, , ,

İz Bırakan Geçmiş, Umutlu Gelecek | Vikings 5. Sezon 1. ve 2. Bölüm İncelemesi

On aylık bir beklemeden sonra biz Vikings severler yeni sezona merhaba dedik. Enfes giriş müziğini ve 20 bölümden oluşan geçtiğimiz sezonun özetini görünce bile gerçekten büyük bir mutluluk hissettim tabi kocaman bir buruklukla. Aynı zamanda bütün Vikings hayranlarının aklında yer edindiğini düşündüğüm bu burukluğu getiren ortak bir soruyla. Efsane karakter Ragnar Lothbrook’suz bir Vikings nasıl olacak? Bana göre artık yaşlansa da Ragnar çok erken ve dizide Vikinglerin hatta Saksonların arasında bile hala konuşulmaya devam eden cesaretine, kurnazlığına hiç yakışmayacak şekilde diziden ayrıldı. En azından bu ayrılık son sezonda ve mümkün olan en az delice davranışlarla, hem kendi insanlarının hem de düşmanlarının saygısını kaybetmeyecek şekilde olmalıydı. Peki Ragnar’sız dizi ilerleyebilecek mi? Onsuz bir Vikings’i hayal etmek bile çok zor ama öte yandan şu anda dizide öyle karakterler var ki hepsine ayrı ayrı hayran olmamak elde değil. Her sezon yaptığım gibi incelememde bu önemli ve dizinin geleceği açısından umut vaat ettiğini düşündüğüm karakterleri ele alacağım.

Ivar, Hvitserk, Ubbe

Ragnar’sız bir Vikings’in lokomotifinin artık oğulları olduğunu söylemek hata olmaz. Geçtiğimiz sezonun finalini de hesaba katarsak yazıya onlarla başlamak gerekir diye düşünüyorum. Önceki sezona dair incelememde belirtmiştim dizideki en tehlikeli karakter Ivar. Babası boşuna dememişti “Bir gün tüm dünya Kemiksiz Ivar’ı tanıyacak ve ondan korkacak.” diye. Aynen dediği gibi de oldu. Viking’lerin şu anda en korkulan savaşçılarından Ubbe’nin bile ondan ciddi ciddi çekindiğine inanıyorum. Müthiş öfkesine yenik düşen Ivar, kardeşi Sigurd’u öldürdüğü için gerçekten pişman görünüyordu. Her ne kadar Sigurd’un başına geleni hak ettiğini düşünse de ” Tanrılar ve kutsal olan her şey adına yemin ederim ki onu bilerek öldürmedim. Öfkeme yenildim.” sözlerinde bence gerçekten samimiydi. Ama bu Ubbe ve Hivitserk’e kardeşlerinin ölümü için yeterli bir sebep olacak mı bunu hep birlikte göreceğiz. Öte yandan Ivar, bir de ordunun başına geçmeyi istiyor hatta buna yönelik kardeşlerine danışmadan kararlar veriyordu. Ubbe ise “Biz üç kardeş, birlikte lideriz. Babamızın da isteyeceği gibi.” sözleriyle şimdilik orduyu üçünün birlikte idare etmesine razı olmuş gibi ama her ne kadar Ivar’ın York’u stratejik açıdan ele geçirme fikri gayet iyi olsa da orada yaptıkları katliam ve bu canavarlığın başını Ivar’ın çekmesi onda ciddi şüpheler yaratmış görünüyor. Tabi Ivar, Ubbe’nin şüphelerinin farkında hatta kendisine Viking’ler arasında kişisel bir koruma ekibi bile tutmuş durumda. Bakalım Lothbrook kardeşler arasındaki bu sürtüşmeler bir taht kavgasına mı dönüşecek yoksa düşman görününce aralarındaki bağı daha da mı güçlendirecek.

