Umut Can Turan l Kaygılarımız Yüzünden Mutsuzuz

Yazarlarımızı daha yakından tanımanız için yaptığımız sohbetlerimizin üçüncü ayağında Umut Can Turan’la birlikteyiz. Umut Can, bizim yazar grubumuzun en arka plandaki ismi çünkü kendisi sitenin teknik konuların yönetimiyle ve altyapısıyla ilgileniyor. Bütün bunları tek başına yapıyor ve yetmiyor, Dizi Savaşları, Karakter Savaşları gibi severek takip ettiğiniz güncel projelerin başında yer alıyor. Sitemizdeki yazarların yazılarını görsel olarak güzelleştiriyor. Bunlara ek olarak da fırsat buldukça izlediği animeler ve dizilerle ilgili dikkat çekici yazılar yazıyor. Bazı kişiler de onu Avatar çizgi romanlarından tanıyabilir. Haydi gelin, Umut’u daha yakından tanıyalım.

cizimUmut, bize kendinden bahseder misin biraz? Kimsin, nerelisin, ne iş yaparsın?

İnsanım, iki ayağım ve iki elim var. 23 yaşındayım, turizm rehberliği okuyorum. Egeliyim ve yarışmacı arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Sanırım bu bayat girişi yapan 1928278187217. kişiyim. (Gülüyor) Kendimi herhangi bir yere ait hissetmiyorum. Ege’de doğmuş büyümüş olmaktan mutluyum. Bilgisayar ile çok içli dışlı olduğumdan çok az da asosyal olduğumu hissediyorum ama aslında çok meraklı birisiyim ve gezmeyi seviyorum. Sadece tembel olduğum için bilgisayarın başından ayrılmaya üşeniyorum. Bu yüzden turizm rehberliği okumak istedim. Böylece kendimi dışarı çıkmaya zorlayıp dünyanın çeşitli güzelliklerini görebilirim. Yani asıl amaç teknoloji ile aramı birazcık bozup dünyayı gezmek. Ayrıca animelerden kaynaklı bir Japonya’da yaşama hayalim de var.

Nerede okuyorsun peki?

Konya’da okuyorum ve Ege’nin yeşilliğini çok özlüyorum. Buranın soğuk olması da başka bir kötü özelliği. Bilirsin sen Bodrum’lusun. Biz Egeliler en küçük soğukta şikayet etmeye başlarız. (Gülüyor yine)

Sohbete başlamadan önce Bodrum’da havaların soğuk olduğunu ve bu yüzden hasta olduğumu söylemiştim. Burada bana laf çarpıyor resmen. Gülüşüyoruz bir süre.


Neden kendini bir yere ait hissetmiyorsun?

Oldum olası “Nerelisin?” sorusundan nefret etmişimdir. Baba tarafından Giresun, anne tarafından Muğla’lıyım. Bunun ne önemi var ki? Her insan evrenseldir bana göre. Benim Ege’de doğmuş olmam bir şeyi değiştirmez. Yöresel kültürün kişiliğe elbet bir katkısı var ama her insanın ruhu eşsizdir. Yani bana göre kimin nereden olduğu önemli değil, karşımdakinin niyeti önemli.

Güzel düşünce. Asosyal hissettiğini söylüyorsun ama içinde bir yerlerde meraklı bir çocuk var gibi. Bu yüzden bir yere ait hissetmiyor olabilir misin?

Bir yere ait olma olayı tabii ki var. Öyle herkesten nefret ediyorum havalarında değilim. Kendimi tam ifade edemediğimi düşünüyorum. Herkeste vardır bu. Dışarı dünyadayken olduğumuz kişilikten çıkıp farklı bir kişiliğe bürünürüz. Ben kendi kişiliğimle vakit geçirmeyi daha çok seviyorum. Küçüklüğümden kalma hobilerim var. Mesela okuduğum karikatürlerden ilham alıp kendi karikatürlerimi çizerdim. Oyuncak piyanom vardı, dinlediğim şarkıları çıkarmaya çalışırdım. Okuduğum kitaplar, izlediğim dizi ve animeler, dinlediğim müzikler ve oynadığım oyunlar zamanla hayal gücümü geliştirdi. Sonuçta bunlar tek bir bölgeye ait olan şeyler değil. Yani demek istediğim dünyanın farklı yerlerinden yararlandığım bu hazineler sayesinde kişiliğim şuan ki haline geldi. Şimdi de kendi senaryolarımı yazıyorum. Kendi müzik bestelerimi yapıyorum.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/177198586″ params=”color=00aabb&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/288808311″ params=”color=ff0000&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Senaryo dedin, beste dedin, şaşırdım açıkçası. Benim de haberim yok bunlardan. Ne zamandır hayatında bu faaliyetler?

Senaryo olayı aslında izlediğim dizilerin sonlarını beğenmememle başladı. Her dizi izleyişimde “Sonunu şöyle yapsalardı daha güzel olurdu” diye düşünmeden edemiyordum. Senaristlerin yerine koyuyorum bazen kendimi bu yüzden. Daha sonralarda neden hayattaki en merak ettiğim şeyler üzerine bir hikaye yazmıyorum diye kendime sordum ve bu işe başladım. Daha çok fantastik bilim kurgu üzerine hikayeler yazıyorum. Yazdığım şeyleri başkalarına okutturmaktan ayrı keyif alıyorum. Müzik olayının ise küçüklüğümden kalma bir hobim olduğunu söylemiştim. Kısa, bir dakikalık sözsüz müzikler yapıyorum. Bu müzikleri yaparken de yazdığım hikayeler film yapılsaydı nasıl müzikleri olurdu diye düşünüp yapıyorum. Tabi hikayelerimdeki karakterlerin hikayeleri acıklı olduğundan müzikleri de acıklı oluyor.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/145932976″ params=”color=5a30c5&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/292243925″ params=”color=ff006d&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Albüm çıkarmayı düşünüyor musun?

İnan bana çok yolum var. Yaptığım müzikleri sadece yapmayı sevdiğim için yapıyorum. Sonuçta hobi demek kendin için yapmak demektir. Fakat ileride belki bir vokalist bulabilirsem belki o zaman yapılabilir. Tabi çok da popüler olacağını düşünmüyorum. Bu tarz müzikler genelde soundtrack olarak kullanılıyor.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/284399888″ params=”color=ff9900&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/194822693″ params=”color=6d6d6d&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Umut sende çok cevher var o zaman. Roman da mı yazıyorsun?

Senaryoların dönüşeceği yer roman sonuçta. Tabii senaryo aşamasında takılı kaldığım için romanlaştırmaya geçemedim maalesef. Bir hikaye yazılırken ilk önce başı ve sonu yazılır. Ortası da doldurulması en zor kısımdır. Ben orta kısımdayım işte. Boş olduğum her anda senaryo için ne yapabilirim diye düşünmek çok eğlenceli oluyor. ‘Bu hikayeler bittikten sonra bundan daha iyi bir şey yazabilir miyim?’ diye düşünüyorum bazen. Yazamazsam da hayatta en sevdiğim bu hobim yok olacakmış gibi geliyor. Bu nortada korku oluyor. Eğer cesaretimi toplayıp yazmaya başlarsam mutlaka seninle de paylaşacağım.

Peki Türkiye’de bilim kurgu yazmak zor değil mi? Bu işlerin çok üzerine düşülmüyor çünkü. 

Aslında bizim sinemamızda çok büyük paralar dönüyor ama bunu bel altı şakalarıyla doldurdukları berbat komedi filmleriyle çok rahat kazanıyorlar. Elbette yazdığım hikayelerin Türkiye’de bir filme veya diziye uyarlanacağını düşünmüyorum. Eğer ki şansım yaver giderse bir roman veya çizgi roman olarak çıkmasını hayal ediyorum. Elbette ülkemizde bir sürü bilim kurgu ve fantastik roman okuyan bir kitle var.

