The Marvelous Mrs. Maisel | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

İşten eve döndüğüm zamanlarda benim için klasikleşen yarım saatlik internet gezintimde gözüm yeni bir diziye takıldı. Amazon’un Altın Küre adayı yeni dizisi The Marvelous Mrs. Maisel. Genelde böyle uzun isimli diziler pek fena çıkmıyordu. Bu yüzden bir IMDb puanına bakayım dedim. Bu kadar yüksek puanlı bir diziyi hem de yüksek puanlı bir dram komedisini görünce inanamadım doğrusu. Ne kadar zamandır 9.0 puanlı bir dizi izlemiyordum. Bir solukta bitirdim ilk bölümü. Hakkında bir Yorumluyorum yazmak için de pek düşünmedim. İşte The Marvelous Mrs. Maisel hakkındaki görüşlerim;

Kimler Oynuyor

The Marvelous Mrs. Maisel, pek de geniş olmayan ama kesinlikle kaliteli bir oyuncu kadrosuna sahip. Bu başarılı isimlerden ve ilk bölüm itibarıyla spoiler vermemeye çalışarak canlandırdıkları karakterlerden bahsedecek olursam, hayat dolu bir kişiliğe sahip olan, kocasını çok seven ve onun başarısı için çabalamaktan yorulmayan hatta onun için koştururken kendi potansiyelini bile fark etmeyen Miriam “Midge” Maisel (Rachel Brosnahan), üniversite yıllarında Midge’le aşk yaşayan ve onunla mutlu bir aile kuran Joel Maisel (Michael Zegen), benim bir yabancı dizide eşine pek rastlamadığım bir karakter, tabiri caizse tam bir erkek Fatma Susie Myerson (Alex Borstein) ve Midge’in farkında olmasalar da komik ve kızlarının hayatına müdahil olmayı çok seven ailesi Abe Weissman (Tony Shalhoub) ve Rose Weissman (Marin Hinkle). Şimdilik bilgi verebileceğim karakterler bunlar ama bölümler ilerledikçe Midge’in hayatına dahil olacak isimler artacak. Dizinin senarist koltuğunda ise Gilmore Girls’ün senaristi  Amy Sherman-Palladino bulunuyor.

Konusu Neymiş

Miriam “Midge” Maisel, 1958 New York’unda sıradan bir ev hanımıdır. Kocası Joel Maisel ise hobi olarak stand-up yapan bir iş adamıdır. Aslında Joel, iyi bir komedyen olabilmek için ciddi bir tutku beslemektedir. Midge eşinin bu tutkusunu görmekte ve ona büyük destek vermektedir. Destek derken olumlu birkaç cümle gelmesin aklınıza. Kocasının gösteriye çıkış saatlerini ayarlamasından, onun kullanacağı cümlelere, giyiminden tutunda sahnedeki performansını not etmeye kadar onun başarısı için bayağı bayağı efor sarf etmektedir. Hani başka kadın olsa iş adamlığı dururken o yıllarda pek de önemi olmayan bir işle ilgilenen kocasını ne yapardı onu sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Ama hayatın, seven insanlar için hazırladığı nahoş olaylar bir bir Midge’in karşısına çıkıverir. Önce kocasının iyi bir komedyen olmak için kendisi kadar çaba göstermediğini fark eder. Daha sonra kötü geçen bir gösteriden dolayı eşinin onu sorumlu tuttuğunu görür. Bu da yetmezmiş gibi bir de onun, IQ seviyesi ortalamanın altında olan sekreteriyle ilişkisi olduğunu ve ayrılmak istediğini öğrenir. Her şey üs üste gelmektedir. Midge, kendisini içkiye vurarak soluğu kocasının gösteriye çıktığı barda alır. Sahnede söylenirken, izleyicinin laf atmasıyla başına gelenleri olabileceği en komik şekliyle anlatır. Herkesi kahkahaya boğan Midge, sarhoş olmanın da etkisiyle o yıllarda yasak olan bir şey yapar ve karakolluk olur. Kocasının gösteri saatlerini ayarlarken muhatap olduğu, oldukça garip bir kişiliğe sahip olan Susie kefaletini ödemiştir. Susie, Midge’in potansiyelini görmüştür ve onu bu işi yapması için ikna etmeye çalışır. İlk önce bu teklifi reddeden Midge’in de kendi potansiyelini fark etmesi zaman almayacaktır.

