, , , ,

Black Mirror: Hang The Dj | Bir Tutam Mutlu Son

“Black mirror” izleyenler bilir; her bölümün sonunda öyle bir sürpriz çıkar ki karşımıza şaşkınlıkla üzüntüyü bir arada yaşarız. Arada sırada da her şeyin alt üst olduğunu düşünürüz ve finalde yine şaşkınlık yaşarız. Ancak bu sefer mutlulukla servis edilmiştir bu leziz final. Yine de bünye drama alışık olduğundan bu tip bölümlere “Black mirror” ruhuna aykırı olduğu düşüncesiyle bir nebze uzak durmaya çalışırız. Bunun bir örneği üçüncü sezonda izlediğimiz “Junipero” isimli bölümdür, ki en olmayacak teknolojilerden birini mümkün kılan bir bölümdür ve kişisel görüşüm muhteşemdir. İşte “Hang the dj” de böyle bir bölüm. Bana göre sezonun en iyisiydi ve bu bölümü yazma görevi bana kaldığı için çok mutluyum. Ayrıca bölüm İmdb’den aldığı 9 puanla izleyen herkes tarafından sezonun en iyi bölümü ilan edilmiş durumda.

Charlie Brooker’ın yazdığı bölümün başrol oyuncuları Georgina Campbell ve Joe Cole. Tarihi bilinmeyen bir gelecekte, sistem tarafından belirlenen insanlarla yine sistemin izin verdiği sürelerle görüşerek ilerideki eş adayının belirlendiği bir dünyada, Amy ve Frank’in buluşmasıyla başladı hikayemiz. Sistem her şeye o kadar hakimdi ki, yiyecekleri yemek bile kendilerine sorulmadan geldi önlerine. Her ikisinin de sistemdeki ilk flörtleriydi ve sistemin onlara birbirlerini tanımaları ve zaman geçirmeleri için verdiği süre sadece 12 saatti. Sevimli çiftimizin daha ilk dakikadan kimyaları tuttu ve vakit geçirecekleri eve gitmek için yemeklerini hızlıca yediler. Yemekten sonra kalan sürelerini geçirecekleri eve gittiklerinde ikisinin de elinin ayağına dolanışını, ilk sevişmelerini yaşayacak olan bu insanların duyduğu heyecanı gördük. Zaman kısıtlıydı, Amy ve Frank acemiydi… Duş mu alsak, sohbet mi etsek yoksa direkt yatağa mı geçsek derken ikili duvarlarını yıkmayı başardı ve sabah oldu. Her ikisi de mutlulardı fakat ayrılık vakti gelmişti. İki acemi aşık, akılları birbirlerinde kalsa da sisteme karşı gelmek yanlış olacağından ayrıldı.

Sonra işler ilginçleşti. Sistem her ikisine de uzun süreli flörtlerle buluşma ayarladı. Amy, Frank gibi sıradan bir tipten sonra gayet yakışıklı bir erkekle, Frank de güzel bir kadınla eşleşti. Üstelik her ikisi de seks konusunda deneyimlilerdi. Amy, Lenny’yle güzel bir akşam yemeği yedikten sonra kalacakları eve gitti ve ilk hayal kırıklığını burada yaşadı. Lenny yakışıklı ama düşüncesiz bir erkekti. Frank’e gelince… Onun hayal kırıklığı daha yemekte başladı. Çünkü Nicola bencillikte nirvanaya ulaşmış bir kadındı. Zaten eve geçtiklerinde birlikte oldukları sahnede de bunu fazlasıyla ispatladı.

Aradan zaman geçti ve Amy ile Lenny’nin süreleri doldu. Bu sırada Frank hala Nicola’ya katlanmak zorundaydı. Çünkü onların süresi diğer çifte göre daha uzundu. Sistem bu arada boş durmayıp Amy’yi günlük flörtlerle eşleştirmeye devam etti ama Amy hiç birine duygusal bir yakınlık hissetmedi. Bunu yatak ve ayrılık sahnelerinde çok net olarak izledik. Geçen zamanın ardından Frank ve Nicola’nın da flört süresi doldu ve ikili birbirinden kaçarcasına uzaklaştı.

