Sen Gallagher’sın Aptallık Etme! | Shameless 6. Sezon İncelemesi

Shameless altı sezon olmasına rağmen “çizgisini bozmayan” ender dizilerden bana göre. Hemen her sezonu ilginç ve kendine has gelişmeleri var. Üstelik izleyicisini de şaşırtmayı ihmal etmiyor. Kara-komedi sıfatını sonuna kadar hak eden dizimiz 12 bölümlük altıncı sezonuna geçtiğimiz Pazar günü noktayı koydu. Her zamankinden biraz daha depresif bir havada final yapmış olsa da yine de izleyicisini memnun etmeyi başardı bence. Aslında sadece finale değinmek istiyordum bu yazımda ama karakter bazında sezonda neler olduğunu incelesek sanırım daha yararlı bir yazı olacak.

Fiona’nın bozulan evliliği, Lip’in profesörüyle işleri “ciddi”leştirmesi, Carl’ın eve dönüşü, Ian’nın hastalığını kabul edişi ve Debbie’nin ergenlik sıkıntılarıyla başlayan sezon sanırım daha başından dramatik havasını hissettirmişti. Frank her zamanki gibi Frank’ti ama bu sezon daha eğlenceli olmakla birlikte daha sinir bozucuydu sanki.

shameless-1

Kevin, Veronica ve Svetlana: Son iki-üç bölümdeki gelişmelerden dolayı bu üçlüyü aynı başlıkta birleştirmem sorun olmaz sanırım. Diğer karakterlere göre sezonu daha sakin geçiren Kevin & Veronica çiftimize Svetlana’nın eklenmesi işleri renklendirmedi desem yalan söylemiş olurum. Barda ve çocukların bakımında yardımcı olan Svetlana’nın değeri Kev ve V için artmıştı bu sezon doğal olarak. Bu arada Alibi’nın “hipster” çekiciliği konusu ise sezonun eğlendirirken düşündüren popüler konularından birisiydi.

Svetlana’ya dönersem; özellikle son iki sezonda en saygı duyduğum karakterlerden birisi haline geldi ve etik algısındaki farklılık Frank’le yarışacak boyutta. Sezonun beşinci bölümünde Fiona ile yaptığı konuşmadan sonra hayata karşı duruşunu keskin bir şekilde belli eden Svetlana’nın bu haliyle Kev ve V için vazgeçilmez olması tabiki anlaşılır bir durum. Kevin ise sanırım her zaman en sevdiğim karakterlerden birisi olacak. Sezon başındaki komşusuyla ilgili hissettiği vicdan azabı sahnelerinde oldukça eğlenmiştim. Veronica’nında istemese de kısa bir süre baktığı Asyalı çocuklar sayesinde annelik duygularının geliştiğini görmek güzeldi. Fakat Svetlana’nın sınırdışı edilmesi korkusu sayesinde göstermelik olarak evlenen Veronica ve Svetlana, sonrasında Kev’i de ikna ederek ilginç bir aşk-sex üçgeni oluşturdular. Bu durum nereye kadar gider bilinmez ama final bölümünde Kevın’ın önce Veronica’yı sonra Svetlana’yı öptüğünü gören Ian’nın attığı komik-şaşkın bakışı birkaç kişiden daha göreceğimiz kesin.

shameless-2

Lip: “Büyük güç büyük sorumluluk getirir” sözünün yaşayan haliydi bu sezon Lip. Güç derken de zekasını kast ediyorum tabi ki. Öğretmeni Helen ile olan ilişkisi başlarda eğlenceli olsa da her iki tarafında birbirine karşı duygusal anlamda bağlanmaya başlaması işin rengini değiştirdi. Üstelik Helene’in zayıf bir anında Lip’ten gerçekten hoşlandığını söylemesi Lip’in umutlarını baya canlandırmıştı, fakat eski kız arkadaşı sağolsun bu umudun peşinden gidemeden Helene itibarını korumak ve işini kaybetmemek adına Lip ile olan tüm ilişkisini kesmek zorunda kaldı. Bir yerde patlak vereceği belli bir konu olan bu öğrenci-öğretmen ilişkisinin bitişi ise Lip’in çöküşünün başlangıcıydı.

