Nefes Nefese | İlk Bölümü İzledim Yorumluyorum

TMC’nin Star TV için hazırladığı ve uzun süredir tanıtımları yapılan Nefes Nefese adlı dizisi dün akşam izleyici karşısına çıktı. Dizinin senaryosunu Selin Tunç kaleme alırken yönetmenliğini aynı zamanda baş rollerden birini de canlandıran usta oyuncu Uğur Yücel yapıyor. Dizinin oldukça başarılı müziklerini İlker Bayraktar ve Ayda Tunçboyacı hazırlarken, Sezen Aksu’nun da dizi için bir şarkı bestelemiş olması dikkat çekici bir detay olarak karşımıza çıktı.

Kimler Oynuyor?

Dizinin baş rollerinde Uğur Yücel, Şükrü Özyıldız ve Melisa Şenolsun yer alıyor. Bu üçlüyle birlikte Gülçin Santırcıoğlu, Şebnem Hassanisoughi, Ezgi Şenler, Caner Şahin, Zeyno Eracar, Nik Xhelilaj, Macit Sonkan, Deniz Hamzaoğlu, Hülya Duyar ve Sezer Avcı gibi birçok oyuncu dizinin kadrosunda bulunuyor. Uğur Yücel’in canlandırdığı Ayaz karakterinin kasım kasım kasıldığı, sırf Almanya’da yaşadığı belli olsun diye hafif kırık bir Türkçe konuştuğu sahneleri ve bence oyunculuğu yetersiz olmasına rağmen kadroda yer alan Nik Xhelilaj’ın mimiksiz oyunculuğunu saymazsak kadroda bir sorun olmadığını söyleyebilirim.

Uğur Yücel usta bir oyuncu, buna elbette bir lafım yok ama araya başka roller serpiştirip sonra yine aynı adamın  başka bir versiyonunu canlandırdığı da bir gerçek. Şükrü Özyıldız ve Melisa Şenolsun’un birlikte rol alacağını duyduğumda nedenini hala bilmediğim bir sebeple rahatsız olmuştum. Ancak ilk bölüm özelinde konuşacak olursak ikilinin kimyasının tuttuğunu söylemeliyim.

Konusu Neymiş?

Dizinin konusu yaz ayları için oldukça ağır. Nefes Nefese, ilk duyurulduğunda Jet Sosyete ve Avlu henüz başlamamıştı ve üç dizinin aynı dönemde başlayacağını düşünmüştük. Ancak kanal muhtemelen zaman planlamasında diziyi bir yere oturtamayınca başlama tarihi uzadıkça uzadı. Sonuç olarak ağır dram unsurları içeren bir dizi sıcaklardan kavrulduğumuz günlerde çıktı karşımıza.

Ağır konu, dram derken kastım şu; Antakya’nın zengin ailelerinden birinin oğlu olan Yusuf kardeşinin ölümünden sonra Antakya’yı terk etmiş ve bir daha geri dönmemiş. Babasıyla arası pek iyi değil ama aslında ailesiyle bağlarını da kopartmamış. Bir düğün organizasyonu için ailesinin yanına döneceği gün hava alanında Rüya’yla karşılaştı.

Rüya, babası Ayaz’ın biricik kızı ama kendisine öldüğü söylenen annesinin ölmediğine ve Suriye’de yaşadığına inanıyor. Annesini bulmak için Almanya’dan kaçıp Türkiye üzerinden Suriye’ye gitmek peşinde. İnternetten tanıştığı örgüt üyesi Baran’ı annesine ulaşmak için kullanmak istiyor ve Baran’ın evlilik teklifini kabul edip Antakya’ya geliyor.

Ayaz, büyük bir kaçakçı ama bunu Almanya’da zor durumdaki insanlara yardım ederek kamufle ediyor. İnanılmaz bir saygınlığı var. Tarihi bir zümrütü Suriye’ye sokmaları için adamlarına talimat veriyor. Suriye-Antakya hattını yöneten adamlardan biri de Baran.

Baran, Ayaz’ın kızı olduğunu bilmeden Rüya’ya aşık oluyor. Rüya, kendisini Baran’a Yasemin adıyla tanıtıyor. Suriye-Antakya hattını temizlemek isteyen Baran Suriye’ye geçiş kısmındaki arazinin sahibi Şakir’i kaçırıyor. Babasının kaçırıldığı haberini alan Yusuf, içinde Rüya’nın da bulunduğu aracı takip ediyor ve yolun sonunda Rüya, Yusuf ve Baran’ın yolları kesişiyor. Bu arada Yusuf’un eski sevgilisi Selma görev için Antakya’da ve Ayaz’ın peşinde. Ortalık bildiğiniz toz duman yani.

Ne Umdum, Ne Buldum?

Uğur Yücel ismi ne kadar eleştirirsem eleştireyim bende her zaman iş yapar. Bu sebeple kendisinin bir dizi projesi olduğunu duyduğumda oldukça heyecanlandım. Şükrü Özyıldız ve Melisa Şenolsun da ayrı ayrı oyunculuklarını başarılı bulduğum isimlerdi ama ikiliyi yanyana koyduğumda olmayacaklarını düşündüm. Hikaye’nin Hatay-Suriye arasında gidip geleceğini öğrendiğimde yeni bir asker temalı dizi gelebilir korkusu yaşamadım dersem yalan olur. Ancak biraz araştırınca olayı çok başka yorumladığımı anladım.

