, ,

Eda Sivri | Toplumun Yarattığı Güzellik Algısını Umursamıyorum

Yazar ekibimizin Miss Supernatural’ı Eda’yla sizler için güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İki yılı aşkın süredir bu ailenin bir parçasıyım ama röportaj bittiğinde kendi kendime “Bora, sen Eda’yı hiç tanımıyormuşsun.” dedim. Sorduğum her soruya öyle içten cevaplar verdi ki, daha önce O’nu tanımak için bir çaba sarf etmemiş olmama kızdım. Sözü çok uzatmadan sohbetimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Keyifli okumalar.

Eda merhaba. Klasikleşmiş bir soruyla başlamak istiyorum. Sen kimsin?

Merhaba Bora. Ben Eda Sivri. 21 yaşındayım, İstanbul’da yaşıyorum. Marmara Üniversitesi’nde mütercim tercümanlık okuyorum.

Bizimle nasıl tanıştın ve yazar kadromuza ne zaman, nasıl katıldın?

Aslında Dizi Haber’le tanışmam uzun yıllar öncesine dayanıyor. Yabancı dizilere olan ilgim özellikle lise yıllarında had safhaya ulaşmıştı ve her türlü sosyal mecradan bu konularla ilgili sürekli bilgi almak ister haldeydim. Sizi twitterdan keşfettim. Hatta bunu hiçbir yazar arkadaşımın bildiğini sanmıyorum ama o yıllarda twitterda yaptığınız bir yarışmada ödül kazanmıştım, bir Dexter kitabı. O dönemde yaptığınız işleri çok beğeniyordum ve ilk fırsatta yazar olarak aranıza katılmak istediğimi biliyordum. Liseden mezun olup, üniversiteye atıldığım yaz siteye gerçekten vakit ayırabileceğimi düşünerek başvurdum, yaklaşık 2,5 senedir de yazar olarak aranızdayım.

Vay be! Demek bir de kitap ettik sana. İlginç bir deneyim olmuştur senin için. Bir zamanlar takip ettiğin bir ailenin parçası haline gelmek nasıl bir duygu?

Evet, aynen öyle. O kitabı hala saklarım, bende anısı büyük. Ekibe katılmamın tabii ki en önemli sebebi, dizilerle ilgili görüşlerimi başkalarıyla paylaşabilecek olmaktı. Yazılarımız yüzlerce, bazen binlerce insana ulaşabiliyor. Yazıya gelen yorumlarda kendimizi okuyucularla o bölümü tartışırken bulabiliyoruz mesela. Çok keyifli bir iş bu, öncelikle onu söyleyeyim. Ancak bir o kadar da özveri gerektiriyor. Özellikle okulumun yoğun olduğu dönemlerde zaman zaman uykumdan feragat edip yazı yazdığımı biliyorum. Muhtemelen diğer yazar arkadaşlarım da bana katılacaktır, özellikle de haberciler (Gülüyor) Tabi yanlış anlaşılmasın, ekibimiz bu konuda çok anlayışlı özellikle konu okul olunca siteyi ikinci planda tutabiliyoruz ama ben özellikle de böyle yoğun dönemlerde o haftaki yazımı pas geçmemeyi yeğliyorum, okuldan ve sınavlardan biraz olsun uzaklaşıp kafamı dağıtabilmek için. Bu gibi zorluklara rağmen, götürebildiğim yere kadar bu ailenin bir parçası olmak isterim.

Gerçekten her konuda çok anlayışlı insanlarla birlikteyiz. Umarım uzun seneler birlikte olmaya devam ederiz. Eda 21 yaşında olduğunu söyledin. Hayattan ne gibi beklentilerin var? Kendine bir hayat planı yaptın mı?

Hayattan beklentilerim aslında oldukça fazla. Hatta bu yüzden bir yerden başlamam gerektiğini düşündüm ve geçen yıl üniversite sınavına tekrar girdim. Aslında siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okuyordum. Bölümüme tam anlamıyla aşıktım fakat okulumu hiç sevmiyordum. Bunun detaylarına çok girmek istemesem de, mezun olunca da aynı görüşte insanlarla çalışmak zorunda kalacağımı düşündükçe okuduğum bölümden de tamamen soğudum ve radikal bir kararla mütercim tercümanlık bölümünü yazdım. Şimdi okulumdan da, bölümümden de çok memnunum, umarım hep böyle devam eder. Bunun dışında, ilerleyen yıllarda bir başka tutkum olan mutfakla ilgilenebilmeyi çok isterim. Bu konuyla alakalı eğitim alabileceğim yerleri şimdiden araştırıyorum. Ancak bu söylediklerim dışında bir plan yapmadım. Biz ne kadar plan yapsak da hayat bize her zaman güzel fırsatlar sunmayabiliyor maalesef. Bir noktadan sonra insanın kalbinin sesini dinlemesi ve akışına bırakması gerektiğini düşünüyorum.

Mutfağa sadece ilgin mi var, yoksa elin de lezzetli midir?

İnsan kendi yaptığı şeylerde pek objektif olamayabiliyor ama ailem ve arkadaşlarım yaptıklarımı genelde çok beğenirler. İlerde bu konuda eğitim almamı onlar da çok destekliyorlar. Kendimi bildim bileli mutfaktayım aslında. Küçükken annem çalıştığı için gündüz annanemin yanında kalırdım, neredeyse bütün gün mutfaktan çıkmazdık. Büyüdüm, şuan hala her fırsatta mutfağa girip bir şeyler pişirme derdindeyim. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o gerçekten.

İstanbul’da yaşamak nasıl peki? Orada yaşayan bir çok insan şehirden şikayetçi olsa da başka yere gittiklerinde de yapamıyorlar. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

