, , , ,

Black Mirror: Metalhead | Bir Kutu Peluş Ayı İçin

4. sezonuyla yeniden bizlerle buluşan Black Mirror, önceki sezonlara göre biraz sırıtsa da yine gözümüze girmeyi başardı. Her bölümün konusu, tarzı ve oyuncuları birbirlerinden farklı olduğu için dizi belirli bir çizgide ilerlemiyor ve bölümden bölüme iniş-çıkışlar yaşanabiliyor. Benim için de bahsettiğim bu inişin yaşandığı bölüm Metalhead oldu.

Bölüm elbette tamamen kötü değil zira bir Black Mirror bölümü ne kadar kötü olabilir zaten? Yine derin düşüncelere daldırıyor ve güzel bir hava sunuyor ama diğerlerinde tattığım bölüm boyunca heyecanlandırma durumu bu bölümde yok. Ayrıca bütün bölümü tek bir karakterle devam ettirmek biraz zorlama olmuş gibi geldi çünkü o karakterin de ilginç bir yanı yok. Sonuna kadar her dakikasını acaba nereye varacak diye izledim. Peki bir yere vardı mı? Aslında hem evet hem hayır. Bölümün finalini izlediğiniz an çok çarpıcı geliyor ama o şekilde kalıyor. Sonrasında hakkında düşündüğünüzde bir yerlere varabiliyorsunuz. İnsanlar bomboş ve tehlikeli bir dünyanın içindeler. Oradan biraz olsun kurtulmak, birlikte oldukları çocukları sevindirmek için bir kutu peluş ayının peşine düşüyorlar, hatta hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Durum çok kötü olduğunda insanların tutunacak bir dala ihtiyacı oluyor. Bu dünya için de bahsedilen o dal, çocuklar ve belli ki peluş ayılar.

Her Black Mirror bölümünde olduğu gibi bu bölümde de teknoloji tarafından ele geçirilmişlik var fakat bu bölümdeki teknolojinin kaynağını, geçmişini hatta amacını bile öğrenemedik. Sadece öldürmeye odaklı bir teknoloji var ve sebebi merak uyandırıcı. Bunun yorumu sanırım izleyiciye bırakılmak istenmiş çünkü gerçekten düşünebilecek çok şey, uydurulabilecek çok senaryo var ki uydurmaya ihtiyaç da var çünkü dizi net bir hikaye sunmuyor. Telsiz konuşmaları, ölen gencin arabayı çalıştırma çabaları, bölüm başındaki karakterler konuşmaları… Hiçbiri bir yere varamadı veya bir konuyla alakalı olamadı. Elbette her bölümün net bir konusu olması gerekmez ama bazı sorulara cevap veremeyince izleyici için boşluk yaratıyor. Benim uydurduğum senaryo ise cesedini gördüğümüz adamın bu köpeklerin yaratıcısı olması. Lüks araba ve ev bunu düşündürdü. Cesetlerin tamamen çürümüş olması da ölümlerinin çok uzun zaman önce olduğunu gösteriyor ki bu da köpeklerin dünyayı ele geçirmek için zamana sahip olması demek.

Bölümün her anında atmosfer çok iyiydi. Yıkık dökük mekanlar ve araziler, havanın solgunluğu post apokaliptik dünyayı yansıtmak için çok güzel kullanılmış. Ayrıca bölümün siyah beyaz çekilmesi de bu havaya katkıda bulunmuş ama siyah beyaz çekimin asıl amacı bence köpeklerin de siyah beyaz görüyor olması. Eski korku filmleri havasında çekilmiş sahneler de gerilimi hissettirmek konusunda çok başarılı. Köpeklerin bu kadar detaylı işlenmiş olması bana çok etkileyici geldi. Yine de sonuçta bir yapay zeka ve ağaç sahnesinde gördük ki ölümcül de olsa yapay zeka yenilebilir. Robotlardan birinin bıçak kullanmış olması biraz mantıksız gelse de araba kullanmak, kapı açmak gibi önemli yazılımsal yetenekleri de var. Bu yetenekler şu soruya yol açıyor: Mekanlar, araçlar, nesneler yani bütün dünya bu köpeklerin kullanabilmesi için düzenlenmiş mi? Eğer öyleyse bu robotların başlangıçta hükümet tarafından hayatı kolaylaştırmak amacıyla ortaya çıkarıldığını söyleyebiliriz. Böylece sonradan dünyayı ya da ülkeyi ele geçirme isteği durumunda bu robotlar kolayca hacklenebilir ve kötü amaçlar için de kullanılabilir. Hatta robotların yaratıcısı(gerçekten yaratıcısı o adam ise) bu sebepten intihar etmiş olabilir.

Konunun ve senaryonun düşüklüğü eksiklik olarak değil de düşündürücü olarak görülürse sinematografisi, atmosferi ve müzikleriyle yine etkileyici bir Black Mirror bölümü izledik. Bize yeni bir dünya kuracak kadar yeterli bilgiyi verdi ve sonuyla duygusal etkiler bırakmayı başardı.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Loading…

Netflix’in Yeni Dizisi: ”The Chilling Adventures of Sabrina”

75. Altın Küre Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu!