Kardeşlik Üzerine Bir Güzelleme | Fullmetal Alchemist: Brotherhood

Fullmetal Alchemist dünya çapında ciddi hayran kitlesine sahip bir yapım. Mangakası Hiromu Arakawa olan bu yapımın aslında iki versiyonu var. İlki 2003-2004 yılları arasında yayınlandı ve toplam 51 bölümden oluşuyor. Ardından gelen devam filmi ile seriyi kapatan yapımcılara mangayı çok seven hayranlarından olumsuz eleştriler çok gelmiş olmalı ki (zira anime ilk 13 bölümden sonra mangadan ayrılıyor ve farklı bir son ile bitiyor) 2009 yılında farklı yapımcıların hazırladığı Fullmetal Alchemist: Brotherhood yayınlanmaya başladı. 64 bölüm olan bu yapımın hayran kitlesini memnun ettiğini düşünmekteyim, zira bu kitle zaman içinde kendisini katlayarak büyümeye devam etmekte.

İki farklı yapım ve iki farklı hikaye olsa da serilerin en büyük ortak noktası aynı: kardeşlik. İkinci yapımda bu daha başarılı bir şerkilde anlatılıyor olmalı ki, ikinci serinin hayran kitlesi daha fazla. Simya kardeşliği, ortak acıların oluşturduğu kardeşlik, hatta birbiriyle hiç ortak yönü olmayan insanların bile aynı amaç uğruna savaştıkları ve bu durumun oluşturduğu kardeşlikler bir yana, kelimenin gerçek anlamıyla Edward ve Alphonse’un oluşturduğu kardeşlik animenin can damarları.

UYARI: Yazı SPOİLER içerir!

elric-kardeşlerElric Kardeşler

Hikayemiz, babaları evi terkeden ve bir süre sonra anneleri de ölen Edward ve Alphonse’un, annelerini simya ile geri getirmeye çalışmalarıyla başlıyor. Ve daha ilk kareden güçlü bir kardeşlik örneği görüyoruz, annelerini geri getirmeye çalışırken ölümcül bir günah işlediklerinin farkında olmayan Elric kardeşlerden Edward bacağını kaybederken, Alphonse tamamen simya çemberi ile açtıkları ara dünyada kalır. Kardeşini de kaybetmek istemeyen Edward ise kolunu da feda ederek Alphonse’un ruhunu bir zırha bağlar. Edward kolunu ve bacağını Alphonse ise tüm vücudu kaybetmiştir. Edward kendisini sorumlu hissedip kardeşinin bedenini geri getirmeye yemin eder. Daha ilk andan itibaren güçlü bağlarla bağlı olduklarını hissettiğimiz Elric kardeşlerin kişilikleri genel olarak farklı olsa da her zaman birbirlerine destek olmalarıyla muhteşem bir kardeşlik örneği sergiliyorlar seride. Dev zırhına ters orantılı olarak neredeyse zarif denebilecek bir ruha sahip olan Alphonse’un, ruhunu zırha müdürlemesine karşılık kolunu feda eden abisine karşı neredeyse hiç bir garezi yok. Aksine bedenini kurtarmasını beklediği için kendisini sorumlu bile hissediyor. Kardeşini de bu işe sürüklediği için vicdan azabı duyan Edward ise kardeşinin bedenini geri almak için -zaman zaman- umutsuzca çaba içinde. Öyle ki dönüşüm çemberi sayesinde açılan kapıdan ikinci girişinde Alphonse’un bedenini görmesine rağmen geri getirememesi üzerine sarfettiği sözlerdeki ciddiyet (bu konu üzerinde konuşulan her sahnede) fazlasıyla hissediliyor. Serinin başlarında Alphonse’un “gerçekten var mıyım, yoksa abimin uydurduğu birisi miyim” diye kendisini sorduladığı zamanda bile duruma kızgınlığını bir kenara bırakan Edward gayet mantıklı açıklamalarla kardeşine durumu anlatıyor. Çoğu zaman çabuk sinirlenen birisi olmasına rağmen Edward için konu Alphonse olunca neredeyse akan sular duruyor. Zira finalde de simya yeteneklerinden vazgeçip Alphonse’un bedenini geri getirmesi bunun en büyük kanıtı.

team-mustang-2Roy Mustang ve Ekibi

Serinin başka bir kardeşlik örneğini ise Roy Mustang’in ekibinde görüyoruz. Seri, sonra yayınlanan OVA’da gördüğümüz Ishbal isyanını bastırmaya çalıştıkları sırada arkadaşlıkları güçlenen Roy Mustang ve Hugh Maes’in kardeşlik bağlarının önemini, Maes’in ölümünün intikamı almaya çalışırken neredeyse insanlıktan çıkma noktasına gelen Mustang ile anlatıyor. Öyle ki Maes’in ölümünün Envy’nin elinden olduğunu öğrendiği andan itibaren intikam ateşiyle yanan Mustang 45. bölümde Riza Hawkeye engel olmasa vahşice Envy’i öldürecekti muhtemelen. Kendisine hakim olmayı başaran Roy için sadece Maes değil ekibinin tamamı çok önemli. Maes’i öldürdüğü idda edilen Maria Ross’un sahte ölümünü hazırlayıp ciddi riskler alması ise bunu en güzel örneklerden birisi. Tabii Maria’nın finale yakın bölümlerde ekibe yardım için geri gelmesi de bu riske eşdeğer olup, ikilinin seride sergiledikleri başka bir kardeşlik/bağlılık/güven örneğidir bana göre.

olivier-armstrongOlivier Armstrong ve Birliği

Animenin son bölümlerinde gördüğümüz Olivier Armstrog’un ekibindeki kardeşlik ise farklı gibi görünen ama Roy Mustang ve ekibiyle aynı kardeşliğin işlendiği bir örnek. Duvarın zor yaşam şartları altında sert kurallara sıkısıkıya bağlı bir şekilde yaşayan Olivier ve ekibinin hayatta kalması için bu kuralların ne kadar önemli olduğunu ise maruz kaldıkları Sloth ve Pride’ın saldırısında görüyoruz. Böyle güç durumdan başarıyla sıyrılan ekibin başarısının sırrı elbette birbirlerine duydukları güven. Roy Mustang gibi Olivier Armstrong’un da -sert görünmesine rağmen- ekibi için yapmayacağı fedakarlık yok. Führer’e karşı herşeyi bildiğini ima eden konuşmasının temelinde de bu fedakarlık yatıyordu zaten. Tabi bir de Olivier’in gerçekten kardeşi olan Alex ile ilişkisi var ki, son bölümlerdeki beraber savaş sahnelerinde bile garip bir kardeş çatışması halindelerdi. Özellikle Olivier’ın Alex’e karşı onun tarafındayken bile olan karşı tutumu yer yer komik sahnelere sebep olsa da aralarındaki güven ve bağlılık duygusu son 5 bölümde hemen göze çarpıyor.

Bunlar gibi irili ufaklık kardeşlik örneklerini gördüğümüz Fullmetal Alchemist: Brotherhood başarılı konu anlatımıyla duygusunu izleyiciye çok rahat geçirebilen bir yapım. Bu yüzdendir ki daha uzun bir süre birçok anime severin “en sevdiği seri” olarak başucunda kalacaktır.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Çarşamba Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

“The Good Wife”ın Yedinci Sezonundan İlk Fragman Yayınlandı