Nana | Tanıtım

Nana; 2000 yılında mangasıyla, 2006’da da anime serisiyle sadece Japonya’da değil tüm dünyada adını duyurmuş ve ciddi hayran kitlesine ulaşmış bir yapım. Mangakası Yazawa Ai olan serinin ilk 5 cildi 22 milyondan fazla satmış, 2005 yılından itibaren de dünya çapında en çok satılan 4. manga olmayı başarmıştır. Animesinin yönetmeni ve senaristi Morio Asaka, score müziklerini ise Tomoki Hasegawa yapıyor.

Hemen konusuna değinelim o zaman; Nana Osaki müzik kariyeri için Tokyo’ya gitmek isterken, Nana Komatsu erkek arkadaşıyla aynı okula gitmek ve onunla beraber olabilmek için Tokyo’ya gitmek istemektedir. Şans eseri ikisi de aynı trene binen karakterlerimizin yolları sadece trende kesişmez, ikisi de aynı evi kiralamak istediklerinde ev arkadaşı olmaya karar verirler ve serüvenleri başlar. Nana Osaki sert ve güçlü yapısıyla dikkat çekerken Nana Komatsu tam aksi bir şekilde kırılgan, fevri ve hercai yapısıyla dikkat çekmektedir. Fakat zaman geçtikçe karakterlerimizin aşk hayatlarını, aile ilişkilerini, kariyer seçimlerini izledikçe hiç de göründükleri gibi olmadıklarını fark ederiz.

nana-

Nana; josei türüne çok güzel bir örnek. Türünün getirisi olarak biraz komedi ve çokça romantizm olsa da genelinde ağır olmayan bir drama var. Zaten konusuyla da fazla zorlamayan bir seri. Türüne aşinaysanız olay örgüsünü çözmekte gecikmediğiniz gibi gidişat hakkında da teoriler üretiyorsunuz ki genelde gidişat tahmin ettiğiniz gibi oluyor. Evet, bazen bir Brezilya dizisini andırmıyor değil ama serinin olayı bu değil. Nana, aşkın/sevginin/dostluğun her türlüsünü izleyiciye göstermeye niyetli bir yapım. Üstelik genel ahlak kurallarına bağlı kalmak gibi bir kaygısı da yok. Gri bölgelerde dolaşıyor. Birçok benzer paydaya sahip yapımda gördüğümüz “âşıksan böyle yapmalısın, dostuna böyle davranmalısın” gibi ders vermiyor. Hatta sanki tam aksini ispatlamak istiyor gibi… Karakterlerimizi “bencillik” etrafında topluyor. Âşıkken ne kadar kolay hata yapabileceğimizi, kendi çıkarlarımız için dostlarımızı harcayabilme meylimizi başarılı bir şekilde anlatıyor. Koruma ve sahiplenme güdülerinin artı ve eksilerini çok güzel ifade ediyor. Karakterlerin içsel çatışmaları da başarılı bir şekilde anlatıyor, özellikle hikayeyi dinlediğimiz Nana (diğer Nana bu kızımıza, bir köpek gibi sevimli ama aynı zamanda da ilgi istediği için hachiko cinsi köpeklerden esinlenip kısaca Hachi diyor, ki bu da ilginç durum oluşturuyor çünkü Nana japonca da “yedi” demek iken Hachiko “sekiz” demektir.) yani Hachi eski günleri anlatırken birçok insanın kendisine bile itiraf edemeyeceği şeyleri itiraf ederek nasıl birisi olduğunu, o zamanlar olayları nasıl değerlendirdiğini başarılı bir şekilde anlatıyor.

Serinin diğer bir amacının aşkın tek bir tür olmadığı gibi aynı zamanda evrimleşebildiğini de anlatmaya çalıştığını düşünüyorum. Hayal ettiğimiz aşk ile yaşadığımız aşkın hiçbir zaman aynı olmadığını, biraz dramatize etmekle birlikte kesinlikle abartıya kaçmıyor. Zaten seri yer yer realist, yer yer ütopik olabilen bir yapıda. Bu yüzdendir ki bazen karakterler için “ayakları nasıl da sağlam yere basıyor” diye düşünürken bazen de “aklı nasıl bu kadar havada olabilir” diye düşünebiliyorsunuz.

nana

Animenin geneline depresif bir tutum var. Anlatım tarzından kaynaklandığını düşündüğüm bu depresif durumun bir diğer nedenleri de hafif karanlık mekanlar, soft renkler ve elbette ki duygusal müzikler… Serinin OST’si başarılı, Tomoki Hasegawa iyi bir iş çıkarmış. Punk/Rock seviyorsanız açılış ve kapanış jeneriklerine hayran kalmanız kuvvetle muhtemel. Zaten yapımın alt başlıklarından birisi de müzik, özellikle bu kısmı çok güzel kotarıyor yapım. Nana’nın şarkılarını Anna Tsuchiya söylüyor, Reira’nın şarkılarını Olivia Lufkin. Karakter ve ses uyumları gerçekten mükemmel. Hatta serinin (Olivia Lufkin ve Anna Tsuchiya’nın söylediği) birkaç tane tribute ve OST albümü mevcut.

Seri, kadın çözümlemelerini çok iyi yapıyor, Nana ve Hachi karakterlerini etrafınıza dikkatli baktığınızda ne kadar çok olduğunu görebilirsiniz. Sırf bu açıdan bile izlemeye değer olduğunu düşünüyorum. Finaliyle beklenen etkiyi yaratamasa da (bunun birkaç farklı nedeni var) yapımın geneline bakıldığında türü için başarılı bir referans. O zaman buyurun fragmanı;

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Game of Thrones | Nerede Kalmıştık?

Sonraki Yazı

6 Nisan Pazartesi Reytingleri