, , ,

Black Mirror: Crocodile | “Anılar Subjektiftir” İnceleme

Hevesle beklediğimiz canımız ciğerimiz Black Mirror, orta seviye diyebileceğim iki bölümün ardından Crocodile isimli etkili bir üçüncü bölümle karşımıza çıktı. Yalnız buradaki “etkili” sözcüğünü yanlış anlaşılmasın. İzleyicinin sinirlerine dokunan, izlemekten pek hoşlanmadığımız şeyleri sunan aslında oldukça dramatik bir bölümdü. Fazlası değil.

Hayat standartlarınızı korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?

Crocodile bu soruyu soruyordu izleyicisine. Siz buna cevap ararken ben bölüm üzerinden incelememe başlayayım;

Mia ve Rob talihsiz bir kaza geçiriyor. Bisikletli birisine çarpan çiftimiz cesetten kurtulma yolunu seçiyor ve onu denize atıyor. Asıl hikaye ise bundan yaklaşık 13 yıl sonra başlıyor. Bu sürede geçen zamanda Mia başarılı bir mimar olmuş seminerler veriyor. Evli, mutlu, çocuklu. Fakat ilerleyen dakikalarda Rob’un ziyaretiyle tüm bu hayatını tehdit altında hissediyor. Çünkü Rob vicdan azabıyla yaşayamadığını, bisikletli adamın ailesine isimsiz bir mektupla her şeyi anlatacağını söylüyor. Mia’nın buna tepkisi eminim kendisini de şaşırtmıştır. Çünkü bir an Rob’u durdurmaya çalışırken diğer bir an kendisini onu öldürürken buluyor. Asıl ipleri koparan da bu oluyor. Sonrasında tesadüfen şahit olduğu bir trafik kazası, bu kazayı araştıran sigorta şirketi çalışanı ve onun ailesi… Mia’nın sonuna giden yolun ilerleyen adımları oluyor.

Burada hikayeye bir virgül koyup Black Mirror ile ilgili değişimden bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz sezondan itibaren dizideki ufak değişimleri eminim siz de fark etmişsinizdir. Her zaman teknolojiyi ve onun toplum üzerindeki etkisini konu alan dizimiz, geçtiğimiz sezondan itibaren daha kişisel dramalara yönelmiş, teknolojinin sadece toplum yaşamında değil, varoluşsal bilincimizde, daha doğrusu kişisel yaşamımızın derinlerindeki varoluşsal algımıza nasıl etki ettiğini de anlatmaya başlamıştı. Elbette teknolojik sertliğini törpülemeyi de ihmal etmemişti. Eminim buna sizler de benim kadar kızıyorsunuz. Ama öte yandan dizinin kişisel dramalarındaki başarısı da tartışılmaz bir gerçek. Bu sezon bunu daha çok gördük. Dram ağırlıklı olan bu hikayeler ebette çarpıcılığından bir şey kaybetmiyor, fakat sonuç itibariyle daha çok insan, daha az teknolojik bunalımlar izlemiş oluyoruz.

Crocodile’de işte böyle bir hikaye. İzlediğimiz teknoloji hafıza izleme dediğimiz, kişinin görsel, işitsel hafızasını kaydeden bir teknoloji. Sigorta şirketleri bunu kazaların doğruluk payını araştırmak için kullanıyor. Polisler önceden kullanıyormuş, artık kullanmıyormuş şeklinde bir açıklama geliyor arada. Ama sonunda anlıyoruz ki hala polisler de kullanıyor bu teknolojiyi. Polis gibi devlet kurumlarının bunu kullanması ise olayın boyutunu biraz daha değiştiriyor aslında. “Gerçeği öğrenmek” adına kullanılmasına izin verdiğimiz anılarımıza bakıldığında görülen tek şeyin, görülmek istenen anı olmadığını hemen anlıyoruz. Yolda yürüyen kızın yolda karşılaştığı çocuktan hoşlanması, doktorun çıplak komşunun fotoğrafını çekmek istemesi ve elbette Mia’nın geçmişindeki cinayetleri… Büyük Birader’in gözü hep üzerimizde. Üstelik sadece insanlar vasıtasıyla insanları izlemiyor, bölüm sonunda anlıyoruz ki hayvanlar vasıtasıyla da insanları izliyor. O her zaman ne yaptığımızı biliyor. İşin ironik yanı ise, buna biz izin veriyoruz. Çünkü vermezsek güç kullanacak. Al sana bir korku toplumu.

