Hırsın Dizi Bulmuş Hali : Fi | SoruYorum

Yazarlarımızdan Eda Sivri ile son günlerde en çok konuşulan Fi dizisi hakkında sohbet ettik. İlk üç bölümü yayınlanan diziden spoilerlar içeren bu yazıyı okuduktan sonra sizlerin de yorumlarınızı bekliyoruz.

Buğrahan – Merhaba Eda. Sana ilk olarak diziyi genel olarak nasıl bulduğunu sormak istiyorum. Genel görüşlerini alabilir miyim?
Eda – Merhaba Buğrahan. Öncelikle ilk izlenim olarak çok sevdiğimi söyleyebilirim. Göz dolduran kadrosu bir yana; konusu, müzikleri, karakterlerini kesinlikle belli bir kalıba sokmaya çalışmayışı, televizyonda bulamadığımız özgürlüğü bize sunuşu… Bunların hepsi bir bütün olarak tamamlamış diziyi. Umduğumdan çok daha fazlasını bulduğum, bıraktığı açık kapılarla beni bol bol düşünmeye iten bir dizi oldu. Sen genel olarak neler düşünüyorsun?

B – Aslında bir parça düşüncemi şuradaki yazıda belirtmiştim. Fakat toparlamam gerekirse: Son yıllarda bolca bulunan klişeleri kullanmadan, seyirciyi sıkmadan, olayı gerçek hayat kesitleri şeklinde veren bunu yaparken de RTÜK gibi engellere takılmayacağı için daha serbest davranan bir yapım olmuş. Klasik Türk dizilerinin tek düzeliğinden sonra, Fi gerçekten bomba gibi gelmiş. Ayrıca sinematografi açısından en başarılı Türk yapımlardan olduğu bariz ortada.. Pekiyi, diziyi sence diğer Türk dizilerinden farkı nedir?

E – Öncelikle Masum’la başlayan internet dizileri furyasının ikinci ayağı diyebiliriz sanırım. Kitaptan uyarlanan internet dizilerinde de bir ilk olmuş. Türk dizilerindeki saatler süren bölümlerden hepimiz az çok yakınmışızdır. Sanırım bu konuda ilklerden biri olan Bodrum Masalı’nı bir kenara bırakırsak, Fi 60 dakikalık bölümleriyle Türk dizilerine duyulan bu ön yargıyı da kırıyor. Bunun yanı sıra yukarıda da belirttiğim gibi, televizyon dizilerinde bulamadığımız o gerçekçiliği yakalamayı başarmış. Şimdilik bunları söylemek için belki erken ama, ilk üç bölümüyle bütün kalıpları yavaş yavaş da olsa yıkmaya başladığını düşünüyorum.

B –  Can Manay’ı nasıl tanımlanırsın? Öyle bir dostun olsun ister miydin?

House of Cards’ın Frank Underwood’u neyse, Fi’nin Can Manay’ı da o bence. Aynı hırsı ikisinde de rahatlıkla görebiliyoruz. Hatta Can’da buna ek olarak karanlık bir geçmiş de var ve bunun sonucu olarak bazı şeylere, kişilere obsesyon derecesinde bağlanabiliyor. Haliyle bu kadar takıntılı ve sağı solu belli olmayan bir karakterin kesinlikle düşmanı olmak istemezdim, yakınımda olmasını tercih ederdim ne yalan söyleyeyim… Sen ne yapardın bu konuda?

B – Sana sonuna kadar katılıyorum. Ona karşı bir hısmım olsa yakını gibi dururdum. Çünkü ne derler: Düşmanını, arkadaşından daha yakın tutacaksın. Can’ı tanımlamak gerekirse gerçekten bunu yapmak çok zor. Belli ki bir çok konuda takıntısı var. Su içişi, bardak altlığı gibi. İnsanları zorlayarak içlerindeki potansiyelleri çıkarmayı da çok seviyor. Sanırım bunu en çok öğrencisi Bilge de görüyoruz. Anladığım kadarıyla Can, Bilge’nin içinde tuttuklarını dışarıya çıkarmasını ve zincirlerini kırmasını istiyor. Bu özelliğini televizyon programında da kullanıyor. Bu özellik onun reyting rekortmeni de yapıyor. Aslında söylenebilecek daha bir çok şey var, diğer sorulara saklıyorum bunu aslında..  Eda, Duru karakteri için neler söyleyebilirsin? Bu masumluğunun altında başka şeyler yatıyor olabilir mi?

