2018’in Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Mini Serisi

Nedir bu mini seri? Bir dizinin mini olabilmesi için nasıl olması gerekiyor? Listeyi paylaşmadan önce bu sorulara cevap vermek gerekir diye düşünüyorum. Mini serinin tanımı şöyle yapılmış, önceden belirlenmiş ve sınırlı sayıda bölümden oluşan bir hikayeyi anlatan televizyon programı. Sizin için yeterli olur mu bilemem ama bu tanım bana kesin bir anlam ifade etmediği için bu konuda internette bakınmaya devam ettim. En açıklayıcı olarak şu bilgilere ulaştım, bir diziye mini diyebilmemiz için tek sezon olması şart ve bölüm sayısının da en fazla 13 olması gerekiyor. Bunların dışında da Emmy bir mini diziyi altı saatten fazla veya iki veya daha fazla parça olarak tanımlamış. Ama hepsinden önemlisi dizinin finalinin açık uçlu bir şekilde noktalanmaması diyebiliriz ki bu bana göre dizi sevenler için çok önemli noktalardan biri.

Gelelim bu senenin mutlaka görülmesi gerektiğini düşündüğüm mini serilerine. İşte listem;

Evil Genius: The True Story of America’s Most Diabolical Bank Heist

Netflix’in mayıs ayında izleyiciyle buluşturduğu belgesel, 2003’te yaşanmış “pizza bombacısı” ya da “yaka bombası” diye anılan bir soygunu anlatmaktadır. Bu öyle bir soygun ki insan yüzünün saf kötülükten oluşan kısmını gözler önüne seriyor. Dört bölümden oluşan bu belgesel tüm hümanist yönlerinizi silip götürebilir.

A Very English Scandal

Mayıs’ta BBC One, Haziran’da Amazon Prime ekranlarında izleyiciyle buluşan dizi, John Preston’ın 1970’te İngiltere’deki Thorpe skandalını anlattığı aynı isimli kitabından esinlenmekte. Thorpe skandalı hakkında biraz bilgi verecek olursam, 1970’te dönemin Liberal Parti lideri Jeremy Thorpe’ın sex skandalıdır. Üç bölümden oluşan dizinin baş rolünde Hugh Grant’in olduğunu da belirtmem gerek.

The Looming Tower

Şubat ayında Hulu ekranlarında izleyiciyle tanışan dizi, Lawrence Wright’ın The Looming Tower: Al-Qaeda and the Road to 9/11 (El-Kaide ve 9/11’e giden yol) isimli kitabından esinlenmekte. Tüm sezonu on bölümden oluşan dizinin konusu aslında esinlendiği kitabın isminden anlaşılıyor. Ama yine de daha fazla bilgi edinmek isteyenler buraya bakabilir.

Gotti:Godfather and Son

Haziran ayında A&E ekranlarında izleyiciyle buluşan belgeselde, John Gotti’nin oğlu tarafından hem kendisinin hem ailesinin hikayesine tanık oluyoruz. Kim bu John Gotti diyeceksiniz, kısaca söylemek gerekirse 1986 yılında üyesi olduğu, New York mafya ailelerinden Gambino ailesinin başına geçen bir mafya babası. 2002’de onun ölümü Cosa Nostra’nın yani bildiğimiz mafyanın bitişinin başlangıcı olarak görülür. Yeraltı dünyasına merakı olanların bu dört bölümlük gerçek mafya belgeselini kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum.

The Ballad of Buster Scruggs

Bu senenin merakla beklediğim dizilerinden biri ve Netflix ekranlarında izleyiciyle buluşacak olan The Ballad of Buster Scruggs, Ethan ve Joel Coen’in (Coen kardeşler) yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendiği ilk televizyon dizisi. Altı farklı Western hikayesinin anlatıldığı bu antoloji dizisi, Coen kardeşlere ait olan No Country for Old Men ve True Grit filmleriyle aynı mekanda çekildi.

Good Omens

BBC’nin Neil Gaiman ve Terry Pratchett’in Good Omens: The Nice and Accurate Prophecies of Agnes Nutter, Witch romanından esinlendiği dizi, Cennet ve Cehennem arasındaki son bir savaşın anlatıldığı altı bölümden oluşan fantastik bir komedi. 2018’in sonlarında BBC ekranlarında izleyiciyle buluşması beklenen Good Omens, 2019’da da Amazon Prime’da yayınlanacak.

Waco

Paramount Network’un ocak ayında izleyiciyle buluşturduğu dizi, gerçek bir olaya dayanmakta. David Thibodeau & Leon Whiteson: A Place Called Waco (Waco diye bir yer) ve Gary Noesner: Stalling for Time: My Life as an FBI Hostage Negotiator (Zaman Kazanma: Bir FBI Rehine Müzakerecisi olarak hayatım) kitaplarından esinlenilen dizide 1993 yılında Waco, Texas’ta bir tarikatla FBI ve ATF (Alkol, tütün, silah ve patlayıcılardan sorumlu federal güvenik birimi) arasında gerçekleşen bir rehine krizi daha doğrusu rehine görüşmesi anlatılıyor ama öyle birkaç saat değil bu görüşme, tam iki ay sürüyor.  Waco hakkında daha ayrıntılı bilgi için buraya bakabilirsiniz.

Wild Wild Country

Mart ayında Netflix ekranlarında izleyiciyle buluşan ve gerçek bir olayın işlendiği bu oldukça ilginç belgeselde, dünyanın en tartışmalı gurusu Bhagwan Shree Rajneesh’in (Osho) Oregon çölünde ütopik bir şehir kurunca halkla karşı karşıya gelmesi ve bunun ulusal bir skandala dönüşmesi anlatılıyor.

November 13: Attack on Paris

Ocak ayında Netflix ekranlarında izleyiciyle buluşan bu üç bölümlük belgeselde 13 Kasım 2015 tarihinde gerçekleşen kanlı Paris saldırısı anlatılıyor. Bataclan tiyatrosunda Eagles of Death Metal konseri sırasında 130 kişinin öldüğü 413 kişinin yaralandığı saldırının vahşetinin tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildiğine tanık olacaksınız.

Patrick Melrose

Mayıs ayında Showtime ve Sky Atlantic ortaklığında ekranlara gelen dizi, İngiliz yazar ve gazeteci Edward St. Aubyn’in roman serisinden esinlenmekte. Patrik Melrose, bu senenin sabırsızlıkla beklediğim dizilerinden biriydi. Beş bölümlük bu muazzam dram hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Better Call Saul 4. Sezondan İlk Görseller Geldi

Sonraki Yazı

Televizyon izleme alışkanlıklarında Netflix 1. sırada