Philip K. Dick’s Electric Dreams | Real Life – 5. Bölüm İncelemesi

Philip K. Dick’in kısa hikayelerinden uyarlanan Electric Dreams’in 5. bölüm incelemesiyle karşınızdayız. 4. bölümde biraz düşüş yaşasa da dizi 5. bölümünde kendine gelmeyi başarmış. Her bölüm farklı bir distopyanın işlendiği bilim-kurgu dizisinde bu kez de “tatil” denilen bir teknoloji var. Bölüm boyunca iki farklı(?) karakterin bu teknolojiyi kullanmasından doğan iki farklı hikayeyi hatta iki farklı gerçekliği izliyoruz.

Önce tatil dediğimiz bu teknolojiyi açıklayalım. Tatil, kullanıcısına başka bir hayat sunuyor. Dizide anlatıldığı gibi; insan rüyasında tam olarak kendisi olamıyor. Tatil ise olmasını sağlıyor, insanın gerçekliğini kabul ettiği başka kuralları olan bir dünyayı tecrübe etmesine olanak sağlıyor. Rüyalar nasıl kendi bilinçaltımıza ve düşünce yapımıza göre şekilleniyorsa tatilde de aynısı oluyor. Tabii ki rüyalarımız gibi süreli değil ve kullanıcı özgür.

Uçan arabaların olduğu uzak bir gelecekte polis olan Sarah’la tanışıyoruz. Kendisi yakın zamanda yaşanan, polis arkadaşlarını kaybettiği bir hadiseden çok etkilenmiş ve yıkılmış durumda. Dikkati dağılmış, kafasını hiçbir şeye veremiyor ve başından geçen olayı kafasında tekrar tekrar yaşıyor. Sevgilisi Katie’nin ona bu tatil denilen teknolojiyi önermesiyle ihtiyacı olan şeyin ara vermek olduğuna karar veriyor ve “tatile çıkmayı” kabul ediyor. Black Mirror’ın Arkangel bölümünde gördüğümüze benzer bir implant Sarah’nın şakağına takılınca her şey hazır oluyor ve alternatif hayatına doğru yola çıkıyor. Oldukça kısa süren yolculuğu sonunda kendini ağır bir aksiyonun içinde, karısının katilini bulmaya çalışan George isimli bir adamın vücudunda buluyor. Yine çok kısa süre sonra -parmağının kesilme tehlikesini bile yaşadıktan sonra- da tatilinin geldiği yaşamdan çok daha eski bir zamanda geçtiğini bir arabaya bindiği an, arabayı süremeyince farkediyor. George şirketi olan zengin ve güçlü bir adam. Geceleri de karısının katilini arayan adeta bir Bruce Wayne.

Tatildeki yaşamından dönüşünde, ki bunu zamanın teknolojisi sanal gerçeklik gözlüğüyle yapıyor, Sarah’nın aklı allak bullak oluyor çünkü George’un ölen karısı asıl hayatındaki sevgilisi Katie ve karısını öldüren kişi de polis arkadaşlarını öldürenin ta kendisi: Colin. Bu ayrıntılar bence çok can alıcıydı ama bundan sonra olanlar daha ilginç. Sarah hayatını düşünüyor ve gerçekliğini sorgulamaya başlıyor. Gerçek olmak için fazla mükemmel bir hayatının olduğunu, yaşadıklarının başka birinin fantezisi yani tatili olduğunu düşünüyor. Uçan arabalar, daima kendisiyle sevişmek isteyen sevgilisi… Gerçekten de bilim kurgu hastası birinin fantezisine benziyor diyebiliriz.

Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, George Sarah’nın yaşamına dönmek için sanal gerçeklik gözlüğü takınca tatil içinde tatil olacak sandım. Inception gibi bir şey olacaktı yani ama iyi ki olmadı, her şeyi daha da karmaşıklaştırırdı. Bu gerçekleşmeyince aklıma gelen sonraki şey ikisinin birbirinin “tatili” olduğuydu ama bu da olmadı. Önceki yazımda da dediğim gibi Philip K. Dick fırsatları kaçırıyor, hayal gücümün onunkinden daha geniş(!) olduğunu söyleyebillir miyiz?

Bu sahneden sonra gelen her sahnede “Hangisi gerçeklik?” sorusunu bir türlü aklımdan çıkaramadan her ikisine de şüpheyle yaklaştım. İki yaşam için de geçerli sebepler var ama izleyicinin kendi başına karar vermesi çok zor ki bunu izleyiciye bırakmamışlar zaten. Bölüm boyunca hangisinin gerçek olduğuna dair düşünceleriniz değişip duruyor. Oyunculuklar da gayet başarılı olunca dizi aşırı sürükleyici bir hal alıyor. Bu oyunculuk başarısı, en azından benim için, önceki bölümlerde bu kadar yoktu.

Bölüm bazı ayrıntıları ustaca kullanmış, zaten tam da bu yüzden Sarah’nın yaşamının gerçekliğinden şüphe duyuyorsunuz. Mesela Sarah’nın ortağı ikinci kez patatese parmak diyince Sarah ürperir gibi oldu çünkü tatilde Colin, George’un parmağını kesip kendisine yedirmekle tehdit etmişti. Peki bu ürperme George’un yaşadığı olayın bilinçaltına yani tatiline yansıması olabilir mi? Buna ek olarak Sarah’ya yemeklerin tatsız gelmesi ve kendini hala tatildeki yaşamda hissetmesinden dolayı asıl yaşamından şüphe duyuyorsunuz. Ayrıca bunun tam tersini gösteren ayrıntılar da mevcut. Ne zaman George’un hayatını görsek onu hep bir toplantıda ya da toplum içinde, bir şeyle meşgulken görüyoruz. Bir anda olaya atılıyoruz yani. Sarah’nınkine ise tam tersine hep uykudan uyanırken ya da bilinçsizken dahil oluyoruz.

George “Neler olduğunu biliyorum.” dediğinde anında asıl yaşamın George’un yaşamı olduğuna ikna oldum. Katie’nin bahsettiği Sarah’nın sahip olduğu suçluluk duygusu onu mükemmel yaşam yerine derin bir acısının bulunduğu diğer gerçekliği seçmeye itti. Sarah, sonsuza kadar mutlu olmanın imkansız olduğu için George’un hayatını seçti ve kendini o fantezi dünyasına hapsetti. Bölümün sonunda öldü olarak gösterildi ama bu bana biraz saçma geldi. Tatile gittiğinde asıl dünyasında bilinçsiz, komada gibi yaşıyordu. Tatilinde hapsolmuş olsa bile asıl yaşamında bitkisel hayatta olması daha mantıklı olurdu sanki.

Sonuç olarak Sarah’nın hayatının asıl gerçeklik olduğunu gördük. Burda da “Neler olduğunu biliyorum.” repliğinden dolayı beklentimin tersi gerçekleşti ve dizinin ilk kez yaptığı ters köşe fazlaca hoşuma gitti.

Salih Çiftçi

Çizgi roman, dizi, basketbol, oyun.

Önceki Yazı

Ocak Ayının En Çok Konuşulan Kanal ve Dizileri Belli Oldu

Sonraki Yazı

Endeavour | İngilizlerin En İyi Yaptığı İki Şeyden Biri