Sense8 | Soruyorum | Final İnceleme

Başlıktan da anlayacağınız üzere Netflix‘in kuşkusuz en mükemmel ve yüksek bütçeli yapımlarından biri olan Sense8‘in 151 dakikalık final bölümü Amor Vincit Omnia* yayınlandı. Heroes ve Brothers & Sisters’dan sonra en sevdiğim dizi olması ve hikayelerini daha çok izleyememem içimde ukde olarak kalacak. Neyse fazla ağlayıp, sızlamam diziyi yeniden başlatmayacağı için gelelim yazar arkadaşlarımdan Hamza’yla birlikte yaptığımız final bölümü incelemesine;

Sense8 kısaca; dünyanın birbirinden farklı yerlerinde aynı anda doğan, birbirlerine duyusal ve zihinsel olarak bağlanan sekiz kişinin kendilerini keşfetme ve kabullenme sürecini anlatır. Evrimin bir sonucu olarak ortaya çıkan homo sensorium, homo sapiens’ten önce de var olan fakat yavaş yavaş soyu tükenen bir türdür. Chigaco’lu Polis Will, Hintli Biyolog Kala, İzlanda’lı DJ. Riley, Trans bir Hacker Nomi, Seul’da yaşayan dövüş ustası Sun, Nairobi’li Van Damme lakaplı sürücü Capheus, Meksika’lı gay aktör Lito ve Alman mafya üyesi Wolfgang’in içerisinde bulunduğu birbirlerinin acılarını, zevklerini, hislerini, anılarını ve bilgilerini duyusal ve zihinsel olarak paylaşan bu kişiler aynı ruh kümesinde (cluster) yer alıyor. Yaşadıkları bu ilginç deneyime adapte olmaya çalışırken bir yandan BPO isimli bir şirketin başında yer alan  ve Whispers ismiyle bilinen Dr. Milton homo sensorium türünü iletişim ağını keserek insanları manevi anlamda birer zombiye dönüştürüyor.

İkinci sezonun on birinci bölümünde Whispers’ın Wolfgang’i kaçırmasıyla ve bloklayıcı kullanan kümenin diğer üyelerine ulaşmaya çalışmak için ona işkence ederken görmüştük. Diğer taraftan kümedekilerin bloklayıcılar sayesinde Whispers’dan saklanarak onu bulup, kaçırıp Wolfgang’la takas etme planıyla heyecanlı bir şekilde noktalamıştı. İzleyenlerin merakla üçüncü sezonunu beklediği Sense8 ne yazık ki yüksek bütçe gerekçesiyle iptal edilmişti ama izleyenler tarafından imza kampanyaları başlatılarak devam edilmesi istenilen yapım için en fazla 151 dakikalık final bölümü kazanmış olduk ve işte neredeyse bir senedir beklediğimiz dizi finali nihayet yayınlandı.

Batuhan- Merhaba Hamza uzun zamandır heyecanla beklediğimiz Sense8 finali nihayet yayınlandı. Az önce dizinin temelini oluşturan olaylardan bahsettim peki sen neler hissediyorsun?

Hamza- Merhaba Batuhan, öncelikle bende iptal haberine çok şaşırmıştım ki Netflix gibi bir platformun bu denli sevilen bir diziyi iptal etmeleri beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Onun haricinde Sense8 aslında dünyamız içindeki farklı bir dünya gibi bence, biraz Ölümcül Oyuncaklar’daki evrenin tanımı gibi oldu ama en doğru tanımlama bu olur gibi geliyor bana. Sense8’in benim için ne ifade ettiği konusunda çok net bir fikir ortaya koyamam belki ama dizinin arkadaşlık ve aile bağlarına farklı bir bakış açısı getirdiği kesin. Düşünsene dünyanın herhangi bir yerinde olan arkadaşının sana ihtiyacı olduğunu anında hissedebiliyorsun. Muhteşem bir olay bence yalnızsın ama yalnız değilsin bir yerde.

Batuhan- Benim de diziyle hızlı bir şekilde bağ kurmamı sağlayan arkadaşlık ve aile bağları olmuştu. Oldukça eğlenceli ve güzel bir finalle veda ettik. Bölüm seni tatmin etti mi, nasıl buldun?

Hamza- Bölüm hem süresiyle hem de senaryosuyla olsun tam bir sinema filmi edasındaydı ve ben bir dizi finalini izliyormuşum gibi değil de bir devam filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Bir filmde isteyebileceğiniz her şey vardı bölümde; aksiyon, duygusallık, eğlence, heyecan, gerilim… Her şey. Beklentimi de fazlasıyla karşıladı diyebilirim. Neredeyse bütün sorularımıza cevap bulduk. Akıllarda soru işareti kalmasın diye çekilen bir final bölümü de olduğu için bu durum çok mantıklı geliyor. Spoiler da vermek istemiyorum çok fazla ama Kala’nın ilişkisi çok saçma sonlandı bence, Rajan’ı neden dahil etme gereği duydular hala anlamış değilim. Onun dışında her şey güzeldi.

