Ölülerin hiçbir zaman ölü olarak kalmadığı Supernatural Evreni’nde bu hafta hem Kıyamet Görmüş Dünya’da, hem de bizim Dünya’mızda dananın kuyruğu koptu. Mary ve Jack’i geri getirmek için Apokaliptik Dünya’ya giden Dean ve Ketch’i ve tabii ki ekran karşısındaki bizleri bekleyen büyük sürprizin Charlie Bradbury olabileceğini hangimiz tahmin edebilirdik ki?
Ben tam da Supernatural’a geri dönmesini istediğimiz karakterlerle ilgili bir yazı yazma planları yaparken, listemdeki üç ismin birden birkaç hafta içinde diziye dahil olacağını takdir edersiniz ki öngöremedim. Ancak “Listendeki isimlerden en çok hangisinin geri dönmesini istersin?” diye sorsanız size muhtemelen büyük bir coşkuyla Charlie’nin ismini verirdim. Sanırım bu yüzdendir ki ekranda hiç beklemediğim bir anda Charlie’ Bradbury’i görünce heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Ve ne tuhaftır ki, Apokaliptik Charlie’nin, bizim “Orijinal Charlie”den pek de farklı olabileceğine hiç ihtimal vermedim. Haliyle bölümün sonunda kendisiyle bire bir tanışma fırsatı yakaladığımızda da sırf bu yüzden hiç şaşırmadığımı belirtmeliyim. Charlie isterse başka bir galakside olsun, o yine de bizim Charlie’miz ve inanın son birkaç bölümdür iyice yavaşlayan hikayenin böyle güzel bir şekilde, özlediğimiz karakterlerle toparlanması beni inanılmaz mutlu etti.

Karakterler diyorum, çünkü Gabriel da bu bölüm -Sam ve Castiel sayesinde- toparlanıp aramıza katıldı. Trickster’ın haftalardır görmekten sıkıldığım, dizideki en gereksiz karakterlerden biri olduğunu düşündüğüm Asmodeus’u alt etmesi de keyfimi iyice yerine getirdi. Trickster şimdilik bizimkilere yardım eli uzatmamış olsa da, birkaç bölüm içinde dayanamayıp yardıma geleceğinden eminim.

Bence bölümün tek mantıksız tarafı, Dean ve Cici Babası Ketch arasındaki gereksiz samimiyetti. Ketch özünde iyi bir insan olabilir ama bu, bugüne kadar hem çevresindekilere hem de Mary ve oğullarına yaptığı kötü şeyleri affettirmemeli. Dean gibi deli dolu, ama söz konusu ailesi olduğunda gözü başka bir şeyi görmeyen biri bile Ketch’i bu kadar kolay affedebiliyorsa, belki de bizim Dünya’nın da sonu geliyordur, kim bilir… Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, gelecek hafta artık Mary ve Jack’in eve sağ salim dönmelerini temenni ediyorum, Winchesterlar’a duyurulur…