Peaky Blinders

Nasıl sunmak gerek bilemedim diziyi, belki uzun bir süredir beklediğim türde bir yapımla karşılaşmanın heyecanıyla gaza geldim. Benim gibi ‘suç dünyası’ temalı film ve dizilere gönül vermişseniz, emin olun şans verdiğiniz anda anlayacaksınız duygularımı.

peaky

Medeniyetin başladığı yer, Mezopotamyadır. Bizde ülke olarak gayet yakın ve içinde sayılırız bu bölgenin. Lakin insanın kendi gücünün farkına varıp yayılmacılığı ve emperyal düzenin temellerini attığı yer Britanya kıtasıdır. Hatta bu yüzden Güneşin batmadığı imparatorluk da denmektedir. Bu kadar tarih ve coğrafya sıktı sizi biliyorum ama dizimizin kavrayışı açısından bu bilgiler gayet önemli.

cillian-murphy-peaky-blinders-5839436

peaky-blinders-cast

 

1920li yıllar, yani birinci dünya savaşı yeni sona ermiş. Dünya dengeleri tekrardan kurulurken, aslında savaşı kazanan ve kaybeden çizgisinin sadece yönetici ve devlet bazında seyrettiği dönemde karşılıyor bizi yapım. Üst paragrafta dediğimiz gibi Britanya yeni dünyada, yeni düzende kendi sancılarını yaşarken, dünyayı belirleyecek gelişmelerin tabi ki yine merkez üssü konumunda(Hala da öyle, Suriye konusunda görüldü). İşte bu noktada Birmingham kentinde açıyoruz gözlerimizi. Gri, çamurlu, metalik alevleriyle alıyor bizi içine kent. Bu kentin sokaklarında tek isme saygı duyuluyor ve şapkalar elde selam duruluyor. ‘Peaky Blinders’. Yollarını Atlar ve bahisler üzerinden bulan ailemiz, kentte yaşanan her şeyden haberleri olmakla beraber, iyi ve kötü günde halkın yanında olup, belirli ücretler karşılığında koruma görevi de yürütüyorlar. Soy isimleri ‘ Shelby’ olmasına rağmen kendilerine ‘Peaky Blinders’ diyorlar. Kentlerinde atılan her adımdan haberi olan ailemiz, dünyadaki yeni gelişmelerden kendilerine düşen payı alıyorlar ve kentlerinde artık yalnız değiller. IRA, Komunist İşçiler ve Krallığın Polisleri. Bu üçlüye bir de bahis ortamının sürprizleri dahil edilince, Shelby ailesi için olaylar, bizim içinse muhteşem bir seyirlik çıkıyor ortaya.

Biraz da künyeden bahsedelim, yoksa yazıktır günahtır. Dizimizin yaratıcı ve senaristi Steven Knight, kendisini Eastern Promises, Dirty Pretty Things ve Amazing Grace filmlerinden hatırlayabiliriz. Rüştünü ispatlamış senaristimiz bence bu yapımda çıtayı çok güzel bir yere koyuyor. Dönem ve atmosfer tasviri, karakter yaratımı ve kusursuz olay örgüsü hiç açık vermeden ilerliyor. Başrolde Dark Knight Trilogy, İnception, The Wind that Shakes the Barley filmlerinden tanıdığımız, bildiğimiz, sevdiğimiz Cillian Murphy( sırf onun için bile izlenmelidir) var. Ben oyunculuğuna gerçekten hasta oldum diyebilirim. Godfather ‘da Al Pacino nasılsa burada bence Murphy odur. Murphy dizide Shelby ailesinin ortanca elemanını canlandırıyor ve ‘Peaky Blinders’ ların lideri konumunda. Diğer köşede polis şefi rolünde ise usta oyuncu Sam Neill göz dolduruyor.

 

 

 

 

 

 

 

Peaky Blinders

Dizinin süresi 60 dk yani standart yapımların üstünde. Üzücü noktası ise ilk sezonun 6 bölüm olarak çekilmesi. Şahsen HBO Boardwalk Empire’ı hemen bitirip bu diziyi satın alsa süper olur. Peaky Blinders’dan sonra Nucky Thompson bana çok ağır ve samimiyetsiz gelmeye başladı. Neticede, insan iyiyi görmeden ne izlediğini tam olarak sezemiyor.

 O yüzden Viva Peaky Blinders