Üçüncü Sezonda Neler Olmuştu? | The Americans

The Americans dördüncü sezonuyla 16 Mart Çarşamba ekranlara geri dönüyor. Keri Russell ve Matthew Rhys‘ın başrollerini paylaştığı dizi, 1980’lerde geçiyor, Ronald Reagan’ın başbakanlık dönemindeki Rusya-Amerika soğuk savaşını konu alıyor ve Fx kanalında yayınlanıyor. Amerika’da normal bir Amerikan aile gibi yaşayan Elizabeth ve Philip Jennings aslında Sovyet ajanıdır ve aracılar vasıtasıyla Amerikan hükümetinin gizli planlarını Rusya’ya ulaştırırlar. Üç sezondur çeşitli zorluklara göğüs geren Elizabeth ve Philip bir yandan ajanlık görevlerinde başarılı olmaya odaklanırken özellikle üçüncü sezonda gördük ki ebeveyn olarak da başarılı olmak zorundalar. Hem politik hem de ailevi olarak zorlu bir sezon geçiren Jennings’lerin dördüncü sezon macerasına başlamadan önce isterseniz üçüncü sezonda neler yaşadıklarına kısaca göz atalım;

Dikkat: Yazının bundan sonrası üçüncü sezon ile ilgili spoiler içermektedir.

İstihbarat almak için kılıktan kılığa giren Elizabeth ve Philip’in yaptıkları, Sovyetler’e teslim edilen Nina, ikinci jenerasyon kapsamında Rus Ajanlık eğitimine başlanması istenen Paige gelişmeleriyle başlayan sezon genel olarak durağan geçse de ilk iki sezona nazaran daha çok kişisel drama ve daha çok Reagan içeriyordu. Sanırım bu yüzden de üçüncü sezon çok daha başarılıydı bence.

theamericans0

Çocuk Büyütmek Zor Zanaat

Baştan belirteyin bu sezon en çok sinirimi bozan karakter Paige’di. Yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla tam bir asi tavrı sergileyen Paige eminim benim gibi herkese de “ergen her yerde ergen” dedirtmiştir izlerken. Öte yandan sezonun en zorlu kısımlarından birisi olarak ebeveyn olmayı sayabiliriz sanırım. Paige’ın Merkez’in istediği gibi ajan olup-olmayacağı konusunda anlaşmazlığa düşen Elizabeth ve Philip sezon boyunca farklı fikirleri savunmuş ve ona göre davranmıştı. Paige ise bağlı olduğu kilise ve papazıyla yakın ilişki kurup çeşitli özgürlük eylemlerinde bulunarak ailesinin vermesi gereken kararı hiç de kolay bir hale getirmemişti.

Paige ile yakınlık kurmaya çalışan Elizabeth bir yandan onu daha iyi tanımaya çalışırken diğer yandan da onu hazırlamaya çalışmasını izlemek oldukça güzeldi aslında. Zira Merkez Paige konusunda geri duracağını söylese de Elizabeth ve Philip’e gerçeği açıklamaları için aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyordu. Paige konusunda gözü pek olan Elizabeth her zamanki güçlü yapısıyla dikkat çekiyordu ama annesinin ölüm döşeğinde oluşu işleri biraz değiştirmişti. Finalde üç nesilin bir araya gelmesi ise oldukça duygusaldı. Bu arada Elizabeth’in özellikle dokuzuncu bölümde hernekadar duygulansa da işini -ofisteki yaşlı kadını öldürmek- soğuk kanlılıkla yapması beni korkutmadı değil hani. Öte yandan bu bölümde uzun zaman sonra Elizabeth’in ilk defa Rus ajanı olmaktan pişman olduğunu hissettim kısacık bir an da olsa.

theamericans5

Philip ise  ajanlığın zorluğunu daha çok düşündüğünden olsagerek sık sık Elizabeth ile fikir ayrılığı yaşıyordu. Üstelik ilerleyen bölümlerde 15 yaşında bir kızı -Kimberly- babası CIA’de çalıştığı için köstebek olarak kullanmak zorunda kalması işleri Philip için daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyordu. Diğer yandan evlenmeden önce ilişki yaşadığı kadından -İrina- olan oğlunun sovyetler için Afganistan da savaştığını öğrenmişti. Üstüne bir de Martha’nın “evlatlık çocuk istiyorum” baskısına maruz kalıyordu. Kısacası Philip için işler bu sezon oldukça zordu. Özellikle Kimberly konusunda düştüğü ikilem Philip’in insancıl yanını gösterirken ajanlık açısından nasıl yıprandığını da kanıtlıyordu bence.

