Zafer Görünümlü Mağlubiyet | Vikings 4. Sezon

Vikings, bu sezon 10 bölümden oluşan iki ayrı kısımla karşımıza çıktı. 2 Şubat’ta ekranlara gelen The Reckoning isimli 20. bölümüyle bu sezona son noktayı koydu. İlk 10 bölüm Viking’lerin Paris kuşatmasına odaklanırken ikinci 10 bölüm ise Ragnar’ın son dönemini ve İngiltere istilasını anlatıyordu. Malum ilk 10 bölümde Viking tarihindeki en büyük ihanetlerden birine ve Paris hezimetine tanık olduk. Bunu göz önünde bulundurarak sonraki 10 bölümde muazzam bir savaş görmeyi umuyordum fakat beklediğim gibi bir savaş olmadı. Hem İstilanın oldukça yüzeysel bir şekilde aceleyle anlatıldığını hem de Viking tarihinde o ana kadar toplanmış en büyük orduya rağmen oldukça sönük başladığını düşünüyorum. Her ne kadar İngilizlerin geri çekilmesinin etkisi de olsa yarım yamalak bir savaş hiç de beklediğim bir şey değildi. Açıkçası bu sezon pek umduğum şekilde sonlanmadı. Vikings’in bu sezon bende bıraktığı en büyük iz Ragnar’ın oldukça pervasız olan ölümü oldu. İşte bu yüzden Vikings’in bu sezonunu ana karakterleri üzerinden ele alacağım bu yazıya Ragnar Lothbrook’la başlamak istiyorum.

Ragnar Lothbrook:

vikings_season4_episode11_gallery_14

Odin’in ziyafet hazırladığını bilmek beni mutlu ediyor.
Yakında kıvrık boynuzlardan bira içeceğim.
Valhalla’ya gelen bu kahraman ölümünün yasını tutmuyor.
Odin’in salonuna korkuyla girmeyeceğim.
Orada oğullarımın bana katılmasını bekleyeceğim.
Ve katıldıkları zaman zafer hikayelerini dinleyeceğim.
Aesir beni ağırlayacak!
Ölümüm özürsüz gelecek!
Valkyrie’lerin beni evime götürmelerini sabırla bekleyeceğim!

Vikings denince akla gelen ilk karakter hiç şüphesiz Ragnar’dır. Dizi bu kadar seviliyorsa kesinlikle bu başarısının çoğunu eşsiz karaktere ve Travis Fimmel’e borçludur. Ama bu sezon senaristlerin Ragnar’a yüklediği saçmalıkları bir türlü anlayamadım. Evet, kızgınım ama bu onun ölümünden dolayı değil, sonuçta Ragnar elbet ölecekti. Fakat onun kadar zeki bir savaşçının düşürüldüğü durumlar beni çileden çıkardı. Aklımda Vikings’in bu sezonunda Ragnar hakkında soru işaretleri bırakan bazı tespitleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk olarak Rollo’ya kaybettiği savaşın ardından ortadan yıllarca kaybolması ve aradan geçen onca zamana rağmen o dönemde neler yaptığına hiç değinilmemesi bana göre bir hataydı. Kaldı ki bu durum açıklansa sonraki olaylar için Ragnar’ın psikolojik durumu açısından daha aydınlatıcı olunabilirdi diye düşünüyorum. İkinci olarak Ragnar’ın çok sevilmesine rağmen köyüne dönünce kendisine sefil biri gibi davranılması beni hem çok şaşırttı hem de oldukça üzdü. Hele oğullarının her ağızlarını açışında biz Ragnar Lothbrook’un oğullarıyız diye gururlanmaları ama babalarını insanların önünde bile takmamaları gerçekten çok garipti. Ya öldüğünde intikamı için toplanan orduya ne demeli. Madem onu bu kadar seviyordunuz niçin ölüme giderken hepiniz ona sırtınızı döndünüz. Üçüncü olarak Ragnar’ın İngiltere’ye gidişi var ki herhangi bir anlam yüklemek için çok çabaladım fakat bulamadım. Gidişi derken çoğunluğu yaşlı ve savaşmayı bilmeyen kişilerden oluşan üç gemiyle yola çıkmasını kastediyorum. Hele yanına Ivar’ı alması gerçekten şok ediciydi. Yolculuktan sağ çıkıp İngiltere’ye ulaşsalar bile oğullarına ölüm haberlerinin gideceği belirsizdi neden bu yolu seçtiğini çözemedim doğrusu. Son olarak kendini King Aelle’e neden teslim ettirdiği konusu bana göre hiç iyi anlatılamadı. Ecbert’in onu öldürmeyeceğini en azından çocuklarına bir intikam nedeni vermeyeceğini düşünüyordu bu yüzden hem Ivar’ın dönüşünü sağlama almak hem de intikam için bir bahane oluşturmak amacıyla kendini Aelle’ye teslim etmesi için Ecbert’i ikna etti. İnanmadığı halde Valhalla hakkında söylediği sözler tamamen intikamına yönelikti ama doğrusu Ragnar’ın, Ecbert gibi kurnaz birinin hamle yapmadan bekleyeceğini ya da sözünde duracağını umması olacak iş değildi. Ayrıca unutmadan şunu da belirtmek istiyorum, izlediğim diziler arasında en iyi diyaloglardan birini Ecbert ve Ragnar arasında geçen konuşmada gördüm. Karşılıklı olarak inançlarını sorgulamaları gerçekten olağanüstüydü. Hele “Cennet” ve “Valhalla” hakkında yaptıkları değerlendirmeler oldukça eğlenceli, bir o kadar düşündürücüydü.