Şehir hayatı çoğu insanı kendinden nefret ettirse de ben başka bir şehirde buradaki fırsatları bulabileceğimi düşünmüyorum. Şehrin kaosu bazen beni de boğabiliyor, bunu itiraf etmeliyim. Ama özellikle de benim gibi burada büyüyenler için artık hayatın bir parçası oldu bu. Birkaç kilometrelik mesafeyi, yoğun trafikten dolayı saatlerce gidememek çok da şaşırtmıyor artık insanları. Burada yaşamayı öğrendik. Kendi adıma konuşmam gerekirse de, oturduğum yerden kalkmadan market alışverişimi bile yapabildiğim bir ortamdan gitmeyi pek istemem açıkçası. Tabii bu şehir hayatının getirdiği tembellikten de olabilir elbette (Gülüyor) Her şey elimizin altında, her işimizi çaba göstermeden, kolaylıkla halledebiliyoruz. Diğer kentlerde böyle fırsatlar olamayacağı için muhtemelen adapte olmakta çok zorlanırdım.
Evet Eda, biraz dizilere değinelim seninle. Supernatural hayranı olduğunu biliyoruz. Bunun dışında neler izliyorsun?
Neler izlemiyorum ki? 😀😀 Supernatural, Sherlock, Scandal, How to get away with murder, Game of thrones, The Oa ve Modern family ilk aklıma gelenler. Ama Türk dizilerini de elimden geldiğinde takip etmeye çalışıyorum. Şu sıralar favorim İstanbullu gelin. İlk başta ben de çoğu izleyici gibi bir Özcan Deniz dizisine temkinli yaklaşmış olsam da her hafta daha iyiye giden bölümlerini izledikçe ön yargımdan dolayı biraz utanıyorum açıkçası. Tabii bütün oyuncular da harika iş çıkarıyorlar ve Cuma günlerini iple çekiyorum.
Şu taciz skandalları üzerine Mustafa’yla konuştuk ama bir de kadın görüşü alayım istiyorum. Sen ne düşünüyorsun Hollywood’da tozu dumana katan skandallarla ilgili?
Tam anlamıyla mide bulandırıcı bir durum. Maalesef bu gibi durumlar her meslekte olabilen şeyler, ancak ekranda yıllarca keyifle izlediğimiz insanların da böyle bir olaya karışmış olduğunu görmek gerçekten beni çok şaşırttı. Özellikle en sevdiğim dizilerden olan House of cards’ın başrol oyuncusu Kevin Spacey’in bile bu skandala adının karışması beni çok üzdü. Yaptığı şeyle herkesten önce onlarca kadını çok zor bir duruma soktu, hem de dizinin geleceğini tehlikeye attı. Adı bu skandala karışan istisnasız herkesin gereken cezayı bir an önce almasını istiyorum. Yaptıkları yanlarına kalmamalı.
Yurtdışında bu tip olaylarda çok ciddi yaptırımlar uygulanıyor. Bunu gördük. Türkiye’de böyle bir olay patlak verse sonuç nasıl olur sence?
Bu ülkede insanların canına kıyanlar bile ceza almıyorlarsa, özgürce sokaklarda dolaşabiliyorlarsa böyle bir durumdaki insanların da serbest kalabileceklerinden şüphem yok ne yazık ki. Keşke tam tersi olsaydı.
Eda mutfakta olmaktan hoşlandığını söyledin. Başka hobilerin var mı? Boş vakitlerinde neler yapıyorsun?
Derslerim çok fazla zamanımı alsa da boş zamanlarımda yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri tabii ki dizi izlemek. Bunun dışında tam bir kitap kurduyum diyebilirim. Biraz evvel şehir hayatından bahsettik ya mesela, okula giderken metroda kitap okumak favorilerimden biri ve hatta çoğu zaman, kitap okuyabilecek vakit bulabilmemin tek yolu. (Gülüyor)
Ne okuyorsun şu an?
Aldous Huxley’den “Cesur yeni dünya”. Daha yeni başladım, çok ilerleyemedim ancak bana biraz 1984’ü hatırlattı. 1984’ü sevenler bunu da çok sever diye düşünüyorum.
O kitabı bende almak istiyorum. Herkes çok iyi yorumlar yapmış hakkında. Peki favori yazarların var mı?
Var elbette. Agatha Christie favorilerimin başında geliyor, her kitabı ayrı güzel. Onun dışında ilk aklıma gelen isimlerden biri tabii ki J.K. Rowling. Türklerden de Ahmet Ümit ve Zülfü Livaneli’nin kitaplarını çok beğeniyorum.
Eğer aklında almayı düşündüğün bir kitap yoksa kitapçıya girip alacağın kitaba karar verirken nelere bakıyorsun?
Genelde en sevdiğim tarz olduğu için suç romanlarına elim gidiyor. Çok satanlar listesinin gerçekçiliğine pek güvenmesem de oraya da bir bakmıyorum dersem yalan olur. Hala aklımda bir kitap belirlemediysem daha önce okumamış olduğum dünya klasiklerine yöneliyorum.
Alıp da pişman olduğun, seni hayal kırıklığına uğratan kitap ya da kitaplar var mı?