Paige’e dönersek, 10. bölümde her şeyi öğrenmişti. Rus ajanlarının çocuğuydu. Fakat kafasındaki soru işaretleri sadece Elizabeth ve Philip’i değil, izleyiciyi de diken üstünde tutuyordu. Zaten finalde de yapacağını yaptı ve papaza ailesinin Rus ajanı olduğunu söyledi. Bu da yeni sezonun en büyük bilinmezini oluşturdu elbette.

theamericans2

Politika Ne Alemde?

Sezonun politik kurgusu ise CIA’in oluşturduğu Afkan Grubu sayesinde Afganistan’daki sovyet savaşına müdahale etmeye çalışan Amerikalılar ve bu Afgan Grubu’nun kimliklerini belirleyip yok etmeye çalışan Rus ajanlarımız çevresinde dolanıyordu. İlk bölümde listeyi eline geçirmesine rağmen köstebeğinin fikrini değiştirmesi üzerine yakalanma tehlikesi geçiren Elizabeth, morluklarla ve diş ağrısıyla olayı atlatmıştı ama listeyi de kaybetmişti. İlerleyen bölümlerde Afgan Grubunun içine kadar giren Elizabeth ve Philip’in özellikle Abassin Zadran isimli Afgan Mücahit liderini manipüle edip diğer liderleri öldürtmeleri sezonun en görülmeye değer sahnelerinden biriydi.

Diğer bir koldan ilerleyen Reagen’in Güney Afrika ilişkileri sonucu gelişen olaylar ise biraz daha geri planda olmakla birlikte sezon finaline doğru önemini artırmıştı.

theamericans4

FBI’ın bu sezonki temel olaylarından birisi ise, Rusya’dan irtica eden Zinaida Preobrazhen’ı koruyarak Rusya’ya karşı açıklamalar yapmasına izin verip Afgan Grubunu aklamaya çalışmasıydı. Öte yandan Nina’yı hala düşünen Stan, Oleg ile Zinaida üzerinden anlaşma yapmaya çalışıyordu, çünkü Zinaida’da bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmişti ve bunu Nina’yı kurtarmak için koz olarak FBI’da kullanabileceğini düşünüyordu. Oleg ile yaptığı birkaç plan sonunda Zinaida’nın gerçekten irtica etmediğini anlayan Stan son ana kadar Nina’yı bir şekilde kurtabileceğini düşünüyordu. Ta ki patronundan ciddi bir karşı görüş görene kadar. Yine de daha büyük patron tarafından affedilmiş ve Oleg ile olan “ortak çıkarları” FBI için yararlı olabilir diye devam etmesi söylenmişti.

Burada kısaca Stan’in özel hayatına değinmek isterim zira kendisi sezonun en dengesiz karakteriydi. Bir yandan Sandra’yı kazanmak için çabalıyor diğer yandan Nina’yı kurtarmak istiyor ama hayatına başka kadın almaktan da geri durmuyordu. Valla bu adama bu saatten sonra ne desem boş sayın seyirciler.

Geçtiğimiz sezon yerleştirdiği dinleme cihazı bulunan Martha ise sezonun en korkmuş/şaşkınlarından biriydi ve bu haliyle Philip’e oldukça fazla zorluk çıkardı. Philip’in ona yalan söylediğini keşfeden Martha belirli kısımlara kadar gerçeği öğrendi. Philip üstün çabaları sonucu Martha’yı soruşturmadan kurtarmış olsa da, önümüzdeki sezonda nasıl bir konumda olacak merak konularından birisi bu durum hala…

theamericans3

Sovyet hapishanesinde hayatta kalmaya çalışan Nina’ya ise yeni fırsatlar doğmuştu. Koğuş arkadaşı hakkındaki gerçekleri öğrenmesiyle başlayan “insanların güvenini kazan ve sırrı öğren” görevi bir üst seviyeye geçerek geçtiğimiz sezonlarda Rusya’ya dönmeye zorlanan bilim adamı Anton Bakanov’u incelemek ile devam ediyordu.

Final bölümünün ismi olan 8 Mart 1983 tarihi ise blümün son beş dakikasında da duyduğumuz üzere Ronald Reagan’ın Sovyetler Birliği için evil empire dediği meşhur konuşmasını yaptığı tarih oluyor. Bir yandan da yavaş yavaş nükleer konulara -arkada açık olan tv’den gelen seslere dikkat edin- giriş yapılan final aslında yeni sezon için oldukça fazla ip ucu veriyordu izleyicisine.

Öte yandan üçüncü sezonun başka bir güzel yanı ise 80’lerin görselliğini daha güzel görmemiz ve özellikle de müziklerini daha çok duymamızdı desem abartmış olmam sanırım. Yani sinematografik açıdan da çok iyi bir sezondu. Çekim açıları ve görselliği filmlere meydan okuyan bir yapımdan daha azını da beklemiyordum zaten. Dördüncü sezonun da böyle olmasını diliyorum. O zaman gelsin yeni sezon.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Çarşamba Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

15 Soruda Poyraz Karayel’e Ne Kadar Hakimsin?