Esaret mi, Cesaret mi? l Yeter

Bir süredir Atv ekranlarında tanıtımı yapılan bir diziydi Yeter. Mutlu bir şekilde dans ettiğini gördüğümüz bir çift, saçları beyazlayıp kıyafetleri değiştikçe asık suratlı ve mutsuz bir hal alıyordu. Sahnenin ardından da başlıkta da görmüş olduğunuz slogan, siyah bir fona, beyaz puntolarla yazılmış haliyle geliyordu. Heyecan veren hiç bir unsur yoktu tanıtımda. Belki çok sevenleri için Pelin Karahan ve Yurdaer Okur etkili olmuştur, orasını bilemem. Bende pek etkili olmadı.

Koliba Film’in yapımında Vilmer Özçınar ve Nalan Merter Savaş’ın senaryosunu yazdığı dizinin yönetmeni, ilk bölüm yayınlanana kadar Tarkan Karlıdağ’dı. İlk bölüm sonrasında ise dizinin yeni yönetmeni olarak Cemal Şan ismi duyuruldu. Hayırlı olsun diyelim.

unnamed (1)

Dizinin ilk bölümü yılbaşı akşamı yayınlandı. Böyle büyük bir strateji hatasını kim sundu, kim neden kabul etti anlayan beri gelsin. Düşünün, yeni yıla evde gireceksiniz, aileniz ya da arkadaşlarınız birliktesiniz. Sofra kurulmuş, yemekler, içecekler ve keyifler o biçim. Açtınız televizyonu, eğlenmeyi planlıyorsunuz. Bir dizi başlıyor ve dizide aklı başında tek insan yok. İzler misiniz? Yılbaşı değil, sıradan bir günde bile başlasa izlemekte zorlanacağımız bir yapım var karşımızda bence.

Bu konuya değinmeden oyuncu kadrosundan biraz bahsedeyim size. Bir kere dizinin ana karakteri olarak bir kadın gösteriliyor ama tam tersi, senaryonun yıldızı takıntılı, mazoşist, psikopat koca Yekta. Yekta için agresif, akıl hastası, manyak gibi daha bir sürü yakıştırma yapabiliriz. Konuya direkt girebilmek, seyirciyi yakalamak için arızası hemen verilmiş ama bu biraz doz aşımı olmuş sanki. Yekta karakterini canlandıran Yurdaer Okur, genel olarak sevdiğim bir oyuncudur ama belki ilk bölüm heyecanından, belki projeye çok inanmamış olmasından büyük büyük oynayan bir adam olmuş. Donuk bakışlarında bile beni Yekta’ya inandıramadı.

unnamed (4)

Saçları amatörce beyazlatılmış haliyle Pelin Karahan da bende Aylin’in hayatını izliyormuş izlenimi yaratmadı. Sürekli acı çeker gibi bir hali vardı bölüm boyunca ama bunu anlatmanın tek yolu buğulu gözlerle bakmak mıdır bilemiyorum. Güzel yüzünün avantajını bir türlü oyunculuğuna yansıtamadı senelerdir. Onu izlerken hep daha üstüne düşülmüş bir senaryoyla Özge Özberk geldi aklıma. Pelin Karahan bence istenen karakter için oturmamış bir türlü.

Dizinin başrol olamamış karakterlerinden biri olan Uras’ı oynayan Korel Cezayirli ise başrol oyuncularından daha iyi bir performans sergiledi. Bir kere karşında isteksiz görünen bir oyuncuya karşı oynamak yeteri kadar zorken bir de düz bir karakteri canlandırmak işin iki kat daha zor olmasına sebep oluyor ama altından kalkmış gibi görünüyor.

Wilma Elles de Yekta’nın eski eşi olarak esasında Aylin’in neler yaşayabileceğini gösterdi bize. Oyunculuk olarak yine kötü değildi. Hatta oynadığı diğer rollere nazaran daha inandırıcı geldi bana. Kanalın dizi için açtığı oyuncu kadrosunda görünmüyor oluşu ise kafa karıştırdı.

unnamed (5)

Şimdiye kadar yazdıklarım size diziye ısınamadığımı anlatmaya yetmiştir sanırım. Peki neden daha sadece bir bölümü yayınlanan bir dizi için bu kadar eleştiri yapıyorum?