Ne Umdum Ne Buldum

Her ne kadar IMDb puanı beni cezbetse de diziye temkinli yaklaştığımı belirtmem gerek. Çünkü 9.0 puanlı bir dram komedisiyle karşılaşmak, bir dizi sever için sık rastlanan bir olay değildir. Yüksek puanının yanı sıra bir de o an için 3000’den fazla oy kullanıldığını görünce iyice heyecanlandım. Ve hemen işi gücü bırakıp pilot bölümü izledim. Gerçekten bu yüksek puanı kesinlikle hak eden bir dizi The Marvelous Mrs. Maisel. Gerek konusu gerek oyunculukları tek kelimeyle harika. House of Cards’da dikkat çekici bir performans sergilediğini düşündüğüm Rachel Brosnahan’a tam anlamıyla hayran kaldım. Rolüne o kadar yakışmış ki o kadar iyi uyum sağlamış ki harika müziklerin eşliğinde beni adeta o dönemin Amerikasına götürdü diyebilirim. Hoş o döneme kolayca gitmemde senaristin, yönetmenin. yapımcıların hatta kanalın bile büyük iş başardığını düşünüyorum.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Diziyi fark eder etmez izlediğim için pek de duyulmadığını düşünüyordum. Fakat fena halde yanılmışım. O kadar fazla olumlu yoruma rastladım ki size burada hangilerinden bahsetsem bilemedim. Öncelikle şunu söyleyebilirim dizinin kahkalara boğacak bir komedi olmaktan ziyade daha çok oldukça eğlenceli olduğundan dem vuran hayli yorum okudum. Ki buna katılıyorum çünkü dram komedilerinde çok sayıda kahkaha beklemek doğru değil ama bazı sahnelerde bir hayli sesli güldüğümü belirtmem gerek. Bir an bile sıkılmayacağınızı oyunculuklara da mest olacağınızı belirten ve  Amy Sherman-Palladino’ya övgülerin dizildiği azımsanmayacak sayıda yorumla da karşılaştım.

Kimler Bunu İzlemeli

Öncelikle şunu belirtmeliyim, 50’ler ya Amerikası ilginizi çekiyorsa The Marvelous Mrs. Maisel tam size göre. Hiç düşünmeden vaktinizi ayırabilirsiniz. Kaliteli oyunculuklar, harika jazz müzikleri, kostümler, mekanlar, araçlar… Adeta zamanda yolculuk yapacağınıza eminim. Ayrıca dizi hem tirajı komik hem de saf komedi unsurlarıyla tabiri caizse eğlencenin dibine vuruyor.

Ben Beğendim Çünkü

Son zamanlarda bu kadar eğlendiğim bir dizi hatırlamıyorum. Kadınları el üstünde tutmamız gereken şu zamanlarda bir annenin hayat mücadelesinde başarı merdivenlerini, zaman zaman güldürerek zaman zaman da duygulandırarak tırmandığını görmek gerçekten çok keyifli. Karakterlere ise ayrı bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum.  Dizideki tüm oyuncular çok iyi ama Miriam “Midge” Maisel ve Susie Myerson’ın hafızalara kazınacağını düşünüyorum. Sadece oyuncuları değil senaristi, yönetmeni, yapımcıları ve Amazon’u kutlamak gerekir. Bu tarz dönem dizilerinde yaşanılan zamanı hatırlatmak pek de kolay bir iş değil. Elbette kaliteli performanslar olmalı fakat ciddi bütçelerin de söz konusu olduğuna inanıyorum. En ufak bir şüphem yok ki alanında efsane olacak bir diziyle karşı karşıyayız.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

75. Altın Küre Adayları Açıklandı!

Sonraki Yazı

Böyle Dostlar Düşman Başına | Dostlar Mahallesi