Sevgi mi Yoksa Kan Bağı mı? | Vikings 5. Sezon 1. Kısım

History’nin sevilen dizisi Vikings 24 Ocak’ta yayınlanan 10. bölümüyle bu sezonunun ilk yarısını tamamladı. Bir anlamda sezon arası veren Vikings’in 10 bölümlük ikinci kısmı 2018’de başlayacak ama kesin tarihi henüz belli değil. Bu sezonu benim için artık klasikleşen bir şekilde karakterler üzerinden incelemeden önce genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Sezona başlarken her ne kadar yeni karakterleri gayet beğensem de Ragnar’sız bir Vikings’in ilerlemesinin zor olacağını düşünüyordum. Maalesef şimdilik bunda haklı çıkmış görünüyorum. Oyunculuklar açısından değil ama özellikle senaryonun ilerleyişi açısından dizi, bana sanki bitse de gitsek diyen zorunlu bir misafiri çağrıştırdı. Bu sezon iyice rahatsız olduğum konuların başında dizide zamanın hızla geçmesi geliyor ki bence artık iyice saçmalamış durumdalar. Bundan kastım sadece deniz yolculuklarının ayrıntılı gösterilmemesi değil. İlk sezonları takip edenler Vikings çıkarmalarının öncesiyle, sonrasıyla ne kadar uzun sürdüğünü bilirler. Şu sıralar her şeyin oldu bittiye getirilmesi, en basitinden bir çırpıda ülke değiştirmeleri bana artık dizinin bitiş çizgisine deli gibi koşmasını anımsatıyor. Eğer verim alınamıyorsa bu harika diziyi ele ayağa düşürmeden bitirmenin en iyisi olacağını düşünüyorum. Düşündüğüm daha detaylı sıkıntılardan karakter analizlerinde bahsedeceğim. Bu sezon dizinin elle tutulur en iyi yanı ise aslında Vikings’in en baştan beri süre gelen bir özelliği, bütün oyuncuların ayrı ayrı çok iyi performanslar sergilemeleri. Bir karakterden ya nefret ediyorsunuz ya da çok seviyorsunuz. Bana göre bu derinliği yaratabilen kadro kalitesi, ki dizinin geleceği açısından biraz ümidim varsa sebebi bundan dolayıdır. Bu yüzden bu sezonu karakterler üzerinden incelemek benim için daha eğlenceli olacak.

Ivar

Gözlerim ne kadar mavi? Her sabah gözlerimin beyazının ne kadar mavi olduğunu sorduğumu hatırlıyor musun? Çünkü çok maviyse kemiğimi kırma tehlikesi vardı. “Ivar’ın gözleri bugün ne kadar mavi?” Kemiğim kırılabilir… Ama sözümü asla bozamam. Lagertha’yı, annemi öldürdüğü için asla affedemem.

Bu sezonun kuşkusuz en öne çıkan karakteri Ivar. Gerek İngiltere’de gerek kendi topraklarında yaptıkları gerçekten takdire şayan. Gerçi onun buralara geleceği belliydi ama yine de kardeşlerini geride bırakıp Viking ordusunun başına geçeceği çoğumuzun aklına gelmezdi diye tahmin ediyorum. Ubbe’nin İngiltere’de gösterdiği vasat performanstan sonra liderliği eline alması ve Harald’la anlaşıp Lagertha’ya savaş açması kesinlikle anlaşılır bir durum. Fakat ona Frank desteğini sağlayarak savaşı şimdilik kazandıran Hvitserk’i aşağılayarak, ona kapıyı göstermesi Ivar’ın taktiksel zekasına hiç yakışmayan anlaşılmaz bir hamleydi.

Hvitserk

Ubbe bana onun sadık köpeğiymişim gibi davrandı. Ben kimsenin köpeği değilim Ivar.

Eminim Hvitserk’in bu sözlerine Ivar’ın verdiği -hem adamlarını hem de izleyenleri güldüren- cevabı hatırlıyorsunuzdur. Bana göre Ivar, Hvitserk’i bu yanıtından sonra kaybetti. Hvitserk, Ubbe’nin yanında değil de Ivar’ın yanında köpeğe dönüştüğünü ilk kez o zaman fark etmeye başladı. Zaten son bölümde samimi bir espri yaptıktan sonra Ivar’ın onu öldürmeye kalkması ve ona karşı olumsuz hislerini açıklaması bence Hvitserk için bardağı taşıran son damla oldu. Pek de iyi olmayan bir sezonun en parlak sahnelerinden birinde gördük ki Hvitserk, Ubbe’ye kılıcını kaldırmadı bile. Kardeşine karşı tam bir teslimiyet içinde olması pişmanlığının açık kanıtı gibiydi. Bakalım Frank desteğinin doğrudan sebebi Hvitserk’in pişmanlığı savaşın gidişatını nasıl etkileyecek.

Ubbe

Onunla evlenmemeliydim. Çok gençtim. Olduğunu sandığım kadın o değil. Öyle hırslı ki… 

Ubbe’nin Margrethe hakkında gerçekleri anlaması beni bayağı rahatlattı. Lagertha’nın tüm iyiliklerini görmezden gelen ve her fırsatta onun kuyusunu kazmaya çalışan Margrethe’in son bölümde iyice akıl sağlığını yitirdiğini gördük. Artık onun Ubbe’nin çevresinde olmasının imkanı yok gibi görünüyor. Gerçi savaşı kazanmalarına rağmen kardeşi Hvitserk’i de yanına alıp Saksonlarla anlaşmaya gitmesi de akıl alır gibi değildi ama yine de artık Margrethe’le işinin bittiğini düşünüyorum. İlk on bölümde hatalarıyla ön plana çıkan Ubbe’nin ilerleyen bölümlere damga vuracağına inanıyorum. Hem tarihi kaynaklarda İngiltere’ye en çok çektiren Viking olduğu için hem de Kahin’in son bölümde söylediklerinden dolayı henüz gerçek Ubbe’yle karşılaşmadığımızı düşünüyorum.

Bjorn

Babamızın hatırına… Babamızın mirasının hatırına… Ve inandığı her şey adına, bunu senden istiyorum Ivar. Halkımızın hayatını riske atma.

Bjorn bu sezon dizide açıkçası beklediğimden çok daha fazla yer aldı. Ben onun yeni yerler keşfettiği yolculuğundan geriye döneceğini tahmin etmiyordum. Maceralarla dolu yolculuğundan döndükten sonra kendisini kardeşleri ve annesi arasındaki bir ölüm kalım savaşı içinde buldu. Belki yolculuğun getirdiği heyecan belki genetik bir olay bilemiyorum ama Kattegat’a gelir gelmez çocuklarının anası Torvi’den ayrılıp Sami kralının görünenin tam tersi çılgın kızına abayı yaktı. Bjorn her ne kadar Torvi’yle anlaşarak ayrıldıysa da, onun Ubbe’yle yakınlaşmasına nasıl bir tepki vereceğini gerçekten çok merak ediyorum.

Lagertha

İhanet konuşmaları yaptığın için seni öldürebilirim ama ihanetten bıktım. Hayatım boyunca ihanete uğradım. Tanıdığım her erkek bana ihanet etti.  Şimdi de kadınların çoğu bana ihanet ediyor. Ne düşünmem gerekiyor? … Margrethe, istiyorsan bana karşı komplo kur ama bana sadık olacak cesareti kendinde bulursan sana kimseye duymadığım kadar saygı duyarım. 

Lagertha hakkında düşüncelerimi paylaşmadan önce Vikings’i bir konuda özellikle tebrik etmek istiyorum. Çünkü şimdiye kadar her sezon nefret edeceğimiz bir karakter ortaya çıkarmayı başardılar. İzleyicinin çoğunun Lagertha’nın başının belası Margrethe’den kazasız belasız bir an önce kurtulmasını beklediğine eminim. Gelelim Lagertha’ya, diziyi takip eden kadın veya erkek kime onu sorsam hepsinin ortak cevabı “Lagertha yaa” oluyor. Kabul etmek gerekir ki efsane bir karakter. Ama onu hiç bu sezon olduğu kadar dengesiz görmemiştim. Kraliçe olmak ona yaramadı gibi. Harald’ı öldürmeyip ona tecavüz etmesi, Heahmund’ı, bir kahin gibi davranarak ileride işlerine yarayacağını düşünüp, savaş meydanında öldürmemesi ve yine Heahmund’la yaşadığı ani gelişen yakınlaşma… Bakalım onun bu dengesiz tavırları ve bana oldukça anlamsız gelen seçimleri koltuğunu korumasına yardımcı olabilecek mi?

Floki

Biliyorum… Bundan sonra olacakları çok iyi biliyorum. Bu, doğru değil. Ben böyle hayal etmemiştim. Ahmak olduğum su götürmez. Bana hep ahmak dediler. Şimdi ispatladım işte. (ardından o harika Floki gülüşü) Tanrıların yüzünü kara çıkardık. İnsanlar gibi davrandık. Daha iyi insanlar olmamız için bize her fırsatı verdiler ama hepimiz başarısız olduk. Yerleşim yerimizi kaosun sarmasını engellemenin tek yolu var. Anlamlı bir kurban vermeliyiz. Bize ikinci şans verecek bir kurban. Burayı kuran benim. Bütün olanların sorumlusu benim. Sorumlu tutulmam gerektiğini şimdi anlıyorum. Dolayısıyla kurban olarak kendimi sunuyorum.

Floki’nin dizi dünyasında bu güne kadar gördüğüm en çılgın karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Şüphesiz bu çılgın karakterin oluşumunun temelinde sıkı sıkıya bağlı olduğu dinsel inanışları bulunuyor. Zaten tüm bu yeni yaşam arayışlarını da bu inançlar körüklüyor. Ama onun hesap etmeyi ihmal ettiği bir gerçek var ki halkından herkes onun inancını aynı seviyede taşımıyor. Onu takip eden insanlar eski dünyevi hayatlarından daha iyisini bulmak için yürüdüler. Fakat daha iyi hayatlar bulmak yerine sıfırdan yeni bir medeniyet kurmak için çalışmaları gerektiğini fark ettiklerinde tabiri caizse su koyuverdiler. Aslında Floki bir ahmak değildi bence daha iyi bir toplum için biraz fazla idealist düşündü hepsi bu. Unutmadan bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Floki’nin keşfinden sonra yaptığı yolculuğundaki mantığı bir türlü kavrayamadım. Mesela tamamıyla tesadüfen ve kendinde olmadan bulduğu bir yerden, hatta öldüğünü sanıp gittiği yerin Asgard (Viking inanışına göre savaş tanrısı Aesir’ın mekanı) olduğunu düşündükten sonra Kattegat’a dönebilmesi benim için gerçekten tam bir muammaydı. Bu konuya hiç değinilmediği için senaristler onun süper bir denizci olduğunu düşünmemizle yetinmemizi istediler herhalde. Bakalım ona en çok inanlardan Aud, hayallerindeki medeniyetin kurulabilmesi için Floki’nin kendisini kurban etmesine izin verecek mi?

Saksonlar

Saksonlara gelince sezonun başında, İngiltere istilası esnasında onları sıkça izlerken savaş Vikinglerin kendi içlerine doğru kaydıkça neredeyse diziden yok oldular. Piskopos Heahmund, benim için tam bir hayal kırıklığı olarak adeta bu sezonun en tutarsız karakterine dönüşürken, gitgide dizideki etkisi azalan Aethelwulf, şansız ölümüyle de diziden ayrılmış oldu. Saksonlar için en büyük gelişme Alfred’in (Alfred the Great) tahta geçişi oldu üstelik abisi Aethelred’in kendi isteğiyle çekilmesiyle taht oyunlarına gerek kalmadan tacı giydi.

Vikings sezon başında “Kim yükselecek?” sorusuyla karşımıza çıkmıştı. Bana göre on bölümlük ilk kısmın bitiminde buna bir soru daha eklendi. Kan bağı mı yoksa sevgi mi? Örneğin Ivar, annesine olan sevgisini neden gösterip kardeşlerini katletmeyi göze almış durumda. Hvitserk yollarını ayırdığı Ubbe’ye sevgisinden savaş meydanında bile ona el kaldırmak istemedi. Bjorn babasına duyduğu sevgiyle, kendisini ve halkını hiçe sayan kardeşlerini son ana kadar barışa ikna etmeye çalıştı. Halfdan, hayatını borçlu olduğu dostu Bjorn’un yanında yer alıp kardeşi Harald’ın karşına geçerken, Harald kral olma sevdasıyla çekinmeden kardeşinin katili olabildi. Kan bağı mı yoksa sevgi mi? Vikings’in cevabı belli gibi sizinki nasıl?

Son bir şey daha, Rollo kime karşı savaştığını bilmeden eski evine dönüyor. Savaşın bir zamanlar aşık olduğu Lagertha’ya karşı yapıldığını öğrenince tavrı ne olacak çok merak ediyorum.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Happy! İkinci Sezon Onayı Aldı

Sonraki Yazı

Netflix’in Yeni Filmi Sessiz Kahraman’ın (Mute) Resmi Fragmanı ve Afişi Yayınlandı!