Sitemiz için önemli bir bireysin. Altyapıda ciddi bir emeğin var. Yazdığın yazılar da cabası. Sen nasıl dahil oldun bu hikayeye?

İşin arka planında olduğum için bilinmez ama dizihaber kurucularındanım ben. (Gülüyor) Her ne kadar röportajında benden bahsetmese de Kamil’le dizihaberden önce bir çok başarısız projemiz oldu. Başarısızlıklardan ders alıp güzel bir işe kalkıştık. İyi ki de kalkışmışız. Gerçekten çok tatlı bir aile olduk.

resim-uzunToplantılarda seninle ilgili sürekli dönen bir forum muhabbeti var. Nedir bu olayın aslı?

Forum hikayesi aslında çok uzun. Eskiden ne facebook ne de twitter vardı. Binlerce farklı forum sitesi vardı. İnternetle ilk tanıştığım dönem animasyon yapımına ilgiliydim. Ben de animasyon konulu bir forumda hem animasyon yapıyordum hem de moderatörlük işleriyle tanışmıştım o aralar. Daha sonra teknoloji forumları, grafik tasarım forumlarında da moderatörlük yaptım. Bilirsin eskiden moderatörlerin ve adminlerin ayrı bir havası olurdu. Bir yazıya yorum attığımızda üyeler de selam vermeyi ihmal etmezdi. Ayrıydı yani havası. Bir süre de kişisel bloglarla uğraştıktan sonra genel bir forum açmaya karar verdik Kamil’le.

Kısa bir süre içinde iyi bir kitlemiz olmuş olsa da bu kadar büyük bir iş için hazır değildik. Zaten o dönemlerde bir çok başarılı forum vardı ve tek bir temadan oluşuyorlardı. Tek bir konuya sahip oldukları için daha başarılı oldular tabi ki.

Siz genel olsun derken fazla mı açıldınız yani?

Genel derken, tüm konuları kapsıyordu. Frmtr gibi. Yani her şey olsun derken elimizde patladı. Daha sonra yabancı diziler odaklı bir twitter hesabı oluşturduk ve bu hesapta yabancı dizi haberleri paylaşıyorduk. Sözlük yazarlığı da var tabi bir yandan. Sonra yabancı dizilerle ilgili haber ve inceleme odaklı bir blog açalım dedik ve birdizihaber.com’u açtık.

Forumların modası geçti biliyorsun. Daha önceden de birdizihaber’in forumu olması için toplantıda öneri sunmuştum ve forumu açmıştık. Ama istediğimiz gibi gitmedi, ilgi görmedi. Daha sonra kapatma kararı aldım ve kapattık. Toplantılarda da yine açalım diye takılıyorum.

Neden ilgi görmedi peki?

İlgi görmemesinin sebebi eski bir sistem üzerine kurmamızdan kaynaklıydı. Forum havasında değil de daha günümüze uygun sosyal bir sistem olmalı. Belki ileride böyle bir şey düşünülebilir tekrardan.

Günümüze ayak uydurmak şart bu sektörde di mi?

Tabii ki. Artık herkes yayıncı oldu. Daha kolayı varken neden zoru tercih etsinler ki. İnsanlar bir şeyleri okumak yerine Youtube’daki kanallardan izlemeyi tercih ediyorlar. Belki bir gün bizim de modamız geçecek. Youtube’da yabancı dizi odaklı kanalları izlemeyi tercih edecekler.

Daha çok anime mi izliyorsun, yoksa yabancı dizi mi?

