This İs Us İzlemek İçin 8 Neden

NBC uzun zamandır böyle başarılı bir yapıma imza atamamıştı. Zaten tutmayan dizilerini ilk sezon bitmeden iptal eden bir kanal. O yüzdendir ki bu dizinin başarısı beni biraz şaşırttı. Başlarda devam edeceğinden pek ümidim yoktu ama dizi iki sezon onayı birden aldı. Açıkçası çok iyi oldu, çok da güzel oldu. Zira diziyi izleyen herkes eminim dizideki enerjiyi ve duyguyu hissediyordur.

Klişe bir hikaye diyebileceğimiz bir ailenin dününü ve bugününü anlatan This Is Us, izleyicisinin yüreğine dokunan hikayecikleriyle de devam etmeyi hak ediyordu zaten. Aşağıda diziyi hiç izlememiş ve izlemek konusunda tereddüt edenler için bir liste oluşturdum. İşte This Is Us’ı izlemeniz için geçerli olabilecek sekiz neden;

Sıcak, Samimi, Sempatik

Asıl çiftimiz olan Jack ve Rebecca zaten herkesin istediği bir ilişkiyi yaşıyor. Tabii farklı karakterler de görüyoruz; Kate, Kevin ve Randall. Kardeş olduklarını anlıyoruz ama Jack ve Rebecca ile olan bağlarını anlayamıyoruz elbette ilk bölümde. Ne var ki her bir karakterin kendi içerisinde sevimli bir hali var. Kate aşırı kilolarına rağmen hayattan zevk almayı biliyor, Kevin ünlü birisi olmasına rağmen burnu havada değil ve Randall tam bir aile babası. Her karakterin sempatik olan bu hali ilk bölümden yakalamıyorsa sizi, zaten devam etmeyin diziye.

Dramatik ama Aynı Zamanda Umutlu

İlerleyen bölümlerde karakterlerimizin bağlarını keşfettikçe ortaya hem dramatik hem de umutlu hikayeler çıkıyor. Zaten diziye negatif bir eleştiri getireceksem de bu “optimist” yanının zaman zaman çokluğunu söyleyebilirim. Onun dışında anlattığı dramatik hikayeleri fazlasıyla gerçekçi. Ama hemen her dramatik durumun sonunda bir umut ışığını barındırması aslında izleyicinin de görmek istediği bir şey bence.

Hayatın İçinden, Gerçekçi

Karakterlerimizin bazen dramatik bazen de trajikomik olan hikayeleri ise tam olarak hayatın içinden ve başımıza gelebilecek türden. Abartıdan mümkün mertebe kaçmaya çalışan ana hikaye ve yan hikayeciklerde izlediğimiz bir çok şey gerçekçiliğiyle dikkat çekiyor. Karkterlerin işlerinden kaynaklanan bazı olağan dışı durumlar da yok değil elbette ama o zaman bile bir doğallık ile gerçek hayata bağlanmış hikaye.

Aile Adına Her Şey

İki karakterimizin ikiz, bir karakterimizin üvey kardeş olması, bir çiftimizin evli ve evlilik ile ilgili tüm halleri, izleyiciye aile ile ilgili her türlü durumu sunuyor. Kardeş hikayeciklerinden tutun da çift problemlerine kadar, ergenlik sorunlarından ırk problemlerine (evet zaman zaman buna bile değinilmiş) aile içinde hemen hemen her durumu görüyoruz. Üstelik bu gibi durumları yine gerçeklik çerçevesinden çok çıkmadan, ayakları yere basacak bir şekilde yapmışlar.

İzleyiciye Küçük Sürprizler Yapıyor

İlk bölümün sonundaki başarılı twistten sonra bile, ilerleyen bölümlerde hikaye izleyiciyi şaşırtmayı başarabiliyor. Üstelik buna hiç gerek yokken! Hikaye anlatımındaki küçük kronolojik oyunlar çoğu zaman başarılı olmuş. Karakterlerin dününü ve bugününü izliyor oluşumuz zaman içinde çok güzel paralellikler ve ayrılıklar oluşturmuş. Çoğu zaman sevimli olan bu sürprizler bazen de dramatik oluyor elbette. İzleyip hayran kalmamak oldukça zor.

80’lerden Günümüze Zaman Tüneli

İlerleyen bölümlerde daha iyi oturan kronoloji 80’lerde başlıyor. Günümüze geldiğinde ise aradaki farkı daha iyi anlatmak istercesine geçmişe gönderme yapıyor. Karakterlerin geçmişlerine olan bağı çok güçlü. Dizi de bunu zamanın modası ve müzikleriyle izleyiciye çok güzel hissettiriyor.

Sahne Müziklerindeki Mükemmellik

Bir dizinin görselliği, kamera açıları kadar müziklerinin de önemli olduğu konusunda hemfikiriz sanırım. This Is Us bunu çok güzel kotarmış. Fazla çeşitli olmamakla birlikte sahneleri için öyle başarılı müzikler hazırlanmış ki, hem samimiyeti hissediyor hem de doğallığın bozulmadığını farkediyorsunuz.

Dikkat Çeken Performanslar

Kabul ediyorum ilk bölümlerde Milo Ventimiglia‘nın performansından çok memnun değildim. Fakat ilerleyen bölümlerde, zaman kronolojisinin de değişmesiyle rolünü oturttuğunu ve üstesinden çok iyi geldiğini belirtmeliyim. Keza Mandy Moore‘da ilerleyen bölümlerde oturan performansıyla dikkat çekiyor. Justin Hartley ve Chrissy Metz bir çok bölümde kendisine hayran bırakıyor. Ama ben en çok Sterling K. Brown karakterini ve performansını beğendim sanırım. Yan karakterlerin de sırıtmadığını belirtmeliyim.

Hafize Mutlu

Bazen hayatımın kalanını sadece anime, dizi ya da film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Önceki Yazı

Billie Lourd, American Horror Story’nin 7.Sezonunda Yer Alacak.

Sonraki Yazı

Criminal Minds, 13. sezon onayı aldı!