Bu ayrılığın hemen ardından sistem hem Frank, hem de Amy için yeni eşleşme uyarısı verdiğinde her ikisi de gönülsüz olarak buluşmalarına gittiler ve ta-taaa! Sıradaki buluşma yine ikisi içindi. Bu aşamada bölümün aradan geçen bir senede ikilinin birbirlerine ilk başta ilgi duyup, sonra değiştiklerini fark edecekleri bir hikayeyle devam edeceğini düşündüm ama tam tersi oldu. Amy ve Frank birbirlerini hiç unutmamış, hatta çok özlemişlerdi. Bu defa bir farklılık yapıp, sürelerinin ne kadar olduğuna bakmamaya karar verdiler. Sistem onlardan ne zaman ayrılmalarını isterse o zamana kadar sanki hiç öyle bir sistem yokmuş gibi hareket edip, aşklarını yaşamak istediler. Çok da iyi yaptılar, her şey güzel gitti.

Ama işte yazının başında da dedim ya, hiç olmayacak bir şey oldu ve Frank merakına yenik düşerek Amy’den habersiz, ne kadar süreleri kaldığını görmek için sistemi açtı. Sistemin onlar için belirlediği süre bu sefer tam beş yıldı. Frank’in yaşadığı sevince ortak olacaktım ki, sistem kendini güncellemeye başladı. Beş yılla başlayan süre gitgide kısaldı ve 16 saate kadar düştü. Frank sistemin arıza yaptığını düşünüp, ilişki koçlarına durumun aslını sorduğunda iki kişinin aynı anda bakmaması halinde sürenin kısaldığı gerçeğiyle yüzleşti. Bu andan itibaren her şey tepetaklak gitti ve Frank, Amy’ye yaptığı şeyi itiraf etti. Ardından süreleri doldu ve iki insan ayrıldılar.

Sonra sistem Amy’ye bir mesaj göndererek “ideal eş“ini kendisiyle buluşturacağını söyledi ve o güne kadar yaşadığı flörtlerinden biriyle kısa süre görüşebileceğini belirtti. Amy, hiç düşünmeden Frank’le buluşmak istedi. İkili bir araya geldiğindeyse ikisinin de aklında tek şey vardı; güvenlikleri atlatıp sistem duvarını aşmak ve sonsuza kadar birlikte olmak. Üstelik o duvarın ardında ne olduğunu bile bilmeden. Hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiler ve duvardan tırmanmaya başladılar. Oldukça yukarıya çıkmışlardı ki, bir şey oldu ve her şey siyaha büründü. Finaldeyse seyirci her şeyin bir ilişki simülasyonu olduğunu anladı. Çünkü Amy ve Frank bir mekanda yine bir araya gelmişlerdi.

Bölümü anlattıktan sonra gelelim bu bölümü benim gözümde özel kılan unsurlara. Tamam, mutlu son bir özellik olarak sayılabilir ama tam olarak bu değil. Bölümü benim için özel kılan unsurları tek tek açıklamak istiyorum.

Bir kere “İlk aşk unutulmaz” mottosu verildi seyirciye. Amy ve Frank’in ilk buluşmadan sonra yaşadıkları flörtlerde aradıklarını bulamamaları da bundan kaynaklanıyordu. Her ikisi de çok çekici, çok zeki ya da ne bileyim muhteşem insanlar değillerdi ama aralarında kurulan bağ, onları birbirleri için unutulmaz kılmıştı. Son aşamada Amy’nin hiç düşünmeden Frank’i istemesi de bunu destekler nitelikteydi.

Lenny karakteri sayesinde gördük ki, çok yakışıklı ya da güzel ve klas görünümlü olsanız da bu sizi asla vazgeçilmez yapmıyor. Önemli olan karşınızdaki insana hissettirdiğiniz duygular. Lenny su içtikten sonra çıkardığı sesle bile Amy için çekilmez bir insan olmuştu. Oysa dışarıdan bakıldığında bir çok kadını etkileyebilecek kadar yakışıklı bir erkekti. Demek ki neymiş? Önemli olan iç güzelliği sözü bir klişe değil, gerçeğin ta kendisiymiş.

Bölümde, insanlar sistemin onlara önerdiği kişilerle yine sistemin izin verdiği sürelerle görüşüyorlardı. Size de bir yerlerden tanıdık geldi mi bu? Çevrenizde böyle insanlar var di mi? Önce sizi biriyle tanıştırır, sonra da sizi tanıştırdığı kişiye, tanıştırdığı kişiyi size şikayet eder, araya nifak tohumu eker, gideceğiniz mekandan yiyeceğiniz yemeğe kadar her şeye müdahil olur. Ona durması gereken yeri göstermediğiniz sürece yaşadığınız ilişkiden de istediğiniz tadı alamazsınız.

Bu sistemin ilişki süresi belirleme özelliğine gelirsek, bana verdiği duygu tam olarak mahalle baskısıydı. Birilerinin sizin ilişkinizde söz sahibi olması, mutsuz olsanız bile onay almadan ilişkinizi sonlandıramamanız ya da mutsuz bir evliliği sırf çocuğunuz büyüyene kadar sürdürmeniz gibi. Süre dolana kadar Amy’nin Lenny’nin o ilginç “oh”lamalarına katlanması, süreleri dolduğunda Frank ve Nicola’nın birbirlerinin yüzlerine bile bakmadan ayrılmalarının sebebi başka ne olabilir ki?

Frank’in sistemden Amy’yle kalan zamanlarına baktıktan sonra sürenin gitgide kısalması iki yönlü incelenebilir. Birincisi, yaptıkları anlaşmaya uymadığı için bir nevi cezalandırılma olsa da ikinci ve bence asıl önemli olan, zamana takıldığımız sürece o kaçınılmaz denen sonun daha hızlı geleceği mesajıydı. Günümüz ilişkilerinde de bu böyle. Daha ilişkinin başında bir çoğumuz, ilişkinin sonunu düşünüyoruz. “Evlilik mi olacak, ayrılık mı?” diye düşünürken de yaşamamız gereken asıl duyguları atlıyoruz. Bu açıdan bölümün verdiği en güzel mesajlardan biriydi bu sahne.

Amy ve Frank’in son buluşmada kendilerini izleyen görevlilere rağmen kaçmaya çalışması, devasa boyuttaki duvara düşünmeden tırmanmaya başlamaları ve sonunda başardıklarını görmemiz de yine seyirciye verilen güzel şeylere ulaşmanın zorluğu mesajıydı. Yani Charlie Brooker demiş ki: Gördüğünüz ilk zorluğa boyun eğmek yerine, eğer yaşadığınız şeyin aşk olduğuna inanıyorsanız asla vazgeçmeyin. Ya da ben öyle anlamak istedim, bilemiyorum.

Son olarak da dizinin en başından beri teknolojiyle bir derdi olduğunu biliyoruz ve bu bölümü de boş geçmemişti bu konuda. Hang the dj’de verilen mesaj teknolojiyle hayatımıza giren sosyal medyadan kurulan arkadaşlıkların, ilişkilerin sizi hayatınızın aşkıyla tanıştırabileceği gibi, asla birlikte olmak istemeyeceğiniz kişilerle olmadık ilişkiler yaşamanıza da sebep verebileceği yönündeydi. Bunu en çok Amy’nin yaşadığı günlük ilişkilerde gördük.

Tüm bu unsurları göz önüne aldığımızda bu bölümün en iyi Black mirror bölümlerinden biri olmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Umarım sizler de benimle bu görüşü paylaşıyorsunuzdur. Bölümle ilgili yorumlarınızı bize aşağıdan iletebileceğinizi unutmayın.

86 model. Türk dizilerine aşina, yabancı dizilere hasta bir adam. Vakti olsa izlenmedik yabancı dizi bırakmayacak ama bir gün çok zengin olduğunda evine duvardan duvara led ekran döşetip cips kola eşliğinde bu günlerin acısını çıkaracak. Onun da izlediği ilk dizi tabi ki Alf!

Bir Cevap Yazın

Loading…

Sefiller’in Oyuncu Kadrosu Açıklandı

The X Files’tan iki kötü haber geldi!