İkisini eşit düzeyde seviyorum. Yapılan her işe önyargısız bir şekilde yaklaşmaya çalışıyorum. Kaliteli olduktan sonra Türk dizisi de izlerim, Dominik dizisi de izlerim. Mesela anime izlemeyenlerin çok şey kaçırdığını düşünüyorum. Ayrıca belki okumuşsundur sitede dizilere benzeyen oyunlar adlı bir yazı yazmıştım. Orada tanıttığım oyunlar sanat eseri gibiler ve bu oyunlara hem anime izleyenler hem de yabancı dizi izleyenler önyargıyla bakıyor. Lütfen kitabı kapağına göre yargılamayı bırakalım. Mesela Arka Sokaklar izleyen birisi Fringe izledikten sonra tekrar yüzüne bakar mı Türk dizilerinin? Bakmaz…

Anime izlemeyenlerde ciddi bir önyargı var bu konuda. Hafize bunu kırmak için canhıraş uğraşıyor ama sen daha yumuşak gibisin bu konuda.

Yok hiç de değilim. Bayağı kişiyi delirtmişliğim vardır ama mesela Hafize’ye de oyun oynatamıyorum yani. Hafize başkalarına anime izletmek istiyorsa önce kendisi önerdiğim oyunları oynamalı  (Gülüyor)

img_0963-2Türk dizileri için ne düşünüyorsun?

Türk dizileri için çok umutluyum aslında. Bakma sen, çok başarılı senaristler var fakat haftada 2.5 saatlik senaryo yazmak zorundalar. Kısa zamanda çok iş yapmaya alıştırdılar. Ayrıca RTÜK gibi bir kurum varken televizyon ne kadar özgür olabilir ki? Buradan Netflix’e sesleniyorum; Lütfen kırk dakikalık dünyanın izleyebileceği kaliteli bir Türk dizisi yapın. Evrensel diziler bence önemli. Türkiye kültürünü dünyaya duyurabilecek bir dizimiz olsa belki yabancılar bize bu kadar önyargıyla bakmazdı.

Yabancı dizilerden neler izliyorsun bu aralar?

The Walking Dead, Westworld, Shameless, %3, The OA, Vikings, Luke Cage, Black Mirror, Marco Polo, Supernatural ve devam edecek olan Sense8. Tabi Westworld ve Shameless sezon finali yaptı, Marco Polo da iptal oldu,  yeni bir şeylere bakıyorum.

Ayrıca Aralık ayında olduğumuzdan yılın en iyileri listemizi hazırlıyoruz bu aralar. Hafize’yle en iyi animeleri yazacağız, bu yüzden biraz da anime izlemeye yönelmem gerekiyor.

Geçen yıl da Hafize’yle çalışmış ve çok iyi bir liste hazırlamıştınız. Bu sene de çok iyi olacaktır. Hafize’yle sizin kimyanız tuttu bence. Birlikte yazmanın zorlukları oluyor mu?

Hafize’ye çoğu zaman hayranlıkla bakıyorum çünkü yoğun bir iş hayatı var ve bütün bunların yanında hepimizden çok dizi ve anime izleyebiliyor. Üstüne bir de inceleme yazıyor. Birlikte yazmanın zorluğu yok çünkü planlı çalışıyoruz. Yılın en iyileri yazılarında bireysel düşüncelerimizin yanında yapılmış toplu anketleri de inceliyoruz. Belki tek zorluk, benim hala izlemem gereken animeleri izlememiş  olmam olabilir.

Fikir ayrılıkları olmuyor mu?

Fikir ayrılıkları olabilir tabii ki. Ortak yazılarda herkes kendi düşüncesini ayrı olarak ekliyor zaten. Mesela Eda ve Utku’yla birlikte hazırladığımız Supernatural Avcı Rehberi yazısını okuduysan görmüşsündür. Orada tek ağızdan yazmamıza rağmen hiç sıkıntı yaşamadık. Ekipte herkes birbiriyle çok iyi anlaştığı için hiç sıkıntı olmuyor yani. Hatta birlikte yazılan yazılar bence her zaman daha iyi oluyor.

Peki sen en iyi kimle anlaşıyorsun ekipten?

