, , ,

The Punisher | Sezon İncelemesi

Son yıllarda oldukça ünlenen ve izlenen Netflix-Marvel yapımları gelmeye devam ediyor. Bu yapımlardan en iyisi olma yolunda çok sağlam adımlar atan The Punisher’ın ilk sezonu 17 Kasım’da yayınlandı. Bu kez alıştığımız Marvel teması olan bir süper kahramanla karşı karşıya değiliz. Ana karakterimiz eski bir asker ve süper kahramanların aksine öldürmekten zevk alan acımasız bir adam: Frank Castle.

Diziyle ilgili söylenecek çok şey var. Öncelikle bir olaydan bahsedelim çünkü neredeyse her şey bu olayla alakalı. Kandahar’da gizli bir operasyona çıkan Kerberos özel harekat timinin üstleri, bir eroin kaçırma olayına karışıyor. Ahmad Zubair isimli polis bunu farkedince onu rehin alıyor ve infaz ediyorlar. İnfaz emrini verense William Rawlins. Yıllar sonra bu infazın video görüntüsü ortaya çıkıyor ve Zubair’in ortağı Dinah Madani’ye ulaşıyor. Madani ise videoda yer alanları açığa çıkarmak için uğraşıyor ama işin içinde hükümet olunca yapabileceği pek de bir şey yok. Bu noktada devreye Frank Castle giriyor çünkü kendisi Kerberos özel harekat timinin üyelerinden. Kandahar olayından sonra ölü gösteriliyor hatta ailesi de öldürüyor.

Frank Castle elbette ölü değil. Uyuşturucu çetesinden oluşan 37 kişiyi katledince kayıplara karışıyor ve ölü gösteriliyor. Kendini açığa çıkarmamak için normal bir yaşam sürdürmeye çalışıyor fakat Micro lakaplı David Lieberman ona ulaşıyor. Lieberman da malum videoyu Madani’ye gönderdiği için hükümet tarafından etkisiz hale getiriliyor. Aslında hükümet öyle biliyor yani Lieberman kaçıyor ve ailesinden ayrı düşmek zorunda kalıyor. Böylece o da Kandahar olayını çözmek amacıyla Frank Castle ile iş birliği yapıyor. Yani ölü bilinen ve ortalıkta görünmemesi gereken iki kişilik bir ekibimiz var.

Kandahar olayının sonrasında olanları karakterlere bağlı anlatmaya çalışacağım çünkü diziyi etkileyen ve ana karakter sayılabilecek çok kişi var elimizde. Frank Castle ile başlayalım. Frank, inanılmaz yetenekli ve güçlü bir savaşçı. Ailesine zarar verenlerden intikam almak için her şeyi yapabilecek biri. Sert görünen bir adam ama hislerini göstermek istediğinde çok etkileciyi birine dönüşüyor. Bu durumda onu canlandıran Jon Bernthal’in de payı büyük. Bazı duygu yüklü sahnelerde sesini titreterek konuşması ve hareketleri karakterin iç dünyasını çok güzel yansıtıyor. Özellikle Amerikan ordusundan bir askerle karşı karşıya kalınca onu vurmamak için yaşadığı iç çatışma ve sonrasında sadece omzunu sıyıracak şekilde ateş etmesi çok etkileyiciydi. Her sabah eşini kendisini uyandırırken rüyasında görmesi, eşini her hatırladığında yüzündeki acı çeken ifade… Bütün bunlar Frank’in aslında göründüğü kadar sert olmadığını gösteriyor. Bunlara ek olarak David Lieberman’ın ailesiyle de ilgileniyor hatta her eksiği kapatmaya çalışıyor. Dinah Madani’yi iki kez kurtarmasını da ekleyebiliriz. Son olarak Karen Page’i koruyup kollamasını da bunlara dahil etmeliyim ama Karen’a dizide o kadar az yer verildi ki ne onu tanıyabildik ne de Frank’le olan ilişkisini tam olarak anlayabildik.

