Better Call Saul 1. sezon | İnceleme

Amerika’da kablolu televizyon tarihinin bugüne kadarki en iyi başlangıcını yaparak prömiyer rekoru kıran Better Call Saul, 6 Nisan Pazartesi akşamı yayınlanan “Marco” isimli bölümüyle ilk sezonunu tamamladı. Avukat Jimmy McGill’in Breaking Bad’den tanıdığımız Saul Goodman’a dönüşümünü anlatan bu muhteşem dizi, sizi bilmem ama benim için şimdiden en iyiler arasına girdi. Better Call Saul sezon finali dahil daha önce tanık olmadığım bir şekilde, tempo düşüklüğüne rağmen heyecanımı kaybetmeme izin vermedi. Bu tuhaf durum ister Breaking Bad özleminden, ister sadece oyunculuklardan, isterse senaristlerin başarısından kaynaklansın Beter Call Saul ilerleyen sezonları ile birlikte efsaneler arasına girecek gibi görünüyor.

1

Bana göre inanılmaz ayrıntıların olduğu Better Call Saul’da hikayenin en verimli şekilde incelenebilmesi için dizide önemli bir konuma sahip olan ya da olabilecek karakterlerin ayrı ayrı ele alınması gerekiyor. Bu yüzden Better Call Saul’un ilk sezonda yaşananları ana karakterlerini inceleyerek anlatmaya çalışacağım.

Jimmy McGill (Bob Odenkirk):

“Eğer şansım varsa, en iyi ihtimalle bundan 1 ay sonra bir Cinnabon dükkanının yöneticisi olurum” Saul Goodman’ın Breaking Bad’de Walter’a söylediği bu cümle Better Call Saul’un ilk sahnelerinde karşımıza çıktı. Breaking Bad’den bildiğimiz geri dönüşü olmayan planını uygulayan Saul, Nebreska’da bir alışveriş merkezinde çalışıyordu.

2

Better Call Saul, her ne kadar Breaking Bad sonrasını gösteren sahnelerle açılış yapsa da aslında Saul Goodman’ın hikayesi avukatlıkta henüz toyken başladı. Saul Goodman’a dönüşmeden önce Jimmy McGill, nasıl bir kaderin kendisini beklediğinden bir haber olsa da kaykaycı gençlerle çevirdiği, başarısızlıkla sonuçlanan dümenden sonra onları Taco’nun elinden en az zararla kurtarması bize yaşanacaklar hakkında az da olsa ipucu verir gibiydi. Taco’nun bacaklarını kırdığı gençleri hastaneye götürürken acı içindeki gençlerden birinin “sen çok kötü bir avukatsın” sözüne verdiği hızlı cevap, yasaların durduramayacağı Saul Goodman’ın temelini anlatıyordu sanki. “Hey, az önce seni ölüm cezasından kurtarıp altı aylık şartlı tahliyeye indirdim. En iyi avukat benim.”

3

Final bölümünü izleyenler Chicago Sunroof hikayesini biliyorlardır. Kendisini karısıyla aldatmış eski bir arkadaşının arabasına yapmaya çalıştığı küçük bir sürpriz, araçtaki beklenmeyen bir durumun varlığı ve adamın nüfuzlu olması nedeniyle, -Jimmy’nin cümleleri ile anlatmak gerekirse “halka açık yerde alkol kullanma, düzen bozma gibi şeyler beklerken, savcının deyimiyle yüz kızartıcı teşhir ile suçlandım. – Bana cinsel suçlu dediler. -Hadi oradan!”  bayağı büyük bir olaya dönüşmüş ve Jimmy’i hapse düşürmüştü. 3. bölüm “Nacho”da Jimmy bu durumdan kurtulmak için avukat olan abisi Chuck McGill’den yardım istemişti. Jimmy’nin ağlamaklı bir şekilde söylediklerini hatırlayınca “Sadece ne yapacağımı söyle. Ne olursa yaparım. Sadece söyle. Lütfen, Chuck? Yardım et bana.” onu avukatlığa yöneltenin abisi olduğunu sanmıştım. Meğer işin aslı öle değilmiş.

4

Kaygan Jimmy lakabını nasıl elde ettiğini sadece 4. bölüm “Hero”da gördüğümüz gençlik yıllarını konu alan flashback’teki Rolex numarasından bile tahmin edebildiğimiz, yine aynı bölümde billboard’unun kaldırılmasını bir dümenle müthiş bir reklam fırsatına dönüştüren, tam bir girişkenlik örneği olan bu adam nasıl olurdu da kendi karakterini bir kenara itip sırf başkalarının özellikle de abisinin onayını almak için kendini adeta mutsuzluğa sürüklerdi. Üstelik binbir zorlukla avukatlık mesleğini icra etmeye çalışırken, çok da getirisi olmayan yaşlı hukukunda çalışırken, abisinin ayağına, inanılmaz emekler harcayarak milyon dolarlık bir dava getirmişken karşılaştığı ihanet içler acısıydı. İhanetin her türlüsü kötüdür ama bu darbe bir yakınınız tarafından gelirse yaşadığınız hayal kırıklığı tarifsiz olur. Gözü gibi baktığı, koruyup, kolladığı hasta abisinin kendisini sırtından bıçakladığını öğrenen Jimmy eminim hepimizin aklından geçen cümleyi kurdu. Benden bu kadar.”

5

Her insanın hayatında mutlaka bir dönüm noktası vardır. Kimimiz bu ana gelince doğru kararı verirken, kimimiz ise o anı fark etmeden yaşantısına devam eder. Eğer şanslıysak bu fırsat karşımıza birkaç defa çıkar ama benim düşünceme göre hayat genellikle bize o kadar gülümsemez. O yüzden bir kez ayağınıza böyle bir fırsat gelirse onu mutlaka görmeli ve değerlendirmelisiniz. Sanırım Jimmy McGill de final bölümü “Marco”da kendi fırsatını fark edebildi ve kendini mutsuzluğa sürükleyen kişiliğini, Mike’a söylediği cümle ile terk etti diyebiliriz. “Beni durduran şeyin ne olduğunu biliyorum. Sana bir şey söyleyeyim mi? Beni bir daha asla durduramayacak.”

6

Chuck McGill (Michael McKean):

Bu yazıyı yazmayı planladığımda Chuck’a gerçekten hatırı sayılı bir bölüm ayırmayı düşünüyordum ama 9. bölüm “Pimento”da bu sözlerini duyunca sadece kısa bir paragrafla öfkemi kusmak istedim. “Gerçek bir avukat degilsin sen! Amerikan Samoasi Üniversitesi ne ulan? Uzaktan ders ne? Yürü git oradan. Ben buraya gelmek için g.tümü yırttım lan! İşin açığını bulup avukat olunca kendini benimle eş mi sandın? Eğlencelisin, insanları güldürüyorsun diye benimle aynı şeyi yapacağını mı sandın? Ben hayatımı adadım bu işe! Ayakkabı değiştiriyormuş gibi işe girip tüm ödülleri toplayamazsın!”.  Chuck’ın Jimmy’e karşı bu ezici cümlelerini iş olayı olarak görüp anladık diyelim, peki bakımına muhtaç olduğu öz kardeşini böyle aşağılamasını insani yönden nasıl kabullenebiliriz.

7

2. bölüm “Mijo”da Jimmy’i hapisten kurtaran Chuck’ın ona yol gösterdiğini ve avukatlıkta önünü açtığını sanmıştım. Büyük bir avukat olan abisinin şirketinde ona da bir yer ayırdığını düşünmüştüm. Meğer Jimmy’i şirketten uzak tutan Chuck’ın ta kendisiymiş hatta bunu sanki Howard yaptırıyormuş gibi kötü adam imajını onun üstüne yıkmış. 9. Bölüm “Pimento”da Jimmy’e karşı kurşun misali cümlelerinden sonra onunla gurur duyma sebebini de söyleyince “Kendine çeki düzen verip posta odasında işe girdiğinde çok gurur duydum.” Chuck kardeşini kaybetti.

