,

Süper Kötüler 1. Bölüm

Bir diziyi başarılı yapan etkenlerden biridir kötü karakterler. Öyle ki bazen dizinin ismini duyunca gözümüzün önünde ilk onlar canlanıverir. Hafize Mutlu’yla beraber hem yabancı dizilerin hem animelerin unutulmaz kötü karakterlerini inceledik. İşte ilk bölüm;

Eminiz ki çoğunuzun duyduğu ilk günden beri hafızanızda yer edinen bir olaydır Erol Taş’ın gerçekten kötü adam zannedilip vatandaşlarca saldırıya uğraması. Tamam bu olay sinemayla gerçek hayat ayrımı yapamayanların ayıbı ve cahilliği olarak görülebilir ama öte yandan onun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunun ve yapımlarının nasıl önemle takip edildiğinin de kanıtıdır. Yani demek istediğimiz, iyi yapımların mükemmel olmasını sağlayan bir unsur da kötü karakterlerin ne kadar başarılı olduğudur aslında. Hafize Mutlu’yla beraber dizi ve anime dünyasının kötülükleriyle nam salmış karakterlerini sıraladık. İşte İlk bölüm;

Theodore “T-Bag” BagwellPrison Break

“Biz kendi kimliklerimizin tutsağıyız. Kendi yarattığımız hapishanelerde yaşıyoruz.”

Theodore Bagwell, yani kendine hitap edilmesini istediği şekilde T-Bag, babasının Down Sendromlu kız kardeşine tecavüz etmesi sonucu dünyaya gelmiştir. Daha çocukken vandalizm ve hayvanlara işkenceden suçlandıktan sonra 10 yaşında, öğretmeninin evini yakmaya çalışırken yakalanmış ve bu olay sonucunda çocuklar için açılan bir bakım evine gönderilmiştir. Orada tüm toplum için olabilecek en şanssız hadiselerden biri yaşanmış ve T-Bag, beyazların üstünlüğünü savunan bir çeteyle tanışmıştır. Büyüdükçe suçları daha ağır bir hal almaya başlayan T-Bag, ölümcül silahla saldırı, cinayete teşebbüs, çocuk kaçırma, tecavüz gibi çok ciddi suçlarla adeta kötülükte seviye atlamıştır. İşte bu ciddi suçlar yüzünden Alabama’nın maksimum güvenlikli Donaldson hapishanesine yollanmış ki burada hemen beyazlar grubunun lideri olmuştur. Hatta T-Bag’in liderliğinde bu grup o kadar güçlenmiştir ki hapishanenin müdürü gurubu dağıtıp üyeleri ülkedeki çeşitli hapishanelere nakletmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine T-Bag, Fox River’a gönderilmiştir. T-Bag hapishaneye geldiğinde beyazlar grubunun esamesi okunmuyordu ancak karanlık yönü kadar zekası ve liderlik kabiliyetiyle iki buçuk yıl sonra grubu cezaevindeki en güçlü gruplardan biri haline getirmiştir..

LucretiaSpartacus

“Doğru, bizi köleleştirmeye çalışan erkekler tarafından unutulan bir kelimedir”

Diziler arasında bugüne kadar ki en tehlikeli kötü kadın karakterlerinden biridir. Ne kadar tehlikeli olduğunu anlamak için evliliğine bakmak yeterlidir. Roma yasalarına göre, evliliklerinin yasal olması için evlenecek olanların aynı sosyal statüye sahip olması gerekmekteydi. Kocasıyla karşılaştırıldığında düşük doğum ve sosyal statüye sahip olduğu halde, tüm engellere ve baskılara rağmen onunla evlenmeyi başarmıştır. İlerleyen yıllarda hem kocasının hem de şeytani zekasının yardımıyla statüsünü oldukça yükseltmiştir. Hırs ve intikam uğruna yaptığı dalavereler ağızları açık bırakacak cinstendir. Dolaylı olarak birçok karakterin ölümüne sebep olmuştur.

