Homeland 3. Sezon İncelemesi | Analiz

Homeland, son yılların en sükse yapan dizilerinden birisi belki de… Çoğu dizinin yaptığı Amerikan propagandasının yerine olaylara farklı yerden bakmaya çabalar gibi bir hali vardı yapımcıların. Özellikle bildiğimiz, suyu çıkarılan her Amerika savaşı gibi bir işleyiş beklerken, bilinen olaylara farklı bir gözle bakıyordu. Hep Amerikan askerinin teröristleri öldürdüğünü değil de, savaşın diğer boyutuna da dikkat çekiyordu. İlk sezon böyle gibiydi, ikinci sezon daha farklı ama peki ya üçüncü sezon? İşte, Amerikan halkının istediği dizilerden biri olmuştu yine Homeland…

Yazının üst girişi genel bir tanımlama olabilir, ancak spoiler içermiyordu. Öyle ki Homeland hakkında Türk FOX’un yaptığı akıl almaz spoiler’lu reklamlarla karşılaştırırsak, hiç izlemeyen için sıfır risk var  diyebilirim. Ama buradan sonrası 3. sezon finalini izlemeyenler için ispiyon içerebilir.

İkinci sezonun sonunda Brody’nin kaçışı ve CIA’nin bombalanması ile birçok taş yerinden oynamıştı. Bunlardan en önemlisi Saul’un CIA’in başına geçmesi ve Brody’nin saldırıda en büyük şüpheli durumuna düşmesiydi. Üçüncü sezon ise toz bulutunun kalktığı yerden devam ediyordu. Brody’den pek haberimiz yoktu, Saul misilleme arıyordu ve Carrie hayatının en araftaki zamanlarını yaşar gibi görünüyordu. Ancak ne hikmetse üçüncü sezonun ilk 2 bölümünden sonra aklımızda tek bir şey kalmıştı: Dana Brody.

homeland

Babasıyla oldukça yakın olan Dana, onun suçlu olduğunu televizyonlarda gördükten sonra hayatı tekrar değişmişti. Öyle ki ülkenin en büyük düşmanının kızı olmayı kaldıramamış ve küvette intihara bile kalkışmıştı. Tüm o yaşananlardan sonra ise soluğu bir rehabilitasyon merkezinde çok da tanımadığı biriyle aşk yaşarken buldu. Bununla yetinmeyip, onunla beraber ve annesinin arabasını da alarak kaçmaya çalıştı. Söz de çok mutlu olacağını sandığı bu yolculuk, yine güvendiği dağlara kar yağınca eve geri dönmek zorunda kaldı. Hem de iki kat üzgün ve iki kat daha çekilmez bir şekilde. Annesi Jessica’nın ise bu sezon oldukça masum, aldatmasız, sadece çocuklarını düşünen ve Brody olmayınca da kimseyle kavga etmeyen birine bürünmüş. Kızı Dana’nın yine intihar edebilecek korkusuyla yaşamasına tam alışacakken, arabasını satıp bakım merkezinden kaçmasına da ‘eyvallah’ demeyi bilmişti. Ne yazık ki ne kadar özverili davransa da ergenliği doruklarda yaşayan kızı, kimseye sormaya teşebbüs bile etmeden evden ayrılmaya karar vermiş ve bir motelde temizlik yapmaya başlamıştı. Tüm sezon Dana kaosunu yaşadıktan sonra umarım bir işe yarar, yoksa boşuna bize bu eziyeti yaşatmazlar diye düşünüyordum ama ne yazık ki gerçekten boşunaymış. Carrie’nin yaptıklarının hemen her bir davranışının bir amacı olduğunu öğrendikten sonra izleyiciye Dana konusunda neden bu kadar eziyet edildi anlamış değilim. Brody’nin boşluğunu bu şekilde mi doldurmak istemişler yoksa?

