, ,

İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum | American Gods

Tarihi yapımlarıyla öne çıkan Starz’ın, Neil Gaiman’ın romanından esinlenilerek yapılmış yeni dizis American Gods, şimdiden çok konuşulmaya başlandı. İlk bölümü sizler için inceledik ve yorumladık.

Malum birçok dizinin sezon finali yaklaşıyor. Ama endişeye mahal yok. Başarılı dizilerin yeni sezonları ya da iddialı yeni yapımlar ardı ardına ekranlara gelmeye devam ediyor. Dizi dünyasındaki bereket şu aralar “izleyecek bir şey bulamıyorum” lafını unutturdu bana. Umarım bu durum hep böyle devam eder. İşte yeni bir dizi daha… Sabırsızlıkla beklenen American Gods 30 Nisan’da Starz’da izleyiciyle buluştu. İlk bölümü izledikten sonra dizi hayranları tarafından oldukça merak edilen diziyi yorumladım. Hadi başlayalım;

Kimler Oynuyor

American Gods, her şeyden önce geniş bir oyuncu kadrosuna sahip. İlk bölümü izleyince bu kadronun bir de başarılı oyunculuklarıyla tanınan yüzlerden oluştuğunu gördükten sonra kalite kokusunu daha kolay alacağınızı düşünüyorum. Dizi daha çok yeni olduğundan ve bazı kişilik bilgileri spoiler içereceği için karakterleri yüzeysel olarak tanıtacağım. Özgürlüğüne yeni kavuşan,eski mahkum Shadow Moon (Ricky Whittle), Moon’un karısı Laura Moon (Emily Browning), teknoloji çocuğu olarak bilinen, yeni teknoloji tanrısı (Bruce Langley), eski aşk tanrıçası Bilques (Yetide Badaki), yeni küreselleşme tanrısı Mr. World (Crispin Glover), bir Leprikon (İrlanda kültüründe bir peri) olduğunu söyleyen Mad Sweeney (Pablo Schreiber), büyük biri olduğu belli olan (ben kim olduğunu öğrendim ama burada söylemek olmaz), Moon’un yeni işvereni Mr. Wednesday (Ian McShane), Moon’un hapishaneden arkadaşı Low Key Lyesmith (Jonathan Tucker), geçmiş ve şimdiki hikayelerin koruyucusu -bir anlamda arşivci- Mr. Ibis (Demore Barnes). Şunu da belirteyim bölümler ilerledikçe bir bu kadar daha oyuncu dizide yer alacak ama malum spoiler tehlikesi olduğu için isimlerini paylaşmıyorum. Dizi aynı isimli, İngiliz yazar Neil Gaiman’ın romanından Bryan Fuller ve Michael Green tarafından uyarlandı. Hatta ilk bölüm bu ikili tarafından yazılmış. 

Konusu Neymiş

Kitabı hiç duymayanlar için belirtmem gerekirse fantastik türde oldukça ilginç bir konuya sahip bir yapımla karşı karşıyayız. Tanrılara dair bir hikaye sizlere ilk bakışta klişe gelebilir. Ama bölümler ilerledikçe bilinen mitlerin dışında bir diziyle karşı karşıya kalacağımızı söylemem gerek. Konuya gelince, Shadow Moon başarısız giden bir soygun girişimi sebebiyle üç yıl hapishanede yattıktan sonra artık özgürlüğe ve karısına kavuşacağı günleri saymaktadır. Müdürün odasına çağrılır ve erkenden salıverileceği haberini alır. Ama bunun özel bir nedeni vardır. Karısının bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini öğrenir. Cenazeye katılmak için hapishaneden ayrılır. Hava alanında  çok garip yaşlı bir adamı fark eder. Resmen ağlayarak, sızlayarak kendisini uçağın birinci sınıfına aldıran bu adamla, bana göre tesadüf olmayan bir şekilde, uçakta yan yana gelir. Adamın hava alanında da numara yaptığını ve çok iyi bir üçkağıtçı olduğunu öğrenir. Adam adının Mr. Wednsday (Bay Çarşamba) olduğunu söyler. Moon’un hakkında bazı şeyler bilmektedir ve ona bir iş teklifinde bulunur ama Moon bu teklifi reddeder. Sonrasında uykuya dalar ve uyandığında uçağın indiğini ve boş olduğunu fark eder. Uçak, hava şartlarından dolayı başka bir yere inmek zorunda kalmıştır. Moon bir sonraki uçuşu beklemez ve araç kiralayıp yoluna devam eder. Yolda bir bara uğrar ama o da ne?  Mr. Wednesday de bardadır ve ona iş teklifini yineler. Moon biraz kızmaya başlar ve teklifi yine reddeder. Bunun üzerine Mr. Wednesday yazı tura atmayı teklif eder. El çabukluğunda uzman olan Moon, tura’yı seçen Mr. Wednesday’in iddiasını kabul eder ve parayı havaya atıp tuttuktan sonra kendinden emin bir şekilde kazandığını, çünkü hile yaptığını söyler ama paranın tura geldiğini görünce çok şaşırır. Artık Mr. Wednesday’in çalışanıdır. Hemen akabinde onun bir çalışanı Mad Sweeney’le tanışır ve olay çok ilginç bir hal almaya başlar (izleyince bana hak vereceksiniz). Ama Moon’un nasıl bir işe bulaştığından en ufak bir haberi yoktur. Bu anlattıklarım size fazla gelebilir ama inanın bir saatlik bölümde bunlar hiç bile. Bölümün sonlarına doğru Moon’un nasıl bir belaya bulaştığına dair bazı fikirleriniz olacak ama aklınızda cevap bulmayı bekleyen bir yığın soruyla birlikte.