E – Duru bence gerçekten masum ve iyi niyetli bir karakter. Ta ki olaylar onun çıkarlarını olumsuz yönde etkileyene kadar. Hırsı bazen gerçek kimliğinin önüne geçebiliyor. Bu profesyonel anlamda ileride onu iyi yerlere taşıyabilir belki ama, özel yaşamında sorunlarla karşılaşmaması imkansız bence. Hırsı dışında şimdilik bir sorunu olduğunu da düşünmüyorum açıkçası, sen ne düşünüyorsun peki?

B – Açıkçası ben senin kadar  düşünmüyorum. Duru o kadar saf ve temiz gibi biri değil gibi geldi bana. Yada dizi ters köşe yapacak düşüncesi ile de bunu söylüyor olabilirim. Duru’nun kesinlikle hırslı bir karakteri var. Liderlik konusun da kendini çok geliştirmiş böyle olmasında en büyük pay belki de 10 yıldır sevgilisi olan Deniz’dir. Denizin güveni ona da bir parça bulaşmış gibi. Ben dizinin öyle bir noktaya geleceğini düşünüyorum ki eski Duru’dan eser kalmayacak.. Dizinin yan karakterlere sıkça yer vermesi ve onları olay akışına sokması hakkında neler söyleyebilirsin?

E – Olay örgüsünü oluşturabilmek için yan karakterlerin olması zaten bir zorunluluk. Ancak dizideki her olay, her karakter şimdiye kadar öyle güzel işlendi ki ben o yan karakterlerin de zamanla ön plana çıkacaklarını ve bazı durumlarda önemli rol oynayacaklarını düşünüyorum. Şimdilik ilk aklıma gelen, Can’ın geçmişine ışık tutacak o hemşire… Özge’nin elindeki en büyük koz şu an için o. İleride, Can’ın foyasını ortaya çıkarmak için de kesinlikle o hemşirenin büyük rol oynayacağı kanaatindeyim. Sen neler düşünüyorsun bu konuda?

B – Yan karakterlerin, dizinin olay örgüsüne katkıda bulundukları hakkında düşüncene katılıyorum. Fakat bazen bu konuda aşırıya kaçtıklarını da düşünmüyor değilim. Mesela Deniz ve öğrencisi Ada’nın kayıt sahneleri bana biraz sıkıcı geldi. Ada’nın bu hikayede çok fazla yeri olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca o hemşire dizinin kilit karakterlerinden olduğuna eminim. Kendisini her an ölü görebiliriz.. Sence, Özge hak ettiğini buldu mu? Bundan sonraki adımı ne olabilir?

E – Özge’nin gerçek kimliğini bulabilmesi için böyle bir olay yaşaması gerekiyordu sanırım. İçindeki hırslı, akıllı kadını dışarı çıkarmanın tam sırası. Can’ın asıl kimliğini ortaya çıkarması ve kendine yapılan bu haksızlığı avantaja çevirebilmesi bundan sonraki tek motivasyon kaynağı olacak diye düşünüyorum.

B – Dizi aslında bir çok toplumsal sorunlara da değiniyor. Kadına şiddet, otizm, sanata saygı gibi. Sence bu konular yüzünden insanlar diziden soğur mu ?

E – Tam tersi, bunlar gerçek hayatta maalesef sık sık gördüğümüz konular. Dolayısıyla seyirci, kendi hayatından bir şeyler buldukça daha da alışacak ve benimseyecek Fi’yi. Yani dizi bu yönüyle biraz olsun toplumun aynası oluyor diyebilirim. Ya sence?

B – Dediğin gibi bunlar Fi’yi yapan bir kaç özellikten biri. Hatta avcılık hakkında Can’ın konuşmaları hepimize birer mesaj niteliği taşıyordu. Toplumu biz yarattığımız için oluşan sorunları bazen göremiyor, idrak edemiyoruz. Fi, bu durumu çok güzel gözler önüne serdi.. Deniz ve Duru çiftinin ilişkilerinin yavaş yavaş çatırdadığını görüyoruz. Sence bunun sebepleri neler olabilir?

E – Can çok iyi bir manipülatör. Hedefine ulaşabilmesi için nerede, hangi adımları atmalı çok iyi biliyor. Duru’ya olan takıntısı da onu zamanla Deniz ve Duru’nun arasına girmesine mecbur bırakacak bence. Yanı eğer olur da bir gün ayrılırlarsa, sebebi dolaylı yoldan da olsa, Can olacaktır.