Öncelikle genel hikaye güzel olmasına rağmen senaryoda ciddi sıkıntılar var. Bu ülkede kocasının eziyetlerine katlanan birçok kadın olduğunu hepimiz biliyoruz. Yekta’nın bu denli hasta ruhlu olması, izleyen üzerinde olumsuz etki bırakmaz mı? Dayakçı kocalar, koskoca doktorun bile eşine uyguladığı psikolojik şiddeti görüp kendilerini haklı çıkarmaz mı kendi içlerinde? Villada oturan, zengin bir kadının bile eşinden şiddet gördüğünü ve buna senelerce ses çıkarmadığını gören kadınlar haline şükretmez mi? Daha da sinmezler mi acaba?

Kimse bana “Ama kocasından kaçmak için para biriktiriyor” demesin. Neden boşanma davası açmıyor da katlanıyor bu eziyete? Çocuğu için mi? Eh be Aylin, ne diye ikinci çocuğu yaptın o zaman? Bir çocuğunun psikolojisi bozulmasın diye diğer çocuğunu, kardeşine verdin de bu çocuğu geri almak istediğinde onun da psikolojisi bozulmayacak mı? Hatta seneler sonra aslında bir kardeşi olduğunu öğrenen oğlun daha büyük psikolojik sorunlar yaşamaz mı? 400 bin lira para biriktirmişsin, kaçmak için eve hırsız girsin de bütün foyan meydana çıksın diye mi bekliyorsun? Ya, Allah aşkına o yengeye çocuk emanet edilir mi?

unnamed (6)

Gelelim Yekta’ya… Sen ki senelerce tıp okumuş, toplumda önemli bir yer edinmiş, hali vakti yerinde bir adamsın. Adam dediğim laf gelişi. Etrafında hiç mi psikolog yok? Git, anlat derdini. Söyle doktora, takıntıları ve rahatsızlıkları. Çocuk  bir ödülünü kırdı diye diğer tüm ödülleri kırdırmak nedir? Koskoca villada oturuyorsun da bir güvenlik çalıştırmak çok mu külfetli geldi? Eve hırsız girmiş, senin tepki faredir fare kıvamında. Biz millet olarak 5 Lira para düşürsek üç gün yas ilan ediyoruz. Halkın içine karış biraz, iyi gelir. Bir de çocuğun kusursuz olsun istiyorsun da böyle giderse o çocuk olsa olsa ergenliğe girdiğinde baba katili olur, benden söylemesi.

Anlamadığım birkaç nokta daha var:

– Lüks bir kuyumcunun değiştirdiği mücevherleri polis hemen anladı da hırsız nasıl anlamadı?

– Eve giren hırsız tüm mücevherleri çaldı da Aylin’in küpelerini hayrına bıraktı mı? Akşam yemeğinde takmıştı da…

– Takıntı sahibi biri fotoğrafını çekecek kişinin daha profesyonel olmasını istemez mi? Yeni yetme bir fotoğrafçıyla çalışmak bu kişiye rahatsızlık vermez mi?

– Aylin’in arkadaşları da normal değil galiba. Kız kocasından kaçmak istiyorsa bebeğini ölmüş gibi göstermek yerine niye boşanması yönünde akıl vermezler?

– Ey ATV, böyle bir diziyi yarıştırdığın dizilere göz ucuyla da olsa hiç baktın mı?

Dizi için yapılan haberlerde yapımın kadına şiddete karşı bilinç yaratacağı söylenmiş. Bakın sevgili senaristler eğer amacınız buysa, bir an evvel Aylin’i sünepe bir karakter olmaktan çıkarıp kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayın. Mantıklı hareket eden bir kadın yaratın Aylin’den, sürekli ne yapacağını düşünen bir kadın vermeyin seyirciye. Yekta’nın karşısında durabilsin,  hakkını savunabilsin ki gerçek bir örnek sunabilin.

Yekta için mutlaka ama mutlaka iyileştirme lazım. Evet, korkunç bir karakter ama zayıf noktalarını verin bu adamın bize. Herşeyi istediği gibi yönlendiren bir anti kahraman, bir zaman sonra güce tapan seyirci tarafından kahraman haline de getirilebilir. Buna izin vermeyin. Ama rica ediyorum milleti tiksindirmek için de izlemesi zor bir adam yapmayın.

Şahsım adına bu yapımın başarılı olacağını zannetmiyorum. Bunca hataya, yalpalamaya rağmen sezon sonunu görürse bir yazı daha yazar tebrik ederim ama bu şartlarda gerçekten çok zor görünüyor. Yine de umudum yönetmen değişikliği ve senaryo düzeltmeleri sonrasında yapımın daha düzgün bir hal alacağı yönünde. O kadar çalışanın emeğinin boşa gitmesini istemem. Yeter için güzel yazılar da yayınlayabilmek umuduyla…

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Salı Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

Nerede Kalmıştık? | New Girl 5. Sezon