Her şeye rağmen bir konuda senaristleri tebrik etmem gerek. Dizinin bu seviyeye çıkmasında büyük pay sahibi olan bir karakterin sezonun ortasında, sürpriz bir şekilde diziden ayrılması bana göre cesaret isteyen bir hamledir. Bunun Vikings’i nasıl etkileyeceğini önümüzdeki sezon daha iyi göreceğimizi düşünüyorum.

Ragnar’ın oğulları; Bjorn, Ubbe, Hvitserk, Sigurd, Ivar:

Old_Ragnar_and_his_sons

Ragnar hakkında yazabileceğim olumlu şeyler için sayfalara ihtiyaç duysam da aynı şeyi oğulları için söyleyemeyeceğim. Tıpkı Vikings’in bu sezon finalinde olduğu gibi onlar da çok sönük kaldılar bence. Ama Ivar’ı bunun dışında tutabilirim. Kuşkusuz bu sezona damga vuran karakter Ivar’dı bu yüzden onunla başlamak istiyorum. Gerek Kattegat’da gerek Wesex’de gerçek bir Viking ve Ragnar’ın oğlu olduğunu kanıtlamaya en çok o yaklaştı diyebilirim. Cesur, zeki, yetenekli… Sadece bir dezavantajı var ki başına daha çok iş açacağı gün gibi ortada. Sizce bu dezavantaj ne olabilir? Engelli olması diye düşünenler yanılıyorlar. Saf ve oldukça kontrolsüz öfkesi ki son sahnede yaptığıyla belki de o ana kadar bütün inşa ettiklerini yerle bir etti. Son sahne demişken Sigurd’dan bahsetmemek olmaz. Daha ikinci kısmın ilk bölümünden anladık ki Ivar kesinlikle çok tehlikeli birine benziyordu ve her koşulda ondan uzak durmakta yarar vardı. Fakat yıllarca onunla beraber yaşamış Sigurd bunun farkında olmasa gerek bulduğu her fırsatta onu aşağılayıp damarına bastı. Sonunda beklenen oldu ve Ivar’ın öfkesi Sigurd’u çok acımasız bir şekilde vurdu. Bundan sonra kardeşlerinin Ivar’a karşı tavrı nasıl olacak gerçekten çok merak ediyorum. Ubbe (ki ben kendisinden çok şeyler bekliyordum) ve Hvitserk ne Katteget’ta ne Wesex’de hiç bir şekilde öne çıkamadılar. Fakat onlardan önümüzdeki sezon çok şeyler bekliyorum çünkü İngiltere’de daha çok işleri olacak gibi görünüyor. Björn’ün İngiltere istilasına katılması benim için gerçekten sürpriz oldu. Ben onun artık Akdeniz’de kalacağına inanıyordum. Herhalde senaristler Ragnar’ın yokluğunun yarattığı boşluğu biraz olsun kapatmak istediler ama başarılı olduklarını pek sanmıyorum. Ayrıca Bjorn demişken bir konudan daha bahsetmem gerek, bilmem bana katılır mısınız? Rollo’nun Akdeniz istilasına katılması inanılmaz saçma gelmedi mi sizlere? İnternette bununla ilgili bir bilgi bulamadım fakat emekliler gibi sıkıntıdan savaşa katılmak istemesi bana oldukça anlamsız geldi. Peki bundan daha saçma olan neydi? Bjorn’ün, babasına ve kendi toplumuna ihanet eden, birçok dostunun ölümüne sebep olan birinin bu akıl dışı isteğine onay vermesi.

Lagertha:

vikings_416_gallery_9

Benim de içinde bulunduğum kimilerine göre Vikings’i takip etmek için en büyük nedenlerden biri Lagertha’dır. Hatta artık Ragnar’ın olmadığı bir Vikings’i izlemek için başlıca etmen olarak onu gösterebilirim. Bu sezonun ikinci kısmında her konuda kararlı bir şekilde davranmasıyla bana göre en tutarlı karakter oldu. Aslaug’un haksız bir şekilde kraliçe olduğunu düşündüğü için ona baş kaldırıp Kattegat’ın yeni Earl’ü aynı zamanda Viking’lerin kraliçeliğini kazandı. Şehrin çok büyüdüğünün farkında olan Lagertha, savaşlara katılmayıp geride durarak Kategat’ı korumayı tercih etti. Bu kararında ne kadar haklı olduğu da King Harald’ın çevirdiği oyunla Kattegat’a adamlarını saldırtmasıyla ortaya çıktı. Lagertha sert ve çabuk bir şekilde bu saldırıyı bastırdı ve bunun arkasında kimin olduğunu da öğrendi. Önümüzdeki sezon biz Lagertha sevenler için mutlu, King Harald için üzücü geçeceğe benziyor.

