Tokyo Ghoul Şişirilmiş Bir Balon mu?

2014’ün en ilgi çeken anime serilerinden olan Tokyo Ghoul an itibariyle iki sezon ve 12 + 12 toplam 24 bölümden oluşuyor. Korku, gizem, dram, aksiyon, psikolojik ve seinen gibi alt metinleri olan seri özellikle ilk sezonuyla izleyicisini fazlasıyla memnun etmiş ve ciddi başarı elde etmişti. Fakat ikinci sezonuyla beklenen başarıyı yakalayamamış ilk sezondaki çıtasının altında kalmıştı. Üçüncü sezonun geleceği bilgisine rağmen mangadan ayrılmış hikaye ne yönde ilerleyecek hiç bir fikrimiz yok.

Bu hafta Tokyo Ghoul’u incelemek istedim. Zira seriyi izlemeden önce herkesten övgüsünü aldığım “mutlaka izlemelisin, kesin beğenirsin” yorumlarına dayanamayıp izlediğim bir serinin ilk sezonuyla tatmin edici olmasına rağmen ikinci sezonuyla tam bir fiyasko olması üzerine bir şeyler söylemek istedim. Evet ilk sezonu ciddi anlamda beğendim ve etkilendiğimi itiraf etmeliyim zira dramı başarılı ve ana karakterin psikolojisi çok iyi aktarılıyor ama ikinci sezon? İkinci sezon ciddi anlamda hayal kırıklığı oldu benim için. Üstelik ikinci sezonu düşünürken aslında ilk sezonun da abarttığım kadar iyi olmadığını ve eksiklerinin olduğunu keşfettim. Yani yazıda Tokyo Ghoul’a baya giydirdim! Şöyle ki; serinin sıkı bir fanıysanız yazı sizi baya kızdırabilirim, benden söylemesi…

UYARI: Bundan sonrası seri ile ilgili SPOİLER içerir!

tokyo1Ötekileştirme Üzerine Bir Şeyler

Seri aslında ilk sezonuyla ötekileştirme ve etik değerler üzerine güzel bir şeyler söylüyor. Fakat ötekileştirdiklerinin üzerine hiç bir şey söylemiyor. Yani ghoullarla ilgili neredeyse hiç bir şey bilmiyoruz. Ne zamandan beri biliniyorlar, evrimleri nasıl gerçekleşti, insanlar nasıl ghoul oldu ya da en başından beri mi böyleydi? Diğer yandan madem ghoulların varlığı biliniyor hiç mi savunma mekanizması oluşturmamış insanlar. Sadece detektiflerin olması ve ghoulların kagunelerini silah olarak kullanmaları yeterli mi bu savaş için? Düşünsenize dışarıda her an sizin canınızı alabilecek -üstelik de insanlardan ayırt edemediğiniz- canavarlar var ve siz günlük yaşamınıza devam ediyorsunuz. Sezon boyunca “ghoullarda aile koruma iç güdüsü mü var? Onlar arkadaşlıktan ne anlar?” gibi şeyler söyleniyor. İnsanoğlunun ghoulların psikolojik yapısı, kişilikleriyle ilgili bu kadar bilinçsiz oluşu çok saçma değil mi?

Alakalı bir not : Serinin bu ötekileştirme, dışlanma gibi konularında söylemek istediği şeyler bana Kiseijuu’yu hatırlattı. Orada da buna benzer konular vardı ama orada parazitler dünyaya yeni gelmişti ve insanlar hemen bu konu hakkında bir şeyler yapmaya başlamıştı. Hem fiziksek hem de zihinsel yapılarıyla ilgili ciddi çalışmaları vardı. Burada neden o yok, sorguladığım tamamen bu durum aslında.

tokyo-kanekiArafta Kalan Bir “Varlık” : Kaneki Ken

Seride -ilk sezonda- en iyi işlenmiş karakterlerden birisi. Kaneki ilk bölümde sıradan bir öğrenci gibi duruyor ama bölüm sonunda hoşlandığı kız olan Rize Kamishiro’nun ghoul olduğunu öğrenmesi üzerine ölümün kıyısına geliyor ve aynı yerde gizemli bir şekilde -hala gizemin ardındaki gerçeği bilmiyoruz mesela- öldürülen Rize’nin organları kendisine naklediliyor. Ve böylece yarı ghoul oluyor. Fakat seri ilk eksisini buradan alıyor. Her şeyden önce bir doktor ghoul ile insan arasındaki fiziki farklılığı nasıl anlamaz, tamam belki fiziksel olarak birebir aynılar ama mutlaka farklılıkları vardır. Daha sonra açıklanır umuduyla rafa kaldırdığım bu düşünceyi sezon finaline doğru “doktorun oyunu” olabileceği izlenimini ediniyoruz. Hatta ikinci sezonda tıpkı Kaneki gibi yarı insan yarı ghoul olan ikiz kardeşler görüyoruz, yine “doktorun oyunu” lafı geveleniyor ama bu “deney”lere ciddi anlamda hiç bir şekilde değinilmiyor. İşin  ilginç tarafı Kaneki de bu durumu hiç sorgulamıyor. Neden? Tamam daha üçüncü sezon gelmedi, belki orada irdelenir bu konu ama 24 bölüm içerisinde konuya biraz daha fazla değinilmesi gerekmez miydi?

Evet, Kaneki ilk sezondaki insan-ghoul düşünceleri arasında sıkışıp kalmış bir karakterin psikolojisini izleyiciye başarılı bir şekilde aktarıyor. O kendisini ne bir insan ne de bir ghoul olarak görürken, kafe müdürü Yoshimura ise onu hem insan hem de ghoul olarak sınıflandırarak aslında eşsiz bir varlık olduğunu söylüyor. Zaten ilk sezon da Kaneki’nin bu iki düşünce arasında bocalamasıyla ilerliyor ve bunu çok iyi bir şekilde yapıyor. Kaneki amacını sorguluyor mesela, insanken etik olan değerlerin artık bir öneminin kalmaması onu ciddi anlamda etkiliyor ve bununla başa çıkmak için çok fazla çaba sarf ediyor. Fakat finalde bunun anlamsız olduğunu, korkaklıktan ileri geldiğini anlıyor ve kim olduğunu kabul ediyor.

Buraya kadar her şey çok güzel, fakat ikinci sezonda Kaneki’nin hareketlerine anlam verebilen var mı Allah aşkına? Aogiri grubu sert bir grup, onların da amaçlarının tam açıklanmaması bir yana Kaneki’nin güçlü olmak adına onlara katılması ne kadar mantıklı? Kaldı ki Kaneki Aogiri’ye katılarak nasıl güçlü olmayı planladı ya da Anteiku’daki arkadaşlarını nasıl korumayı planladı kafamda bir türlü oturtamıyorum. Madem öyle bir amaç için Aogiri grubuna katıldı bir süre sonra neden geri dönmek istedi? Kısacası ilk sezonda düşüncelerinin en derinine indiğimiz Kaneki’nin ikinci sezonda bunun yarısı kadarını bile öğrenememiz gerçekten çok kötü.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Çarşamba Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

Dünyadaki Son Adam | Last Man on Earth