2013’te Televizyon Değişti – 1| Sektörel

 Televizyon sektörünün kendi için sürekli değiştiği ve kelimenin bir anlamı ile evrimleştiği muhakkak. Özellikle teknolojinin ilerlemesi ve ucuzlamasıyla, televizyondaki değişikliklerin de hızlandığını görmek mümkün. 2013 yılı bu anlamda televizyonda köklü değişiklikler olduğu bir sene. Bizler de BuddyTV’nin yardımıyla bu yıl televizyonda neler değişti bir göz atmak istedik.

1. Netflix Yeni HBO

Netflix House of Cards, Orange is the New Black gibi yapımları ile orijinal serilerine yatırım yapıp büyük oynamaya karar verirken, Arrested Development’ın dördüncü sezonunu da yayınlayarak izleyicilerin kalbini kazandı. Bu kararın Netflix’i sektörün odağına taşırken, kablosuz televizyondaki birden fazla yüksek profilli yayını ile Emmy adaylıkları kazanmasına neden oldu. Tabii bu durum izleyicilerin televizyon izleme şeklinin yeniden tanımlanması için bir fırsattı. Özellikle House of Cards’la başladıkları tüm sezonu aynı anda yayınlama kararları sadece ne kadar doğru yoldu olduklarını göstermedi diğer kablosuz  büyük oyuncuların da (Amazon gibi) televizyon dünyasına adım atma cesareti göstermesini sağladı.

2. Spin-off Deliliği

Spin-off denilen dizi türü, mevcutta yayında olan bir diziden karakterlerin bir kısmına ayrı bir hikaye akışı yazarak farklı bir mekan (bazen zaman) çizelgesinde yeni bir maceraya başlanması anlamına geliyor. 2013 senesinde bir spin-off fırtınasının içinde kaldığımız kesin. Vampire Diaries kadim vampirlerini ne öldürebildi ne de onlardan vazgeçebildi. Sonuçta karşımıza The Originals ile çıkmaya karar verildi. Once Upon a Time’ın beklenmeyen başarısı kanalın bu türde devam etme kararı almasına neden olurken, izleyicileri dizinin spin-off’u Alice in Wonderland ile başbaşa bıraktı. Ve tabii ekranların en büyük yalancıları Pretty Little Liars gizemli kasaba Ravenswood’u yeni bir diziye taşımasa hatrı kalırdı.

Sadece bu dizilerle bitmiş olsa 2013 normal bir yıldı denilebilir. Ancak spin-off haberleri gelmeye devam etti. AMC beğenilen dizisi Breaking Bad’in spin-off’una yeşil ışık yaktı. Chicago Fire ise, daha ilk sezonunun ardından Chicago PD adında bir kardeş diziye hak kazandı. Arrow çizgi roman dünyasını genişletmeye karar vererek geçtiğimiz günlerde Flash dizisi için giriş yaptı. Halihazırda bir spin-off’u yayında olan NCIS şimdilerde kendisine New Orleans’da yeni bir üs kurmakta. Bu arada Supernatural, Modern Family ve How I Met Your Mother’ın spin-off’ları için konuşmalar devam ediyor.

Tıpkı devam filmleri gibi bu spin-off’ların çok azı ikinci sezonu görmeyi başaracak. Ravenswood’un çok başarılı bir sezon geçirmediği bilinen bir gerçek. Ancak kanallar hali hazırda aynı konseptte kemikleşmiş izleyiciler varken yan dizilere yatırım yapmaktan vazgeçmeyecek gibi duruyor.

3. Büyük Hikayelere Sahip Yaz Dizileri

Bu yıla kadar büyük kanalların yaz sezonundan umudu kestikleri bilinen bir gerçekti. Çoğu zaman birkaç tane ucuz reality şovu ile 3 ayı atlatmaya çalışıyorlardı. Ancak bu sene CBS bu kuralı değiştirdi ve yayına Under The Dome’u soktu. Stephen King’in ünlü romanından uyarlanan ve bilen gözler için günümüz dünyasına büyük göndermeler içeren dizi, sürpriz ratingleriyle bu yazın hiti oldu. Böylece kanalların yaza yatırım yapmalarının önündeki engeller de kalktı. Öyle ki ABC Mistresses isimli dizisine ikinci sezon için onay verdi. Şimdilerde tüm büyük kanallar yazın ne yayınlasak diye kara kara düşünüyorlar. FOX 24’ü yeniden çekmeye karar verirken, CBS Oscar Ödüllü aktris Halle Berry’nin yer alacağı Extant’la karşımızda olmaya hazırlanıyor. Kısaca artık tembel bir yaz geçirmek kanallar açısından mümkün değil.