Hannibal Lecter Hannibal

“Tilki tavşanın çığlığını duyunca koşarak gelir. Fakat yardım için değil”

İnsanlar için neden en tehlikeli hayvan denildiğini ispatlayan bir karakterdir Hannibal Lecter. Uzmanı olduğu meslek dallarına bakınca da keşke iyi biri olsaydı dedirtmesi büyük ihtimaldir. Cerrah, klinik psikiyatrist, nekrolog, adli psikolog, aşçı, sanatçı, müzisyen, kütüphaneci… Şüphesiz en dikkat çekeni aşçıdır. Masada olanın kendi türü olduğunu bildiği halde, izleyenlerin çoğunun müthiş yemek sunumlarından etkilenip, acıktığına eminiz.

Gustavo “Gus” Fring Breaking Bad, Better Call Saul

“Gerçek bir erkek ihtiyaçları karşılar ve kendisine minnet duyulmasa da sayı görmese de ve hatta sevilmese de bunu yapmaya devam eder. Tüm bunlara katlanır ve gene de üzerine düşeni yapar. Çünkü o bir erkektir.”

Breaking Bad’in çok iyi bir dizi olmasında Gus Fring’in payı yadsınamaz. Şimdilerde Breaking Bad’in spinoff’u Better Call Saul’da da yer alarak dizinin üçüncü sezonunda seviyesini de oldukça yükseltmiş durumda. Görünürde bir lokanta işletmecisi olan Gus, işletmecilik adı altında organize suç örgütü liderliği yapmaktadır. Kendisine ait mekanlarda uyuşturucu imal ettirmektedir. Zeki biri olduğu için acımasız kartellere ve sıkı güvenlik önlemlerine rağmen suç imparatorluğunu büyütmeyi başarmıştır. İlk bakışta oldukça sakin ve hoş görülü görünen mizacının altında duygusallıktan çok uzak, acımasız bir kişilik yatmaktadır.

 Red JohnThe Mentalist

“Yüzü gördüğünde anlayacaksın”

Bir televizyon programında kendisini aşağılayan Patrik Jane’in karısını ve çocuğunu öldüren çok tehlikeli bir seri katildir. Jane, Red John’un sanki bir sanatçıymış gibi düşündüğünü ve cinayet mahallini önce Yüz’ün sonra cesedin ön plana çıkacağı şekilde dizayn ettiğini söylemiştir. Çizilen Yüz’de, kan tam olarak pıhtılaşmadığı için gözler ağlıyor gibi görünmektedir. Taklitçilerinin ve yardımcılarının işlediği cinayetleri saymazsak Red John’un 30 kadını öldürdüğü bilinmektedir.

Patty Hewes – Damages

“Kimseye güvenme”

Damages avukatlık dizilerinin en iyilerindendir bana göre. Üstelik sezonluk konsepti ile ve zaman kronolojisindeki farklılık ile isminden uzun bir süre söz ettirmiştir. Dizinin ana karakterlerinden olan Patty Hewes ise düşmanınız olmasından korkacağınız bir kişidir. Ünlü bir avukat olan Patty Hewes işini her zaman ön plana koymuş ve kazanılamaz denilen davaları kazanmış bir avukat. Ama davaları kazanmak için türlü entrikayı çevirmekten de gocunmayan bir avukat. Onun için etik kurallar yok ve konu kazanmak ise kendi ailesini bile yok sayabilir. Çevirdiği entrikalar ile bir çok insanın hayatını mahvettiği gibi kendisini de yalnızlığa hapsetmiştir aslında. Yine de buna hiç pişman olmadığından adım gibi eminim.