Sezonun öne çıkan karakterlerinden biriydi Lip. Ve bu sezon özellikle finale yakın Frank’in izinden gittiğini görmek beni oldukça üzdü. Zira Lip için zekasını Frank’den aldığını söylemek saçma olmaz. Ama Frank’in bulunduğu yeri düşününce, umarım Lip düştüğü çukurdan çabur kurtulur demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Kalacak yer sıkıntısıyla başlayan dertleri daha sonra iş sıkıntısına, okul yönetimiyle ilgili sıkıntılara ve tabi ki alkol problemine kadar gitti. Finalde ise onu yine atarlandığı -ki haklı olduğu noktalar olduğu kadar kibirli davrandığı çok yer olduğunu da kabul edelim- alkolik öğretmeni kurtardı ve rehabilitasyon merkezinin önüne bıraktı.

Lip için en çok üzüldüğüm şey bunları kimseye anlatamamış olması. Gallagher’ların iyi bir şeyi uzun süre devam ettirememe gibi sıkıntıları olduğunu biliyoruz ve Lip de rahat durmayacaktı zaten, zira genlerinde yok bu. Ama yine de tüm bunları tek başına yaşamak zorunda kaldığını izlemek gerçekten acı vericiydi. Yine de ben umudumu kaybetmiş değilim Lip ile ilgili, eminim önümüzdeki sezon kendisini toplamanın bir yolunu bulacaktır.

shameless-3

Ian: Tek başına sıkıntı çeken tek kişi Lip değildi elbette. Ian da hastalığının verdiği sıkıntıların gölgesinde başladı sezona. İlaçlarına alışmaya çalışırken bir yandan da Mickey’in yokluğu vardı tabi başa çıkması gereken. Diğer yandan çalışması gerektiğinin de farkındaydı. Lip’in yardımıyla kampüste temizlik işi bulmuştu ama ondan da yine Lip ile yaşadığı anlaşmazalık sayesinde ayrılmıştı. Bir an için ben de tıpkı Ian gibi “bu hastalıkla bundan ötesi olmaz” endişesine kapılsam da, ister şans deyin ister kader deyin, tesadüfen tanık olduğu bir kaza sonucu itfaiye ekiplerinin kazazedelere nasıl yardımcı olduğunu göre Ian aradığını sonunda buldu.

Kendisine bir amaç bulan Ian sadece bunla da kalmadı elbette, yeni bir sevgilisi de vardı ve işler onun için oldukça iyi gidiyordu. Her ne kadar sezon finalinde başvuru formunu doldururken söylediği yalan ortaya çıksa da istediğini başaran Ian için sezonu en az hasarla atlatan karakterdi diyebiliriz. Eh geçen sezonki hallerinden sonra bunu hak etmedi de değil hani.

shameless-4

Carl: Beş sezondur oluşmasını beklediğimiz, her sezon vandalizmini bir üst boyuta taşıyan Carl sonunda beklediğimiz gibi pis işlere bulaşmış, üstelik de bundan ciddi paralar -yaşadıkları evi satın alabilecek kadar çok- kazanmaya başlamıştı. Okulunda tüm öğretmenlerin birbirine silah çektiği sahneyi uzun bir süre unutamam sanırım. Yani işin eğlenceli kısmında Carl çok başarılıydı fakat olaylar tehlikeli boyuta geldiğinde ve Carl ıslah evinden beraber çıktığı arkadaşını tekrar oraya -zira çocuk bisikletini çalan başka bir çocuğu öldürmüştü hatırlarsanız- gönderdiğinde, bu işlerin sandığı kadar kolay olmadığını da anladı. Sean’ın da yardımıyla Carl “kötü adamların” elinden kurtulmuş ve “temiz”lenmişti. Ne varki evdeki silahlardan birini bulan Sean’nın oğlu işleri biraz zora koşmuştu. Carl’ın sezon başından beri ilgilendiği kız ise onun bu son halinden oldukça memnundu ve onu babasıyla tanıştırdı. Carl ise bu sayede yeni amacını bulmuştu ve polis olmak istiyordu. Bu çocuğun geçirdiği değişimi görünce duygulanmadım desem yalan söylemiş olurum, sezon finalinde en mutlu olduğun karakterlern birisiydi Carl.