İzlediğim ilk bölüme baktığımda Rüya-Yusuf ikilisinin enerjisini sevdiğimi söylemeliyim. Özellikle Şükrü Özyıldız yine farklı bir adam çıkarmayı başarmıştı. Melisa Şenolsun da yaşıtlarının yerinde saymayı başarı olarak gördüğü bir ortamda kendisini geliştirmeyi tercih ettiğini daha ilk bölümde anlattı bize. Almanya’da geçen hikayeyi hiç ilgi çekici bulmamakla birlikte Antakya’daki baba evinin samimiyetine bayıldım.

Ancak… Rüya ve Yusuf’un hava alanındaki uçak bileti sahnesi neden yazıldı anlayamadım. Kim uçağına binmek üzereyken biletinden vazgeçer? Bu noktada inandırıcılık bir miktar azaldı. Ama asıl göz ve kulak tırmalayan iki olay dan ilki Ayaz’ın Türkçe konusunda bu kadar başarısız olup Türkiye’yi hiç görmeyen kızının babasından kat kat iyi Türkçe konuşmasıydı. İkincisiyse bilet bulamadığı için uçağa binemeyen Rüya’ya yardım etmek için başka birinin biletini almıştı ya hani Yusuf, uçakta yan yana yolculuk ettiler ama aralarında bir koltuk boş olarak! E, bankodaki kız Rüya’ya yalan mı söylüyordu acaba? Bir de Hülya Duyar’ın muhteşem canlandırdığı otoriter ama komik kadın Kıymet Hala’nın olduğu evde bir başka komedi unsuru olarak evin hizmetlisini kullanmak hoş olmamış. Elbette komik bir karakter olabilir ama erkek delisi bir kahkaha efektine ne kadar güler izleyici bilemedim. Ben gülmedim.

Dizinin müziklerini çok beğendim. Düğün hazırlığı sahnesinde çalan Arapça şarkı bana Çukur’un sezon finalini hatırlattı ama bundan rahatsızlık duymadım. Bu tip ezgiler doğru yerlerde kullanılırsa dizinin başarısında bir etken olacağına inanıyorum.

Sosyal Medya Bu Dizi İçin Ne Diyor?

Sosyal medyaya diziyi izledikten sonra bakma fırsatım oldu. Genel olarak dizi beğenilmiş ama az sayıda da olsa “Bu kadar zaman üzerinde çalışılıp ortaya bu işi mi koydunuz?” minvalinde yakınmalar da okudum. Dizinin müziklerini benim gibi beğenenler de var, Çukur’a benzetip yerenler de… Uğur Yücel’in oyunculuğunun daha önce bu kadar olumsuz eleştiri aldığını görmemiştim. Ancak genç kuşağın Rüya-Yusuf ve Mercan-Salih ikililerinin performanslarını beğendiğini söyleyeyim.

Kimler Bunu İzlemeli?

Dizinin muhteşem bir aksiyon trafiği olduğunu söyleyemem ama aksiyon kısmı da önümüzdeki bölümlerde ağırlık kazanacaktır. Bu sebeple dram yanında aksiyon sevenlerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Açıkçası dizinin içinde yok yok. Dram, komedi, aksiyon, ağa, aile içi çatışma, terör örgütü, güzel kızlar ve benim kadar olmasa da yakışıklı erkekler… İçinde olmayan tek şey o vıcık vıcık romantik komedi unsurları. O da lütfen eksik kalsın zaten.

Ben Beğendim Çünkü…

Şu an televizyonda buna benzer bir iş yok. Oyunculuk konusunda bu kadar düzgün bir kadro yok. Hikayenin yolu açık, her yöne gidebilecek sürprizlere gebe bir iş. Yaz sıcağında izlemek zorunda olmak dışında dizide düzeltilemeyecek bir sıkıntı yok. Belki insanları lahana gibi kat kat giydirmekten vazgeçerlerse daha izlenebilir bir dizi haline gelebilir. Dizinin şu an için bir rakibi yok ama yeni sezonda karşısında çok güçlü iki rakibi dönecek. O dönemi nasıl atlatır şimdiden söylemek güç olsa da umarım verilen emeklerin karşılığı alınır. Tüm ekibin emeklerine sağlık.

Bora Yıldırım

1986 yılında İstanbul'da doğdum. 2008 yılından beri Bodrum'da yaşıyorum. Gezmeyi ve kitap okumayı severim. Çok konuşur, çok gülerim. Vakit buldukça yazarlığa kabul edilme sebebim olan yerli dizileri izlemeye çalışıyorum. Yabancı dizileri izledikçe yerli dizilerin geldiği noktaya üzülsem de bir gün eskisi gibi tadı ağızda kalan dizilerin televizyonlarda daha çok yer bulacağına inanıyorum.

Önceki Yazı

Victoria’nın 3. Sezonu Hakkında

Sonraki Yazı

Efsane Dizi ALF Yeniden Yapılıyor