Avrupa Dizileri | Almanya

Avrupa Dizileri yazı dizimizi son dönemde kendi tarihini irdeleyen yapımlarla öne çıkan Almanya ile noktalayalım diyorum. Tabii ki Avrupa Dizileri başlığı altında sizlere diğer ülkelerden de diziler tanıtmaya devam edeceğiz. Fakat bu yeni tanıtımlar, daha çok “mutlaka izlemelisiniz” başlığındaki klasik yapımları içeren ve şu an okuduğunuz yazı dizisinin bir parçası olmayacak.

Alman yapımlarını seçerken de bu kurala bağlı kalmaya çalıştım ve en sona sizler için oldukça farklı bir bonus ekledim. Önerdiğim yapımların bir kısmının oldukça eski olduklarının da farkındayım. Bir diğer yandan aşağıdaki dizilerin hemen hepsinin DVD’si mevcut. Bu nedenle de dil sorunu yaşanmayacağını düşünüyorum.

Berlin Alexanderplatz (1980)

Untitled

Berlin Alexanderplatz Rainer Werner Fassbinder’ın şaheseri olarak nitelendirilmekte. Öyle ki senaryoyu zamanında bitirebilmek için kokain ve ilaç kullandığı bile söylenir. Dizi genç suçlu Franz Biberkopf’un ve onun Berlin’in Alexanderplatz bölgesinde yaşadığı sorunları anlatır. Sadece Almanya’da tüm zamanların klasiği olarak benimsenmiş değildir aynı zamanda Avrupa televizyonlarının da en güzel örneklerinden biri olduğu kabul edilir. Berlin Alexanderplatz için uluslar arası film eleştirmenlerinin de en beğendikleri yapımlardan olduğunu söylemek mümkündür. Bazıları diziyi bir film olarak değerlendirse de daha çok 15,5 saatlik bir filmin 14 bölüme yayılması gibidir. Eğer film olarak kabul edilseydi dünyanın en uzun metrajlı filmi olacağı söylenebilir. Dizi Alfred Doblin’in aynı isimli romanından uyarlamadır ve bu roman 20. Yüzyıl Alman edebiyatının en iyi dördüncü yayını seçilmiştir.

Stromberg (2004 – )

Tıpkı ABD ve Birleşik Krallık versiyonlarında olduğu gibi Stromberg de bir sigorta şirketinin beceriksiz bir patronu etrafında şekillenmekte. İzleyici Office’in birebir aynısını beklese de, bu dizi için tam bir uyarlamadan bahsetmek mümkün değil. Karakterler ve konsept aynı olsa da, dizinin yarattığı hissiyat oldukça farklı. Tipik Alman espri anlayışını yakalayan yapım biraz da bu nedenle kendine has bir hayran kitlesine sahip. Şimdiden beşinci sezonunda olan Stromberg hala devam ediyor ve dünyanın Almanca konuşulan ülkelerinde en beğenilen diziler arasında yer almakta.

Das Boot Series (1985)

tMwUBCnoaS5akUTFe9KTINMDA0l

Das Boot isimli filmin kendisi kadar başarılı olan uyarlaması bir Alman U-bot’unun mürettebatı, onların hayatları ve yaşadığı sorunlar üzerinden ilerliyor. Hikayenin bir noktasında tüm dünyayla iletişimi kopan mürettebat dört saat boyunca İngiliz gemileri tarafından bombardımana tutuluyor. 1985 yılında en iyi televizyon dizisi dalında Emmy de kazanmış olan altı bölümlük yapımın IMDb puanı ise 9,1. Yalnız basit bir aksiyon filmi ya da dizisi izlemek isteyenlerin beklentilerini karşılamayacağını da belirtmek gerek.

Deutschland 83 (2015)

East german spy Moritz Stamm (played by Jonas Nay) in Deutschland '83.

Batı ve Doğu Berlin’in birleşmesinden önceki hayatı anlatan dizi 8 bölümden oluşuyor. ABD’de Sundance TV’nin orijinal dilinde yayınlamaya karar verdiği dizi, Fransa, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İzlanda’da da farklı kanallarda yayınlandı. Berlin’de yaşayan İngiliz yazar Anna Winger tarafından yazılan hikâye Winger’ın Batı Almanya ordusunda görevli kocasının yaşadıkları ve Doğu Almanya ordusundaki bir köstebekle ilişkisini anlatıyor. Dizi tarihin çok enteresan bir döneminde geçiyor ve tahmin edilebileceği gibi politik bir temaya sahip. Bunun dışında aktivizm, casusluk, gizli dinlemeler ve bir başka ülkenin istilası gibi konular da kaçınılmaz olarak izleyiciye sunuluyor. Deutschland 83, “Unsere Mütter, unsere Väter – Generation War” isimli mini dizinin ardından onun yakaladığı başarıya ulaşmış görünüyor. Özellikle ülke genelinde Nazi Dönemi’nde yaşananların konuşulması açısından bir kapı açtığı söylenen bu tarz diziler Alman televizyonlarında yer bulmaya devam edecek gibi görünmekte.

