Türk dizi formatı batıda uygulanabilir mi?

Deadline’ın haberine göre; hemen hemen altı aydır, dizi sektörü Türkiye ve Türk dizi sektörünün adapte edilebilir taze kaynakla dolu oluşu hakkında konuşuyor.  Daha önce bizim de yer verdiğimiz Türk dizilerinden birinin ABD’de uyarlanması için varılan anlaşma ile hızlanan bu süreç, komşu ülkelere yapılan dizi ihracatı ve batıdaki alıcıların büyüyen yeni format ihtiyacıyla birleşiyor. Ancak 2013’de gerçekleştirilen Mipcom‘da insanlar Türkiye’nin gerçekten batı tarafından geliştirilebilir bir zemine sahip olup olmadığını merak ediyor. Nitekim kanal yöneticilerinin zamansız seviniyor olmaları da her zaman mümkün.

Avrupa ve Asya’yı birleştiren Türkiye, tarihte de yerel ve tarihi temalı dizi ve arkası yarın türü yapımlarını ihraç edebilmişti. Ve televizyon sektörünün son yıllarda büyüdüğü bir gerçek. Geçtiğimiz ay televizyon dünyasını bir araya getirmek amaçlı düzenlenen Discop‘ta   Türkiye hakkında açıklanan veriler, Türkiye’nin ABD haricinde en fazla drama üreten ülke olarak Latin Amerika’yı bile geride bıraktığını gösteriyor. Bir başka veri ise, Türkiye’deki kanalların senede 100’den fazla dizi yayınladığını göstermekte. 2013 yılında bu dizilerin Balkanlara, Doğu Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edilmesi sayesinde elde edilen gelir ise yaklaşık 150 milyon dolar.

59511

Yine de bu bölgelerin dışında Türk dizilerinin pek bir satış başarısı gösterdiği iddia edilemezdi…ta ki 2013 yılının ekim ayına kadar. Mipcom esnasında Türkiye ABD’ye ilk satışını gerçekleştirerek büyük bir giriş yaptı. Bizlerin de sitemizde yer verdiğimiz gibi “Son” isimli 25 bölümlük dizi Amerikalı yapımcılar Ian Sander (The Ghost Whisperer) ve Kim Moses tarafından Fox’a satıldı. Türk senaryolarının birçoğunun aksine Son’un  hikayesi günceldi ve uluslararası bir hissiyata sahipti. Bir uçak kazasının ardından kocasının öldüğünü zanneden bir kadının kazayı araştırırken bir yalanlar örtüsü ve entrikalar dizisiyle karşılaşmasını konu alıyordu. Türk yerel prodüksiyon firmalarından Ay Yapım’ın portföyünde olan dizi, 2012 yılının ilk yarısında ekranlardaydı. Son altı içerisinde “Son” Almaya ve Rusya’ya uyarlanması için satılmıştı ve Shine France tarafından değerlendirilirken, İsveç ve İngiltere’de orijinal yapım için Netflix’le açık bir sözleşme imzalanmıştı. “Son” İsveç’te SVT kanalında yayınlanarak, ulusal kanalda primetime’da yayınlanan ilk Türk dizisi oldu. Bu arada primetime reyting ortalamasını da ikiye katladı.

Şubat ayında ise, CBS Nigel Lythgoe’a bir reality şov-yarışma olan In the Spotlight için pilot bölüm siparişi verdi. Formatın asıl adı Keep Your Light Shining olarak belirlenmişti ve sektörün büyük oyunculardan biri olan Global Agency tarafından takip ediliyordu. Daha önce Almanya’nın da dahil olduğu 12 ülkeye satışı gerçekleştirilen format için şirketin CEO’su İzzet Pinto Deadline’a Mip-TV esnasında Finlandiya ve İsveç’in de formatla ilgilendiğini iletti. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Keep Your Light Shining’in henüz Türkiye’de yayınlanmamış olması. Bütün satışlar kağıt üzerinde hazır olan proje sayesinde gerçekleştirildi. Pinto Deadline’dan Nancy Tartaglione ile yaptığı konuşmada şöyle dedi; “planım şovu çok başarılı yapmak” ve sonra Türkiye’de “onu kendim yapmak istiyorum.” Keep Your Light Shining’in batıya yolculuğu Türkiye’de yeni bir anlayışın başladığının göstergesi. Türk yapımcılar uluslararası piyasaya uygun formatlar ortaya çıkarırken bir yandan da yerel ve bölgesel ilgiyi ayakta tutacak geleneksel yapımları devam ettiriyorlar.

Televizyon araştırma grubu TheWit’in kurucusu Bertrand Villegas, Nancy Tartaglione’ye Türk televizyon sektörünün geleceğinin bahsettiğimiz iki yapımın uluslararası arenadaki başarısına bağlı olduğunu söylüyor. “Eğer ‘Son’gerçekten başarılı olur ve üç dört ülkeden daha sipariş alırsa o zaman yeni bir Türk dizisine daha kapıları açmış ve sektörü de hisli romantik dizilerden kurtarmak için gerekli alanı yaratmış olacak”

Deadline’ın makalesi Türkiye’de yakın zamanda yaşanan Twitter ve Youtube yasaklarına da değiniyor. Her ne kadar yasaklar yöneticilerin yeni ürünler bulma tutkusunun önüne geçmese de kuşku yaratıyor. İsmi verilmeyen kanal yöneticilerinden birinin sözleriyle; “Bir süre daha gözlenmesi gereken bir durum. Büyük içerik platformlarına kısıtlamalar konulduğunda ve hükümet bu konuda baskın çıktığında durum oldukça endişe verici bir hal alıyor ve ABD’de bu sürecin nasıl işleyeceğini izliyor olacak. Ancak, eğer Türkiye’de bir “eğlence formatı” yaratılırsa ve ABD’de satılması gündeme gelirse, hepimizin onu almayı değerlendireceğinden eminim. En azından şimdilik.”