Ne Umdum Ne Buldum

American Gods’ın kitabı hakkında fazla sayıda olumlu eleştiriyle karşılaştığım için ilk bölüme büyük beklentilerle başladım. Açıkçası dizinin trailer’ı da bende biraz merak uyandırmıştı. Fakat fantastik türündeki birçok vasat yapımı düşündüğümde endişem yoktu diyemeyeceğim. Ama beklentilerimin bu kadar karşılanacağına, doğrusunu söylemek gerekirse pek ihtimal vermiyordum. Tür ve konu olarak zaten ilgimi çeken American Gods, kaliteli oyunculukları ve görsel açıdan başarılı sahneleriyle de benden tam not aldı.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Kitabını okuyanların hemen hemen hepsi diziden memnun kalmış. Sahnelerin çok başarılı bir şekilde aktarıldığını düşünüyorlar ki bence bu çok önemli bir nokta. Sizler de benim kadar sık duydunuz mu bilmem, hani derler ya ‘kitap daha iyiydi’ diye işte American Gods için buna benzer bir yoruma rastlamadım. Bir diğer kesim -benim gibi kitabı okumayanlar- ise diziden oldukça memnunlar. Hatta şimdiden, ben bunu söylemek için çok erken olduğunu düşünüyorum, diziyi yeni efsane olarak gösterenler bile olmuş.

 Kimler Bunu İzlemeli

Fantastik türde yapımlardan hoşlananların hele hele mitolojiyle ilgili yapımlara ilgi duyanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir dizi. Kitabı okumadım ama okuyanlardan dinlediğim kadarıyla söyleyebilirim ki, küreselleşme ve teknolojinin yaşamdaki ilerleyişi farklı toplumlara ait mitolojik varlıklarla sarmalanarak anlatılmış. Ayrıca şunu da belirtmeliyim görsel açıdan izleyiciyi fazlasıyla tatmin edebilecek bir dizi olduğunu düşünüyorum. Artık özlediğimden midir nedir bilemiyorum ama Spartacus benzeri kan sahnelerini görmek de benim için çok iyiydi.

Ben Beğendim Çünkü

Öncelikle şunu söylemem gerek, bu türe ait yapımlarda ilk dikkatimi çeken görselliktir.  Bana göre mitolojik varlıkların ve olayların kullanılması, eğer yeterli özen gösterilmezse dizinin vasatı aşamamasına hatta alaya alınacak derecede komik görünmesine neden oluyor. American Gods için henüz erken olsa da şu an bu olumsuzluktan bahsetmek mümkün değil. Zaten olayların günümüzde geçmesi zaman mekan uyumu konusunda da diziye bir avantaj sağlıyor. Bu tarzda önemli olan ikinci bir noktanın da oyunculuklar olduğunu düşünüyorum. İzleyiciyi fantastik bir yapıma bağlayabilmek için kaliteli bir kadronun olmasının şart olduğunu düşünüyorum. Sadece baş rollerin değil yardımcı oyuncuların bile başarılı olması, dizinin seviyesini olumlu yönde arttırıyor. Kadro konusunda ise American Gods’ın bırakın eksiğini fazlasının olduğunu bile düşünüyorum. Özellikle Shadow Moon (Ricky Whittle),  Mad Sweeney (Pablo Schreiber) ve Mr. Wednesday (Ian McShane)’in oldukça sevileceğine inanıyorum.

Bir Cevap Yazın

Loading…

Süper Kötüler 1. Bölüm

The Mist’ten Yeni Bir Video Daha Geldi