Ben herkesle aynı ölçüde anlaşabildiğime inanıyorum. İnsanlar arasında ayrım yapmamaya özen gösteriyorum. Belki de benimle alakalıdır, genel olarak insanlarla iyi anlaşırım.

Güzel bir enerjin var. Bunun etkisi belki de.

Teşekkür ederim, senin de enerjin güzel. Konuşurken insana rahat hissettiriyorsun. Bu önemli bir şey.

Burada biraz şımarıyorum ama bunları okumayacaksınız tabi ki.

resm-yatay

Kişisel bir soru sorayım sana. Hayatla ilgili hedeflerin neler?

Hayatla ilgili en büyük hedefim yazdığım hikayeleri romana dönüştürmek. Ayrıca bir tane karavanım olsun istiyorum. Neden bilmiyorum ama kamp ile ilgili şeyler hep ilgimi çekmiştir. Dünyayı gezerken aynı şekilde teknoloji ile uzak kalmamayı hayal ediyorum. Bunun dışında parada falan gözüm yok. Mutlu olayım yeter!

Paran olmadan gezebilir misin dünyayı? Benim en büyük hayallerimden biridir bu.

Okuduğum bölümün Turizm Rehberliği olduğunu söylemiştim. Dünyayı gezip üstüne bir de para alacağım. Nasıl fikir? (Gülüyoruz)

Peki o son cümle? Mutlu olayım yeter, diyorsun. Mutsuz musun?

Ben mutluyum ama bence mutsuzluğun en büyük sebebi yarın için duyduğumuz kaygıdan ibaret. Nasıl yaşayacağımızı kabullenmek gerekiyor ilk önce. Kendimize yalan söylemeyi bıraktığımızda ne istediğimiz ortaya çıkıyor zaten. Bu yüzden mutluluğun formülü kendini tanımaktır. Ona göre hareket etmektir. Bu demek değil ki ben şuan çok mutluyum. İdare ediyorum işte. Tabi ülkenin bu durumunda insan ister istemez mutsuz oluyor. Patlama haberlerini duydukça daha fazla mutsuz oluyorum. Kendimle ilgili şu an için tek derdim finallerden yüksek not almak.

O zaman yakın zamanda gezdiğin yerlerden bize kartpostal gönderirsin diyorum da, kargo parasını sen karşılarsın diyor. Bizim Umut cimri çıktı iyi mi?

Bak, şimdiden söylüyorum, film çekeceğin zaman rol isterim. Yol, yemek, kalacak yer de senden.

Başrollere özel karavanın bile olur sen ne diyorsun.

Aldı gönlümü karavanla.

Günlük hayatında sadece Umut ismini mi kullanıyorsun?

Ben kullanmıyorum şahsen ama etrafımdakiler Umut’u kullanıyor evet. Umutcan denmesinden hoşlanmıyorum, çocuksu geliyor bana. İkisi ayrı yazılan isimler aslında ama birleştirip Umutcan diye seslenenler de var tabi. 2. ismim olan Can’ı sadece ailemden duyuyorum.

Umut, benim soracaklarım bu kadar. Okuyucularımıza söylemek istediğin bir şey var mı?

Bana röportaj şansı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Gayet güzel bir sohbet oldu. Başta Ayça olmak üzere tüm yazar arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ayrıca yazısında benden bahsetmediği için Kamil’i kınadığımı söylemek istiyorum. (Gülüyor)

Ben de bu güzel sohbet için sana çok teşekkür ederim.

Umut Can Turan’la yaptığımız sohbetimiz bu şekilde sonlanırken onu size daha yakından anlatabildiğimizi düşünüyorum. Ayrıca buraya kadar okuyup bizimle birlikte olduğunuz için ben de sizlere teşekkür ederim.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Yeni Başlayanlara 5 Japon Dizisi

Sonraki Yazı

Kahramanın Yolculuğu ve Shounen Animelerdeki İzlenimleri