Bazıları Tektir, Olması Gereken O’dur. | Güzelleme

“Seni çiğneseler bile, tükürmek zorunda kalacaklar. O yüzden bırak çiğnesinler, tadın her daim damaklarında kalacak.”

McNulty.

jimmy-mcnulty-source

Bazı diziler, bazı filmler, kimi ktaplar ve kimi anılar, efsanedir. Yerine kimse geçemez, kimileri yerini doldurmak istese de “beceremez.” İnsanlar için durum değişiktir. Çoğu zaman insanları değil yaşadıklarımızı severiz. Ama bir imge illa ki lazımdır, o ayrı konu. The Wire sanıyorum ki ( yanılmıyorsam ) IMDB ve bir sürü site bazında en çok oyu toplayan ve en beğenilen dizi. Böyle garip bir şanı şöhreti var. Şu sıralar Ekşi Sözlük gibi sitelerde “Breaking Bad çok daha iyi ” deniyor olsa da ki diyenlere saygım son seviye de ama kendi fikrimce üzgünüm Omar, Mcnulty, Bunk, Barksdale,’Stringer’ Bell, Kima ve diğerleri varken Walter White’a en içten saygılarımı sunarak ben kendimi Baltimore sokaklarında koşarken bulurum. Ben tabi ki Mcnulty ile koşuyorum, “adamım” zenciler beni bu konuda mazur görsünler. Ki konular sadece ( bana kalırsa ) “uyuşturucu” ana konusu altında benzeşir, o da çok benzetmek isterseniz…

Son zamanlarda ” kötü polis” hikayeleri çok sevilir oldu. Eskiden bir alışkanlık var gerçi “Dirty Harry” zamanlarından… Karısından boşanmış, çocuklarını seven ama ilgilenemeyen; işine aşırı düşkün, üstleri ile arası kötü vb vb. Ancak çok bildiğiniz bir şeye gelen büyük bir yorum o konuda bildiğiniz her şeyi değiştirebilir. Nasıl ki bildiğiniz “zenci mahallesi” imajı; size bildiğiniz ve birebir aynı şekilde anlatılırken; sizin her gördüğünüz ve her incelediğiniz sokakta içiniz buruluyorsa. Ki konuyu zaten biliyorsunuz, belki de defalarca konuştunuz her “amerikan bayraklı” filmden sonra. Aslında çok uzağa gitmeye de gerek yok, dolapderesi, çinçin’i , bağlar mahallesi derken her yer biraz Baltimore’un arkası. Peki “bağlantısı” nerede?

6a00d834518cc969e200e54f85f2a08834-800wi

“Orada burada dolanmaktan yorulabilirsin, ancak dolandıkça gerçeği bulursun. Sonrası dolandığın ipi çözmekle alakalıdır.Asıl sorun çözümü bulduktan sonra başlar. “
Kima.

Konuyu iki elden ele alan bir dizi The Wire. Polisler suça nasıl bakar? Suçlular neyi / nasıl / ne şekilde / neden yapar? Yani taraf tutma şansınızı elinizden alırken, bir taraftan taraf tutmanız için çok fazla şans veren bir hikaye var elinizde. Ayrıca vazgeçilmez olarak iyi polis – kötü polis dengesinin ve dengesizliğinin içinde buluyorsunuz kendinizi. Ve kaçış yok, kahramanınız aslında en bilinen kahramanlardan biri oluyor. Onu seviyor, anlamaya çalışıyor belki de aşık olacak kadar onunla özdeşleşiyorsunuz. Çünkü insanoğlu’nun huyudur ya, kötü durumda olup da hala dik duranı sever. Güç hala onu yozlaştırmadıysa… Ve insan kimi zaman bilerek hata yapabilir, doğruyu bulmasının tek yolu odur çünkü. Sonuçlarına katlanmak gibi bir gücü varsa, çoğu zaman yapması gereken de budur. Mcnulty ile “yaşadıkça” yavaş yavaş ve severek ve “yanmanın” ne olduğunu görüyorsunuz. Omar ile “yaşadıkça” korkusuzluğun ve garip bir inancın yaşamaya olan katkısını, D’Angelo Barksdale ile “yaşadıkça” güç ve denge oyununu, Stringer Bell ile garip bir adalet anlayışını ve öfkeyi ve hepsiyle beraber “yaşadıkça” şunu göreceksiniz aslında, hayatın adaleti kitapta yazdığı gibi değil. Daha karışık ve daha karanlık. Bunu zaten biliyorum diyebilirsiniz, biliyorsunuz ama unutuyorsunuz ya işte o noktada devreye giren bir şeyler var. Bu bağlantı yıllar geçse de unutulmayacak kadar güçlü ve “samimi”.

