MF Yapım’ın hazırladığı Show TV’nin yeni dizisi Tehlikeli Karım geçtiğimiz Pazar akşamı ilk bölümüyle ekranlardaki yerini aldı. My Dangerous Wife adlı yapımdan uyarlanan dizinin senaristleri Nalan Merter Savaş ve Vilmer Özçınar. Yönetmenliğini Çağrı Bayrak’ın yaptığı dizinin ilk bölümü reytinglerde beklentiyi karşılayamadı. Total ve ABC izleyici gruplarında onüçüncü olan dizi AB izleyici grubundaysa onuncu olabildi.

Kimler Oynuyor?

Dizinin kadrosunda Gonca Vuslateri (Derin), Seçkin Özdemir (Alper), Mustafa Üstündağ (Fırat), Bige Önal (Seda), Erdem Akakçe (Yaman), Bihter Dinçel (Hande), Ceren Soylu (Ferda), Fatih Dönmez (Kıvanç), Emine Şans Umar (Lütfiye), Mert Aydın (Çınar), Nilay Erdönmez (İpek) ve Hakan Atalay (Şahin) yer alıyor.

Dizinin ana karakterleri Derin ve Alper için Gonca Vuslateri ve Seçkin Özdemir isimleri öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Hani bir dizi çekecek olsam Gonca Vuslateri ya da Seçkin Özdemir’i ana karakter olarak düşünebilirdim ama ikisini bir arada oynatmayı aklımın ucundan bile geçirmezdim.

Konusu Neymiş?

İlk bölümde birkaç sene önce büyük bir aşkla evlenen Derin ve Alper’in zamanla değişen ilişkilerinin Alper’in ihanetiyle bir intikam oyununa devşirilmesini izledik.

Derin, aileden zengin bir kadındı. Ailesinden kendisine yüklü miktarda bir servet kalmıştı ve varını yoğunu çok sevdiği eşi Alper için feda edebilirdi. Hatta elindeki paranın bir kısmını etmişti de. Büyük bir ev almışlardı, Alper birçok iş batırmıştı, şu an işlettiği kafe de batmak üzereydi. Yurt dışında yaşayan kız kardeşiyle çok görüşmeyen Derin, eşi Alper’in ailesine çok düşkündü. Gonca Vuslateri’nin hayat verdiği Derin’in tek kötü yanı kontrol hastası olmasıydı.

Alper, kıt kanaat geçinen ailesiyle bağları çok sıkı olmayan, zamanında çok severek evlendiği eşi Derin’e olan aşkını yitirmiş, eşiyle sadece maddiyat için birlikte olan, ortağı Seda’yla kendisine başka bir hayat daha kurmuş ve işlettiği kafenin batmaması için eşinin çekeceği krediye ihtiyacı olan genç bir adamdı.

Derin eşinin kendisini aldattığını öğrenince gururu o kadar kırıldı ki birçok kadının yapmadığı bir şeyi yaptı ve eşine hayatının dersini vermeye karar verdi. Bütün planını en ince ayrıntısına kadar hazırladı ve bu planda eşinin sevgilisi Seda’yı da harcamaktan çekinmedi.

Ne Umdum, Ne Buldum?

Dizinin ilk fragmanını izlediğimde o kadar boş geldi ki, nasıl bir dizi olacağını kestiremedim. Hatta yazar arkadaşlarla konuştuğumuzda keşke hiç uyarlanmasaydı diye düşündük. Sonra ikinci fragman yayınlandı ve Gonca Vuslateri’nin aldatılmanın bir kadına hissettirdiklerini dinledik. Açıkçası dizinin bu tanıtımı benim merak duygumu harekete geçirdi. Yine de diziden bir beklentim yoktu.

