İnternet üzerinden yayın yapan Puhu Tv’nin son bombası Şahsiyet dün akşam ilk üç bölümüyle izleyiciye sunuldu. Her ne kadar son zamanlarda RTÜK’ün internet yayınlarına da müdahil olmasıyla sansür konusu çok tatsız yerlere gitse de tamamen ele geçirilmemiş bir sistemin son yapımlarından biri olan diziyi duyurulduğu günden beri çok merak ediyordum. Bu yüzden Cumartesi akşamı Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin hemen ardından dizinin iki bölümünü izledim. Üçüncü bölümünü de bugün izledikten sonra dizi hakkındaki düşüncelerimi sizlere aktarmak istedim.

Ay Yapım’ın hazırladığı dizinin senaryosunu etkileyici kitapları sebebiyle çok sevdiğim bir yazar olan Hakan Günday yazıyor. Zaten diziyle ilgili dikkatimi çeken ilk detay Günday olmuştu. Yönetmen olarak da Hakan Günday’ın Daha adlı kitabının sinema uyarlamasının da yönetmeni olan Onur Saylak yapımdaki yerini almış. Açıkçası bu ikilinin filmden sonra tekrar bir araya gelmiş olması bana göre büyük şans. Sanırım diziden sonra da bu ortaklık devam edecektir. Çünkü belli ki aralarındaki kimya tutmuş.

Kimler Oynuyor?

Dizinin başrollerinde daha önce Ezel‘de de birlikte rol almış olan Haluk Bilginer (Agah) ve Cansu Dere (Nevra) yer alıyor. Haluk Bilginer’in senelere dayanan usta oyunculuğuna diyecek lafımız yok elbette. Kaldı ki Şahsiyet‘te de yine ustalığını konuşturmuş. Cansu Dere’ye gelince; mankenlikten modelliğe geçiş yapan çoğu meslektaşının aksine, popülerliğini kullanmak yerine oyunculuğu hakkını vererek yapmak istediği o kadar belli ki emeğinin karşısında saygı duymamak imkansız.

Dizide Haluk Bilginer ve Cansu Dere’ye Metin Akdülger (Ateş), Şebnem Bozoklu (Zuhal), Necip Memili (Tolga), Recep Usta (Deva), İbrahim Selim (Sefa), Fırat Topkorur (Firuz), Ayhan Kavas (Gürkan), Şenay Gürler (Nükhet) ve Nevra’nın annesini canlandıran Müjde Ar eşlik ediyor.

Jenerikte Hüseyin Avni Danyal ismini de görmemize rağmen üç bölüm boyunca kendisini görmedik. Aslına bakarsanız dizinin önemli karakterlerinden Ateş’i ikinci bölümde, Müjde Ar’ı da üçüncü bölümün sonunda görebildik. İsmini halen bilmiyoruz ama kızıyla arasının iyi olmadığını o kısacık sahnede anladık.

Diziye konuk oyuncu olarak katılan Hümeyra’yı da es geçmemek lazım. Öyle güzel yaşlanmış ve unutmuş ki her şeyi keşke konuk oyuncu olarak kalmasa diye geçirdim içimden.

Konusu Neymiş?

Adliyedeki memurluk görevinden emekli Agah, henüz bilmediğimiz bir sebeple emekli bir hakimi iki defa öldürmek istemiş ama bunu başaramamıştır. Günümüze geldiğimizdeyse doktorundan alzheimer hastası olduğunu öğrenir. Hastalığının henüz başında olmasına rağmen ilerleyen süreçte unutkanlığının artacağını, bir süre sonra hiç kendisinde olmayacağını anlar. Eşi ölmüş olan Agah’ın kızı Zuhal ve torunu Deva Avustralya’da yaşamaktadır ve ona bakacak kimsesi yoktur. Bu hastalık nedeniyle hayatına dair her şeyi unutacağı için üzülen Agah aklına gelen fikirle tekrar hayata tutunur. O fikir, uzun zamandır öldürmek istediği hakimi ve işledikleri suç karşısında yetersiz ceza aldığını düşündüğü eski mahkumları öldürmektir. Nasılsa her şeyi unutacaktır.

Nevra, İstanbul Emniyet Müdürlüğü cinayet bürosunda çalışan tek kadındır. Özel yaşamında mutlu olamamış olan Nevra, iş ortamında da çalışma arkadaşlarının ona uyguladığı psikolojik baskı nedeniyle yine mutsuzdur. Babası emekli bir emniyet mensubudur ve çalıştığı birimdeki herkes Nevra’nın babası sayesinde bu birimde yer bulduğunu düşünmektedir.

Nevra bu duruma daha fazla dayanamayacağını düşünüp istifasını vermişken Agah’ın işlediği ilk cinayeti sonrası kendisine bir mesaj bırakması işleri değiştirir. Şimdi Nevra’nın bu katili bir an önce bulması ve adını temize çıkarması gerekmektedir. Bunun için gazeteciliğin yanından DJ’lik de yapan Ateş’ten yardım alacaktır.

Ne Umdum, Ne Buldum?