Frank karakterine olan övgülerim bittiğine göre diğer karakterlere geçebiliriz. Dinah Madani, dizinin en iyi karakterlerinden biri çünkü dizilerde görmeyi sevdiğimiz güçlü kadın izlenimini verirken kırılgan olmaktan da kendini alamıyor. Ortağı Zubair’in katillerini bulmaya çalışırken kendi planladığı sahte operasyon sonucu yeni ortağı Sam Stein’in de ölmesiyle yıkılmasına rağmen vazgeçmeyip olayı kovalamaya devam ediyor. Sam’i öldüren Billy Russo’nun bir de Madani’yi teselli etmesi izlerken kanımı donduran sahnelerdendi. Dizinin başlarında iyi olmasına rağmen Billy Russo karakterini hiç sevmemiştim çünkü onu canlandıran Ben Barnes’ın bir kez bile iyi adam rolünde oynadığını görmedim. Özellikle Westworld’de izleyip yüzüne bile sinir olduğum için The Punisher’ın başlarında da onu önyargıyla izledim. O da sağolsun şaşırtmadı ve sonralarda pisliğin teki çıktı. Dizinin biraz arka planda kalmış ama kesinlikle en ilginç karakterlerinden biri Wilson. Askerlik ve vatan takıntılarına sahip olduğu için bütün hayatını bunlara göre yaşamaya çalışıyor. Afganistan’da yaşadıklarından sonra kendine gelemediği için geceleri uyku uyuyamıyor, başka bir şey düşünemiyor. Evinin arka bahçesine siper kazıp orada uyuması ağır olaylar yaşamış askerlerin psikolojisini anlamama yardımcı oldu. Zaten dizide askerlik yapmış herkes bunu gayet güzel yansıtıyor. Elbette her şeyin fazlası zararlı ve Wilson’ın bu takıntıları da onu yoldan bir hayli çıkarıyor. Billy Russo’nun onu şirketine kabul etmemesiyle kendini kaybedip işlediği cinayetler, patlattığı bombalar ona terörist damgası vurulmasına sebep oluyor.

Yazının sonuna gelmeden dizinin müziklerine de parantez açmak istiyorum. Yazının başına koyduğum açılış sahnesinde çalan parçayı beğendiyseniz dizinin bütün müziklerini dinlemenizi öneririm. Hepsi kaliteli, temaya uygun seçilmiş ve dizinin sunduğu aksiyonla çok güzel harmanlanmış. Özellikle Frank’in kendini kaybedip silahına davrandığı ve önüne gelene ateş ettiği sahnelerde müzikler izleme zevkimi kat kat arttırdı.

Diziyi bir çırpıda izledim ve her bölüm sonunda sonraki bölüme geçmek için sabırsızlandım. Sürükleyicilik konusunda oldukça başarılı. Sezonun sonuysa beni tatmin etti diyebilirim. Ölmesi gereken William Rawlins acı çekerek öldü ve evet ben de zevkle izledim çünkü öncesinde Frank’e yaptığı işkencelerden dolayı bu şekilde ölmeyi haketti. Onunla beraber Billy Russo’nun da ölmesini istiyordum. Hem Madani’ye hem Frank’e yaptıklarıyla o da ölmeyi haketti fakat ölmesini hiç beklemedim çünkü dizinin gelecek sezonuyla ilgili kafalarda soru işareti bırakmaları lazımdı. Ölmek yerine acı çekti, yüzü tanınamayacak hale geldi. Frank ona bir ders verdiğini düşünmüş olabilir ama gelecek sezon yine karşı karşıya gelecekler. Umarım Frank onu öldürmediğine pişman olmaz çünkü sezonun son sahnesinde gördüğümüz kadarıyla Billy’yi kafasından tamamen çıkarmış durumda. Öte yandan Lieberman ailesi tekrar bir araya geldi. Frank’in sezon boyunca David’e verdiği ailene kavuşacaksın vaatlerinin gerçek olması beni çok mutlu etti çünkü Frank ailesini kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyor ve arkadaşının aynı şeyi tecrübe etmemesi için kendini tereddüt etmeden feda etti. Sonuçta bence güzel bir sezon izledik ve sadece ilk sezonun sonu olmasına rağmen karakterleri benimsedim. Öyle çok sinematografik çekimlere sahip bir dizi değildi ama göstermesi gerekenleri çok güzel gösterdi. Zaten olay beni kendine çok kolay bağladığı için böyle şeylere dikkat edemedim bile. Gelecek sezonları heyecanla bekliyor olacağım ama bu noktadan sonra neler olacağını hiç kestiremiyorum.

 

Bir Cevap Yazın

Loading…

Eda Sivri | Toplumun Yarattığı Güzellik Algısını Umursamıyorum

İz Bırakan Geçmiş, Umutlu Gelecek | Vikings 5. Sezon 1. ve 2. Bölüm İncelemesi