shameless-5

Debbie: Evet, evet. Bu ergen benim de bu sezon en sinir olduğum karakter oldu. Tamam anne olmak istemesini bir yere kadar anlayabilirim ama Fiona’ya çıkardığı zorluklar çoğu zaman yersizdi. Hiç kimseyi dinlemeyip ısrarla çocuğu doğurması, bu da yetmezmiş gibi çoğu zaman Frank’in yönlendirmesiyle hareket etmesini izlemek sinir kat sayımı oldukça artırdı. Yine de yaşına ve tek destekçisinin Frank olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak yer yer anlayış göstermek gerekir kendisine. Öte yandan özellikle sezon başında Fiona hakkında yaptığı eleştiriler (Fiona’nın eve istediği adamı getirebilmesi ama başkasının aynı rahatlıkta olmaması gibi) oldukça yerindeydi ama yine de bu 15 yaşında bir ergen olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Fiona’ya boyun eymemek adına karısı ölmekte olan bir adamı, hatta ölmekte olan bir kadını ayartmaya çalışan Debbie de o çok eleştirdiği Fiona’dan çok da farklı değildi aslında bu sezon. Çocuğunu doğurmak için gittiği komünler ise sezonun en çılgın topluluklarından birisiydi. Elbette işler beklediği gibi gitmedi ve eve döndü. Fakat hala burnundan kıl aldırmayan ergen tavırları aynıydı. Sezon finalindeki onca olumsuzluktan sonra Fiona’ya karşı tutumu değişir mi bilmem, ama lütfen birisi haddini bildirsin artık şu kıza.

03-shameless.w1200.h630

Fiona: Ne çektin be Fiona! Tamam başına gelen bir çok şeyi, ailenin geri kalan üyeleri gibi sen de hak ediyorsun ama sana da yazık be! Gus gibi bir adamı bırakmasının bedelini de çok ağır ödedi. Sean’ın bağımlılığı, oğluyla arasındaki güven problemi ve eski eşiyle olan anlaşmazlıkları uğraşan Fiona bir yandan da Gus’ın öfkesine maruz kalmıştı sezon başında. Tamam Fiona bu öfkeyi hak etmiyor değil ama o “The F Word” şarkısını kim duysa beter olurdu bence. Sezon başında Ian’la uğraşan Fiona, sezon boyunca da Debbie ile uğraşmış ama pek verimli sonuç alamamıştı. Üstüne bir de beklenmedik hamileliği ile uğraşmıştı. Her ne kadar çocuğunu hiç istemese de yine de fiziksel sıkıntılarıyla boğuşmuştu -dengesiz hormonlar!- birkaç bölüm. Evi kaybetme tehlikesinden söz etmiyorum bile. Kısacası bu sezon bence Fiona’nın kefareti gibiydi ve büyük darbeyi de sezon finalinde almıştı. Tüm olumsuzluklara rağmen Sean ile evlenme kararı alan Fiona bu sefer her şeyi düzgün yapmak istiyordu ve bunda oldukça kararlıydı. Fakat kara bahtı kör talihi ve her şeyden çok kendisini düşünen babası sağolsun finalde Sean’ın tekrar uyuşturucu kullandığını öğrenmişti ve yine ortada kalmıştı.

Sean hakkında öğrendiği şey uzun vadede iyi bir şey olsa da yanlış zamanlama nedeniyle oldukça üzülen Fiona elbette bu darbeyde yıkılacak değil. Ama sezonun en bahtsızı olduğu kesin.

shameless-7

Frank: Bianka’nın yokluğuyla başa çıkmaya çalışan Frank ise bu sezon yine en çok eğlendiren karakterlerden birisiydi. Debbie’nin durumundan faydalanıp ona destek oldu ama tabiki amacı Debbie sayesinde sömürecek bir kapı bulmaktı. Bir ara Carl’ın işini devralmak istese de bunu eline-yüzüne bulaştırdı ve birkaç kez ölümün kıyısına kadar geldi. Her zamanki gibi kıl payı kurtulan Frank’in sezon boyunca yaptığı en iyi ve en kötü şeyin aynı davranış olması sanırım karakterin ne kadar ironik olduğunu izleyiciye bir kez daha gösterdi. Fiona’ya Sean hakkında söyledikleri elbette saklanacak bir şey değildi ama bunun için düğün gününü seçmesi üstelik bu davranışını haklı çıkarmak adına başkalarının kusurları arkasına saklanması da Frank’in çıkarcılıkta ne kadar sınır tanımadığının ispatı niteliğindeydi. Tamam herkes hatalarıyla sevilmeli ama kabul edelim bu adamın neresinden tutarsak tutalım elimizde kalıyor.

Velhasıl karakterlerimiz yer yer eğlenceli olsa da genel olarak oldukça zorlu bir sezonu geride bıraktılar. Bakalım yedinci sezonda onları neler bekliyor.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Çarşamba Gecesi Reytingleri

Sonraki Yazı

Düştüysek Kalkarız, Daha Ölmedik Ya… | Supernatural 11. Sezon 17. Bölüm