Birlikte Yaşlandığımız Diziler

Yabancı dizi tartışmalarında en hararetli konu başlıklarından biri de bir türlü final yapmayan dizilerdir. Bazı istisnalar hariç ben de çoğu zaman “bu kadarı da fazla” dediğim uzun soluklu dizilere denk gelmişimdir. Ama yine de bu yazıyı hazırlamadan önce 13 sezonluk bir diziyi çok uzun zannettiğimi itiraf etmem gerek. Fakat öğrendiklerimden sonra şimdi 12-13 sezon bana uzun olsa da normal gelmeye başladı.

Yazıyı hazırlamamı sağlayan ilk sebep gerçekten uzun soluklu dizilerin hangileri olduğu ve bunların ne kadar süredir yabancı dizi dünyasını meşgul ettiğini merak etmemdi. Bir de yakın zaman önce bir arkadaşım benden uzun sezonlu diziler için tavsiye istemişti. Nedenini sorduğumda “bana 4-5 sezonluk değil özlediğimde açıp yeni bir bölümünü izleyebileceğim diziler lazım” dedi. Ben doğal olarak aşağıdaki örneklerden habersiz kendisine 8-12 sezonluk dizilerden tavsiyeler verdim. Yazıyı okursa kulaklarımı çınlatacaktır. En uzunları anladık da neden en az sekiz dedin diye soracak olursanız, çünkü bana göre diziler için sekiz sezon sınır olmalı. İstisnalar elbette ki benim kaidemi bozmayacaktır. Ayrıca şunu da belirtmeliyim şimdiye kadar izlediğim birçok iyi yapım 8. sezona girmeden final yapmayı tercih etti.

Peki, benim çılgınlık diye nitelendirdiğim bu uzun soluklu dizilere hangi örnekle başlamalıyım? Başlamadan önce belirtmem gereken bir konu var. Bu tarz uzun diziler 80’li hatta 70’li yıllara kadar uzanıyor. Ama ben biraz daha yakınlardan, 90’lardan başlamayı tercih ettim. Örneklere ilk olarak NBC’nin 1990 yılından 2010’a tam 20 yıl ekranlarda kalmayı başaran, benim de başlamayı çok istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım yasal draması Law and Order’la başlamak gerekir diye düşünüyorum. 90’lı yıllarla devam etmeden önce Law and Order’dan da söz açılmışken onun spin off’larını da unutmamak gerek. 1999’da başlayan ve 19. Sezonuyla hala devam etmekte olan Law and Order: Special Victim Units ve 2001 yılında izleyiciyle buluşan Law And Order: Criminal Intent de on sene süreyle, tıpkı ana dizileri gibi uzun yıllar ekranlarda boy gösterdi.

Baktığınızda 90’lar, 1993-2004 yılları arasında NBC ekranlarında izleyici 11 yıl kahkahaya boğan Frasier, 1993-2002 yılları arasına adeta damgasını vurmuş bilim-kurgu draması The X-Files’la devam ediyor. Yine NBC aracılığıyla izleyiciyle buluşan 1994-2004 yılları arasında yayınlanmasına rağmen günümüzde hala hayran kitlesini arttırmaya devam eden Friends ve 1994-2009 yılları arasında 13 sezon yine NBC ekranlarında gerilim dolu acil servisi gözler önüne seren ER bu yıllarda başlayan en uzun süren dizileri olarak karşımıza çıkıyor.

Yeni yüzyıla geçmeden önce iki animasyon serisinden de bahsetmek istiyorum. İlki 1989’da FOX ekranlarında izleyiciyle tanışan, karşısında final kelimesinin anlamını yitirdiği The Simpsons. İşçi sınıfından bir ailenin yaşamını oldukça sarsıcı ama bir o kadar da komik bir şekilde yansıtan The Simpsons, günümüzde tamı tamına 30. sezonuyla devam ediyor. Diğeri de 1997’de başlayan şu sıralar 23. sezonuyla hayranlarına merhaba diyen hayatımızdaki politik, sosyal ve güncel olayların ironik bir şekilde ele alındığı South Park.

