Ghoul | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

Merakla beklediğim Netflix‘in ikinci Hint korku dizisi Ghoul, 24 Ağustos’ta izleyiciyle buluştu. Ghoul, senaristi Patrick Graham’ın gördüğü bir rüyadan esinlenmekte. Korku filmleriyle ünlü yapım şirketi Blumhouse Productions, Phantom Films ve Ivanhoe Pictures’ın yapım birlikteliğinde çekilen dizi, başlangıçta üç yapım şirketi arasında yapılan bir anlaşmada film üçlemesi olarak düşünülüyordu. Fakat Netflix, Şubat 2018’de Graham’ı daha uzun bir formatın daha iyi olacağına ikna etmeyi başardı. Üç bölümden oluşan Ghoul’un ikinci sezonu gelecek mi daha belli olmadı. Bazı yerlerde dizinin mini seri olduğu yazılmakta ve dizinin finali de bunu ne yalanlamakta ne doğrulamakta. Dizinin geleceğini bir tarafa bırakıp nasıl bir şey olduğuna dönecek olursak;

Kimler Oynuyor

Ghoul, geniş bir oyuncu kadrosuna sahip değil. Zaten ilk bölüm tamamen konuya girişe ayrıldığı için dizinin asıl kadrosu ikinci bölümden itibaren kendini göstermeye başlıyor. Ghoul üç bölümden oluştuğu için ve sürprizler dizideki karakterlerin kişilikleriyle fazlasıyla ilintili olduğundan, onlar hakkında detaylı bilgi vermemenin daha iyi olacağını düşünüyorum. Akademide ileri sorgulama ekibinden olan yetenekli bir askeri sorgulama uzmanı adayı olan Nida Rahim (Radhika Apte), Albay Sunil Dacunha (Manav Kaul), Teğmen Laxmi Das (Ratnabali Bhattacharjee) ve Birleşmiş Halk Cephesi Lideri, birçok terörist saldırının sorumlusu olarak görülen Ali Said El Yakub (Mahesh Balraj). Ghoul’un senarist koltuğundaysa Patrick Graham bulunuyor.

Konusu Neymiş

“KANINLA ANLAŞMAYI YAP VE DUMANSIZ ATEŞTEN GULYABANİ GELSİN”

Yakın gelecekte Hindistan kaosa sürüklenmiş durumdadır. Ülkedeki mezhep çatışmalarının boyutu zirveye ulaşmıştır. Bu sebeple askeri sıkıyönetim uygulanmaktadır. Ülkede ulusalcılık, milliyetçilik had safhadadır. Bütün bu karışıklığın sonucunda gizli gözaltı merkezleri kurulmuştur. Akademiden mezun olmasına az bir zaman kala, ulusuna bağlılığı çok yüksek olan Nida Rahim apar topar gözaltı merkezlerinden birine atanır. Neden eğitimini tamamlamadan çağrıldığını sorunca, akademideki üstün başarısı ve devlete olan yüksek sadakati gösterilir ama gerçek çok başkadır.

Ne Umdum Ne Buldum

Türe pek yakın olduğumu söyleyemem ayrıca korku dizilerinin başarı çıtasının yüksek olmadığını düşünürüm. Bu yüzden diziye karşı beklentim, Netflix’in ilk Hint dizisi Sacred Games’i oldukça beğensem de, düşüktü. Ama beklemediğim kadar iyi bir diziyle karşılaştığımı söylemem gerek. Nedeni sadece senaryosu ya da oyuncu performansları değildi, ki senaryo ilk bakışta çok klişe gelebilir. Fakat parçalar bir araya geldikçe konunun daha fazla ilginizi çekeceğine eminim. Eğer başta sizi diziye bağlayacak bir şeyler olmasını isterseniz, beni etkileyen özelliği söyleyebilirim “çakma ulusalcılık kavramının bir toplumu nasıl çökertebileceği”. Arap mitolojisinden esinlenen (Ghoul- Gulyabani) bir korku dizisiyle bunun ne alakası var diyenler diziyi izleyince bana katılacaktır.  Ayrıca Ghoul için birkaç sahne dışında korkacağınız bir dizi değil de daha çok psikolojik gerilim diyebilirim.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor

Ghoul hakkında hiç konuşulmuyor desem yeridir. Zira dizi sitelerinde de pek göremedim. Birkaç yerli izleyici dışında rastladığım yorumların çoğu yabancılara aitti. Bu yorumlara bakarak konuşursam dizi çok beğenilmiş. İkinci Hint dizisi de başarılı bulunan Netflix’e ve tıpkı Sacred Games’deki gibi muazzam bir performans sergilediği düşünülen Radhika Apte’ye övgüler yağmış.

Kimler Bunu İzlemeli

Türüne aşina olanların Ghoul’u çok beğeneceğine ve izlemek için düşünmelerine bile gerek olmadığına inanıyorum. Benim gibi türe uzak olanlarınsa konuyu ilerledikçe daha çok sevecekleri kanaatindeyim. Çok hakim olduğum bir alan olmadığı için özellikle bir dizinin ismini veremeyeceğim ama yorumlardan birinde, dokunduğu toplumsal sıkıntılar göz önünde bulundurularak, dizi için Hintli The Handmaid’s Tale yazılmıştı.

Ben Beğendim Çünkü

Her ne kadar Ghoul’un türüne aşina olmasam da Netflix’in ilk Hint dizisi Sacred Games’le iyi bir iş çıkarması beni diziyi izleme konusunda ikna etmişti. Beklentim düşüktü ama dizinin değindiği toplumsal sıkıntılar beni fazlasıyla etkiledi. Sacred Games, Hindistan’daki toplumsal bir durumdan yola çıktığı için politik bir bakış açısı sunması gayet normaldi ama bu tarz bir korku dizisinden bunu görmek benim için çok şaşırtıcıydı. Konunun akışı, parçalar bir araya gelirken ortaya çıkan sürprizler ve Radhika Apte’nin başarılı performansı beni diziye hayran bıraktı.

Zor bir tür olmasına rağmen Netflix’in bir kez daha sınıfı geçtiğini düşünüyorum. Yalnız iki şeyi çok merak ediyorum, ilki bizde yapacakları dizide de toplumsal ve siyasi sıkıntılara değinebilecekler mi?  Diğeri de süper kahraman dizisi olacak yapımda Arap ve Orta Doğu mitlerinden mi yola çıkacaklar?

Unutmadan korku yapımlarının IMDb puanları genelde düşük oluyor o yüzden bunu dikkate almamanızı tavsiye ederim.

Utku Ertem

Yabancı dizi denilince meraklı kelimesinin asla karşılamaya yetmeyeceği, her kategoriden birçok dizi takip edebilen, diziler üzerine yazmayı, konuşmayı seven ve son on yılı baz alırsak, tam bir yerli dizi karşıtı. Hayat felsefesi, Gregory David Roberts’ın Shantaram’ında dediği gibi “Kader seni güldürmüyorsa espiriyi anlayamadın demektir.”

Önceki Yazı

Dogs Of Berlin’in Fragmanı Yayınlandı

Sonraki Yazı

Sharp Objects | 8. Bölüm – Final İncelemesi