, ,

Osmanlı’ya Öykünen Bir Anime: Shoukoku no Altair

2017’nin Türk-Japon dostluğu kapsamında atılan adımların daha belirgin ve daha gösterişli atıldığı düşünüyorum. Özellikle Japon sanatçıların ülkemizde performans sergilemesinden tutun da, Japon kültürünü daha yakından tanıyabileceğimiz festivaller gördük bu yıl. Anime dünyası da bu dostluk rüzgarından nasibini almış olsa gerek ki 2007 yılında manga olarak serüvenine başlamış olan Shoukoku no Altair’i bünyesine kattı. Shoukoku no Altair’le ilgili detaylara birazdan değineceğim ama önce bu animenin öneminden bahsetmek istiyorum. Zira özellikle biz Türk izleyiciler için bence oldukça önemli bir yapım.

Anime severler olarak hepimiz birçok anime izledik. Hem de her türden. Fakat tarihi türdeki animeler her zaman biraz muallak olarak kalmıştır kafamızda. Zira her ne kadar diğer kültürlere bir eğilimimiz olsa da, tarihi yapılarını ve geçmişlerini özellikle araştırmadığımız sürece bilmiyoruz / bilemeyeceğiz. Shoukoku no Altair bu anlamda bizlere çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Malum Shoukoku no Altair Osmanlı “temalı” bir yapım. Bizler de öyle yada böyle bu kültürün bir parçasıyız hatta belki de taşıyıcısıyız. Anime özellikle biz Türk izleyicilerine tarihi animelerin hazırlanışıyla ilgili çok güzel detaylar veriyor. Mesela hangi kısımların tarihi gerçekliğe dayandırıldığı, hangi kısımların kurgu olduğu ve hangi kısımların tarihe öykündüğü gibi… Yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi diğer kültürler, özellikle de Japon kültürü gibi geniş dalları olan bir yapıdan bunu anlamamız oldukça zor. Fakat konu kendi değerimiz olunca anlaşılması çok daha kolay. Shoukoku no Altair’ın belki de farkında olmadan biz Türk izleyicilerine yaptığı en güzel jest budur. Gerçek ve kurgu karışımıyla bize bizi anlatması.

Bir diğer konu ise, animenin Türk-Japon dostluk çemberine, anime izleyicisi gibi genellikle genç bir kitleye sahip olan bir topluluğu da içine almasıdır. Hatta ötle ki, anime ile hiç ilgisi olmayan fakat tarihi yapımları seven ve ya Osmanlı Kültürüne ilgisi olan birçok kişiyi de kendisine bağlamıştır.

Fakat şunu bilmekte fayda var; Shoukoku no Altair Osmanlı motifleriyle hatta Türkiye motifleriyle süslense de temel olarak “şu olayı anlatıyor” diyebileceğimiz bir hikayesi yok. O yüzden afmosferinde, karakterlerinde ve arkaplanında Osmanlı’ya öykünmüş demek çok daha doğru bir tanım olacaktır. Alternatif bir Türkiye evreni bile diyebiliriz Shoukoku no Altair için.

Gelelim animemizin konusuna ve künyesine; Zankyou no Terror, Yuri!!! on Ice ve Shingeki no Bahamut gibi animeleri bizlere sunmuş olan MAPPA stüdyosu, animenin arkasındaki isim. Yönetmeni ise Mobile Suit Gundam Unicorn, Rurouni Kenshin ve Hunter x Hunter gibi yapımlarla kendisini kanıtlamış bir isim olan Kazuhiro Furuhashi. Senaryo düzenlemesini yapan kişi de daha önce Baccano!, Durarara!! ve Kuroko no Basket yapımlarında yer almış olan Noboru Takagi. Animenin müziklerini ise genç bir isim yapıyor, Ryo Kawasaki. Seiyuu kadrosunda da başarılı isimler var. Asıl karakterimiz olan Mahmut Tuğrul‘u Ayumu Murase seslendiriyor. D.Gray-man Hallow’da Allen, Haikyuu!!’da Hinata ve Shinsekai yori’de Shun gibi karakterlere can vermiş bir isimdir kendisi. Çok karakterli bir anime olduğu için bir çok yan karakter görüyoruz. Onları da Ai Kayano, Junichi Suwabe ve Shizuka Itou gibi alanında kendini bir çok kez ispatlamış seiyuular seslendiriyor.

Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse; oldukça genç bir paşa olan Tuğrul Mahmut, Türkiye Devleti Divanı’na hizmet etmektedir. Hükümdarın agresif politikalarıyla ülke savaşa doğru sürüklenmektedir. Üstelik ülkenin komşuları da giderek agresifleşmektedir. Barış ortamını sağlamakta kararlı olan Mahmut’u ise zor kararlar vermesi gerekecektir.

Konusundan da anlaşılacağı gibi klasik bir shounan animesi şeklinde başlıyor yapım. Zaten karakterlerin çoğu da birçok shounan’da karşımıza çıkan karakterler ile paralellik gösteriyor. Animenin en büyük farkı tarihi dokusunda gizli. Bunu da görsellik ve müzikler ile çok güzel başarmışlar.

Yukarıda Osmanlı’ya öykünüyor dememin bir diğer nedeni ise hikayede sadece Osmanlı hanedanlıkları değil, Japonların shogunlukları gibi yaşayış biçimleri görmemizdir. Bir nevi Türk-Japon sentezi olmuş Shoukoku no Altair. Fakat hikayeye “paşa” sıfatının dahil olması olayı büyük ölçüde Osmanlı tarafına çekiyor. Öte yandan arka planda gördüğümüz şehir de İstanbul’un kopyası gibi. Bu alanda güzel çizimlerle karşılaşıyoruz gerçekten.

Aslında iyi diyebileceğimiz bir anime olsa da Arslan Senki gibi benzer tarihi içeriğe sahip bir animeden sonra yayınlanmış olması Shoukoku no Altair için hiç de iyi olmadı. Yine de yabancı kaynaklı incelemelere baktığımda manganın da animenin de kendine has bir kitle oluşturduğunu belirtmeliyim.

Manga demişken mangaka Katou Kotono‘dan bahsetmek istiyorum sizlere biraz. Zira kendisinin tek mangası olmasına rağmen adından söz ettirmeyi başarmış bir kişi. Bu arada Shoukoku no Altair gibi bir manga yazmasının da nedenleri var aslında. Çünkü kendisi Tokyo Üniversitesi tarih mezunu ve uzmanlık alanı Türkiye tarihi. 2007’de mangasını yayınladığında Shounen Sirus dergisinin çaylak ödülünü bile kazanmış. Animesi MyAnimeList’te her ne kadar beklediğim kadar yüksek puan alamasa da mangası oldukça yüksek bir puanla en iyi mangalardan birisi unvanına sahip.

İçinde bizden bir şeyler görebileceğiniz Shoukoku no Altair’i izlemek eminim sizin için de farklı bir deneyim olacaktır.

Bu yazı JaponSineması E-Dergisi YATTA’da yayınlanmıştır.

bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Bir Cevap Yazın

Loading…

Wilson Bethel, Marvel’s Daredevil’in 3. Sezon Kadrosunda

Supernatural 13. Sezon 8. Bölüm | Aramıza Hoş Geldin Dean