8

Mike Ehrmanthraut (Jonathan Banks):

Breaking Bad’de belki de en çok merak edilen konuların başında gelen Mike’ın geçmişiydi. Mike, Better Call Saul 6. bölüm “Five-O”da gözyaşlarına tanık olduğumuz, oğlunun ölümünden kendini sorumlu tutan eski bir yozlaşmış polis olarak karşımıza çıktı. Mike’ın Breaking Bad’de olduğu gibi Better Call Saul’da da üstünde sürekli hayattan bezmiş bir hava vardı. Geçmişinden gelen büyük bir sıkıntısı olduğu belliydi, ayrıca torununa olan düşkünlüğü bu sıkıntısının ailevi sebepleri olduğunu anlatıyordu. Ekranlarda gözyaşı dökenler çoğunlukla beni etkilemez ama Mike gibi soğukkanlı birinin “Kendini bu şekilde küçük düşürmesini ancak ben sağlayabilirdim. Ama ne uğruna… Alçalttım oğlumu. Kendim gibi yaptım. O.ç.ları yine de öldürdü.” Sözleri eşliğinde döktüğü gözyaşları içimi sızlattı. Ama oğlunun intikamını nasıl aldığını görmek sanırım biz izleyiciler için iyi bir teselliydi.

9

“Eve yakın durmak insan doğasında vardır, ve Kettleman’lar bunun yolunu bulmuşsa, yaptığı tam olarak budur. Kimse evi terk etmek istemez.” Mike, 3. bölüm “Nacho”da Kettelman’ların bulunmasında Jimmy’e yardım etmesinin karşılığını, Philadelphia’da öldürülen oğlunun intikamını aldığı için hakkında açılan soruşturmada kendisini savunması için çağırdığı Jimmy’den aldı. Her ne kadar Jimmy’i avukatlık yapması için değil de başka bir amaçla çağırsa da ikisinin yakınlaştığını görmek beni sevindirmişti.

10

Mike’ın konuştuğuna Breaking Bad dahil pek sık rastlamadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendisini Breaking Bad’de soğukkanlı bir sorun çözücü olarak tanımıştık ve ağzından dünya görüşü ile ilgili bir söz çıktığına şahit olmamıştık. Ama Better Call Saul 9.bölüm “Pimento”da sarf ettiği bu sözler gerçekten şahane bir tespitti.İyi suçlular ile çok kötü polisler tanıdım iğrenç rahipler, onurlu hırsızlar. Yasanın ya bir tarafında ya da diğerinde olursun. Ama biriyle anlaşma yaparsan sözünde duracaksın. Bugün kazandığın parayla evine gidip bir daha bu işe bulaşmayabilirsin. Ama senin olmayan bir şeyi aldın ve kâr karşılığında sattın. Artık bir suçlusun. İyi ya da kötü olmak sana kalmış.”

11

Kim Wexler (Rhea Seehorn):

Jimmy ile aralarında şimdilik ciddi bir boyutta olmasa da ilerleyen sezonlarda nasıl bir ilişki olacağını merak ediyorum. Bana sorarsanız Kim Jimmy’nin 5. bölüm “Alpine Shepherd Boy“da yaptığı ortaklık teklifini reddederek hem kendi hem de Jimmy’nin hayatı için bir dönüm noktasını kaçırdı.

12

Jimmy’nin Howard Hamlin’e karşı yaptığı billboard dümenini hatırlayın, haberlerde olay anlatılıp Howard kızarken nasıl da sırıtıyordu. Aslında Jimmy’i kariyerini adadığı şirketin patronuna bu sözlerle savunurken sevdiğini daha da belli ediyordu: “Geçmişte veya şimdi hakkında nasıl düşünüyorsunuz ya da size ne söyledi, ne yaptı bilmiyorum ama Jimmy iyi bir avukattır.”

