Vikings 3. sezon | İnceleme

Uyarı: Vikings 3. sezonu izlemeyenler için spoiler içerir.

Yazarlığını ve yapımcılığını Michael Hirst‘in yaptığı, Kanada-İrlanda ortak yapımı, History kanalında yayınlanan ve her geçen sezonun ardından beğenilme oranını biraz daha arttıran tarihsel drama türündeki Vikings 23 Nisan’da 3. sezon finalini yaptı. Çekimleri İrlanda’da gerçekleştirilen Vikings 3 Mart 2013’te pilot bölümü “Rites of Passage” ile karşımıza çıktığında bir çok dizi sever gibi ben de fazlasıyla heyecanlanmıştım. Biraz olsun tarihleri hakkında bilgi sahibi olabilmeyi umut ettiğim Vikingler ile ilgili bir yapımla karşılaşmak beni gerçekten sevindirmişti.

Vikings’le tanışmadan önce, Vikingler denince aklıma gelenler 1971 tarihli “Tarkan Viking kanı” isimli Türk filmi, çocukluğumdan hatırladığım, burnunu kaşıyarak zekasını çalıştıran, kaba kuvvet yerine aklının sayesinde Vikingler’e yardım eden Vicky isimli ufaklığın hikayesini anlatan çizgi dizi “Vicky the Viking” ve hayal dünyama yerleşmiş aslında Vikinglerle alakası olmadığını öğrendiğim boynuzlu miğferler oluyordu. Sanırım çoğumuzun doğru bildikleri Vikings ile değişti.

1

Dizinin ilk sezonundan bu yana Vikingler hakkında daha evvel hiç duymadığımız detaylarla karşılaştık. Özellikle hayatlarına yön verirken ilahi inanışlarının kararlarında nasıl etkili olduğunu bu ayrıntılarla takip ettik. Bu vahşi, barbar, cesur toplumun, tanrılarının isimlerini duydukları anda, onları kızdırmamak için davranışlarını  kontrol etmeye çalışmaları gerçekten şaşırtıcıydı.

2

Tarihin herhangi bir döneminde birden fazla tarafı olan olaylada tarafların bakış açıları kaçınılmaz olarak birbirlerinden farklı olmuştur. Bana göre Tarih bir fotoğraf olmalıdır. Bir yorumdan çok yaşananları resim etmelidir. Eğer sadece sizin anlattığınızın tek gerçek olduğunu aktarırsanız muhtemelen tepki çekersiniz. Bu düşünceme göre dizide Vikinglerin tarihi anlatılırken fantastik ve gerçekçi ögelerin bir arada kullanılması farklı taraflardan gelebilecek eleştirileri azami bir şekilde engellediğini düşünüyorum. Ayrıca 3. sezonda karşılaştığımız Athelstan’ın çevirmen olduğu, Kral Ecbert ve Lagertha arasındaki konuşmayı ilk duyduğum zaman Athelstan’ın hangi dili çevirdiğini anlayamamış, bunun bir hata olduğunu düşünmüştüm. Bu sahnede Vikingler İngilizce, muhatapları ise İskandinav kökenli bir dil konuşmaktaydı hatta bazı sahnelerde bu durum tamamen değişiyor Vikingler iskandinavca konuşmaya başlıyordu. Ama bölümler ilerledikçe aynı karmaşanın Paris’te Franklarla temaslarda da devam etmesi bana göre bu çevirilerin hata olmadığını aksine bilinçli yapıldığını gösteriyordu. Bununla konuşmaların daha akıcı olması sağlanmış ve toplumlarda gerçekte hangi dilin konuşulduğundan ziyade aralarındaki iletişimin izleyiciye doğru bir şekilde aktarılmasına odaklanılmış. Türkçe bilmediği halde uzun diyaloglar kurup, dilimizi robot gibi konuşan oyuncuları düşününce Vikings’in bu konuda çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.

3

19 Şubat’da “Mercenary” isimli bölümle 3. sezon açılışını gerçekleştiren Vikings, 10 bölümlük 3. sezonu boyunca aklımda çok soru işareti bırakarak 2016’daki 4. sezonuna kadar ekranlara veda etti. Sizlerle  paylaşmayı istediğim büyük hatadan önce 3. sezonda yaşananlara genel olarak bakmak istiyorum.

4

İlk bölüm “Mercenary”de Ragnar Lothbrok (Travis Fimmel) oğlu Bjorn (Alexander Ludwig)’e “Ne için savaşıyorsun” diye sorduğunda güç için cevabını alınca ağzından dökülen kelimeler sanırım karakterini en iyi şekilde anlatıyordu.  Güç her daim tehlikelidir. En kötüleri kendine çeker ve en iyileri de yoldan çıkarır. Ben hiçbir zaman güç istemedim. Güç, sadece gücü alabilmek için kendini alçaltmayı göze alabilene verilir.” Ragnar hiç istemediği halde Kral olmuştu. Güçlü olduğu kadar akıllı ve ileri görüşlü Ragnar ait olduğu vahşi toplumda belki de lider olmayı en çok hak eden isimdi. Fakat liderlik özellikleri ileri bir seviyede olan Ragnar neden halkının bir kısmını, bana göre üçkağıtçılığı tipinden çok rahat okunan, kendisinin ve dostlarının da hiç güvenmediği Kral Ecbert’in himayesinde Wessex’de bıraktı anlayabilmiş değilim. Tarihte Vikinglerin toprağı altın kadar sevdikleri söylenir. Dizide anlatıldığı kadarıyla bu toprak sevdasının da Ragnar’dan kaynaklandığını düşünüyorum. Savaşmak yerine işleyerek, kendilerine verilen toprağı kullanmak tamam da halkını korunmasız bir şekilde Ecbert’in ellerine bırakmak bana hiç mantıklı gelmedi. Nitekim güvenilmez Ecbert’in Ragnar’a ihanet etmesi, çoluk çocuk Wessex’de kalan Vikingleri öldürtmesi bence Ragnar’ın suçuydu.