131025b-dana-brody
Şeytan görsün yüzünüzü…

Carrie’ye gelince… Brody’nin sınırdışına çıkmasına yardım ettikten sonra tüm ülkenin aksine onun suçsuz olduğuna inanmaya devam ediyor ve bu savını kabul ettirmek için uğraş veriyordu. Ama, önce savunma bakanlığı ve CIA, sonrasında ise çok güvendiği Saul tarafından ihanete uğruyor ve hasta olmasıyla suçlanarak tekrar rehabilitasyon merkezine yolu düşüyordu. Günlerce oradan çıkmak için mücadele eden Carrie, haketmesine rağmen engelleniyor ve iki şey için seçim yapmakta çaresiz bırakılıyordu: Hastaneden kaçmak ya da taraf değiştirmek!

Carrie, Orta Doğu ile ilişkisi olan uluslararası bir bankayla çalışan Bay Franklin’in de müvekkili için aracı olduğu bir buluşmaya ikna edilmeye çalışılıyordu. Bu yolda Carrie’yi hastaneden çıkarmayı başarmış ve iyi adamı oynamaya çalışan bu çabalara karşılık Carrie ise en azından teklifi dinlemeyi kabul etmişti. Ondan istenilen ise şimdilik sadece danışmanlıktı. İzleyiciler olarak bizler Carrie’nin hain olma yolundaki bu anlatılanlara inanmış ve buluşmayı beklemeye koyulmuştuk ki; yazarlar bizi şaşırtarak 4. bölüm olan Game On’un son sahnesinde Saul’un evine kadar habersiz giden Carrie’nin ağzından dökülen iki sözcükle ters köşe olmuştuk: “Yemi yuttular.”

Biz bile yuttuk gerçekten...
Biz bile yuttuk gerçekten…

Carrie’nin tüm bu katlandığı şeyler, yapılan ve gösterilen oyunların hepsi aslında İran’dan gerekli bağlantıların onunla iletişime geçmesi içinmiş. Tüm o ergen muhabbetini affettirecek kadar güçlü bir hikayeydi bu. Bundan sonra olacakları ise düşünmek heyecan vericiydi. Çifte ajan olarak devam edecek gibi görünen Carrie’nin dik başlı hali ile bu işlerin ne kadar yolunda gideceğini de kestirmek güçtü. Hepsinden öte, Carrie’nin fikirlerine danışmak isteyen büyük İran’lı isim kimdi? İşte tüm bu sorularla beraber dizinin de seyri değişmişti.

Carrie’nin buluşacağı kişi; CIA’in bombalanmasının arkasındaki isimlerden ve İran’da söz sahibi olan Javadi olduğunu öğreniyoruz. Javadi ismi ve karakterini ilk kez bu bölümlerde gözlemliyoruz. Carrie, onu bir oyuna getirdiğini ve CIA için İran’da olmak zorunda olduğunu anlatmaya başlar. Aslında anlatmaktan çok tehdit eder. Böylelikle her an Carrie’ye bir şeyler olabilir diye diken üstünde izlediğimiz o sessiz konuşma bitecektir. Carrie oradan uzaklaştırılır ve Javadi’nin bu teklife ne diyeceği beklenir. Saul ile bir geçmişi olan Javadi’nin gözünü kırpmadan eski eşini ve evdeki çocuğu bile öldürmeye teşebbüs etmesi ne kadar acımasız biri olduğunu gösterir niteliktedir. Ancak ona İran’da mevki sözü veren Saul ile birlikte çalışmayı kabul etmiştir. Bu, CIA için büyük bir adımdır. Artık İran’da büyük potansiyele sahip bir isme sahiptirler.

Javadi... Gerçekten acımasız ve bir o kadar güvenilmez.
Javadi… Gerçekten acımasız ve bir o kadar güvenilmez.

