Breaking Bad’den Akılda Kalanlar

2008’de başlayıp bir dönemin gözdesi olan Breaking Bad, hala konuşulmaya devam ediyor. Beş sezon boyunca milyonları ekran başına kitlemeyi başarmıştı ve bugün bile diziyle ilgili birçok şey konuşuluyor. Neden? Çünkü yapılması gereken her şeyi doğru yapmıştı. Hitap ettiği kitle büyüktü çünkü doyurduğu birden fazla nokta vardı. Her bölümü bir film kalitesinde çekildiği için bütün sahneler sanatsal açıdan ortalamanın çok üstündeydi. Bununla izleyicinin göz zevkini doyurma konusunda çok başarılıydı. Doyurduğu diğer nokta ise dizi izleyicilerinin ilgi çekici konu ihtiyacı. Breaking Bad bu noktada bizlere farklı bir şeyler vermeyi başarmıştı. Zekice ve oldukça detaylı senaryosuyla kalite bakımından en üstlere yükseldi ve hala oradaki yerini koruyor. Ülkemizde de Breaking Bad izlemiş olan büyük bir kitle var. İlgili forumlarda veya sosyal medya sitelerinde sanki gündemdeymiş gibi konuşulmaya devam ediyor. Çünkü hatırlayacak ve hatırlatacak çok şey var. Benim amacım da hatırlatmak.

Breaking Bad, takipçilerini heyecanlandırmaktan hiç vazgeçmedi. Beş sezon boyunca merak uyandırmaya devam etmesiyle çok rastlanılmayan bir sürekliliğe sahipti. Bugün çılgınlar gibi izlenen Game of Thrones ya da zamanında sabahlara kadar bölümleri beklenen Lost bile bazen çizgilerini bozmaktan kendilerini alıkoyamadı. Neredeyse her bölümde heyecanı doruğa çıkaran en az bir sahne bulundururdu. Bu durum için aklıma gelen ilk sahne, Walter White’ın Tuco Salamanca ile 1. sezondan bir sahnesi. Walter getirdiği patlayıcı maddeyi başlarda meth olarak tanıtıyor, sonra işler yolunda gitmeyince “This is not meth” diyip maddeyi yere fırlatıyor ve büyük bir patlama kopuyor.

Breaking Bad’deki ana karakterler de en az dizinin kendisi kadar kaliteliydi. Hepsini yeterli derecede tanıyabildik, hepsi hakkında kişisel sahneler izleyebildik ama elbette iki tane ana karakterimiz var. Walter ve Jessie. Walter White dizi tarihindeki en zeki karakter olabilir. Bu yüzden izlerken kendisine hayran oldum ama çoğunluğun aksine Walter’ı tam olarak seviyorum diyemiyorum. Zeki olmasına rağmen mantıksız bulduğum çok fazla şey yaptı ve daha da önemlisi Jessie’nin canını çok yaktı. Hatta Jessie kendini öyle benimsetmişti ki bolca çekilen duygusal sahnelerinde ne yaşadıysa ben de onunla beraber yaşadım diyebilirim. Duygu yoğunluğu olan bu sahneler oldukça fazlaydı ve hepsinde de etkileyici olmayı başarabilmişti. Jessie’nin yaşadığı iç çatışmalar, Walter’ın kendisine yaptığı haksızlıklar, pişman olduğu hataları derken bol bol gözleri yaşlı bir Jessie izledik. Walter’ın aksine Jessie kendini sevdirmeyi çok kolay başaran bir karakter. Çünkü bize hem duygusal hem eğlenceli anlar yaşattı, hem üzmeyi hem gülümsetmeyi bildi.

Gelelim Skyler’a. İzlediğim bütün diziler içinde bu kadar nefret ettiğim bir karakter daha yok. Skyler’ın ölmesini izlemek için o kadar sabırsızlandım ki bölümlere bunu düşünerek başlıyordum. Bu da gösteriyor ki Anna Gunn mükemmel bir oyuncu. Taşıdığı karakteri öyle güzel canlandırmış ki izleyiciler kendisine bu kadar büyük miktarda kin besleyebiliyor. Ayrıca Saul Goodman karakterine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Yine izleyicilerin oldukça benimsediği ve ilgi çekici bir karakter, dizide kendisine yer bulabilmeyi çok güzel başarmıştı. Bu başarısı sonrasında spin-off için ilk isim olmasına yol açtı ve bunu hakettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

Walt ve Jessie’nin meth pişirdiği sahnelerin veriliş şekli dizinin en özel noktalarından biri bence. Güzel müziklerle hızlı hızlı gösterilen aşamaları izlemek çok fazla keyifliydi. Dizinin bunun gibi kendine has, simge olan bir çok sahnesi var:

  • Walter’ın anlaşma yapmaya çalıştığı birine lakabını (Heisenberg) söyletmesi.
  • Yine Walter’ın Skyler’a “I’m the one who knocks!” demesi.
  • Jessie’nin “Yeah! Science!” sahnesi.
  • Walter’ın, Jessie’nin sevgilisi Jane’in ölümünü engellememesi.
  • Gus Fring’in öldüğü patlama sahnesi.
  • Walter’ın son bölümde yaptığı muhteşem silah.
  • Laboratuvardan bir türlü çıkmayan ve Walter’ı delirten sinek.
  • Hank’in öldüğü efsane Ozymandias bölümünün tamamı.
  • Walter’ın eski ortaklarını lazerlerle korkuttuğu sahne.
  • Son olarak tabii ki son sahnede çalan Baby Blue:

Salih Çiftçi

Çizgi roman, dizi, basketbol, oyun.

Önceki Yazı

The 100 | Setten yeni fotoğraflar

Sonraki Yazı

En İyi 10 Westworld Müziği