa çıkacak kadar güçlü. Belki de gücü “karanlığından” geliyor. Bunu zaman geçtikçe öğreneceğiz, şimdinin konusu değil gerçi.

Jo ve Lacey Danny’nin çocukluk arkadaşları. Büyüdükçe Lacey “hayallerimizin kuğusu” olurken, Jo nerd diğer bir tabirle biraz inek kalmış onun yanında. Lacey ne kadar her şeyde mükemmelse ve Danny’den kalan trajedi ile başarılı bir şekilde baş etmişse, Jo o kadar başarısız olmuş, terapilere devam etmiş. Tek başarılı olduğu konu dersleri ve “friendzone” bölgesinde dolaştırdığı “bff”si ( ölümüne kankası diyelim ) Rico. Ailesi Jo’nun üzerine hayattaki “başarısızlığı” yüzünden üzerine çok düştükçe Jo bambaşka bir insan olmaya karar veriyor. Ve Danny’nin dönüşü ile kasaba üzerinden rutinliğini atıverirken, beklenmedik olaylar, yumurtadan çıkan bir cinayet ve Jo’nun kaldığı ikilemlerle beraber, Lacey’in kimi zaman “hayır” kelimesini kullanamaması da göz önünde bulundurulursa Danny aslında bu kasabanın aradığı demlenmiş taze kan diyebiliriz.

tw5

Bir de Danny’nin annesi ( ki kendisini güzeller güzeli Denise Richards canlandırmakta ) Karen Desai cephesi var olayların. Aynı zamanda Jo’nun babası kasabanın şerifi Kyle Masterson ve Jo’nun geçmişi bir takım gizemlerle dolu annesi Tess Masterson cephesinden de alacak çok haberimiz var. Bu hikayede “gençlerin” hikayesi kadar “ebeveynlerin” hikayeleri de ön planda. Sadece gencecik çocukların üzerinden yürüyen bir hikaye örgümüz yok yani. Baya baya bu konuda komplike bir anlatım dili var senaryonun. Şunu söylemek lazım, karşınızdaki şey kesinlikle tırnaklarınızı yedirecek kadar iyi değil. Ama oturup izleyenlerin ( get glue, forum siteleri, internet yorumları, buzzfeed vb. ) 2-3 bölüm bitirdikten sonra “ne olacak acaba?” diye bekledikleri bir temposu var. Kısacası kafanızı dağıtmak konusunda işini başarı ile yerine getiriyor.

tw1

Gelelim Danny Desai‘nin prenslik bölümüne… Kocaman gözleri, gür ve sağlıklı saçları, fit görünüşü, taşıdığı gizem, cool ve eğlenceli tavırları ve içinizi ısıtan ses tonu ile Danny yan masanızda hatta hemen yanınızda oturmasını isteyeceğiniz türden bir “tehlike.” Çoğu zaman hareketlerini sorgulayacağınız ve sorguladıkça garip şekilde seveceğiniz bir tip. İyi bir yalancı ve takdir edeceğiniz kadar poker face. Yazarların Danny hakkında söyledikleri şey şu “onun en çok sizi şaşırtabilme ihtimalini seveceksiniz.” Ki gerçekten de diziyi izledikçe ( 6. bölümü yayınlandı ) Danny ister istemez bir şekilde kalbinizden bir ısırık alıyor. Benden söylemesi. Zaten genç kızlar hastası olmuş durumdalar kendisinin, reytinglerin yükselmesinde oldukça etkisi olduğu aşikar. Avan Jogia 1992 doğumlu ve bundan önceki işlerinde ödül almış bir taze. Bundan sonra hayatımızda bol bol olacağından ise hiç şüphem yok. Bence, kesinlikle olmalı zaten. ( yazar notu : ben bu çocuğu seviyorum, yolu açık olsun! )

MADDIE HASSON, AVAN JOGIA

Kızlarımız da aynı şekilde güzel-şirin-seksi-alımlı sıfatlarını bol bol dolduruyorlar. Kylie Bunbury ( Lacey ) ileride Halle Berry olmasa da kendini ispatlayacak gibi duruyor. Maddie Hasson’u ( Jo ) ise şahsi fikrimce bol bol romantik-komedi filmlerinde ve çeşitli dizilerde görebileceğiz. Gençler 1994’lü ve 1995’li. Nesil alttan altta geliyor, durduramıyoruz.

MADDIE HASSON, KYLIE BUNBURY, AVAN JOGIA

Yaz mevsiminde ve senaryonun devamı da bu kadar “şekilli” gelirse devamında izlemenizi önerebileceğim bir iş Twisted. Baştan dediğim gibi hayatınızın dizisi olması kesinlikle imkansız. Ancak vaktinizi eğlenceli şekilde geçirmek, lise dönemlerinize ve imkansız aşklarınızın acılarına dönmek istiyorsanız şahane bir 45 dakika sunuyor size, bunu da yabana atacak değilim. Benim vaktim çok değerli edebiyatı varsa laflarınızın sonunda, değerli vaktinizi ayırırsanız da size küsmez dakikalarınız diyecek kadar kefilim konuya. Hayatı bu kadar da ciddiye almaya gerek yok canım. En azından Lost’un finalinde bile gördük ki çok umduğumuz ve çok güvendiğimiz her işin bizi yüz üstü ihtimali bırakma durumu varken Twisted neden tamamiyle kötü olarak damgalansın ki?

tw4

Son olarak dizi Pretty Little Liars, Veronica Mars, Revenge, The Lying Game, Buffy ve Angel izleyicilerinden genel anlamda olumlu puan almış durumda. Zaten Pretty Litle Liars’ın arkasından yayınlanması ile bu kadar geniş kitlelere yayılma imkanı buldu onu da eklemek lazım. IMDB notu gün itibari ile 7,6. Şimdilik bir iptal durumu yok, hatta 2. sezonu için görüşmelere başlanmış deniyor.

Arkanıza uzanıp, limonata-cola-soda-ice tea seçimlerinden biriyle, haftalık ya da günlük dinlenme rutininizi sağlarken Twisted iyi bir seçim. Daha iyi bir seçiminiz varsa onu bilemem ama denerseniz de çok yanılmazsınız hatta seversiniz bile.

İyi haftalar, serin yaz akşamları dilerim.

tw3

Nida Fin

Önceki Yazı

Comic Con 2013 – Doctor Who & Game of Thrones

Sonraki Yazı

Intelligence İzlenimleri | İnceleme