Tatort (1970- )

tatort-cover_neu_0

Tatort Alman polis kuvvetleri jargonunda suç mahalli demektir. Adından da anlaşılabileceği gibi bu yapım bir polisiye. Onu özel yapan şey ise çekim tekniği. Tatort farklı yerel kanalların kendi bölümlerini çekerek ortak bir havuza attıkları ve haftalık olarak bu bölümlerin yayınlandığı bir yapım. Daha detaylı anlatmak gerekirse, dizi farklı polis karakollarının farklı dedektiflerini ve onların takip ettikleri davaları konu alıyor. Mimarisi bakımından eşsiz olduğunu düşündüğüm bu dizi sadece farklı karakterler sunmakla kalmayıp, farklı şehirlerde geçmesi nedeniyle de izleyiciye haftalık olarak bambaşka bir doku sunma şansına sahip. Yerel kanalların sene içerisinde sadece birkaç tane dizi ürettiği düşünüldüğünde Tatort’un 90 dakika süren bölümlerinin farklı kanallar tarafından çekilmesinin yarattığı sinerji de görülmeye değer. Yılda yaklaşık 30 bölüm ve neredeyse film uzunluğundaki süresiyle Tatort sadece Almanya’da değil, Avusturya ve İsviçre’de de kendi kadrosuna sahip. Tabii bölümlerin süresi alışık olduğumuz üzere sadece polis kuvvetleri ve onların hayatlarına odaklanan kurgunun dışına çıkılmasına da izin vererek, kurbanı ve hatta suçluyu da yakından tanımamıza izin veren geniş bir karakter ağı sunma şansı yaratıyor.  1970’den bu yana yayında olmasını da (bu televizyon tarihinin en uzun süren polisiye dizisi olduğu anlamına da gelebilir) bu ilişkiler ağına ve derinliğe borçlu olduğunu söylemek mümkün. Tatort’un yayına girmesinden bir sene sonra Doğu Almanya’nın da kendi Tatort’unu çekmeye başladığını söylemeden geçemem. Aynı mantıkla farklı farklı şehirlerde değişen polis kuvvetleriyle çekilen Doğu Bloku Tatort’unda tek fark ise davaların çok azının cinayet olmasıydı. Fakat buradaki en önemli şey Doğu Almanya Tatort’unun duvarın çöküşünü atlatmış olması ve sonraki senelerde doğu-batı ekipleri arasında çeşitli geçişler yapılmış olmasıdır. Eh tabi elinizde 1970’lerden kalan bir dizi olunca yapımın da kendine has bir tarihi olması kaçınılmaz.

Unsere Mütter, unsere Väter – Generation War (2013)

maxresdefault

1941 Berlin’inde geçen bu hikâye sanırım sadece dizi izleyenlerin değil fakat tarihi yapımları seven herkesin dikkatini çekmiştir. Kahraman olma ateşiyle kanı kaynayan beş arkadaşın kendilerini sonsuza kadar değiştiren ve Avrupa’nın da çehresini etkileyecek olan maceralarının anlatıldığı mini dizi diğerlerine kıyasla nispeten yeni. Dizinin Alman gençliğine odaklanma iddiası birçok çevre tarafından Nazilerin II. Dünya Savaşı esnasında Yahudilere yaptığı soykırıma hiç yer verilmemesi nedeniyle eleştirilmişti. Hatta bazıları Almanların savaş sırasında yaptıklarını romantikleştirdiği iddiasıyla diziyi suçladı.

Karakterlerin savaş ortamında yaşadıkları değişim, sadece sevdiklerine değil bir noktada kendilerine, inanç ve ideallerine ihanet edişleri ve insanlıklarını kaybedişleri ise ekrana güzel taşınmıştı. Savaşın romantik kahramanlık hikâyelerinden ve halka sunulan nedenlerden uzak yüzünü de bana sorarsanız gayet güzel anlatmıştı.

Dizinin bir başka özelliği de yapımın ana karakterlerine ilham veren ve II. Dünya Savaşı’nda aktif görev yapmış Aman nüfusun halen hayatta olmasıydı. Ailelerin gizli bir yemin etmişçesine konuşmamayı tercih ettiği bu konu, “Generation War” ile birlikte ülke gündemine girerken, insanlar anne ve babalarının bu hikâyedeki yerini belki de ilk defa sorguladı. Nico Hofmann -“Generation War” ve “Deutschland 83”ü çeken kanalın başkanı- bu yapımlardan sonra 90 yaşındaki babasına ilk defa savaşta kaç kişiyi öldürdüğünü sorabildiğini açık yüreklilikle dile getiriyor.

Diğer yandan belirttiğim gibi yapım özellikle Yahudi topluluklardan tepki çekti. Almanların Hitler’in arkasından aşka yakın bir tutkuyla gittiğini ve bunun unutulmaması gerektiğini belirten eleştirmenler bu tarz yapımların tarihin bu dönemi hakkındaki hakikatleri gölgeleyeceğini düşündüklerini aktardı. Sadece 3 bölümden oluşan diziyi bence tüm bu bilgiler ışığında mutlaka izleyin…

Bonus: “Wissen macht Ah!” Her bölümde günlük hayatta 5-6 sorunun yanıtını veren seri aslında çocuklar için yayınlanıyor. Ancak ele aldığı konular “zamanda yolculuk” – “su habitatı” – “her zaman böyleydi ve hep böyle kalacak” gibi başlıklar olduğunda Almanya’nın en çok izlenilen programlarından biri haline gelmiş. 2001 yılında ARD’de yayına başlayan Wissen macht Ah! Yapımcılarına göre “televizyonun ukalası”. Programın Hava-Su-Toprak-Ateş isimli bölümlerinin DVD’si de bulunabilir. Ayrıca program kazandığı başarının ardından “Late Edition” adı altında ve yetişkinler için dört bölüm yayınladı.

Ayca Ozbay

birdizihaber baş editörü

Önceki Yazı

Fear The Walking Dead’e Yeni Bir Spin-Off!

Sonraki Yazı

The Heirs (2013) | Kore Dizileri