, ,

Damnation | Hey Dostum Bu İş Yerinde Grev Var

Nasıl başlayacağımı bilemedim bu yazıya. O kadar gözden kaçmaması gereken, böyle pamuklara sarıp övmek istediğim bir dizi ki Damnation, geçen hafta yere göğe sığdıramadığım Godless’ı bile geride bıraktı benim için.

Dizinin ilk sezonu yayımlanıyor şu anda, daha yarısına bile gelmedik. Universal Cable Productions yapımcılığında ekrana gelen Damnation, bizim ekranlara tam gelemiyor, illa online bir çaba gerekiyor diziyi seyredebilmek için.

1930lu yıllarda Amerika kırsalındayız. Amerika’nın en belalı bölgelerinden birinde, kızarmış tavuğuyla ünlü Kentucky’de geçiyor dizimiz. Gençliğim Harlen, Kentucky’de geçmedi ama altı sezon Raylan Givens’la  Boyd Crowder’ı kovalamışlığım var Justified* izlerken,  türküleri bile belalıdır oraların, ürkütür insanı misal “You’ll never leave Harlan alive”*.

Küçük bir kasabada çiftçi sorunlarıyla başlıyor hikayemiz. Bütün çiftçilerin bankaya borcu var ve üstelik kasabanın kapitalistleri de çiftçilerin ürünlerini ucuza kapatmak derdinde. İki kasaba ötede mısırın kilosu iki dolar, bizim orada banka ve yandaşları piyasayı kontrol ediyor, 50 cent’e mısır almaya çalışıyorlar.

İşte bu yüzden başlatılmış bir üretici grevinin tam da ortasına düşüyoruz ilk bölümde. Para etmiyor diye mısırını yakmamış çiftçiler. Yola dökeceklerine ürettiklerini bizzat yolu kapamışlar “fiyatlar yükselmezse kimse mısır yiyemeyecek” diyorlar. Bu sağlam direnişi örgütleyenlerin başında kasabanın papazı geliyor. Muhteşem bir papazdan bahsediyoruz, “İsa gücü elinde tutanlarla savaştı, sadece bizim günahlarımız için ölmedi, sizin özgürlüğünüz için de öldü” gibi cümleler kullanıyor vaazlarının içinde. Baktığınızda sanki anti-kapitalist Müslüman tadında, ama İhsan Eliaçık’tan daha yakışıklı ve karizmatik, ne de olsa Killian Scott oynuyor başroldeki Papaz Seth Davenport’u.

CnnTürk’den Cem Seymen* izlese ağlar bir üretici dayanışması var ortada ama pis kapitalistler de boş durmuyor bu arada. Grev kırıcı iç ve dış mihrak adına ne bulabilirse getiriyorlar kasabaya. Enteresan karakterlerle tanışıyoruz hikâye ilerledikçe. Satılmış basın, yozlaşmış şerif, ve vicdansız tetikçiler gibi. İşte bunlar hep KHK’sızlıktan. Grevleri yasaklayan bir reisleri olmayınca kendi başlarının çaresine bakmaya çalışıyor sermaye sahipleri.  Öte yandan iç içe geçmiş karakterler ve öyküler bunlar, kasaba küçük, herkes birbirini bir yerden tanıyor, şehre dışarıdan gelen kötü adam bile tanıdık çıkıyor.

Dizimiz birebir gerçek olaylardan uyarlanmamış olsa da esinlenmiş Amerika’nın en utanılası zamanlarından. Büyük depresyon sonrası çöken ekonomide işçiler ayakta kalmaya çalışırken işverenlerin neler yaptığını gayet tutarlı anlatıyor. Bunu yaparken aşk, ihtiras, ihanet ve aile trajedileri gibi diziyi “emeğin mücadelesi hakkında belgesel” olmaktan çıkaracak tüm doneler birer birer gözlerimizin önüne seriliyor.

Sonuçta bir dönem dizisi, çok bilemiyoruz tabi 1930’ların Amerika’sını, hani o yıllarda şu yoktu bunu yanlış yapmışlar diyemiyor insan. Yine de geride kalan dört bölümden sonra yapay gelmeyen bir atmosferle karşılaştığımı söylemem lazım. Atmosfer derken evler, arabalar, kılık kıyafet gibi şeyler bahsettiğim. Yoksa elbette bu kadar karizmatik papaz, papazın o kadar güzel karısı (Sarah Jones çok güzel oynuyor), el kadar kasabaya denk düşen Klu Klux Klan’ımsı örgütler falan olacak şey değil. Lakin senaristler Justified’da olduğu gibi, buralar Harlen County, her şey ve her türlü şey  çıkar adamın karşısına demeyi tercih ediyorlar.

Başta söylediğim gibi hazır 19. Yüzyıl sonlarına gitmişken Godless’la, günümüze dönmeden önce, yaklaşık bir kırk yıl sonrasına da göz atmanızı şiddetle öneriyorum. Dizinin müzikleri de özellikle blues ve klasik country seviyorsanız çok hoşunuza gidecektir. Mesela Natalie Merchant*  “Which side are you on” hemen yerini kapmış hikayede ve çok özel bir dokunuş olmuş bu. Çünkü söz konusu parça Harlen’da 1930-31 yıllarında greve giden maden işçileri için bestelenmiş aslında.

Sonuç olarak kaçırmayın Damnation’ı.

İzleyin, izlemezseniz sıra size gelecek.

Tamam, bu son cümle olmadı sanki ama siz anladınız ne demek istediğimi.

————————————————————————————————————————————

Justfied: 2010-2015 yılları arasında altı sezon, 86 bölüm yayınlanmış,  seyirciyi çıldırtmadan ve saçmalamadan kendi kendine düzgün final yapabilmiş nadir dizilerden. IMDb 8,6

“You will never leave Harlan alive”: Harlen’dan asla canlı çıkamayacaksın diyen parça, dinlemek isteyenler için link: https://www.youtube.com/watch?v=cco-pCb0klU

Cem Seymen: CnnTurk’de Para Dedektifi programının yapımcı ve sunucusu. Dünyanın dört bir yanını dolaşıp üretim yapan çiftçilerin ve kurdukları kooperatiflerin öykülerini  keşke biz de ülkemizde böyle yapsak diye anlatır genelde.

Natalie Merchant’ın bahsettiğim parçası da burada: https://www.youtube.com/watch?v=TfWzLa1faLA

Hayatın anlamını buldum ama söylemem

Bir Cevap Yazın

Loading…

Travelers | Kaptan, Müsait Bir Yılda Lütfen

Eda Sivri | Toplumun Yarattığı Güzellik Algısını Umursamıyorum