Saul demişken, ondan ve yaşadığı garip evlilikten de söz etmemek olmaz. Aslında bu dizideki tüm evlilikler ve ikili ilişkilerin anlamlı olduğunu söylemek güç. Karısının daha önce terkedip gittiğini ve bombalama sonrası geri döndüğünü sezon başında izlemiştik. Ancak Saul’u göstere göstere aldatması ve o kişinin de MOSAD ajanı olmasından daha kötü birşey varsa o da Saul’un sırf “Karımın gururu incilmesin” diye olayı orada bitirmesidir herhalde… En azından bunu koz olarak kullanabildi ve sezon finalinde ki mutluluğun resmini çizmeleri için sineye çektik diyelim. Saul’un CIA’deki koltuğu emanet duruyordu ve bırakmadan önce inandığı şeyler uğruna bir çok riskli hamleye cesurca kalkışıyordu. Carrie’nin sahadaki duygulu hâli (Omzundan vurularak durdurulması gibi) ‘ne rağmen onu tutuyor ve tüm ABD’nin aradığı Brody’i ikna etmekle uğraşıyordu. Zor ama izlemesi oldukça keyifli maceralardı bunlar…

Gelelim Brody’e… Dizinin kahramanını bu sezon “Tower of David” adlı 3. bölümde görmüş ve bir daha ki görüneceği bölüm olan “One Last Thing” adlı 9. bölüme kadar beklemiştik. Açıkcası sizi bilmem ama Brody’nin olduğu her bölüm, diğer bölümlere nazaran çok daha etkileyiciydi. Özellikle 3. bölümün bir film tadında olduğunu düşünüyorum. Giriş, gelişme ve David Fincher’ın tekniğine benzettiğim; sona kadar bizleri merakla beraber sürükleyen bir ‘sonuç’ içeriyordu. Brody gerçekten acınası durumdaydı. İşlemediği bir suç yüzünden baş düşman gösterilmiş ve Carrie’nin yardımlarıyla sınırdışına kaçabilmişti. Ağır yaralı bir şekilde Kolombiyalı’ların elinden kurtulurken, Carrie’nin dostu olduğunu söyleyen Caracas (Venezuela)’lı bir grup tarafından misafir edilmeye başlar. Burası, bölüme ismini veren Kral David’in yarım kalmış kulesinden başka bir yer değildi. Kulenin içerisinde olup bitenler, Brody’nin yavaş yavaş yürüyüşü, ezan sesini duyduğunda ki mutluluğu, doktora güvenmeyişi, El Nino’nun güzel kızı Esme’nin yardımları… Bu bölüm ne olursa olsun finalin son 2 bölümüyle beraber dizinin vazgeçilmez bölümlerinden birisi oldu benim için. Esme’nin Brody’nin saçını jiletlerken ki sahnenin hafifliği, onun dışarıya baktığında kat be kat uzaklaşan kamera kadar unutulmazdı her bir sahnesi… Ancak Brody’nin uslu durmayışı yüzünden onu uyuşturucuya bağlı bir şekilde hapsetmek zorunda kalan El Nino, vakti geldiğinde de Saul’a haberi uçurarak en akıllıca şeyi yaptı aslında. Böylelikle Brody’nin hayata geri dönüşü başlayacaktı; hayatını bitirmek için…

Brody, Caracas'a doğru şaşkınlıkla bakarken...
Brody, Caracas’a doğru şaşkınlıkla bakarken…

Javadi’nin İran’da iyi bir mevkiye yerleşmesi demek, önlerindeki tek engel olan Akbari’nin öldürülmesi demekti. Brody, sonu;  ölümle ya da idamla bitecek bir göreve dahil olacaktı. Bunu kabul edip etmemek arasında pek de şansı yoktu. Özellikle ülkesi, ailesi ve çok sevdiği kızı bile ona sırtını dönmüşken sadece Carrie yanındaydı. Carrie’nin de desteğiyle tekrar ayağa kalkmayı başaran Brody zamanla formuna kavuştu ve kendisi hakkında ki CIA’in önyargılarını az da olsa sona erdirdi. Önce Irak’a oradan da İran’a geçerek sığınma talebinde bulunan bir kahraman gibi gösterilecek olan Brody’nin ve yanındaki desteğin bu planı pek de istenilen gibi gitmedi. Bu karanlık atmosferin ve Brody’nin ne yapacağını kestiremeyişimizin bizi daha da ekrana bağladığı bu sahnelerde; Brody’nin zafer koşusunu soluksuz izledik. Yine yukarıdaki parargafta bahsettiğim gibi mükemmel bir süpriz ile İran askerlerinin kucağına düştü. Ancak yanındaki arkadaşı bu kadar şanslı değildi…