4.  Kablolu Televizyon Örnek Alınır Oldu

Kablolu televizyonun harika yapımlar çıkarıyor olmasının bir nedeni de kısaltılmış sezonlar çekiyor olmasıdır. Bir dizi sezonda 10 ila 13 bölüm çekildiğinde hikaye anlatımı daha kompakt olur ve baştan planlaması daha kolaydır. Ulusal kanallar ise, sezonda 22 bölüm veya daha fazlasını çekerler. Bu zaman geçirmek için oyalanmalarına ve izleyici sıkmalarına neden olabilir.

Şimdilerdeyse, kanallar kablolu televizyonun bu limitli yayınlarını kendilerine örnek alıyorlar. FOX’un 2013’deki büyük başarısı The Following ve -o kadar başarılı bulmasam da- Sleepy Hollow yukarıda bahsettiğim duruma birer örnek. Kısaltılmış 13 bölümlük sezonları ile hikayeyi daha iyi anlattıkları ve başarı olasılıklarını yükselttiklerini görmek mümkün. Üstelik izleyiciler dizilerinin iptal edilmesinden o kadar da korkmuyorlar. Sektörün trendine bakılırsa, kısaltılmış sezonlarla karşımıza çıkan dizilerin giderek artacağını öngörmek mümkün.

5. Twitter

Twitter sosyal medyanın kralı haline gediğinden beri televizyon kanalları onu kendi lehlerine kullanmanın bir yolunu arıyorlar. Scandal twitter’ı kullanmayı başarıp kendisini bir hit haline getirene kadar birilerinin bunu başardığını söylemek mümkün değildi. Bölüm yayınlanırken atılan canlı tweetler ve yoğun hayran iletişimi dizinin markasını inşaa etmesine ve hayran kitlesini büyütmesine yardımcı oldu. 2012 dizinin açılış yılıydı, ilk senesiydi. Ortalama 7 milyon kişi tarafından izleniyordu. Şimdi ise neredeyse 9 milyon kişi tarafından takip ediliyor ve bu rakamların içerisinde DVR ve diğer platformlar yer almıyor. Twitter’ın doğru kullanımı özellikle de yayın sırasında canlı tweet atılıyor olması bu değişikliğin en büyük nedeni.

6. After Şovlar 

İnsanların dizileri izlemeyi sevdiklerini biliyorduk ama diziler veya reality şovlar bittikten sonra bu konuda konuşmak istediklerini fark etmemiştik. 2011 yılında AMC The Talking Dead ile karşımıza çıktı. Tahmin edebileceğiniz gibi The Walking Dead yayınından sonra insanların bir araya gelerek bölümü tartışmaları hedefleniyordu. İlk tepkiler mütevazıydı. Ancak kanal 2013’te after şovunu bir saate çıkararak diziden hemen sonra yayınlama kararı aldı. Bu karar reytingleri bir anda 4 milyona çıkarmıştı. Bu daha demin diziyi izlemiş 4 milyon insanın hala diziden bahseden bir programı izlediğini gösteriyordu.

AMC bu politikayı Breaking Bad için uygularken, FX Son’s of Anarchy için bir web serisi olarak uyguladı. MTV de sezon ortasında başlayacak olan Teen Wolf için aynı formatta bir program yapmayı planladığını açıkladı. Bu tarz kararların peşpeşe gelmesi kanalların kendileri için yeni bir reyting kapısı bulduklarının göstergesi. Açıkçası insanların twitter ve diğer sosyal platformlar üzerinden dizilerini sürekli tartışıyor olmaları bende bu programların bayağı iş yapacağı izlenimi yaratıyor.

7. Cuma’nın Laneti Kırıldı

Yıllarca Cuma gecesi dizilerin ölmek için gittikleri yerdi. Şimdi ise kanallar Cuma’nın kendine has bir potansiyeli olduğunu fark etmiş gibiler. NBC’nin Grimm’i Cuma akşamları kendine has bir izleyiciyi yakalamış görünüyor. ABC Shark Tank ile uyuyan bir hit yakaladı. Ve tabii bir de CBS’nin Blue Bloods’ı var. Hemen herkesin izlediği ama kimsenin bahsetmediği dizi. Hala devam ettiğine inanmak gerçekten zor değil mi? Oysa dizi dördüncü sezonunda ve ortalama 11 milyon kişi tarafından izleniyor. Bu sonbahar hemen hemen her kanal Cuma akşamında biraz daha rekabetçi. Bones, Hawaii Five-O, Raising Hope, The Neighbors, America’s Nex Top Model ve The Carrie Diaries bu sene olduğu gibi Cuma’ya taşınıyor.

2013’te televizyonda yaşadığımız değişikliklere yarın da devam edeceğim. Biraz ip ucu ver derseniz yazı Cadılar, Red Wedding, Gay Evlikler ve Veronica Mars gibi enteresan başlıklar içeriyor. Beklerim.

İkinci kısım için tıklayın.

Ayca Ozbay

birdizihaber baş editörü

Önceki Yazı

11. Doktorun Düşüşü | Güzelleme

Sonraki Yazı

Şşşşt, Leopold Leopoldovich Buraya Bakıyor… | İnceleme