, , ,

Her İnsan Savunulmayı Hak Eder | The Escape Artist

Bu yazı diziyi henüz izlemeyenler için ağır spoiler içerir!

The Escape Artist, 2013 yapımlı üç bölümlük bir mini dizi. Drama ve gerilim kategorisinde bulunan yapımın başrollerinde Doctor Who dizisinden tanıdığımız David Tennant ve Toby Kebbel bulunuyor. Hikaye ise suçluları ceza almaktan kurtaran başarılı avukat Will Burton’ın bir gün bir cinayet zanlısının davasını almasıyla başlıyor.

Will Burton’ın mesleğini uygulama biçimi çoğumuza yanlış gelebilir fakat Burton işini o kadar iyi yapıyor ki bu zamana kadar hiçbir davayı kaybetmemiş ve davalarını üstlendiği tüm suçluları ceza almaktan kurtarmış. Suçlu bir insanın ceza almaması kulağa oldukça dehşet verici gelse de, Burton bu durumu ‘’Her insan savunulmayı hak eder’’ diyerek açıklıyor.

Diziye ilk başladığımızda Will Burton’un başarılı hayatında mutlu olduğunu görüyoruz. Öyle ki ‘en iyi 40 avukat’ listesinde meslektaşı Maggie’yi geçerek ismini ilk sıraya taşıyor ve en başarılı avukat ünvanını alıyor. Evli ve bir çocuğa sahip olan Burton bir gün, işkence edilerek öldürülen bir kadının katili olmakla suçlanan Liam Foyle’un davasını üstleniyor ve her şey tam olarak bu noktadan sonra değişmeye başlıyor. Bu zamana kadar gayet güzel giden Will’in hayatı göz açıp kapayıncaya kadar mahvoluyor.

Dışarıdan acımasız bir avukat olarak görülse de, Will aslında ailesine oldukça bağlı bir adam. Foyle davasını kazandıktan hemen sonra karısının bir cinayete kurban gitmesi Will’i o kadar sarsıyor ki bir süre içinden çıkılamaz bir boşluğa düşüyor. Tek dayanağı ise oğlu ve annesi oluyor. Yaşadığı travma sebebiyle oğlu Jamie annesinin cinayeti hakkında konuşmamakta direniyor. Acısından dolayı Will oğluna baskı yapamasa da konuşursa büyük yardımı olacağının farkında.

Ben dizinin başında vahşice öldürülen kadının katilinin Liam olmadığını düşünüyordum. İçten içe onun masum olduğuna inansam da Will’in, karısının cinayet yerinde Liam’ı görmüş olması cinayetleri işlediğini kanıtlıyordu. Ama Will, Liam’ı gerçekten görmüş müydü yoksa bu bir hayal miydi? Bu soru dizinin ilerleyen zamanlarında açılan dava dolayısıyla oldukça tartışılıyor ve sonunda Foyle’u savunan Maggie sayesinde Will’in hayal gördüğüne karar veriliyor.

Liam her ne kadar suçlu gibi davransa da hiçbir zaman kendi ağzından suçunu kabul ettiğini duyamıyoruz. Hiçbir şekilde cinayetleri işlediğini kabul etmiyor, aksine masum olduğuna insanları inandırmak için elinden geleni yapıyor. Sahip olduğu kibrin herkes farkında ama o asıl kibirli olanın Will ve onun gibi kendini yüksekte görenler olduğunu düşünüyor.

Liam ilerleyen zamanlarda, Will’in ”Bunu neden yaptın?” sorusuna kesin bir cevap vermiyor. Bunun yerine onun gibilerin kendisine tepeden bakmalarından ve kendilerini büyük görmelerinden nefret ettiğini söylüyor. Bu sözler de bize dizinin başlarında Will’in Liam’ın el sıkışma isteğini geri çevirmesini hatırlatıyor. Bu kadar küçük bir jestin bu kadar büyük sonuçları olacağını kim tahmin edebilir? Birinin elini sıkmadınız diye cinayet işlenir mi? İşleniyormuş demek ki. Oysa ki Liam, el sıkışma isteğini geri çevirmeyerek saygısını gösteren Maggie’nin evine küçük bir hediye bile göndermişti.

Will’in Liam için hazırladığı plan kendisine yakışır şekilde zekice. Kendimi Will’in yerine koyunca oldukça hayal kırıklığına uğramış hissediyorum, bu zamana kadar adalet için savaşan bir insanın aslında adaletin ne kadar aldatıcı bir kelime olduğunu yaşayarak öğrenmesi müthiş bir rahatsızlık hissi vermiş olmalı. Fakat Will’e şöyle bir bakınca mesleğini uygulama biçimini hala takdir etmiyorum. Ama eminim ki karısının ölümünden sonra yaptığı yanlışların farkına varmıştır. En azından dizinin sonunda ben bunu anladım.

Dizi bazı ayrıntıları vermediği için biraz kafa karışıklığına yol açabiliyor. Bu yüzden sonuna kadar parçaları kendiniz yerleştirmeniz gerekiyor. Ama kafa yormayı sevenler için bu özellik yapım açısından bir artı sayılabilir. Benim izlediğim diğer mini diziler genellikle yavaş ilerliyordu ama The Escape Artist su gibi akıp gitti. Sonlara doğru zaman açısından çok az bir kopukluk yaşanıyor ama yapım son sahnesiyle bu ve bunun gibi birkaç hatayı izleyiciye unutturuyor.

Oyunculuklar gerçekten çok güzeldi. David Tennant, Doktor rolüyle oldukça güler yüzlü ve sempatik bir karakter olarak aklımıza kazınmış olabilir ama Broadchurch’le birlikte ciddi rolleri de gayet iyi bir şekilde canlandırabildiğini göstermiş olmalı ki aynı zamanda Will Burton gibi ciddi ve hüzünlü bir karaktere de uygun görülmüş. Tennant’ın Will rolünü oldukça iyi bir şekilde canlandırdığını bir hayranı olarak içtenlikle söyleyebilirim. Çoğumuzun Black Mirror’dan tanıdığımız Toby Kebbel ise psikopat rolünü garip bir şekilde o kadar tatlı canlandırdı ki, kendisine olan hayranlığım ikiye katlandı.

Açıkçası ben dizide Liam Foyle karakterini kendi açısından biraz daha tanımak isterdim. Kendi düşünce tarzını, cinayetleri neden ve nasıl işlediğini öğrenmek güzel olurdu. Bunun haricinde oldukça beğendiğim ve favorilerime giren bir yapım oldu. Ayrıca dizinin sonundaki müziğin muhteşem olduğunu söylemeden edemeyeceğim ama ne yazık ki dizinin bir soundtrack’ı bulunmuyor.

Kendimi bir dizi karakteriyle anlatmam gerekseydi bu Family Guy'dan Brian olurdu.

Bir Cevap Yazın

Loading…

Show TV | Yeni Sezon Dizileri

FOX | Yeni Sezon Dizileri