Batuhan- Açıkçası üçüncü sezon onayı alması daha iyi olabilirdi çünkü final bölümü tüm sorulara cevap verip izleyenlerin kafasında soru işareti bırakmamak adına olayları biraz hızlı gelişti. Onun dışında ilk saniyesinden son saniyesine kadar harika ve tatmin edici bir final izlediğimizi düşünüyorum ben de.

Wolfang’in kurtarılması için oldukça zahmete girildi. BPO, Yönetici ve Angelica hakkında birçok gerçek gün yüzüne çıktı. Angelica’nın duyusalları bulmak için yaptığı makine bana X-Men’de Charles Xavier’ın mutantları bulmak için kullandığı kaskı andırdı. Bu konu hakkında neler düşünüyorsun?

Hamza- Final hikayesinin yazılma sebebi zaten bildiğin gibi Wolfgang’a ne olduğuydu ama ben de onu kurtarmanın bu kadar karmaşık olacağını düşünmemiştim. Bölüm boyunca zaten “Tamam şimdi biri ölecek” “Bak şimdi kesin birine bir şey olacak” gerginliği vardı. Geçmişte neler olduğunu da Jonas’ın son anlarında anlattıklarıyla tamamen öğrenmiş olduk. Aslında Charles Xavier benzetmen çok doğru bence, izlerken hiç aklıma gelmemişti benim. Ama beni bölümde en çok etkileyen an Kala’nın öldüğü sahneydi. Bu sayede tüm ekibin ölümü dahi aynı anda deneyimlediklerini gördük. Seni en çok ne etkiledi peki?

Batuhan- Kala’nın vurulduğu an beni oldukça gerdi ama ”Ölecekse biriniz ölsün artık yeter” diye söylenmedim değil. Tüm ekibin Kala’nın vurulmasını hissetmesi bana yazar arkadaşlarımızdan Hafize Mutlu’nun önerisiyle başladığım güzel bir anime olan Kiznaiver’i hatırlattı. (Önceki yazarlarımızdan Gökhan Kuloğlu’nun Kiznaiver hakkında yazdığı inceleme yazısı için buraya tıklayın.) En çok etkilendiğim sahne kuşkusuz finalde gösterilen çiftlerin flashback’li tanışma anlarıydı. Sanki karakterlerin hepsi benim bir parçammış ve onlardan kopuyormuşum gibi hissettirdi.

Duyusalların özel yaşantılarına bu bölüm pek değinemesekte Nomi ve Amanita’nın düğününde tüm çiftlerimizi mutlu bir şekilde gördük. Nomi’nin annesi de artık onu kabullenmeye başladı. Düğün ve kahramanlarımızın geleceği hakkında neler söylemek istersin?

Hamza- Aslında bence çiftlerin hikayelerine de fazla fazla yer verdiler konuyla yoğrulmuş biçimde. Kala ve Wolfgang zaten bölüm hikayesi üzerine kurulan ikiliydi. Sun ve Mun’un ilişkisi de ön plana çıkıyordu daha çok. Ama bu üç çift dışındaki çift ilişkileri biraz geri plandaydı ancak o karakterleri de farklı yönleriyle hikayeye dahil etmişlerdi ki bu gayet mantıklıydı. Nomi ve Amanita’nın düğününe gelirsek söyleyebileceğim tek şey var; ilginç ama büyüleyici bir düğündü. Sanırım karakterlerin geleceğiyle ilgili herhangi bir şey söyleyemeyebilirim. Çünkü biliyorum ki başlarına her zaman bir olay gelecek ama ben de mutlu olmalarını isteyeceğim. Geleceklerini belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz için de huzurlu yaşayacaklarını düşünebilirim bence. Sen ne dersin?

Batuhan- Mutlu ve huzurlu yaşamalarını elbette bende çok istiyorum ve bu finalle aklımıza öyle kazındılar. Seninle artık başka diziler için de inceleme yazıları yazar Sense8’i her zaman güzelce yad ederiz. Bu hoş sohbet için çok teşekkürler Hamza.

Hamza- Asıl ben teşekkür ederim. Yeni dizilerde görüşmek üzere.

batuhan tozkoparan

Önceki Yazı

Disenchantment’ın Fragmanı Yayınlandı

Sonraki Yazı

Game of Thrones Final Sezonu Ne Zaman Başlayacak?