Yazımın başında da değindiğim gibi Ay Yapım-Hakan Günday-Onur Saylak üçgeni daha en başından projeyle ilgili heyecan duymamı sağlamıştı. Ardından oyuncu kadrosu şekillenmeye başladı ve Haluk Bilginer’in bir seri katili canlandıracağı açıklandı. Haluk Bilginer’in böyle bir karakteri canlandırmasını çok uzun zamandır istiyordum ve bu isteğimin gerçek olması kendi adıma muhteşem bir durumdu. Sonra, işin içinde proje seçimlerinde titiz davranan Cansu Dere, hem komedide hem de dramada başarılı oyuncular Şebnem Bozoklu ve Necip Memili, her rolüyle izleyeni kendisine inandıran genç oyuncu Metin Akdülger  ve uzun süredir dizilerden uzak kalmış Müjde Ar vardı. Kadro benim için tamamdı anlayacağınız. Eh, konu da ilgi çekici olunca dizi daha başlamadan aklıma kazınmıştı.

Ardından Puhu TV dizinin jeneriğinin bir kısmını paylaştı ve şimdiye kadar Türk dizileri içinde beni en etkileyen ikinci jeneriği izledim. İlki zamansız finaliyle beni kahreden Uçurum‘a ait ama konumuz bu olmadığı için uzunca anlatmayacağım.

Ne bulduğuma gelirsek; ilk bölüm beklentilerimi tam anlamıyla karşıladı diyemem. Bu belki benden kaynaklanan bir şey olabilir ama ilk bölümde dizinin asıl konuya bir türlü giremediğini düşündüm. Yanlış anlamayın, bölüm kötü değildi. Oyunculuklar, diyaloglar, reji çok iyi bir iş çıkarmıştı ama konu açılamadı bir türlü. İlk bölüm bittiğinde düşündüğüm ilk şey Onur Saylak’ın kısa filmlerdeki başarısını önce Daha, şimdi de Şahsiyet‘le taçlandırdığıydı. Sanki bir dizi değil de sinema filmi izlemişim gibi bir hisse kapıldım.

Şahsiyet asıl derdini ikinci bölümüyle anlatmaya başladı ve beni kendisine bağladı. Üçüncü bölümü izledikten sonraysa bu dizinin izlediğim en iyi Türk dizilerinden biri olduğuna karar verdim. Dizi aceleci davranmayan bir hıza sahip ama bunu yaparken izleyeni sıkmıyor. En azından ben böyle düşünüyorum.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor?

Dizi için yapılan yorumların çok büyük kısmı olumlu yönde. Hemen hemen herkes tatmin olmuş izlediği işten. Haluk Bilginer’in canlandırdığı Agah karakteri daha şimdiden fenomen olmuş durumda. Tabii her zaman olduğu gibi Cansu Dere’nin oyunculuğunu yerden yere vuranlar var. Bir de dizinin jenerik müziğini Stranger Things‘in müziğine benzetenler oldu ki bu konuda ben de böyle düşünüyorum. Stranger Things‘i hiç izlemedim ama yazar grubundan bir arkadaşımın uyarısıyla jeneriği dinlediğimde ben de bu hisse kapıldım. Yine de bu yapılan işin başarısını gölgelemiyor.

Kimler Bu Diziyi İzlemeli?

Dizinin konusunu ilk duyduğumda Breaking Bad‘i çağrıştırdı bana. İzleyenler bilir dizinin baş karakteri Walter White kanser olduğunu ve iyileşme şansının çok az olduğunu öğrendiğinde kendisinden sonra ailesi maddi sıkıntı çekmesin diye uyuşturucu işine girmiş ve resmen bambaşka bir karaktere bürünmüştü zaman içinde. İşte Agah da aynı bu kafada. Alzheimer oldu ve yakında hiçbir şey hatırlamayacağı için seri katil olmakta bir sakınca görmedi. İki karakterin düşüncesi arasındaki tek fark Walter yaptığı şeyin kötü olduğunun farkındayken, Agah kendince bir adalet sağlıyor.

Dizinin genel havasına baktığımızda Fargo, Hannibal, Bates Motel ve True Detective’in o karanlık ortamını, hikaye akışını sevenlerin Şahsiyet‘i de seveceğini düşünüyorum. Özellikle Nevra’nın bir sahnesinde Hannibal izlediğinizi düşünebilirsiniz.

Ben Beğendim Çünkü…

Dizi her anlamda beklentilerimi karşıladı hatta üzerine bile çıktı. Türkiye’de iyi polisiye dizisi bulmak oldukça zor ve bana kalırsa Şahsiyet bu konudaki boşluğu hakkıyla doldurmuş. Her sahneyi açık açık vermek yerine izleyicinin hayal gücüne bırakma işi bazı insanlar tarafından onaylanmasa da ben böyle şeyleri seven biri olarak bu durumdan memnunum.

İlk sezonu onüç bölüm olarak planlanan dizi eğer istenen izlenme oranlarına ulaşırsa -ki bence bunu çok rahat yapacak- ikinci sezonu da çekilecek. Tüm ekibin emeklerine sağlık.