B – Benim düşüncemle senin ki bayağı örtüşüyor. Şöyle ki Can, istediği bir şeyi elde etmek için tüm kudretini harcayabilecek bir karaktere sahip. Bu da onu bir anlamda manipülasyona itiyor. Adımlarını çok iyi oynuyor. Aynı bir satranç gibi. Gelecek hamleleri çok güzel tahmin ederek, planlarını gerçekleştiriyor. Durunun, içinde bulunduğu ilişkiden yıprandığını görüyorum. Can bunu gördüğü için buradan saldırıyor. Deniz’in yapamadığı yardımları o yapıyor. Bana kalırsa Duru da Can’a tutulmaya başladı. Üçüncü bölümün son sahnesindeki öpücük sonrası Duru’nun neler hissettiklerini bir sonraki bölümde görmeyi umuyorum.. Can Manay’ın gizemli bir geçmişi olduğunu öğrendik. Duru’ya olan takıntısının sebebi sence ne olabilir?

E – Şimdilik o konuda çok konuşulmasa da Can’ın psikiyatrist arkadaşıyla konuşmalarından anladığım kadarıyla, daha önce de böyle bir obsesyonu olduğunu görüyoruz. Hastaneye yattığında henüz 13 yaşındaymış ama tedavisinin tam üç yıl sürmesi probleminin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Gördüğümüz kadarıyla da tamamiyle atlatabilmiş değil. Yani kısaca, Can’ın Duru’ya duyduğu şey aşk veya hayranlık değil; hastalık derecesinde bir takıntı.

B – Can Manay’ın geçmişte yaşadığı çok büyük bir olay olduğunu ve bu olay sonrasında kendisinin akıl sağlığını kaybetmiş olduğunu düşünüyorum. Tetik noktası olarak, dizide hiç bahsi geçmeyen anne ve babası hakkında olabileceğini düşünüyorum. Bağlanma olayını kesinlikle, takıntı haline getirdiği çok belli. 

Bonus: B – Dizinin müzikleri şimdiden çok konuşulur oldu. Dizi müzikleri, dizilerin kendi kadar önemli mi sence? Yoksa dizi müziği ile dizinin başarısı arasında bir bağlantı yok mudur?

E – Kesinlikle, dizinin müzikleri en az dizinin kendisi kadar önemli bence. Ben belki Deniz kadar müziğe aşık değilim ama her müzik çeşidinin, her parçanın insanda farklı duygular uyandırdığını düşünüyorum. Dolayısıyla bir dizide eğer izleyiciye farklı duygular yaşatılmak isteniyorsa bu konuda kullanılabilecek tek ve en güçlü silah müzik bence. Sen neler düşünüyorsun?

B – Bir dizinin hatırlanabilir olmasında en büyük pay müzik diye düşünüyorum. Şöyle söylemek gerekirse çocukluğumuzda izlediğimiz dizilerin konularını ve karakterlerini hatırlamasak da müzikleri ve melodileri hep aklımızın bir köşesinde kalmaz mı ? Bir yerde duysak hemen mırıldanırız. Dizi bunu biliyor olmalı ki müziklerini ona göre seçmiş. Jenerik müziğinin efsanevi olmasının dışında bölüm aralarında geçen ve alttan alttan beynimize işlenen her bir ezgi, diziyi bir kere daha sevmeme neden oluyor… Son olarak diziden genel olarak beklentilerin ve neden insanların bu diziyi izlemeleri gerektiği hakkında düşüncelerini paylaşır mısın bizimle?

E – Şimdilik tek beklentim, final yapacağı güne kadar bu kaliteyi koruması. Bir dizinin daha gözümün önünde adeta eriyip gitmesine tahammülüm yok…
Fi, benim gibi, yerli dizilerin gereksiz, uzun uzadıya sahnelerinden bıkanlara ve televizyonda alternatifi olmayan bir dizi arayanlara ilaç gibi gelecek.

B – Güzel sohbetin için çok teşekkür ederim Eda. Ben de son olarak şunları söylemek isterim. Fi, online dizi furyasını başlatanlardan olarak hep bilinecek. Ekip ve yapımcılar bunun farkında oldukları için tempoyu hiç düşereceklerini sanmıyorum. Her sezonun 13 bölümden oluşacağını da düşünürsek tüm hikayeler yettiği kadar işlenecek ve kalitesinden bir ödün vermeyecektir. 

Peki sizin Fi hakkında düşünceleriniz neler ? Yorumlarda bizle paylaşırsanız çok sevinirim.

Buğrahan Erbar

Önceki Yazı

Tutkunun Peşinden Koşarcasına | Fi (Spoilersız)

Sonraki Yazı

Mercek Altında | Black Bolt