Doctor Who: Moffat Dönemi İncelemesi | Part 1

All-doctors

Televizyon tarihinin en uzun soluklu bilim kurgu dizisi Doctor Who’nun hayranları modern seri söz konusu olduğunda ikiye bölünüyor: Russel T. Davies’e sadık olanlar, ve Steven Moffat’a hayran kalanlar.

Yerli ve yabancı kaynaklardan bu konuda birçok eleştiri ve inceleme yazısı okudum ve 8 yıllık sıkı bir Whovian olarak bir tane de kendim yazmaya karar verdim. Yazım biraz uzun olduğundan dolayı ikiye bölmenin en iyisi olduğunu düşündüm ve buyrun, Doctor Who Modern Seri: Moffat Dönemi İncelemesi Part 1.

Şimdiden uyarmalıyım: Eğer bütün bölümleri izlemediyseniz bu yazı ağır spoiler içerebilir.

Doctor_Who__Steven_Moffat_s_new_series_preview

Moffat hayranları tarafından Davies’e gelen çok ağır eleştiriler var ancak bu yazıyı okumadan önce unutmamanız gereken bir gerçek var ki; 16 yıl gibi büyük bir aradan sonra Doctor Who gibi bir diziye hem yeni nesilden hayran kitlesi oluşturacak hem de eski izleyicilerin özlemini giderecek bir şekilde yeniden yayına sokmak oldukça zor bir iş. Çok az oyunculuk tecrübesi ile aslen pop şarkıcısı olan Billie Piper ve Britanya’nın önemli oyuncularından Christopher Eccleston ile canlandırmak ise çok daha zor. Davies’in yeni ve genç bir izleyici kitlesini klasik seriden öğelerle boğmak yerine hikayenin belirli yerlerine ipuçları yerleştirerek 4 sezon boyunca oldukça iyi bir iş çıkardığı da aşikar. Ben şahsi olarak Moffat’ın tarzını daha çok beğensem de, Davies’in rolünü ve hazırladığı zemini unutmamak gerekiyor.

Biliyoruz ki Moffat 5. Sezon ve 11. Doctor ile birlikte başyazar görevine başladı. Bundan önce yazdığı birkaç bölüm ile bir hayli beğeni toplayan Moffat’tan beklenti yüksekti. Başyazar değişimi ile birlikte tabiî ki birçok şey değişti. İşte yeni başyazar ile birlikte Doctor Who evreninde değişen en bariz unsurlar:

Doctor ve Karakter Gelişimi

matt-smith-doctor-who-bow-tie

5. sezondan itibaren gördüğümüz Doctor ile öncesinde gördüğümüz Doctor arasındaki açık fark bazılarını rahatsız etse de, bence bu karakter gelişimi açısından çok önemli bir detay. 8 sezonu tam olarak ikiye ayırırsak ve hangi yarıda Doctor’un kişisel gelişimini daha bariz gördüğümüzü düşünürsek cevap büyük ihtimalle ikinci yarı olacaktır. 11. Doctor üzerinden karşılaştırma yapalım: The Eleventh Hour’da ne yiyeceğine karar veremeyen Doctor ile Akhaten’deki o meşhur konuşmayı yapan Doctor aynı kişi. Kişiliğinde değişim yaratacak bir rejenerasyon bile geçirmeden ne kadar geliştiğini, kelimenin tam anlamıyla “büyüdüğünü” görüyoruz. Bu gelişimde en az yazar kadar etkili bir faktörün de oyuncu seçimi olduğunu söyleyebiliriz. Doctor’u oynayan bütün oyuncular gibi Matt Smith de bu rolü hakkını vererek taşıdı ve ayrıldığı bölümde hepimizi gözyaşlarına boğdu.

Hemen sonrasında gelen sert Doctor’umuz 12 de rejenerasyon etkisiyle değişen karakteriyle bizi şaşırttı. Ama kabul edelim, Peter Capaldi’nin “saldırgan kaşlarından” başka ne bekleyebiliriz ki? 8. Sezon genel olarak pek beğenilmese de (ki ben bunu The Day of The Doctor ve The Time of The Doctor gibi efsane bölümlerden sonra olağanüstü bir derecede yükselen beklentiye bağlıyorum) Peter’ın Doctor’u çok sevildi. Clara ile atışmaları ve huysuzlukları onu seyircinin büyük kısmına göre itici değil, tatlı yaptı.

Yol Arkadaşları

Doctor-Amy-Rory-River

Davies döneminde yol arkadaşları sıklıkla Doctor’un “vicdanı ve insaniyeti” rolünü üstleniyorlardı. Buna örnek olarak aklıma ilk gelen bölüm Fires of Pompeii. Doctor Pompeii’yi olduğu gibi bırakıp gitmeye niyetliyken Donna’nın zoruyla en azından bir aileyi kurtardı.

Ancak Moffat dönemindeki yol arkadaşlarını incelediğimizde biraz daha farklı bir manzarayla karşılaşıyoruz. 11. Doctor’da gördüğümüz gelişimin çok benzerini Amy, Rory ve Clara karakterlerinde de görüyoruz. Konu River’a gelince, onun gelişimini tersten izlememiz de diziye çok farklı bir hava katıyor. Örneğin Amy, 5. Sezonun başında Doctor dahil herkes tarafından terk edilmiş, bağlanma korkusu olan ve Rory ile düğününden olabildiğince uzağa, uzaya kaçan bir karakter. Bazıları onu şımarık olarak tarif etse de bence o tavırlar sadece bir savunma mekanizması. Annesi ve babası olmayan, Pejmürde Doktoru tarafından terk edilmiş, tamamen yalnız bir kız olarak şımarık tavırlarını oldukça normal buluyorum. Ve evet, o düğününden kaçan kız 7. Sezonda sırf kocası ile birlikte yaşlanma “şansı” olduğu için bir ağlayan meleğe dokunuyor. Bu gelişme değil de nedir, sorarım size?

Clara’ya gelirsek, o konuda şahsi fikirlerim daha farklı. 7. Sezonun ortasında, dizinin 49. yılında hikayeye dahil olan bir karakterin Doctor’un bütün yaşamlarında çok büyük etkisinin olmasını diğer karakterlere haksızlık olarak görüyorum. Klasik seri de dahil olmak üzere bütün yardımcılar ve yan karakterler hiçe sayılarak istisnasız her büyük olayın altından Clara’nın çıkması ben de dahil olmak üzere seyircinin büyük kısmını kıskandırdı. Üstelik Clara, The Asylum of The Daleks’ten beri hep çok güçlü bir karakter olarak gösterildi, bana göre ilk zayıflığı Doctor değiştiğinde kabullenememesi ve verdiği sert tepkilerdi. Ve sonrasında da Clara’nın karakterinin tam anlamıyla “çatladığı”an, 8. sezon finalinde Doctor’u tehdit etmesi. Açık konuşmak gerekirse, eğer fragmanlarda gösterildiği gibi Clara kötü bir karakter çıksaydı, yada Master olsaydı, hatta Doctor olsaydı final bölümü çok daha tatmin edici olabilirdi. 8. Sezonun son iki bölümünü Clara’nın kötü çıkması umuduyla izledim ama maalesef hayal kırıklığına uğradım. Dizinin tarihindeki etkisi göz önüne alındığında, sadece aşkı için savaşan bir karakterden daha fazlası olabilirdi Clara.

Doctor Who Moffat dönemi incelemesinin ikinci yarısı için gelecek haftayı bekleyin!

Büşra Ayyıldız

Önceki Yazı

Pazar Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

CNBC-E, E2, Digiturk ve D Smart’ta bu ay!