dsf

İşin teknik kısmı bir yana, The Wire insan doğasını çok güzel inceleyen bir dizi. Yani şunu söylemek lazım, her yerde güçlü olanın bir tabir gereği zayıfı nasıl elinde tutmaya çalıştığı ve maksimum faydayı minik bir yatırımla sağlamaya çalışması gibi.Hani uyuşturucu ticareti- evrak işleri ve diğer “hikayeler” biraz konunun süsleyicisi. Bir şeyi anlatmanın binbir yollarından birkaçı da diyebiliriz. Hayat üzerine fazla düşünmek istemediğiniz bir zamanda size çok uzak ve çok soğuk gelebilecek bir ortamdan, bir hikayeden bahsediyorum. Bana sorarsanız asıl o zamanlara ilaç gibi geliyor da tercihiniz sadece “fiction” şeylerse uzak durun, sıkabilir- üzebilir. Game Of Thrones hayalleri ile dolu dünyanızın içine ederken, Siberia ile doldurduğunuz zamanı değerli kılarken, Dexter’la yaşam ile ölüm çizgisini enine boyuna çizerken The Wire ayrıca zaman alacak bir konunun özetidir. Zaten şunu da belirtmek lazım, çok sevdiğiniz ( eskiden severdim bende epey ) Behzat Ç. ( amiriniz ) aslında bir McNulty “güzellemesidir.” Ekibinden- uğraştığı adamlara, savcısına kadar. Sadece bizimkisinde daha derin bir takım konular vardı, yerelleştirmesine göre. Spoiler vermiyorum burada, spoiler verebilecek bir durum yok sadece benzediği yönlerinin altını çizmek istedim.

5

Hayata tepeden baktığınız zaman, kuşbakışından bahsediyorum hem fırsatları hem kaçan imkanları daha çok görürsünüz. O yüzden boyumuzun altından bakmak isteriz hayata çoğu zaman. Ne zaman “boyumuzu” aşarsak, sürerler hayatlarından-kovarlar bahçelerinden ve bizim sokaklarında oynamamızı istemezler. Garip bir yangın hissederiz boynumuzun damarlarında, havada inceden bir “gaz” kokusu. Tek bildiğinin doğru olduğuna da inansan, kanıtlasan da oyun bir yerlerde devam eder, tek yapabildiğin uzaktan çekilip bakmaksa, onu da yapamıyorsan başın az – çok beladadır. McNulty ve “yanındakiler” hep boylarından yukarasına baktılar, hatalarını doğruya çevirmek için çok uğraştılar, Baltimore’un arkasında oyun devam ederken…Ve oyunu kuranlar, oyunun esas adamları da onlara asıl “felsefeyi” öğrenirken, arabadan-arabaya konuşurlarken zıt renkler, birbirlerinden öğrendikleri sayesinde bir dünya kurdular. Ve o dünya onların kurmasından asırlar süre öncesinde oradaydı zaten. Onlar o dönemin en iyileri idi. En iyi oyuncuları ve en iyi oyun kurucuları. Ölenleri ile yaşayanları ile. Ne güzel çocuklar gitti, ne güzel kadınlar gitti. Geriye kalanlar gidişin çirkinliğini belgelediler sadece.

fs

The Wire bütün “sevdiğim” insanların izlemesini istediğim bir “yapıt.” İzlemeseler de ben severim onları ya, izleyenlerin benimle konuşacak daha fazla şeyi olur, ondan bütün telaşım.

İyi haftalar.

Oyunun içinde olmak istiyorsan, bunun bir oyun olduğunu asla unutmayacaksın. Sen hep oradasın, dışarıda gibi davranamazsın.”

‘Stringer’ Bell

Nida Fin

Önceki Yazı

Televizyon Dünyasından Haberler – 15 Eylül 2013

Sonraki Yazı

Utopia’dan Haberler Var! | Haber