İşte Mia’nın hayatının akışını değiştiren de Büyük Birader’in bu “bilmek istiyorum” gücüdür. Mia evine gelen sigorta çalışanına kapıyı açmazsa polis zoruyla açacağını, anılarını paylaşması gerektiğini anlıyor ve tanık olduğu kazayı kaydetmesi için ona izin veriyor. Sigorta çalışanının Mia’nın geçmişindeki kazaları görmesi ise kendisinin ve ailesinin sonu oluyor.

Crocodile ilk üç bölüm arasında en tartışmalı bölümlerden birisi oldu. Zira bir yandan özel olan anıları paylaşmanın etikliğini tartışırken diğer yandan, hayat standartlarını korumak için nereye kadar gidebileceğimizi tartıştık. Burada sorunun sadece Mia’nın kendi hayatı olmadığını ekleyeyim. 13 yıl içerisinde başardıklarını ve sosyal statüsünü kaybetmek istemeyen Mia kendiyle kavga ede ede cinayetlerine devam ediyor. Bölüm sonunda Mia’nın küçük bir çocuğu öldürmesi, sonra da  kendi çocuğunun oyununa gitmesi her ne kadar Mia’nın psikolojik çıkmazlarını anlatsa da, diğer yandan kendimizi sorgulamamıza neden oluyor.

“Anılar subjektiftir” ama…

Kolaylıkla kendimizi bile kandırabileceğimiz anılarımıza güvenerek olaylar hakkında kesin sonuçlara varmak ne kadar “hatalı” ise, bu teknolojiyi kullanıp insanlar üzerinde güç gösterisi yapmak da bir o kadar gerçekti bölümde. Neden mi? Çünkü sigorta şirketi çalışanı, karşısındaki istese de istemese de o anılara ulaşacaktı. Hem de devlet gücü vasıtasıyla!

Dışarıdan izlenen insanlığın artık içeriden, beynimizden de izleniyor olması, Black Mirror’un paranoyasını ileriye taşıyan bir gerçek olsa da, bölümün bu konuya fazla eğilmemiş olması, eksik diyebileceğim bir şeydi. Karakterlerimizin dramaları her zaman ilgimi çekmiştir fakat Black Mirror’un yarısından fazlasının teknolojik paranoyalar olduğunu unutmaya başlıyoruz sanki. Evet, dizi insan ve teknolojiyi hep yanyana koymuş, birbirleriyle kavga etmelerini yansıtmıştır ekrana. Ama sanki o sertliğini kaybediyoruz dizinin… En azından bu bölüm için bunu hissettim ben. Yaşanan olayların dramatikliği bir yana, her zaman bir tercih olması (bu kadar cinayet işlenmeyebilirdi, karakterimiz bunu yapmayı kendisi seçti) insan faktörünü kör göze parmak olarak kullanıyor durumuna düşürüyor diziyi. Mia’nın etik değerleri öyle göz önündeydi ki, subjektif anılarımızla Büyük Birader’in bizlere neler yapabileceğini belki bölüm sonunda fark ettik.

Son olarak ne olursa olsun, bölümün kaliteli performanslarını, muhteşem görsellerini ve sahne açılarındaki başarısını ayakta alkışlıyorum. Gerilim dozunun yüksek olması ve sinematografik başarısı bölümün puanını artırıyor. Her ne kadar istediğim konuya yeteri kadar değinilmese de, kişisel dramaları hep sevmişimdir. O yüzden bölümü genel olarak beğendiğimi yazımın sonuna iliştirivereyim.

bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.

Bir Cevap Yazın

Loading…

75. Altın Küre Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu!

Sefiller’in Oyuncu Kadrosu Açıklandı