Intelligence İlk İzlenim | İnceleme

‘in başrolünde yer aldığı Intelligence 2013’ten bu yana merakla bekleniyordu. Benim Chuck’ın ciddi versiyonu olarak nitelendirmekten hoşlandığım bir kurguya sahip olacağını biliyorduk. Ancak ne kadar inandırıcı ve iyi bir yapım olacak emin değildik.

İlk bölümü yayınlanan diziye tüm yazarlarımızın ilgisi büyük. Hafta içinde Levent’in yazdığı İlk İzlenim yazısını okumuşsunuzdur. (Okumayanlar buradan ulaşabilir) Benden sonra dizi hakkında yorum yapmak isteyen başka yazarlarımız olacağı da kesin.

Bunun bir nedeni de teknolojinin bizleri götürdüğü yerden emin olamayışımız. Malum her yeni gelişmenin bir başka savaş icadı haline gelişine şahit bir tarihimiz var. Bu da şu an birçoklarımızın büyük keyifle kullandığı ve bilgi çağı olarak nitelendirdiğimiz uygulamaların yarın öteki gün bir savaş makinesine dönmesinin mümkün olduğunu gösteriyor.

Çok da örnek gerekmeyen bu durum, Intelligence’da işlenir mi henüz emin değilim. Emin olduğum Intelligence’ın tüm bilgi ağına erişimi olan süper bir insanı konu aldığı ve onun bir gün yoldan çıkmasının mümkün olduğu. Ama biz gene de henüz ipucu bile verilmemiş teorilerden uzak duralım ve dizinin ilk bölümüne dair yorumlarımızı yapalım.

cbs-intelligence__131018003315

Elimizde neler olduğuna kısaca bir bakalım. Kafasına çip konulmuş özel bir genetik mutasyon sahibi özel ajanımız Gabriel Vaughn. Gabriel’i Lost’un çok tanıdık yüzlerinden  canlandırıyor. Ve bana sorarsanız üzerine yapışmış olduğunu düşündüğüm Sawyer karakterinden sıyrılarak bambaşka bir rolde başarılı bir performans sergiliyor.  Gabriel’in patronu rolünde televizyonun bir o kadar tanınmış ismi ‘i görüyoruz. 13 yıllık CSI geçmişinden sonraki ilk rolünde benim beklentilerimin üzerinde bir inandırıcılığa sahip.  Lillian Strand Amerika Birleşik Devletleri Siber Komutan’lığının direktörü. Bir yandan dünyanın en yeni teknolojilerine ev sahipliği yapan komutanlığın başında, bir yandansa yeni neslin anlayamayacağı eski yöntemlerin ustası. Ekibin en yeni üyesi ise Once Upon a Time’dan hatırlayacağınız . Herkesin eline geçirmek isteyeceği Gabriel’in koruyucusu Riley rolüyle karşımızda.

Gabriel’de her aktif ajanda nedense olan o işime kimse karışmasın anlayışı hakim. Ve biraz başına buyruk. Bu onun James Bond tarzı bir klişe olmasına neden olabilir. Buna karşılık daha ilk andan onun geçmişine dair bazı ip uçları verilmiş olması gelişmiş bir hikayeye sahip olduğunun da bir işareti. Dizinin ilk bölümü geçen sezon televizyonda görmeye alıştığımız hızlı bir ilerleyişe sahip. Oyalanmalardansa güçlü yan hikayelerle desteklenen kurgusu benim rahatlamama neden oluyor. Eğer ileri teknolojiden bahsediyorsak işleri yavaştan almamızın mümkün olmayacağını düşünenlerdenim.

2014-01-09-090000-cover@1x

Teknoloji demişken dizi, bir iki vurgu ile her şeyin bilime değil de temelinde insana bağlı olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle benden ikinci bir alkış aldığını söylememe izin verin. Hem Direktör Strand’in “herkes insan gibi düşünen bilgisayar peşindeydi bizse onun yerine bilgisayar gibi düşünen insan yarattık” ifadesi hem de Çin’li meslektaşıyla yaptığı nostaljik konuşma dizinin sadece bilim kurguya değil insan doğasına da vurgu içereceğini düşünmeme neden oluyor. Genellikle bilimkurgu dizilerinde eksik kalan bu yönü başarı ile yönetebilirse Intelligence’ın gerçek bir gelecek vaat edebileceği iddiasındayım.

Riley ile Gabriel’in ilişkisi de hızla gelişmekte. İki oyuncu arasında kendine özgü bir kimya var ve bu iki cins arasındaki kimyadan ziyade iki profesyonel arasındaki uyuma benziyor. Daha ilk anlardan bir romantizm vurgusu yapılmamış olmasına da bir artı ekleyerek yolumuza devam ediyoruz. Gabriel için asi ve başına buyruk demiştik ama Riley’de de buna benzer bir potansiyel var gibi duruyor. Üstlerine karşı dürüst davranmaktan çekinmeyen ve Gabriel’i destekleyeceği anlaşılan Riley, ikilinin biri mantık-biri duygu diye tanımlanmasını da engelleyecek gibi. Kısaca karşımızda bir Scully&Mulder ilişkisi yok.

intelligence_010614_1600

Yan karakterlerde gerçekten güçlü isimler var.  (House of Lies),  (True Blood) ,  (Fringe) ve beyaz perdeden mutlaka hatırlayacağınız   bunlardan bir kaçı. Henüz karakterlerin hepsini tam tanıdığımızı iddia edemiyorum. Ancak Gabriel’in özellikle Billingsley’nin canlandırdığı Dr. Shenandoah Cassidy ile ciddi bir bağa sahip olduğunu görmek mümkün. İlk bölümde baba-oğul ilişkisi olarak nitelendirilen bu bağ iki taraflı işlerken, Cassidy’nin kaybettiği ikinci çipin şimdilerde bir Çinli ajanda olduğu gerçeğini görmezden gelemiyorum.

Amerikan teknolojisi peşindeki Çinli ajanlar bende ufak bir soğuk savaş hissi yaratıyor. Tabii Çinli diplomatımızın ajanların kendilerine bağlı olmadığını söylediğini unutmayalım. Kendisine ne kadar güvenilebilir ilerleyen dönemlerde göreceğiz ama bana sorarsanız Çin’in yeni halinden memnun olmayan idealist bir komünist vurgusu da akla gayet yatkın.

İlk bölümü geride bırakmışken dizinin merak uyandırmayı başardığı konuların başında, Gabriel’in gizemli karısı, yeni çip ile ne yapacağı belli olmayan Çin’li bir örgüt -ki ikinci çipin ilkinden iyi olduğu söylemi de havada asılı kalmış halde- ve bundan sonra neler olacağı merakı var.

Anlayacağınız Intelligence şu an takip edilmesi gereken diziler listesinde.

Ayca Ozbay

Önceki Yazı

Televizyon Tarihinin En İyi 10 Dizisini Seçtik!

Sonraki Yazı

71. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu! | Haber