5

Dizide anlaşılması çok zor bir karakter olan Athelstan’ın sürekli din değiştirmesi sonunda ona pahalıya patladı. Tabi onun kaybı en çok Ragnar’ı etkiledi. Hem çok sevdiği arkadaşını hem de önlerindeki Paris seferi için şehri tanıyan bir askerini yitirdi. Ragnar onu kimin öldürdüğünü biliyordu fakat sabrını yitirmeden öylece sakin kalmayı seçti ki bu ordusunun yalnızca Paris’e odaklanması için doğru bir hamle olarak görülebilirdi. Ama şehrin yapısını tam olarak bilmeden, tahmini yapılan bir saldırı sonucu, göz kamaştıran korkutucu ordusuna rağmen Ragnar Paris’i ele geçiremedi.

Viking_Siege_of_Paris

Franklar topraklarından gitmeleri karşılığında kendilerine para teklif edince, çıkan karşı sesleri bastırarak Kral olduğunu üstüne basa basa dile getiren Ragnar duruma el koydu ve belki de en baştan beri yapmaları gereken şekilde bir plan düşünerek, para teklifini kabul etti.  Ancak tek şartı dostu Athelstan’a kavuşmak için bir Hristiyan olarak ölmek, vaftiz edilmek ve sonrasında oğlu Bjorn aracılığıyla, öldüğünde bir Hristiyan töreni ile uğurlanmak istediğini söyledi. İsteğinin kabul edilmesi ile Ragnar’ın Truva operasyonu başladı. Plan muhteşemdi, sonuçta çok başarılı oldu ama şehri ele geçirmeye geldikleri halde, Prensesi rehin aldıktan sonra neden onu bırakıp sadece şehri yağmalayıp geri döndüler anlamadım. Öte yandan Ragnar’ın bu davranışı, Paris’te kalan Rollo (Clive Standen) için mükemmel bir fırsata dönüştü.

6

Bence Vikings öncelikle yardımcı oyuncularının çok başarılı olması ile iyi diziler arasına ismini yazdırmayı başardı. 3. sezonda da bu özellik başarı ile devam etti. Hiç beklemediği bir sonuçla karşılaşan Rollo, Earl unvanı gasp edilen Lagertha (Katheryn Winnick), Ne istediğini kendisi de anlamayan Aslaug (Alyssa Sutherland), Çok iyi bir lider olacağını düşündüğüm Bjorn, kocasına sabır kendisine akıl dilediğimiz Porunn (Gaia Weiss), artık bir önemi kalmasa da ilahi konularda kafası karışık Athelstan (George Blagden), kalitesiz insan Ecbert (Linus Roache), cesur Siggy (Jessalyn Gilsig)… ama bu sezona damga vuran isim hiç şüphesiz Floki (Gustaf Skarsgård) oldu. Din elden gidiyor tavırları sonucunda yaptığı eylemler resmen Vikinglerin tarihini değiştirdi.

7

Her karakter için ayrı bir yazı yazmam gerektiğine inandığım bu başarılı dizinin 3. sezon 5. bölümü “The Usurper“de inanılmaz bir devam hatası ile karşılaştım. Bazı arkadaşlar bu hatadan bir şey olmaz diye düşünebilirler ama bence bir sezonunda sadece 10 bölümü yayınlanan ve yılda bir defa ekranlara gelen yapımların bu konularda çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.

v

v2

Yukarıdaki iki sahne arasında 5 sn fark var. Rollo yere düştüğünde yüzünde kan varken ayağı kalkınca yüzünün tertemiz olduğunu görüyoruz.

w

w2

Yukarıdaki iki sahne arasında ise 6 sn fark var. Rollo olay yerinden ayrılırken ilk görüntüde yüzü tertemizken sonraki görüntüde kan revan içinde.

Ciddi bir dizide karşılaştığım bu basit devam hatası ve yazıda da bahsettiğim bazı tutarsızlıklar beni biraz soğutsa da 8. bölüm “To the Gates“deki müthiş kuşatma ve savaş sahneleri, 3. sezonu benim açımdan kurtarmayı başardı.

8. ve 11. yüzyıllar arası döneme tarihte Viking Devri denmektedir. Paris kuşatması sonrası sırada İngiltere saldırısı olduğunu göz önünde bulundurursak 4. sezonun aksiyon dolu olacağını düşünmek hata olmaz herhalde.

Utku Ertem

Önceki Yazı

TV’de Bugün – 26 Nisan

Sonraki Yazı

23 Nisan Perşembe Reytingleri