Gelelim 2000’li yıllara. Milenyum birçok uzun soluklu dizinin başlangıcına tanıklık etti. Bunlardan ilki 2000-2015 yılları arasında 15 sezon boyunca CBS ekranlarında izleyiciyle buluşan polisiye draması CSI: Crime Scene Investigation. Tabi burada CSI’ın kendisinden sonra ikişer yıl arayla yayınlanan spin off’larından da ayrıca bahsetmek gerek. On sezonuyla CSI: Miami ve dokuz sezonuyla CSI: NY’de uzun süreyle ekranlarda kalmalarıyla dikkat çekiyor. 2001 yılında ise dikkat çekici iki yapım izleyiciyle buluştu. Sekiz sezonuyla heyecan ve aksiyon fırtınası 24 ve on sezonuyla şimdiki süper kahraman dizilerinin atası Smallville. 2003’te izleyici polisiye aksiyon türünün yeni bir örneğiyle daha tanıştı. NCIS: Naval Criminal Investigative Service, CBS ekranlarında şu sıralar 15. sezonuyla ekranlara gelirken dizinin spin off’unu da unutmamak gerek. 2009’da başlayan NCIS: Los Angeles ise 9. sezonuyla hala devam etmekte. Yine 2003 yılında ve CBS ekranlarında benim en sevdiğim dizilerden biri olan Two And a Half Men 12 sezon sürecek olan yolculuğuna başlıyordu.

2005 yılı ise uzun soluklu diziler açısından bakıldığında tam bir bereket yılı. The CW’nin günümüzde 13. sezonuyla devam eden dizisi Supernatural, NBC’nin özellikle ilk sezonlarıyla ödül ve reyting rekortmeni sekiz sezonluk dizisi The Office, FOX’un 12 sezonluk eğlenceli suç draması Bones, ABC’nin şu sıralar 16. sezonuyla izleyiciyle buluşturduğu romantik draması Grey’s Anatomy, FX’in günümüzde 12. sezonuyla ekranlarına taşıdığı ve şimdiden 14. sezonuna onay verdiği kara mizah türündeki dizisi It’s Always Sunny in Philadelphia ve son olarak 1963-1989 arasında başlayan, İngiliz kültürünün önemli bir parçası haline gelen, çizgi roman, film, roman, ses draması ve televizyon dizisi olarak birçok spin off üreten, BBC’nin tekrar küçük ekrana taşıdığı fenomen dizisi Doctor Who 2005 yılında izleyiciye merhaba dedi.

2006 yılında ailemizin seri katili Dexter, Showtime ekranlarında sekiz sezon sürecek macerasına başlarken bence izlediğim en eğlenceli dizilerden biri olan ve şu sıralar 12. sezonuyla CBS ekranlarında izleyiciyle buluşan The Big Bang Theory 2007 yılında açılışını gerçekleştirdi. 2010 yılında CBS ekranlarında sekiz sezon yayınlanan polisiye macera Hawai-Five 0, ve mahkeme kararıyla tüm internette kendisinin hatta altyazılarının bile yayınlanmasını engelledikten sonra tepki duyup takibi bıraktığım, bu yıl sekizinci sezonu yayınlanan AMC imzalı The Walking Dead izleyiciyle tanıştı.

2011 yılı ise yabancı dizilerde türünün en muazzam örneklerine şahit oldu. Bence kendi türünün en iyisi, Showtime’ın 9. sezonuna onay verdiği Shameless, politik bir suç draması gibi görünse de dramanın birçok alt türünde rahatlıkla gösterilebilecek, Showtime’ın 8. ve son sezon onayı verdiği Homeland ve yabancı dizi tarihinin en iyilerinden biri HBO’nun 8. ve son sezonuyla 2019’da ekranlara getireceği Game of Thrones.

Son yıllarda özellikle reyting kaygısından dolayı şahit olduğumuz dizi kıyımını düşünürsek bence bu uzun soluklu yapımlara şapka çıkarılmalı. Ayrıca şunu da belirteyim yabancı dizi sevenlerin en az birkaç tane bu tarz yapımlardan takip etmesi gerekir. Başlamak ne kadar zor gelse de bitirdiğinizde hissettiğiniz mutluluk ve anlamlandıramadığım hüzün hissinin mutlaka tecrübe edilmesinin gerektiğini düşünüyorum.

Utku Ertem

Önceki Yazı

Douglas Smith, Big Little Lies’ın Kadrosuna Katıldı

Sonraki Yazı

Sissy Spacek, Homecoming’in Kadrosuna Katıldı