Kanal yöneticilerinden biri Global Agency’nin “harika bir iş çıkardığını” belirterek, Keep Your Light Shining için “sadece kağıt üzerindeki bir proje ile CBS’yi ikna etmiş” olmalarını harika bulduğunu söylüyor. Aynı kişi, “Türkiye’nin pazarlama yeteneğinin etkileyici” olduğunu da sözlerine eklemekte. Bir başka yönetici ise daha temkinli; “insanlar başka bölgelere umutsuz oldukları için açılırlar” diyerek “Türkiye’nin yeni İsrail olduğu anlaşılıyor ki İsrail de yeni Hollanda’ydı. Bu son zamanların anlık tatlarından biri ve bizim de dikkatimizi çekiyor ancak İsrail gibi kök salıp salamayacaklarını bekleyip görmemiz gerekiyor.” diye devam ediyor.

Global Agency’nin yeni en çok satan yapımları Muhteşem Yüzyıl ve 1.001 Gece. İkincisi, bir günümüz draması, yerel kalıpları yıkarak Şili’ye satıldı ve hem yüksek reytingler hem de büyük bir sosyal medya takipçisine ulaştı. “Latin Amerikalı’lar yerli dramalardan sıkıldı. Hep aynı tür ve aynı yerlerde geçen diziler. Yeni bir şey istiyorlar.” diyor Pinto.

Mip-TV esnasında Pinto Global Agensy’nin “son yedi buçuk senedir en pazara sahip olduğunu” belirtti. Şirketin büyük topları arasında “Yasak Aşk” ve senaryosuz formatlar Dating Pool ve Joker var. Joker halihazırda TRT’de yayınlanan bir yarışma formatı ve Fransa’ya çoktan satıldı. Ayrıca İngiltere’de faaliyet gösteren bir yöneticinin Deadline’a ilettiğine göre, Global Agency’nin Bring Em Back isimli canlı orkestra eşliğinde hazırlanan ses yarışması da ilgi çekmekte.

Pinto, batı televizyon piyasasına farklı bakıyor. Şu sıralar Global Agency “Suskunlar”ı satma çabası içerisinde. Pinto’ya göre, dizinin Doğu Avrupa’da ve ABD’de alıcı bulma potansiyeli var. Dizi gençliklerinde kötü muamele gören dört adamın intikam hikayesini konu alıyordu. Ancak Deadline’ın haberinde Pinto’nun ortak yapımlara “zor” oldukları gerekçesiyle sıcak bakmadığı ifade ediliyor. “İnsanlar hep bundan bahsediyorlar ama asla gerçekleşmiyor”

 

Yüksek prodüksiyon değerlerine ama bir şekilde de geleneksel yapıya sahip bir örnek de “Kurt Seyit ve Şura”. Doktor Zivago tarzı drama Star Tv’de mart ayında yayınlanmaya başladı. Sektörün bir başka büyük oyuncusu Eccho Rights diziyi “bugüne kadar üretilmiş en prestijli Türk televizyon draması” olarak nitelendiriyor. “Son” gibi bu dizi de Ay Yapım’ın. Deadline dönem dizisinde “Türk Brad Pitt olarak tanınan  Kıvanç Tatlıtuğ”un yer aldığını ve yakışıklı ve çapkın Teğmen Kurt Seyit’in hikayesini anlattığını ve tabi dizinin detaylarını da veriyor.  Eccho Rights 40 bölüm olarak tasarlanan dizinin şimdiden Gürcistan, İran, Afganistan ve Pakistan’a satıldığını iletmekte.

Anlaşılan o ki Türk televizyon sektörü yerel piyasada geleneksel değerlere uygun yapımlar çıkarırken, bir yandan da uluslararası piyasalarda batıya yönelik çalışmalarına devam edecek. Villegas Türk sektörünün “adapte olması gerektiğini” ifade ediyor. Her ne kadar Türk sektörünün ilk hedefi “Ortadoğu’nun üretim merkezi olarak Mısır’ı bu konuda geride bırakmak” olsa da, Türkiye “biraz daha liberal… Henüz Los Angeles’a hazır değiller ama bakıldığında Türk dizileri Mısır dizilerinden çok daha ilgi çekici” Villegas’a göre; “sektörde dinamik firmalar var… kalıpları yıkmak istiyorlar ama bu onlar için İsrail’de olduğu kadar kolay olmayacak.”

Ayca Ozbay

birdizihaber baş editörü

Önceki Yazı

Hawaii Five-0’da ayrılık!

Sonraki Yazı

Orphan Black 2. Sezon Karakter Posterleri