İlk bölümde ne bulduğuma geleyim. Gonca Vuslateri yine oyunculuğuyla beni şaşırtmadı. Derin karakterini içine sindirerek oynamış. Onun o düzen takıntılı hallerine ne kadar sinir olduysam, acı çektiği hallerine de içim yandı. Seçkin Özdemir oyunculuğunu yetersiz bulduğum biri olsa da Alper karakterini izlerken yadırgadığımı söyleyemem. Sadece o çaresizlik anlarında, bağırdığı sahnelerde yine olmamıştı. Biri beni suçum olmayan bir konuda herkesin gözü önünde yaka paça gözaltına alacak olsa bağırırken boğazım yırtılır, normali budur. Seçkin Özdemir bunu bir türlü yapamıyor.

Diğer yandan hareketli bir bölüm izlememe rağmen bölümün sonunda ikinci bölümden itibaren ne olacağını merak etmedim. Derin aldatıldığını öğrendi, sevgilisiyle birlik olup kendisini öldürme planları yapan Alper’e bir oyun oynadı ve sonunda çıktı ortaya. Alper, Derin’e ne kadar aşık olduğunu anladı, bu da tamam. E, sonra? Bundan sonra mutlu, mesut yaşayacaklarsa ben almayayım. Yok başka bir şey olacaksa bakarız.

Yalnız dizide beni inanılmaz rahatsız eden bir sahne vardı. Derin’in eşine göndermek için tırnağını çektiği sahneden bahsediyorum. Tamam, bir mesaj vermek istediler diyelim ve bir kadının istediği şey için yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını gösterdiler. En azından o sahneyi izlemeseydik. İnsanlar o mesajın yanında sapasağlam tırnağı koparmanın çok da zor bir iş olduğu mesajını da almasaydı. Ufak bir detay ama izlerken benim içim kalktı.

Bu sahne dışında bölümün hemen başlarında Seda’nın Alper’e söylediği “Bu ülkeden neler unutuldu, Derin mi unutulmayacak?” göndermesi çok zekiceydi.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor?

Dizi için Twitter ve Ekşisözlük’te yaptığım incelemeye göre beğenilmiş olduğunu söyleyebilirim. Gonca Vuslateri’nin Anne dizisindeki Şule rolünden sonra bu karakterle dönmüş olması seyirciyi şaşırtmış. Diziyi Gone Girl’e benzetenlerin sayısı da oldukça fazlaydı. Mustafa Üstündağ’ın oyunculuğu da yine beğenilen bir detaydı.

Dizideki bazı mantık hatalarıysa kurguyla ilgili sıkıntıları açığa çıkarmış. Bunlardan biri Alper’in telefonunu Fırat’a verirken kilidini açması ve bütün gece Fırat’ın telefonu kullanmak için bir daha Alper’e ihtiyaç duymamasıydı. Polisin Derin’in böyle bir plan yapmış olmasına hiç ihtimal vermemesi de bu konuya örnek olabilir.

Kimler Bu Diziyi İzlemeli?

Dizinin türünün ne olduğunu tam olarak kavrayamadım. İlk bölümde bir drama izledik ama ikinci bölümden sonra romantik komediye de, komediye de kayabilecek bir havası var. Ancak Gone Girl’e benzerliği su götürmez bir gerçek. Bunun dışında dizinin türünü belirlemesine göre izleyip izlemeyeceğinize daha doğru karar verebilirsiniz.

Ben Kararsızım Çünkü…

Dizi beklediğim gibi kötü çıkmadı ama çok da tatmin etmedi. Gonca Vuslateri, Bige Önal ve Mustafa Üstündağ’ın performanslarından memnun kalsam da Seçkin Özdemir’i yine yetersiz bulduğumu belirteyim. Dizinin türünü ilk bölümde belirtememiş olması izleyip izlememek konusunda kararsız kalmama sebep oldu. Ancak fırsat bulursam birkaç bölümünü daha izleyip sonrasına öyle karar vereceğim. Tüm ekibin emeklerine sağlık, yolları açık olsun.