Floki:

vikings_season4_episode11_gallery_6

İnancına sıkı sıkıya bağlı olan Floki, yıllar içinde yaşadığı acı kayıpların etkisi altına girdiğinden olsa gerek, bu sezonun sonlarına doğru tam anlamıyla bir inanç karmaşası yaşıyor gibiydi. Sadece inancı değil kişiliğinin de kaybolma aşamasında olduğuna inanıyorum. Sezon finalinde acı kayıplarına karısı Helga’nın da eklendiğini düşünürsek Floki’nin önümüzdeki sezon bambaşka bir insan olarak karşımıza çıkabileceğini düşünüyorum. Bu sezon Vikings’in ayrı bir saçmalığından bahsetmek istiyorum. Olayın kahramanlarında biri Floki olduğu için burada konuya değinmenin daha iyi olacağı kanısındayım. Bjorn’un Akdeniz’e açıldığı ve İspanya Sassani İmparatorluğu’na saldırdıkları esnada Floki’nin bir camiye girdiği ve namaz kılanlardan çok etkilendiği sahneyi hatırlıyorsunuzdur. Diğer Vikingler bir müddet sonra camiye geldiler ve en öndeki imamın kafasını kestiler. Bunun üzerine hemen arkasından bir kişi imamın yerine geçti ve namazı kıldırmaya devam etti hiçbir şey olmamış gibi. Nasıl ki Viking’ler çoluk çocuk herkesi katlederken hiçbir savunmayla karşılaşmamaları saçmaysa bunun da tam bir saçmalık hatta İslamiyet’i oldukça gerçek dışı gösteren bir abartı olduğunu düşünüyorum.

King Ecbert:

vikings_414_gallery_2

Her ne kadar hayatını kaybetse de bu sezonun sonunda en karlı çıkan karakteri Ecbert oldu diyebilirim. Hem ülkesini hem de kendisini acılı bir sondan kurtardı. Artık kral olmadığı halde ülke toprakları hakkındaki belgeleri, söz sahibiymiş gibi imzaladı. Ragnar’ın intikamını isteyen oğullarının ne kadar acımasız olabileceklerini biliyordu ki bu anlaşmanın karşılığında kendi ölüm şeklini seçmek istedi. Buna Ragnar’ı da katarak söylüyorum, Viking’leri fena halde oyuna getirdi. Çünkü Ecbert’in bu oyunu hazırlamasında, sadece Viking’lerin gelmesine az bir zaman kala krallığını oğluna devreden Ecbert’in sivri zekasının payı yok. Onun nasıl kurnaz ve güvenilmez biri olduğunu bildiği halde karşı hamlelerde bulunacağını hesap etmeyen Ragnar’ın ve savaştan kaçan İngilizlerin geride sadece krallarını bırakmayacağından hiç şüphelenmeyen, Ragnar’ın oğullarının zafer sarhoşluğunun da büyük katkısı var. Hiç şüphesiz İngilizler bundan sonra Viking’lerin başına türlü türlü dertler açabilecekse bunda Ecbert’in çok büyük rolü olduğunu unutmamak gerek. Bir Vikings sever olarak bu sezonun 20 bölüm olması gerçekten çok sevindiriciydi. Bana göre bugüne kadar dizide eksik kalan ya da konu olarak tam oturmayan birçok olay olsa da bir sonraki sezonu merakla bekleyeceğimden hiç şüphem yok. Hele bence hiç hak etmediği halde iptal edilen Dracula‘nın baş rolü Jonathan Rhys Meyers‘ın da Vikings’in beşinci sezonun da yer alacak olması benim için çok sevindirici bir haber. Bu arada son sahnede gördüğümüz kılıcın üstünde yazan yazıyı en az benim kadar merak ettiğinize inanıyorum. “ANANYZAPATA” hatta bazı yerlerde “Ananizapta” olarak da geçiyormuş. Kesin bir bilgi bulamadım ama dini bir tabir olarak kullanılıyormuş. “Yuhanna (Hz. Yahya) vaftiziyle lanetlenen şeytan” anlamına geliyormuş. Bu tabir önem arz eden eşyaların üzerinde yaşıyormuş. Edindiğim bilgiler spoiler içerdiği için pek paylaşma niyetinde değilim ama genel bir bilgi vermekte bir sakınca görmüyorum. Bu kılıcın, ilerde İngiltere’nin gördüğü en büyük kral olacak olan Büyük Alfred’in (Atelstan’ın oğlu) akıl hocasına ait olduğunu okudum. Daha fazlası için beşinci sezonu beklemek gerekecek. Vikings’in beşinci sezonu 2017 sonlarına doğru ekranlara gelecek ve yine bölüm sayısı 20 olacak.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Michael C. Hall(Dexter) Netflix ile Ekranlara Dönüyor

Sonraki Yazı

Stranger Things 2. Sezondan İlk Görsel | Yeni Eleven