7Yüz | Birinci ve İkinci Bölüm İnceleme

7Yüz, her bölümünde başka bir hikayenin anlatıldığı, 45-60 dakikadan oluşan yedi bölümlük bir dizi. Kendi içinde başlayıp biten bu hikayelerin her birinin tonu bambaşka ve her bölüm sarsıcı bir yüzleşme hikayesini temel alıyor.

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Birinci Bölüm | Büyük Günahlar

Sinan Tuzcu, Cem Davran ve Merve Dizdar’ın başrollerini paylaştığı ilk bölüm oldukça sarsıcıydı. İzledikten sonra uzun bir süre etkisinden çıkamadım. İlk bölüm geçmiş ve günümüzün işlendiği iki ev ortamında geçiyordu. Öyle ki ev ortamları bana duygularımızı kontrol ediyor gibi hissettirdi. Yönetmen, kasvet ve boğulmuşluk hissini geçmişi anlattığı evle verirken, günümüzün yaşandığı ev ortamı bize bol ışıklı ve renkli bir ortam vadetti. Günümüzdeki sahneler bir yılbaşı partisinde altı arkadaşın ”büyük günahlar” adını verdikleri bir oyunu oynamaya karar vermesiyle başlıyor. Oyun toplum normlarına uygun olmasa da zamanında yaptığımız şeylerin itiraf edilmesi fikrine dayalı. Bu noktada şahsen kimseden büyük bir itiraf beklemezken Mete kendi hikayesini anlatmaya başlıyor; lise çağındaki iki genç sevgilinin rastgele telefon numarası çevirip eğlenmeleriyle başlayan bu hikaye daha sonra bir trajediye dönüşüyor. Gençlerin bu işletme amaçlı aramalarından birinde Cem Davran’ın canlandırdığı Aytaç’la tanışmaları işin rengini değiştiriyor. Hikaye oldukça enteresan ve karakterlerle beraber kendisini büyük bir ilgiye dinletiyor. Her şaşırıp ”bu kadar da olmaz” dediğimde bölüm hikayenin ilerleyen kısımlarınnda izleyicisini daha çok şaşırtıyor. 21 yaşında bir genç kızla konuştuğunu düşünen Aytaç evli ve iki çocuk babası ama yine de sohbeti cinselliğe getirmekten kendini alıkoymuyor. Konuşmanın kaydını alan Elif, Aytaç’ı sürekli arayıp tehdit ederek ona farklı görevler veriyor ve hikayenin trajik yönü de böyle ortaya çıkıyor.

Bu noktada Cem Davran’ın oyunculuk resitali sunduğundan bahsetmem gerekiyor. İzlemesi oldukça keyifli bir karakter çıkartmış ortaya, kendisini hayranlıkla izledim. Hikayeyi anlatan Sinan Tuzcu ise doğal oyunculuğuyla göz dolduruyor. Kendi adıma iki aktörü ekranlarda daha çok görmek istiyorum, oyunculuk gücü bu olsa gerek.

Bölümün izleyiciye de içsel bir sorgulama yaşattığı aşikar. Reşit olmayan bir kızla hezeyana gelip kendini tatmin eden Aytaç mı suçlu? Yoksa bunun sonucunda Aytaç’a türlü işkenceler yapan Elif ve Mete mi? Aytaç’ın yaptığı kabul edilebilir bir şey değil ama Elif ve Mete’nin de verdikleri cezalarla çizgiyi aştıklarını söylemek mümkün. Ben kimin suçlu olduğuna karar veremedim. Bölümü izleyiciye sevdiren şey de bence bu karar verememe kısmı oldu.  Kimin iyi kimin kötü olduğuna karar vermenin zor olduğu bu hikayede izleyici kendini sarsılmış buluyor. Anlayışsızlığın, cinsel açlığın ve teknolojinin bir trajedideki rolünü anlatan bölüm 7Yüz’ün ilerleyen bölümleri hakkında da ip ucu verirken, muhteşem bir başlangıç yapmayı da  başarıyor.

İkinci Bölüm | Prosedür

İlk bölüm kadar sarsıcı bir hikayeye sahip olmayan ”Prosedür” derdini çok sade ve doyurucu bir şekilde anlatmış. Baş rollerinde Melisa Sözen ve Engin Hepileri’nin yer aldığı bölüm eski sevgililer Banu ve Rıdvan’ın ilişkileri bittikten sonra da arkadaş kalmayı tercih etmesini konu alıyor. Hikayede Rıdvan geçmişi unutup Banu’yu sadece arkadaşı olarak görebilirken Banu, Rıdvan’ı unutamıyor. Aslında çok bizden bir hikaye ve bana bölümü izleten de bu sade konunun oldukça etkili bir şekilde anlatılması oldu diyebilirim Banu’nun ise evinde hala Rıdvan’la olan fotoğrafları dururken, boynunda sürekli Rıdvan’ın aldığı kolyeyi taşıyor. Bu ikilinin çok iyi anlaştığını ve birbirlerine karşı sevgi dolu ve saygılı oldukları görülüyor. Banu, sevmekten vazgeçemediği Rıdvan’la çıkmaza girmiş durumda, onun başka kadınlarla flört edişini izlerken kıskançlık krizlerine giriyor ve Rıdvan’a isyan edip onu hala sevdiğini söylüyor. Bu kısımda Melisa Sözen’in oyunculuğunu çok beğendim; Banu karakterinin yaşadığı hisleri bana aktarabildi. Rıdvan ise Banu’yu kaybetmek istemediği için bir teklifle geliyor. ”Prosedür” adı verilen bir tedaviyi deneyebileceklerini söylüyor. Tedavinin amacı; ”bağımlılık yaratan insanları unutmak” Kısacası eski sevgiliyi unutmak. Banu gerçekten Rıdvan’ı unutuyor ama Banu’nun eski ilgisinden mahrum kalan Rıdvan bu duruma alışamıyor. Taraflar yer değiştiriyor. Rıdvan, Banu’nun peşinden koşup onu kıskanmaya başlıyor. ”Sen miydin bunu isteyen Rıdvan?” derken buluyoruz kendimizi. Bu duruma dayanamayıp sıkıntısını Banu’ya açan Rıdvan ”artık çok geç” cevabını alıyor.

Bu bölümü beğenmemin en büyük nedenlerinden biri; hikayede kendi yaşadıklarımdan bir kesit izlemiş olmam. Eminim izleyenler de dizinin bazı kısımlarında yaşadıklarını hatırlamıştır. Günlük hayatta karşılaşabileceğimiz son derece olağan bir durumu çok sade ve doğru bir şekilde izledik. Ama ilk bölümdeki gibi kendimizi sorgularken bulabiliriz. Güzel anıları hatırlamak mı yoksa hiçbir şey yaşamamış gibi yok saymak mı?

Aslında ben sorgulamadım. Aklıma ”Eski sevgiliyi unutmanın en iyi yolu ne?” sorusuna bir amcanın verdiği cevap geldi.

– Niye unutalım ki? O da güzel bir hatıra. Niçin unutulsun? İnsan unutmak için sevmez ki. Unutmamak için sever.

Aynur Civit

Önceki Yazı

The Good Doctor l İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Sonraki Yazı

Çukur l İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum