Mart ayı yayın hayatına başlayan diziler açısından Eylül ayını aratmıyor. Son dönemde çok sayıda dizi ekranlardaki yerlerini aldı, bir o kadarı da yayına girmek için gün sayıyor. Bunlardan birisi de geçtiğimiz Pazartesi akşamı ATV’de başlayan 8. Gün. Ay Yapım’ın hazırladığı, yönetmenliğini Çağrı Lostuvalı ve Ender Mıhlar’ın yaptığı dizinin senaristleri Toprak Karaoğlu, Savaş Korkmaz ve Seda Çalışır. Dizinin müzikleri de Toygar Işıklı’ya emanet. Yayınlandığı akşam vaktim olmadığı için dün gece izlediğim yeni dizi hakkındaki düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istedim.

Kimler Oynuyor?

Dizinin baş rollerini son olarak Hayat Şarkısı‘nda izlediğimiz Burcu Biricik (Bahar) ve son dönemde sadece oyunculuğuyla değil yazdığı senaryolarla da adından söz ettiren Buğra Gülsoy (Ozan) paylaşıyor. Bu ikiliye uzun süredir ekranlarda görmediğimiz Ceyda Düvenci (Şehnaz), Musa Uzunlar (Hayati), Yiğit Kirazcı (Ahmet), Cem Davran (Aziz), Gökçe Yanardağ (Sevda) ve Hakan Kurtaş (Kudret) gibi oyuncular eşlik ediyor.

Oyuncu kadrosundan bahsetmişken dizide izlediğim hiçbir oyunculuğun gözümü tırmalamadığını, hatta bu konuda üst düzey bir iş izlediğimi söylemeden geçemeyeceğim. Herkes rolünü hakkını vererek oynamış, karakterini benimsemişti. İlk bölümden bu enerjiyi verebilmek benim açımdan takdir edilmesi gereken bir durum.

Yazının bu kısımdan sonrası bölüm hakkında kısmi spoiler içermektedir. 

Konusu Neymiş? 

Dizi, basitçe hayatı bir günde alt üst olan genç bir kadının hayatını konu alıyor. Böyle bakıldığında çok klişe gibi görünüyor olabilir ama hikayenin özü bundan ibaret. Zaten diziyle ilgili benim ilgimi çeken asıl neden de bu. Çünkü aslolan özü bu kadar basit olan bir şeyi olay örgüsüyle ne kadar süsleyebildiğinizdir ve 8. Gün bunu başarmış durumda.

Bahar, eşi Ahmet ve bir yazılım şirketinde mühendis olarak çalışan annesi Şehnaz’dan oluşan küçük ama varlıklı bir hayata sahip genç bir kadındır. Eşiyle mutlu giden evlilikleri yakında bir bebekle daha da mutlu bir hale gelecektir.

Şehnaz, çalıştığı şirkette uzun yıllar üzerinde çalışıp yerli bir savaş uçağı yazılımı geliştirmiştir ve bununla ilgili çok yakın zamanda Ankara’da bir görüşmesi vardır. Ancak bu yazılıma birileri sızmış ve tüm verileri değiştirmiştir. Bunu fark ettiğinde yazılımı silmek zorunda kalmış ama gerekli bilgilerin olduğu bir kriptosu vardır.

Ozan, karanlık işler yapan ama bundan mutlu olmayan zeki bir adam, Hayati de eskiden karanlık işlere bulaşmış ama artık inzivaya çekilmiş birisidir.

Bahar’ın bir günde yıkılan mutlu dünyasına ilk darbe doğum gününde, eşine hamile olduğu haberini verirken geldi. Annesi Şehnaz bir uçak kazası geçirdi ve uçaktaki herkesle birlikte hayatını kaybetti. Bunun şokunu daha atlatamadan Ozan, Kudret ve birkaç kişi daha yüzleri maskeli bir halde evlerini bastı ve Bahar’dan annesinin kendisine verdiğini iddia ettikleri kriptoyu istediler. Her şeyden habersiz olan Bahar o gece kocasının kaçışıyla bir darbe daha aldı. Hemen ardından da Ozan’ın bir adamı tarafından vuruldu ve bebeğini kaybetti. Hastaneden çıktıktan sonra annesinin başına gelenleri araştırmaya karar verdiğindeyse evini basan kişilerin hala peşinde olduğunu öğrendi.

Ne Umdum, Ne Buldum?

Dizinin hem oyuncu kadrosu hem yapım ekibi diziye ilgi duymam için önemli etkenlerdi. Yayınlanan tanıtımlar da bu ilgimi perçinledi. Dizinin genel hikayesi anlatılırken Aselsan’da meydana gelen mühendis ölümlerinin de ön planda tutulacağını öğrendiğimdeyse diziyi izlememek için hiçbir sebebim kalmamıştı.

Diziyi izlerken yazımın başında da dediğim gibi oyunculukların gerçekçiliği beni çok etkiledi. Senaryo ekibi işin kurgu kısmını hakkını vererek yapmıştı ama yer yer bazı mantık hataları da yok değildi. Diziyle ilgili en büyük sıkıntımsa işin reji kısmında oldu. Bu belki de yönetmenlerden biri olan Lostuvalı’nın Poyraz Karayel‘de beni çok etkileyen bir iş yapmış olmasından kaynaklandı bilemiyorum ama izlediğim resimler beni çok tatmin etmedi. Yüz ifadelerine odaklanılmış bir ilk bölüm izlemek çok çarpıcı sahneler dışında beni bir miktar yordu. Ancak bazı yerlerde de öyle bir gerildim ki bilgisayar ekranıyla yüzüm arasında bir karıştan az bir mesafe kalmış, ellerimi göğsüme bastırmış halde buldum kendimi.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor?

Diziyle ilgili genel olarak olumlu eleştiriler okudum. Tabii ki bunda Buğra Gülsoy ve Burcu Biricik severlerin de etkisi büyük. Ancak tanıtım çalışmasını Aselsan’daki ölümler üzerine yapmış bir dizinin bu konuyu ilk bölümde şöyle bir gösterip geçmiş olmasına ciddi tepkiler vardı. Açıkçası bu konudaki eleştirilere ben de katılıyorum. Evet, Ceyda Düvenci’nin oynadığı Şehnaz, ilk bölümden diziye veda edecek cinsten bir karakter değil ama en azından bu yazılımın yapımında çalışan ekipten birinin öldürülmesi ve intihar süsü verilmesi dizinin dikkat çekmesi açısından ciddi bir atılım olabilirdi.

Ahmet karakterinin bölümün başındaki sempatik hallerinden sonra yaptığı korkaklık diziyi izleyenleri ciddi anlamda kızdırdı. Hayati’nin her duruma ayak uydurabilen halleriyle ilgili yapılan yorumlarsa oldukça keyifliydi. Musa Uzunlar’ın Bahri Baba’dan sonra böyle bir karakterle dönüşü bizler için ters köşe oldu.

Burcu Biricik’in annesinin ölüm haberini alan Bahar performansıysa bölümün en dikkat çeken olayıydı. Bahar’ın ilk andaki tepkisi ve sonrasında bunun gerçek olmadığına inanışı gerçekten çok etkileyiciydi.

Kimler Bu Diziyi İzlemeli?

Dizi öldüreceği kadına aşık olan bir adamın hikayesiyle yine bir Ay Yapım dizisi olan Cesur ve Güzel ve aynı gün yayınlanan rakibi Siyah Beyaz Aşk‘la bu açıdan benzerlikler gösteriyor. Bu sebeple drama severlere hitap edeceğini düşünüyorum. Diğer yandan barındırdığı gerilim ve gizem unsurlarıyla da benzerlerinden ayrılıyor.

Ben Beğendim Çünkü…

Bir defa Ceyda Düvenci’yi izlemeyi özlemişim. Öte yandan dizinin sahip olduğu ana tema gelişime çok açık. Bölümler ilerledikçe açılabilecek çok hikaye var. Mesela Ozan ve Hayati’nin hikayelerini merak ediyorum. Adı geçen şirketten ve Şehnaz’dan da çıkması muhtemel oyunlar var. Çünkü Şehnaz’ın önünde şu an iki yol var; Ya vatanı için kendisini ve tüm sevdiklerini feda edecek ya da bu korkuya yenilip bir haine dönüşecek.

Dizinin ilk bölüm reytingleri çok kötü geldi. Karşısında Çukur ve Söz gibi güçlü rakipler varken büyük bir başarı beklemiyordum ama 3.00 civarındaki reytinglerle ekran ömrü ne kadar sürer bilemiyorum. Yine de ilk bölüm sonuçları kötü gelse de sonradan yükselen örnekler olduğu için umudumu kaybetmek istemiyorum. Belki Kanatsız Kuşlar‘la gün değişikliği reytingler açısından bir çözüm olabilir. Tüm ekibin emeklerine sağlık. Umarım ikinci bölüm itibariyle reytinglerde yükseliş gösterir ve ekran ömrü uzun olur.