Sylar – Heroes

“Tamam, teknik olarak ben bir seri katilim”

Heroes’un süper kötüsü. İlk sezondaki bilinmez kimliğiyle kendisi merak ettirmiş, kurbanlarının beynini açarak öldürüp güçlerini absorbe etmiş, aç gözlü bir kötü. Özel olma tutkusuyla bu cinayetlere başlasa da bir süre sonra görüyoruz ki Sylar bu işten gerçekten zevk alıyor. Hemen hemen dizideki her karakterin hayatını etkilemiş olan bu kötü karakterimiz özellikle ilk sezonlarda acımasızlığıyla dikkat çekmişti. İlerleyen sezonlarda rolü biraz değişti elbette ama Sylar gözünü kırpmadan güçlerini çalmak için öldürdüğü kurbanları sayesinde -buna onun için özel kişiler de dahil- süper kötü olarak kalmaya devam edecektir gözümde.

Kiryuuin Ragyou – Kill la Kill

“La vie est drôle”
(Hayat eğlencelidir!)
Kill la Kill farklı çizim tekniğiyle dikkat çekmiş bir animeydi. Fakat daha çok içerisindeki karakterlerin sağ gösterip sol vuran rolleriyle dikkat çekiyordu bence. Kiryuuin Ragyou ise fantastik bir kurgusu olan animenin ana karakteri olmasa da en kötü karakteridir. Sezon başlarında pek görmediğimiz Kiryuuin sezon finalinde süper kötü olarak karşımıza çıkıyor. Elbette geçmişte neler yaptığını da görüyoruz. Yaşam elyafları ve onların gücü için ailesini ve çocuğunu yok etmekten çekinmeyen bu kadın tüm dünyayı etkilyen planı ile de ismini süper kötülere yazdırmayı başarıyor.

Johan Liebert – Monster

“Söyle bana, sence nihai korku nedir? Gerçek karanlığın sonuna ulaştığımı sanıyordum, ama sonra, tam önümde daha büyük karanlığın olduğunu gördüm.”

Monster hem animesi hem de mangasıyla klasikler arasında bir yapımdır bana göre. Almayan’da Japon bir doktorun hayatının ve kariyerinin nasıl değiştiğini anlatan hikaye izleyicisine oldukça farklı bakış açıları sunuyor. Animenin süper kötüsü olan Johan Liebert izleyicisini “kötülük” hakkında derin düşüncelere sürüklüyor. Kötülüğün doğuştan mı geldiğini yoksa çevre şartları ile mi şekillendiğini anlatmaya çalışan yapımı izlerken Johan’ın yaptığı şeyleri öğrendiğimde çok şaşırmıştım ben. Üstelik Doktor Tenma ile arasındaki akıl oyunları savaşıyla sadece kötü olmadığını ayrıca çok zeki olduğunu her seferinde ispatlamıştır bize.

Ramsay Bolton – Game of Thrones

“Köpeklerim seninle tanışmaya can atıyorlar. Onları yedi gündür beslemedim. Açlıktan gözleri dönmüş durumda. Merak ediyorum hangi kısmını önce deneyecekler. Gözlerini mi? Toplarını mı?”

Bugüne kadar birçok kötü karakterle karşılaştık ama onunki gibi bir kötülük… asla. Bu yüzden bunu listemizin en sonuna sakladık. Ramsay, başkasına işkence etmekten adeta haz duyan, zalim ve vahşi bir karakterdir. Zeki olduğu için insanları yönetmekte ve korkutmakta oldukça başarılıdır. En aşağılık işkenceleri uygularken gördüğüm halde bu nemrutun suratını her gördüğümde aklıma ilk olarak annesinin kucağındaki üvey kardeşini köpeklerine yedirttiği sahne gelir. Şu an bile burada paylaşamayacağım iltifatlarla (!) anıyorum kendisini. Bu canavar hakkında sen de bir şeyler söylemek ister misin Hafize?

Dizi ve anime dünyasında birçok kötü karakter ile karşılaştım ama Ramsay gibisi gerçekten çok azdır. Tüm bu katliamları güç için yaptığını düşünsem de aslında biliyorum ki o da yaptığı şeylerden zevk alıyor. Zaten en korkutucu yanı da bu değil mi?

Bir Cevap Yazın

Loading…

The Good Fight’ı Nasıl Bulduk? | Soruyorum

İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum | American Gods