Sezon hakkında anlatılacak son üç şeye geliyorum. Birincisi, Brody’nin İran macerası: Brody, CIA’i bombalaması ve müslüman oluşu ile Nazir’in eşinin de desteğiyle İran’da bir kahraman, bir yıldıza dönüşmesi uzun sürmedi. Giderek popülerleşen ve CIA’nin güvenini kaybetmeye başlayan Brody’nin asıl görevini unuttuğundan şüphelenmeye başladık. Amerika’ya ikinci kez sırtını döneceğini ve Akbari’ye Javadi ve diğer tüm şeyleri anlatarak yerini sağlamlaştıracağını düşündüm. Akbari’nin odasına girmesi, Javadi’nin kaçışına Carrie ile beraber başlamak istemesi ve CIA’in titremesine sebep oldu. Brody soğuk kanlıydı. Gerçekten de Javadi hakkında herşeyi anlatmıştı. Akbari’nin tüm güvenini ve desteğini almıştı. Bu sessiz sahne; Akbari’nin umulmadık güveni, Brody’i canlandıran ‘ın mükemmel oyunculuğu ile birleşerek bitmek bilmeyen bir boğma sahnesi ile sürdü. Akbari ölmüş, Brody kendine güvenmeyenlere yine kendini ispatlamıştı. Ama tüm izleyiciler olarak belki de en korktuğumuz yer, ziyaretçi kartı nedeni ile durdurulmasıydı herhalde.

Brody'nin ağlayarak Akbari'yi boğması...
Brody’nin ağlayarak Akbari’yi boğması…

Brody’nin İran macerası henüz sona ermemişti. Her ne kadar Carrie ile buluşmuş ve bir bebeklerinin olduğunu düşünerek beraber uyuyor olsalar bile… Javadi, mevki için son gerekenin Brody’nin ipe gitmesini belirtmiş ve Saul’un, Carrie’nin karşı çıkmalarına rağmen bu plan gerçekleşmişti. Ben ipe giderken bile Brody’nin öleceğine hâlâ inanamıyordum, onun olduğu her bölümün diğer bölümlere göre farkını koyduğu bu dizide Damian Lewis çıkarsa neler olurdu onu düşünüyordum.Bir şekilde kurtarılmasını umuyordum hâlâ umutsuzca. Ancak Carrie’nin bakışları arasında vinçte sallandırılarak bir hikaye sona ermişti. Kimine göre bir inanç, kimisine göre bir savrulan küller kadar amaçsız. Ne olursa olsun Brody görünmeyen kahraman olarak kalacak ama bir vatan haini olarak anılacaktı. Tüm Homeland tarihinin en düşündürücü sahnesiydi kesinlikle. Damian gittikten sonra geriye ne kalmıştı ki ?

Saul ve karısı ile güzel haberleri tartışırken...
Saul ve karısı ile güzel haberleri tartışırken…

Gelelim ikinci konuya: Saul’un ölümsüz aşkına. Brody ölmüş ve CIA tarihi zaferlerden birisini yaşıyordu. İran’ın istenildiği gibi kullanılması herşeyi kolaylaştırıyor ve Saul’a erken emekliliği garantiliyordu. Biricik karısı ile çok uzaklarda aşk yaşayan, hiç bir şey olmamış gibi davranan bu iki insanın görüntüsü ben gibi hiç bir izleyiciyi mutlu etmiyor, aksine garipseniyordu. Saul arada danışman olarak CIA’e destek olsa da bu sezondan en çok ekmek yiyen isimlerdendi. Final gibi geçen bu sezondan sonra dizinin devam edeceğini öğrendiğimize göre, Saul’un da bir şekilde kıyısından köşesinden sahte evlilik oyunlarından uzaklaşarak tehlikeli sulara döneceğini düşünüyorum.