Lagertha

Ragnar’sız Vikings’te, onun oğullarından sonra en önemli karakter hiç kuşkusuz Lagertha. Hatta itiraf etmem gerekirse benim diziye devam etmemdeki en büyük neden. Geçtiğimiz sezon Harald tarafından planlanan Kategat saldırısından, kayıplar verse de başarıyla kurtulan Lagertha, tahtına kurulmuş Harald’ı bekliyordu. Onun Harald’la olan yüzleşmesi benim görmeyi iple çektiğim konuların başında geliyordu. Bu yüzden Harald’ın gözlerinin içine bakarak “Şimdi bana buraya asıl gelme sebebinizi söyleyin, Kral Harald”  dediğinde heyecanla bir şeyler olmasını bekledim fakat Lagertha onu öldürmek yerine hapsetmeyi tercih edince açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradım. Tamam anlıyorum Harald hala bir kral, hala stratejik açıdan düşünülünce iyi bir müttefik ama adamın yüzünde büyük ve renkli puntolarla bana asla güvenilmez tabelası var sanki. Bu yüzden Lagertha’nın onu sağ bırakması ileride başına büyük dertler açacak gibi görünüyor. Ayrıca Harald’la yalnız kaldığında ona yaptıkları bir nevi güç gösterisi ya da ‘sen kim benle evlenmek kim’ demek olsa da bence oldukça gereksizdi. Sonuçta Harald, kaçmayı ve yanında Lagertha’nın sağ kolu Astrid’i kaçırmayı başardı. Harald, Astrid’e onunla evlenmeyi düşündüğünü söyleyince Astrid’in onu ısıracağını düşündüm ama kraliçe olacaksın lafını duyunca sakinleşmesi beni adeta şok etti. Tam onun adına endişelenmeye başlamışken Lagertha’nın buram buram tecrübe kokan “başkasının ne yapacağından asla emin olunamyacağını bilecek kadar yaşlıyım” sözleri her şeyin yolunda olduğuna beni ikna etti.

Saksonlar

Ecbert’in kurnazlığı sayesinde krallık tacını alan Aethelwulf, geçtiğimiz sezon finalinde ailesini de yanına alarak Viking katliamından kurtulmayı başarmıştı. Farkında mıydı bilinmez iyi bir savaşçı olmasına rağmen kaçarak belki de tüm halkının geleceğini kurtarmıştı. Ama ilk iki bölüm itibarıyla konuşmam gerekirse Aethelwulf, geçtiğimiz sezonlara nazaran oldukça pasif bir karakter haline gelmişti. Üvey oğlu Alfred’in (The Great Alfred ) karakterinin dizideki varlığı onunkinden daha belirgindi. Alfred demişken neden büyük lakabıyla mükafatlandırılan tek İngiliz kralı olduğunun ilk belirtilerini “kolay olup da harcanan vakte değer bir şey var mıdır?” sözleriyle verdiği kanaatindeyim. Onun liderliğini görmek için ayrıca sabırsızlanıyorum. Gelelim Saksonların şu sıralar parlayan yıldızları Psikopos Heahmund’a. İtiraf etmek gerekirse geçen sezon finalinden sonra çok tehlikeli ve üçkağıtçı bir din adamı görmeyi bekliyordum. Fakat Heahmund, insanlarının kendisine ihtiyaç duyduğu bu zor zamanda kontrolü tam anlamıyla eline almış, kişiliği sağlam bir adam olarak karşımıza çıktı. Hatta günahlarından dolayı kendisini cezalandırdığına tanık olduk. Sözleri ise Vikinglerin başına çok dert açacağının bir göstergesiydi adeta. “…beklemeliyiz, acele etmemeliyiz. İzin verin ordularımız büyüsün. İzin verin ulaklarım duvarların o kısımlarının başında adam olmadığından emin olsun. Bunların hepsi yapıldığında saldıracağız.”

Bjorn, Floki

Bu sezon daha ön planda olmasını umduğum Bjorn’ün, “Ben Akdeniz’e dönmeyi planlıyorum” sözleriyle beklentimin aksine artık Vikings’le alakasının olmayacağını belirttiğini düşünüyorum. Kim bilir belki artık o da Ragnar’sız bir mücadelenin anlamının kalmadığına inanıyordur. Ve Floki… Ragnar ve Lagertha’dan sonra belki de en sevilen karakter de artık yeni bir şeyler denemek lazım dedi. Tek kişilik bir gemi yapan üstat engin denizlere bıraktı kendisini. Yaşadığı şiddetli bir fırtına onu inanılmaz doğal güzelliklerle dolu bir yere sürükledi. Renkli kişiliği, kuvvetli inancı ve belki biraz da fırtınanın yarattığı fiziksel ve zihinsel sarsıntı nedeniyle adeta haykırarak, sevinçle “Asgard’dayım. Tanrıların diyarındayım” diye kahkaha atmaya başladı. Floki öldüğünü ve Viking inanışına göre savaş tanrısı Aesir’ın mekanı olarak bilinen Asgard’a vardığını düşünse de bence henüz ölmedi ve bununla ilgili bir bilgiye ulaşamadığım için tahminime göre İzlanda’ya geldi.

Ben genel olarak gidişatın Vikings açısından gayet olumlu olduğunu düşünüyorum. Yeni katılan karakterle, Ragnar’sız bir Vikings’in ilerlemeyeceği yönündeki endişelerim şimdilik ertelenmiş durumda. Umarım bu konuda yanılmam ve bu harika dizi takip listemde daha uzun yıllar kalmayı başarır.

Bir Cevap Yazın

Loading…

The Punisher | Sezon İncelemesi

Manu Bennett, Yeni DC Dizisinin Baş Kötüsü Mü Oluyor?