13

Final bölümü “Marco”da “Santa Fe’deki bir ofiste senin de adın yazıyor olabilir.” diyerek Jimmy’e iyi bir kariyer fırsatı sunmayı başaran Kim, Jimmy’i hiç bir zaman yargılamasa da çekip gitmesinden sonra aralarındaki ilişki etkilenecek mi göreceğiz ?

Howard Hamlin (Patrick Fabian):

Daha ilk bölüm ‘Uno’da Jimmy şirket toplantısında abisini savunurken Howard’ın tavırlarına sinir olmuştum.  “Bak Jimmy, bizim meslekte bazen kazanma fikrine kendini o kadar kaptırıyorsun ki kalbinin sesini dinlemeyi unutuyorsun.” Nasıl bir egoydu bu arkadaş ?

“Gidip de bir renge ciddi ciddi “Hamlindigo” adini mi verdin?”  4. Bölüm ‘Hero’da hakimin önünde tartışmaları esnasında Jimmy şaşkınlığını bu cümle ile belirtirken adeta duygularıma tercüman oldu. Adam bildiğiniz bir renge isim vermişti. Hamlindigo mavisi.

14

Howard her geçen bölüm Jimmy’i şirketten uzak tutmaya çalışınca, hele 9. bölüm “Pimento”da şirkete milyon dolarlık bir dava getirmesine rağmen azıcık bir miktarla Jimmy’i uzaklaştırmaya çalışınca, Kim’in Howard’a isyan bayrağını açıp sorduğu soruyu eminim izleyen herkes kendine sormuştur. “Neden ?” Tabi bu konuda gerçek ortaya çıkınca tıpkı Jimmy’nin olduğu gibi hepimizin Howard’a olan kötü bakış açısı değişmiştir diye tahmin ediyorum.

Ignacio “Nacho” Varga (Michael Mando):

“Bugün beni buradan çıkar yoksa ölü bir adam olursun.” 3. bölüm “Nacho”da Kettelman’ları gözetlese de onları kaçırma olayı ile ilgisi olmadığı bir durumda haksız yere gözaltına alınmışken Jimmy’e söylediği bu tehdidi hatırlarsınız. Doğrusu sinsi ama zeki olduğu görünen Nacho’nun Jimmy’le sezon finaline doğru daha fazla içli dışlı olmalarını bekliyordum fakat Nacho hakkında bildiklerimiz 9. bölüm “Pimento”da Mike’ın onun hakkında söylediklerinden ibaret kaldı “Az önce karşına çıkan adamın adı Ignacio Varga. Uyuşturucu satıcı çetelerine bağlı çalışıyor. Seninle yaptığı iş ise, çete dışı bir işti. Patronlarının bilmesini istemez.”  ikinci sezonda tehlikeli Nacho’yu daha sık göreceğimize hatta Jimmy’nin suç dünyası ile bağlantısının o olacağına inanıyorum.

15

Bölümler ilerledikçe tahmin edilebilirliği iyice azalan dizide özellikle kardeşi tarafından sırtından bıçaklanan Jimmy’nin soğukkanlılığını asla kaybetmemesi ve kendini bulabilme amacıyla bir haftalığına da olsa eski renkli hayatına dönmesi benim pek beklemediğim bir şeydi.

16

Better Call Saul’un ilk sezonunun final bölümü “Marco”da Jimmy’nin dönüm noktasını ise Saul Goodman’a geçişi için ilk ciddi adımı olarak nitelendirebiliriz. Sanırım bu hamle ile ilerleyen sezonlarda bizleri çok daha hareketli bölümlerin beklediğini tahmin edebiliriz. Ayrıca Better Call Saul’un en dikkat çekici sahneleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için yazarımız Sevinç Korkmaz’ın eğlenceli yazısına buradan bakabilirsiniz.

Yazımı, sözlerini bu olağanüstü dizinin senaristleri Vince Gilligan ve Peter Gould’un yazdığı, Junior Brown performansı ile Better Call Saul “The Song” ile bitirmek istiyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=-g1IGSM3Hgs

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

TV’de Bugün – 12 Nisan

Sonraki Yazı

TV’de Bugün – 13 Nisan