Sezonun son olayı ise tabii ki Carrie hakkında olup bitendi. Sevgilisi ve çocuğunun babasının gözleri önünde asılmasını bir şekilde unutmuş gibiydi. En azından öyle gösteriyordu kendisini ve işinde de güvenleri kazanmıştı. Çocuğu hakkında kararsız olan Carrie’nin ona annelik yapması ; sizi bilmem ama benim en çok istediğim şeylerden birisi olacaktır. Çok başka bir boyut getireceğini düşünmemin en önemli sebebi ise Carrie’nin yeni saha görevinin İstanbul olarak tayin edilmesi. Bir müslüman ülkede çocuğunu yetiştirdiğini ve İran, Suriye gibi olaylara yakınlığı ile bizleri de ilgilendiren bu hikayeye oldukça renk katacağı kesin…

Carrie ve onu korkutan hamileliği...
Carrie ve onu korkutan hamileliği…

Dizinin bir çok hayranı bu sezonu final olarak kabul etmiş ve Brody’siz Homeland izlemeyeceğini duyurmuş. Ancak yazının başında da belirttiğim gibi Brody gibi birinin öldürülerek Amerikan sempatizyanlığının yapılması ve kanal sahiplerinin istekleri karşısında daha fazla senaryoyu koruyamayacakları kesin gibiydi. Gelecek sezon, dizinin reyting olarak da çok kan kaybedeğini ve final sezonu olabileceğini düşünüyorum açıkcası. Sadece Saul ve Carrie, itici yeni CIA başkanı ve yan karakterler ile ne kadar sevilir bilinmez. Ama bizler için İstanbul’un nasıl gösterileceği ise en önemli soru. Dizinin İran ve Irak sahneleri İsrail’de çekilmiş. İstanbul’un çekimlerinin ise Türkiye’de geçeceğine kesin gözüyle bakıyorum. Ama Taken 2’da ki satranç oynayan şalvarlı insanlardan, Murat 131 kullanan polislere; pazarcılıkla geçinen müslümanlar olarak gösterilen James Bond filmlerinden çok dilimiz yanmış olsa gerek bu haberi çok da sıcak karşılayamıyoruz. Ancak şunu unutmayalım ki, burada yapılan çekimlerin hepsi Kültür Bakanlığı’mızdan onay almadan yayınlanamıyor ve Murat 131 teminatından başka desteği vermeyen güzide bakanlığımızın diziye ne kadar katkı yapacağı ise aşikar. Anlayacağınız, İstanbul’un İran ya da Irak’tan farklı bir gözle yorumlanacağını bekleyenler biraz hayal kırıklığı yaşayabilirler.

Homeland bu sezonuyla kesinlikle zirvelerde dolaştı ama çoğu izleyici gibi benim gözümün önüne Brody’nin vinçteki hâli ve onun sezon boyunca yaşadıkları geliyorsa eğer, 4. sezonda ne yapılırsa yapılsın bunun üstüne çıkamayacağını kabul ederek yeni sezonu bekleyelim derim.

Sen ne kadar da şahane bir karakterdin bizim için Brody… Gelecek sezon seni çok arayacağız…

'Yorumsuz'
‘Yorumsuz’

Ali Şahin

Önceki Yazı

Bir Fragman Dünyalara Bedel, Game of Thrones 4. Sezon | Güzelleme

Sonraki Yazı

Full House Oyuncuları Aynı Reklamda │ Haber