Stefan Zweig kitaplarına olan ilgiyi anlayamıyorum mesela. Birkaç kitabını okuma fırsatı buldum, beğenmedim diyemem ama öyle çok da bayılmadım açıkçası. Sanırım beğenenlerin çoğu, kitapları kısa olduğu için seviyor (Gülüyor) Ben biraz daha kalın kitapları okumayı tercih ediyorum. Kitabın dünyasına iyice hakim olmam gerekiyor.
O biraz bizim hiç bir şeyden eksik kalmama huyumuzdan ileri geliyor olabilir mi? Bir süre Kürk Mantolu Madonna okudu herkes, sonra Tutunamayanlar popüler oldu – ki ikisi de bence çok iyi yapıtlar – son dönemde de Stefan Zweig revaçta. Bununla ilgisi var mı sence de?
Kesinlikle katılıyorum. Popüler olana ilgi duymakta bir sakınca yok bence ama bir şeyi yalnızca popüler diye, beğeniyormuş gibi yapıyorsanız orada sıkıntı var demektir.
Okumayı seviyorsun. Müzikle aran nasıl?
Müzik dinlemeyi de çok severim, ama öyle favorilerim pek yok. Dönem dönem farklı şarkılara sarıyorum, kulağıma güzel gelen her şeyi dinliyorum.
Bu ara var mı öyle şarkılar?
Telefonuma bir baktım da şimdi, şu sıralar sanırım en çok The avener & Kadebostany’den “Castle in the snow” ve Raf şarkılarını dinlemişim. Özellikle Castle in the snow’u dinlerken ruhum dinleniyormuş gibi hissediyorum, dinlemeyenlere de buradan naçizane tavsiyem olsun.
Eda insanlığı bir kaç cümleyle tanımla desem sana, neler söylersin?
Bu konuda genelleme yapmak ne kadar doğru bilemiyorum ama, bence insanların çoğu bencil ve bir o kadar da acımasız. Özellikle de birkaç dakika haberleri izlerseniz bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Yolda giderken, kenarda kendi halinde duran kediye köpeğe tekme atanı mı dersin, çoluğunu çocuğunu çıplak ayakla sokağa salıp dilendireni mi dersin, say say bitmez. Bu tip insanları gördükçe insan olduğumdan utanıyorum açıkçası. Neyse ki herkes böyle değil, dünya da zaten onlar sayesinde dönüyor bence.
Peki tüm bu acımasızlığı ve bencilliği bitirebilecek bir fırsat sunulsa sana ve deseler ki “Bunun karşılığında bir alışkanlığından vazgeçeceksin”. Hangi alışkanlığından vazgeçerdin?
Çalışmadığım yerden sordun. (Gülüyor) Eğer böyle bir fırsatım olsaydı dizi izlemekten bile vazgeçebilirdim sanırım. Dünya gerçekten o kadar güzel bir yere dönüşecek olsa doya doya tadını çıkarırdım, anı yaşamaya çalışırdım. Ancak dizilerde görmeyi umduğumuz o ütopyada yaşıyor olmak muhteşem bir duygu olurdu eminim ki.
Her kadının kendisinde beğenmediği bir ya da birden fazla yer olduğu söylenir. Senin var mı kendinde beğenmediğin bir yerin?
Elbette her kadının kendisinde beğenmediği bir yeri vardır, bende de var tabii. Ama bunları benimsemek, toplumun yarattığı bu güzellik algısını yıkmak çok önemli. Bu konuda beden olumlama hareketinin sonuna kadar arkasındayım. Şu an bu konunun derinine inmeye kalksam üç gün bu röportaj bitmez sanırım. (Gülüyor) Bu yüzden konunun meraklılarına geçtiğimiz günlerde bu hareketin temsilcilerinin Hürriyet gazetesine verdikleri röportajı okumalarını tavsiye ediyorum. Kısacası demem o ki herkes kendini olduğu gibi kabul etsin, hayattaki tek amacı sırf erkekler öyle beğeniyor diye incecik bir bele sahip olmak olmasın mesela. Siz her halinizle güzelsiniz.
Bu cevap sonrası göbeğimi sevmekle ne kadar doğru bir şey yaptığımı anladım. Sağol Eda :)
Eda bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim sana. Çok keyif aldım açıkçası. Okurlarımıza söylemek istediğin bir şey varsa alalım.
Kendimi anlatma fırsatı verdiğin için asıl ben çok teşekkür ediyorum. Okurlarımız da lütfen havaların iyice soğumaya başladığı şu günlerde kapılarının önüne bir kap su, bir kap da mama koysunlar. Mamaları büyük marketlerden 1 Lira gibi cüzi bir fiyata alabileceğiniz gibi, evde normalde çöpe attığınız o yemek artıklarını paylaşarak da, bir hayvanın hayatını kurtarabilirsiniz.

86 model. Türk dizilerine aşina, yabancı dizilere hasta bir adam. Vakti olsa izlenmedik yabancı dizi bırakmayacak ama bir gün çok zengin olduğunda evine duvardan duvara led ekran döşetip cips kola eşliğinde bu günlerin acısını çıkaracak. Onun da izlediği ilk dizi tabi ki Alf!

Bir Cevap Yazın

Loading…

Damnation | Hey Dostum Bu İş Yerinde Grev Var

The Punisher | Sezon İncelemesi